Namazı kıldıktan başka, Allah'ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın. Emniyete kavuştuğunuzda, namazı gereğince kılın. Namaz şüphesiz, inananlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Namazı kıldıktan başka, Allah'ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın. Emniyete kavuştuğunuzda, namazı gereğince kılın. Namaz şüphesiz, inananlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah'ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Namazı/duayı tamamlayınca, artık Allah'ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Sükûnet bulduğunuzda, namazı/duayı tam bir biçimde yerine getirin. Namaz/dua, müminler üzerine vakti belirlenmiş bir farz olmuştur.
Süleyman Ateş
Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerinde (uzanarak) Allah'ı anın; güvene kavuştunuz mu namazı (tam) kılın. Çünkü namaz, mü'minlere vakitli olarak farz kılınmıştır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.5%
İngilizce
And when you have completed the prayer, remember Allah standing, sitting, or [lying] on your sides. But when you become secure, re-establish [regular] prayer. Indeed, prayer has been decreed upon the believers a decree of specified times
Fransızca
Quand vous avez accompli la Salât, invoquez le nom d'Allah, debout, assis ou couchés sur vos côtés. Puis lorsque vous êtes en sécurité, accomplissez la Salât (normalement), car la Salât demeure, pour les croyants, une prescription, à des temps déterminés
İspanyolca
Cuando hayan terminado la oración recuerden a Dios de pie, sentados o recostados. Y cuando estén fuera de peligro hagan la oración [normalmente]. La oración ha sido prescrita a los creyentes para ser realizada en horarios específicos
Rusça
Когда вы завершите намаз, то поминайте Аллаха стоя, сидя или лежа на боках. Когда же вы окажетесь в безопасности, то совершайте намаз. Воистину, намаз предписан верующим в определенное время
Endonezce
Selanjutnya, apabila kamu telah menyelesaikan salat(mu), ingatlah Allah ketika kamu berdiri, pada waktu duduk dan ketika berbaring. Kemudian, apabila kamu telah merasa aman, maka laksanakanlah salat itu (sebagaimana biasa). Sungguh, salat itu adalah kewajiban yang ditentukan waktunya bagi orang-orang yang beriman
Bengalce
অতঃপর যখন তোমরা নামায সম্পন্ন কর, তখন দন্ডায়মান, উপবিষ্ট ও শায়িত অবস্থায় আল্লাহকে স্মরণ কর। অতঃপর যখন বিপদমুক্ত হয়ে যাও, তখন নামায ঠিক করে পড়। নিশ্চয় নামায মুসলমানদের উপর ফরয নির্দিষ্ট সময়ের মধ্যে।
-Ey Müminler!- Namazınızı bitirdiğiniz zaman, her durumunuzda ayakta, oturarak veya yanınız üzerine uzanmış olarak, tespih ederek, hamt ederek ve kelime-i tevhidi söyleyerek Allah’ı zikredin. Eğer korkunuz geçer ve güven içinde olursanız namazlarınızı bütün rükûları, farzları ve müstehaplarıyla beraber, emrolunduğunuz üzere tam bir şekilde eda edin. Şüphesiz namaz, belli ve sınırlı vakitlerle Müminlere farz kılınmıştır. Mazeretsiz olarak onu geciktirmek caiz değildir. Bu hüküm yerleşik hayatta böyledir. Fakat yolculukta namazlarınızı cem edebilirsiniz ve kısaltabilirsiniz.
103- Namazı bitirdiğiniz zaman da ayakta iken, otururken ve yanlarınız üzere iken Allah’ı anın. Tam bir huzur ve güvene kavuşunca da artık namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz mü’minler üzerine vakitleri belli bir farzdır.
