Mesih de, gözde melekler de Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim O'na kulluktan çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, hepsini huzuruna toplayacaktır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Mesih de, gözde melekler de Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim O'na kulluktan çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, hepsini huzuruna toplayacaktır
Elmalılı Hamdi Yazır
Hiçbir zaman Mesih de Allah'ın bir kulu olmaktan çekinmez, Allah'a yakın melekler de. Kim O'na kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa bilsin ki O, onların hepsini huzuruna toplayacaktır.
Yaşar Nuri Öztürk
Ne Mesih Allah'ın bir kulu olmaktan çekinir ne de Allah'a yakınlaştırılmış melekler. Allah'a kulluk ve ibadetten çekinerek kibre saplanan bilsin ki, Allah onların tümünü huzurunda haşredecekir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Ne Mesih, Allah'a kul olmaktan çekinir, ne de (Allah'a) yaklaştırılmış melekler. Kim O'na kulluktan çekinir ve büyüklük taslarsa bilsin ki O, onların hepsini kendi huzuruna toplayacaktır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.2%
İngilizce
Never would the Messiah disdain to be a servant of Allah, nor would the angels near [to Him]. And whoever disdains His worship and is arrogant - He will gather them to Himself all together
Fransızca
Jamais le Messie ne trouve indigne d'être un serviteur d'Allah, ni les Anges rapprochés [de Lui]. Et ceux qui trouvent indigne de L'adorer et s'enflent d'orgueil... Il les rassemblera tous vers Lui
İspanyolca
Ni el Mesías ni los ángeles allegados menosprecian ser siervos de Dios. Quien desdeñe adorar a Dios y se comporte con soberbia, sepa que todos serán resucitados y congregados ante Él [para ser juzgados por sus actitudes]
Rusça
Ни Мессия, ни приближенные ангелы никогда не посчитают для себя унизительным быть рабами Аллаха. А тех, кто посчитает для себя унизительным поклоняться Ему и проявит высокомерие, Он соберет к Себе вместе
Endonezce
Al-Masīh sama sekali tidak enggan menjadi hamba Allah, dan begitu pula para malaikat yang terdekat (kepada Allah).250) Dan barang siapa enggan menyembah-Nya dan menyombongkan diri, maka Allah akan mengumpulkan mereka semua kepada-Nya
Bengalce
মসীহ আল্লাহর বান্দা হবেন, তাতে তার কোন লজ্জাবোধ নেই এবং ঘনিষ্ঠ ফেরেশতাদেরও না। বস্তুতঃ যারা আল্লাহর দাসত্বে লজ্জাবোধ করবে এবং অহংকার করবে, তিনি তাদের সবাইকে নিজের কাছে সমবেত করবেন।
Meryemoğlu İsa, Allah'a kul olmaktan çekinmez. Aynı zamanda Allah'ın kendisine yakınlaştırdığı ve makamlarını yükselttiği melekler de O'na kul olmaktan çekinmezler. Siz, ey Hristiyanlar! İsa -aleyhisselam-'ı nasıl ilah edinirsiniz? Müşrikler nasıl melekleri ilah edinirler? Kim Allah'a ibadet etmekten ve kul olmaktan çekinip, büyüklenirse, şüphesiz Allah, kıyamet gününde herkesi huzuruna haşredip toplayacaktır. Herkesi hak ettiğine göre cezalandırıp mükâfatlandıracaktır.
172- Mesih de mukarreb melekler de Allah’a kul olmaktan asla yüksünmezler. Kim O’na kulluktan yüksünür ve kibirlenirse (bilsin ki) Allah onların hepsini huzuruna toplayacaktır. 173- İman edip de sâlih ameller işleyenlere gelince O; onlara mükâfatlarını eksiksiz ödeyecek, hem de lütfundan onlara fazlasını verecektir. (Kendisine ibadetten) yüksünenlere ve büyüklük taslayanlara gelince onları pek acıklı bir azapla cezalandıracak ve onlar kendileri için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulamayacaklardır.