103. Yani siz korku namazı olsun, diğer namazlar olsun namazlarınızı bitirdikten sonra bütün hal ve durumlarınızda Allah’ı anın. Özellikle korku namazının söz konusu edilmesinin bir takım incelikleri vardır: 1. Kalbin salahı, felahı ve mutluluğu, muhabbet ile Yüce Allah’a yönelmesine ve Allah’ın zikri ve hamdi ile dolup taşmasına bağlıdır. Bu maksadı gerçekleştiren en büyük araç ise namazdır. Zira namaz, gerçekte kul ile Rab arasında bir bağdır. 2. Namazda imanın bir takım hakikatleri ve yakinin marifetleri vardır. Bunlar ise Yüce Allah’ın her gün ve gecede bu namazı kullarına farz kılmasını gerektirmiştir. Bilindiği gibi korku namazında kul, kalbin ve bedenin meşgul olması sebebi ile ve korkudan dolayı o güzel maksatları gerçekleştiremeyebilir. O bakımdan Yüce Allah korku namazından sonra bu eksiklikleri Allah’ı anarak telafi etmeyi emretmektedir. 3. Korku, kalbin tedirgin olmasını ve endişeye kapılmasını gerektirir. Bu ise kalbin zayıflaması ihtimalini beraberinde getirir. Kalp zayıflayacak olursa bedende de düşmana karşı direnme gücü zayıflar. Yüce Allah’ı zikredip çokça anmak ise kalbi güçlendirip pekiştiren en büyük yollardandır. 4. Sabır ve sebat ile beraber Yüce Allah’ın anılması, felâhın ve düşmanlara karşı zafer kazanmanın en önemli sebepleri arasında yer alır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler! Bir topluluk ile karşılaşırsanız sebat edin ve Allahı çokça anın ki felah bulasınız.”(el-Enfal, 8/45) Bu buyrukta da Yüce Allah böyle bir halde Allah’ı çokça anmayı emretmektedir. Bunun benzeri başka hikmetleri de vardır. Yüce Allah’ın:“Tam bir huzur ve güvene kavuşunca da namazı dosdoğru kılın.” Yani korkudan yana emin olup kalpleriniz ve bedenleriniz huzur buldu mu, zahir ve batın itibari ile namazınızı en mükemmel şekli ile rükünleri, şartları, huşu ve sair tamamlayıcı unsurları ile tastamam kılın. “Çünkü namaz mü’minler üzerine vakitleri belli bir farzdır.” Yani belli vakitlerde kılınması farz kılınmıştır. Bu da namazın farz oluşuna, belli vakitlerinin bulunduğuna ve bu vakitlerde olmaksızın geçerli olmayacağına delildir. Bunlar ise küçüğü ile büyüğü ile bilginleri ile cahilleri ile bütün müslümanların bildiği malum vakitlerdir. Onlar bunu peygamberleri Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den öğrenmişlerdir ki o şöyle buyurmuştur:“Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz siz de öylece namaz kılın.” Yüce Allah’ın: “Mü’minler üzerine” buyruğu, namazın imanın ölçüsü olduğuna, kişinin imanına göre namazının da tam ve kemal derecesine erişeceğine delildir. Aynı zamanda bu, kâfirlerin -her ne kadar zimmet ehli gibi müslümanların hükümlerine uymakla yükümlü iseler de- namaz gibi dinin fer’î hükümleri ile muhatap olmadıklarına ve namaz kılmalarının emredilmediğine delildir. Hatta küfür üzere kaldıkları sürece namazlarının geçerli olmadığını da göstermektedir. Her ne kadar ahirette namaz kılmadıkları ya da diğer ahkâmı uygalamadıkları için cezalandırılmaları söz konusu olsa da bu böyledir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Namazı bitirince...” şeklinde tercüme edilen kısım çoğunluğun anlayışına uygun bir tercüme olup buna göre mâna şöyledir: Allah’ı anmak, Allah ile beraberlik şuurunu yaşamak namaz haline mahsus değildir. Mümin her durumda O’nu anmalı, gönlünde ve şuurunda O’nunla beraber olmalıdır. “Korku namazının imam arkasında rükûlu ve secdeli kılınması şart değildir, imkânın elverdiği ölçüde kılınır” diyenlere göre bu kısmın çevirisi “Namazı kılmak istediğinizde...” şeklinde olup bu da, “Korku namazı ayakta, oturarak ve yatarak kılınabilir” anlamına gelmektedir. Kıyas yoluyla hastalık vb. mazeretlerde de namazın böyle kılınabileceği sonucuna varılmıştır.
Savaş halinde korku namazıyla ilgili görüş farkı bakımından âyetin ikinci kısmı da iki şekilde anlaşılmıştır: a) Fiilen savaş halinde namaz kılınmaz, savaş bitip de güven ve huzur hali avdet edince namazınızı kılın. b) Korku (tehlike) halinde olsun, fiilen savaş durumunda olsun kılınan korku namazı ve verilen ruhsatlar bu hallere mahsustur. Korku geçince, savaş sona erince ruhsatlar da biter, namaz normal hallerdeki şartlarına uygun ve tam olarak kılınır.
-Ey Müminler!- Namazınızı bitirdiğiniz zaman, her durumunuzda ayakta, oturarak veya yanınız üzerine uzanmış olarak, tespih ederek, hamt ederek ve kelime-i tevhidi söyleyerek Allah’ı zikredin. Eğer korkunuz geçer ve güven içinde olursanız namazlarınızı bütün rükûları, farzları ve müstehaplarıyla beraber, emrolunduğunuz üzere tam bir şekilde eda edin. Şüphesiz namaz, belli ve sınırlı vakitlerle Müminlere farz kılınmıştır. Mazeretsiz olarak onu geciktirmek caiz değildir. Bu hüküm yerleşik hayatta böyledir. Fakat yolculukta namazlarınızı cem edebilirsiniz ve kısaltabilirsiniz.