172. “Mesih de mukarreb melekler de Allah’a kul olmaktan asla yüksünmezler.” Yüce Allah hıristiyanların İsa aleyhisselam hakkında aşırılıklarını söz konusu edip onun Allah’ın kulu ve elçi olduğunu zikrettikten sonra burada da Mesih’in, Rabbine ibadet etmekten yüksünüp yüz çevirmeyeceğini, aynı şekilde “mukarreb melekler”in de böyle olduklarını söz konusu etmektedir. Allah onları ibadetten yüz çevirmekten tenzih ettiğine göre Allah’a karşı büyüklenmekten münezzeh olmaları öncelikle söz konusudur. Zira bir şeyin nefyedilmesi, onun zıddının isbat edilmesi demektir. O halde İsa da mukarreb melekler de Rablerine ibadeti şeref bilmişler, O’na ibadeti sevmişler ve hallerine uygun olarak da bu yolda gayret etmişlerdir. Bu sebeple de onlar, büyük bir şerefe ve büyük bir felâha nail olmuşlardır. Onlar Yüce Allah’ın rububiyeti ve uluhiyeti önünde kul olmaktan asla yüksünmezler. Aksine kulluğa her şeyden daha çok muhtaç olduklarını bilir ve bunu ikrar ederler. İsa aleyhisselam’ın yahut ondan başka herhangi bir kimsenin, Allah’ın onu yerleştirmiş olduğu makamından daha yukarıya çıkartılmasının yahut da o kimsenin kendisini Allah’a ibadetten daha yüksek bir konumda görmesinin bir kemal olduğu asla zannedilmesin. Aksine böyle bir tutum bizatihi eksiklik ve kusurdur. Yerilmeyi ve cezalandırılmayı gerekli kılan bir suçtur. Bu sebeple Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kim O’na kulluktan yüksünür ve kibirlenirse (bilsin ki) Allah onların hepsini huzuruna toplayacaktır.” Yani hem O’na kulluk etmekten geri duranları ve büyüklük taslayanları hem de mü’min kullarını olmak üzere herkresi bir araya toplayacaktır. Aralarında adil bir şekilde hükmedecek ve haklı ile haksızı tespit edecek şekilde amellerinin karşılığını verecektir. Daha sonra Yüce Allah onlar hakkındaki bu hükmünü genişçe açıklayarak şöyle buyurmaktadır:
173. “İman edip de salih ameller işleyenlere gelince” yani emrolundukları şekilde iman etmekle beraber, gerek Allah’ın hakları gerekse de kullarının hakları içerisinde farz ve müstehap olan türden sâlih amelleri işleyenler “O, onlara mükâfatlarını eksiksiz ödeyecek”, yani Yüce Allah amellere karşılık olarak tespit etmiş olduğu ecir ve mükâfatı herkese -iman ve ameline uygun olarak- verecektir “hem de lütfundan onlara fazlasını verecektir.” Amelleri ile elde edemeyecekleri ve filleri ile ulaşmaları söz konusu olmayan, kalplerinden de hatırlarından da geçirmedikleri mükâfatları da onlara fazladan ihsan edecektir. Bunun kapsamına ise cennetteki her türlü yiyecek, içecek, zevceler, güzel manzaralar, sevindirici hususlar, kalbi ve ruhi nimetlerle bedeni nimetler girdiği gibi Yüce Allah’ın iman ve salih amele bağlı olarak ihsan edeceğini belirttiği dini ve dünyevi bütün hayırlar da dahildir. “(Kendisine ibadetten) yüksünenlere ve büyüklük taslayanlara gelince onları” Yüce Allah’a ibadet etmeyerek bunu büyüklüklerine sığdıramayanları “pek acıklı bir azapla cezalandıracak” bu ceza, Allah’ın gazabı ve kalplere kadar işleyen alevli ateşidir. “ve onlar kendileri için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulamayacaklardır.” Yani yaratılmışlar arasında kendilerini dost bilecek hiçbir kimse bulamayacaklar ki arzuladıklarını elde edebilsinler. Yine Allah’tan başka kendilerine yardım edecek ve korktuklarını kendilerinden uzaklaştırıp defedebilecek hiçbir kimse de bulamayacaklardır. Tam aksine merhametlilerin en merhametlisi dahi onları terk edecek ve onları azapları içerisinde ebedi olarak bırakacaktır. Yüce Allah’ın verdiği bir hükmü reddedebilecek hiçbir kimse olmadığı gibi O’nun kazasını değiştirebilecek hiçbir güç de yoktur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müşrikler, “melekler Allah’ın kızlarıdır” diyorlar (Nahl 16/57), hıristiyanlar da Îsâ Mesîh’in Allah’ın oğlu olduğunu ileri sürüyorlardı. Bu iki iddianın reddinde kullanılan delil, meleklerin ve Îsâ’nın davranışlarından hareket eden vâkıa delilidir; çünkü gerçekte olan, fiilen gerçekleşen şey, gerek meleklerin ve gerekse Hz. Îsâ’nın Allah’a kulluk ve ibadet ettikleridir. Melekler bunun için var edilmişlerdir, Hz. Îsâ’nın Allah’a kulluk ve ibadetle ömrünü geçirdiği ise yalnızca Kur’an’ın nakli ile değil, İncil’deki açıklamalarıyla da sabittir (meselâ bk. Matta, 4/8-10). Allah ibadet eden değil, kendisine ibadet edilendir; melekler ve Hz. Îsâ da Allah’a ibadet ettiklerine göre bunların ne tanrı ne de O’nun oğlu veya kızı olmaları mümkündür.
Allah’a ibadetten geri duranlar ikiye ayrılır; bir kısmı bilgisizlik, tembellik, imkânsızlık gibi sebeplerle ibadet edemeyenler, diğerleri ise bildikleri ve imkân buldukları halde büyüklendikleri, Allah’a kulluğu içlerine sindiremedikleri için ibadetten geri duranlar. Birinci gruba girenler, ya iyilikleri kötülüklerine, sevapları ibadet eksiklerine ve günahlarına galip geldiği için veya Allah’ın lutfu ile affedilebilirler. İkinci gruba girenler ise –kendileri bunu istemedikleri halde– zorla Allah’ın huzuruna getirilecekler, elleri kelepçeli sanık ve tutukluların mahkeme huzuruna celbedildikleri gibi Allah’ın huzuruna çıkarılınca âcizliklerini anlayacaklar, büyüklenmelerinin anlamsızlığı ortaya çıkacaktır. Ceza ve mükâfat konusundaki ilâhî kural ise şudur: Birinci kısım olarak tanımlanan kusurlular affedilmedikleri takdirde yalnızca günahları kadar ve ağır olmayan bir ceza göreceklerdir; bunlar için, Allah izin verdiği takdirde, şefaat kapısı da açık olacaktır. İkinci gruba girenlerin cezası –günahları ölçüsünde– ağır ve şiddetli olacak, ayrıca Allah’tan başka ne bir dost ne de yardımcı bulabileceklerdir. Sığınabilecekleri yegâne merci olarak, sadece Allah kalacak, ancak dünya hayatında O’na karşı büyüklendikleri ve kendisine kul olmayı reddettikleri için O’ndan yardım beklemeye de yüzleri olmayacaktır. Dünyada Allah’a kulluktan geri durmayan, ömrünü Allah’a kulluk, ibadet ve güzel işler, iyi davranışlarla geçiren müminlere gelince Allah, onlara ibadetlerinin ve güzel davranışlarının karşılığını verdikten sonra lutfundan bir de fazlasını ihsan edecek, onları hak ettiklerinin üstünde ödüllendirecektir. Cezada denge adalet gereği olup bunun bozulması haksızlıktır. Hak edilenin üstünde ödüllendirme ise adalete aykırı olmayıp ödüllendirenin lutuf, cömertlik ve kereminin eseridir.
Meryemoğlu İsa, Allah'a kul olmaktan çekinmez. Aynı zamanda Allah'ın kendisine yakınlaştırdığı ve makamlarını yükselttiği melekler de O'na kul olmaktan çekinmezler. Siz, ey Hristiyanlar! İsa -aleyhisselam-'ı nasıl ilah edinirsiniz? Müşrikler nasıl melekleri ilah edinirler? Kim Allah'a ibadet etmekten ve kul olmaktan çekinip, büyüklenirse, şüphesiz Allah, kıyamet gününde herkesi huzuruna haşredip toplayacaktır. Herkesi hak ettiğine göre cezalandırıp mükâfatlandıracaktır.