Önceki ayet· 39:62Sonraki ayet· 39:64

Zümer Suresi 63. Ayet· 39:63

↗ Zümer suresi
Mekki
لَّهُۥ مَقَالِيدُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
Göklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkar edenler, işte onlar hüsrandadırlar
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Göklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkar edenler, işte onlar hüsrandadırlar
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Bütün göklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Allah'ın âyetlerini inkâr edenlere gelince, işte onlar, kendilerine yazık edenlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Göklerin ve yerin kilitleri/anahtarları O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkâr edenler, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Süleyman Ateş
Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkar edenler, işte ziyana uğrayacaklar onlardır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
To Him belong the keys of the heavens and the earth. And they who disbelieve in the verses of Allah - it is those who are the losers
Fransızca
Il détient les clefs des cieux et de la terre; et ceux qui ne croient pas aux versets d'Allah, ce sont ceux-là les perdants
İspanyolca
A Él pertenecen las llaves de los cielos y de la Tierra. Quienes no crean en los signos de Dios serán los perdedores
Rusça
Ему принадлежат ключи небес и земли. А те, которые не веруют в знамения Аллаха, являются потерпевшими убыток
Endonezce
Milik-Nyalah kunci-kunci (perbendaharaan) langit dan bumi. Dan orang-orang yang kafir terhadap ayat-ayat Allah, mereka itulah orang yang rugi
Bengalce
আসমান ও যমীনের চাবি তাঁরই নিকট। যারা আল্লাহর আয়াতসমূহকে অস্বীকার করে, তারাই ক্ষতিগ্রস্ত।
Çince
天地的钥匙,只是他的;不信安拉的迹象者,才是亏折的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Göklerdeki ve yerdeki hayrın hazinelerinin anahtarları yalnızca O'na aittir. Dilediğine bahşeder ve dilediğini de ondan men eder. Allah'ın ayetlerini inkâr edenler dünya hayatlarında imandan mahrum bırakıldıkları ve ahirette ise cehenneme girip orada ebedî kalacaklarından dolayı hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
62- Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve O, her şeye vekildir. 63- Göklerin ve yerin anahtarları yalnız O’nundur. Allah’ın âyetlerini inkâr edenlere gelince onlar, zarara uğrayanların ta kendileridir. 62. Yüce Allah, kendisini inkâr eden kâfirlerin hüsranlarını gerektiren azamet ve kemalini haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Allah her şeyin yaratıcısıdır.” Bu ve Kur’ân-ı Kerîm’deki buna benzer pek çok ifade, Yüce Allah dışındaki her şeyin yaratılmış olduğunun delilidir. Bu buyruklar, yerin ve semanın kadîm olduğunu söyleyen birtakım filozoflar ile ruhların kadim olduğunu söyleyenlerin ve buna benzer yaratıcının yaratmasını iptal manası ihtiva eden batıl iddialarda bulunarak birtakım yaratıkların kadîm olduğunu ileri sürenlerin görüşlerini reddetmektedir. Allah’ın kelamı da yaratılmış şeylerden değildir. Çünkü kelâm, konuşanın bir sıfatıdır. Yüce Allah ise isim ve sıfatları ile evveldir/ilktir; kendisinden önce hiçbir şey yoktur. İşte Mutezile ve benzerleri Allah’ın kelâmının yaratılmış olduğunu bu âyet-i kerimeden çıkardıklarını söylerler. Halbuki böyle bir iddia, cahilliğin en ileri derecesidir. Çünkü Yüce Allah, ezelden beri isim ve sıfatlarına sahiptir. O’nun herhangi bir sıfatı sonradan meydana gelmiş (hadis) değildir. Bu sıfatlara sahip olmadığı herhangi bir vakit de söz konusu değildir. Bu buyrukta buna delil olan husus şudur: Yüce Allah, kendi Kerim zatı hakkında, ulvi ve süfli âlemi bütünü ile kendisinin yaratmış olduğunu ve kendisinin her şeye vekil olduğunu haber vermektedir. Vekilin, üzerinde vekil olduğu şeyleri tam anlamı ile bilmesi ve O’nun her türlü tafsilatı ile ilgili hususları kuşatması, eksiksiz bir vekillik için şarttır. Aynı şekilde vekil olduğu şey üzerinde de tam bir kudrete sahip olmalıdır ki onda tasarruf edebilme imkânını bulsun. Yine üzerinde vekil olduğu şeyi koruyabilmelidir de. Aynı şekilde tasarruf şekillerini tam anlamı ile bilmesi ve bütün bu tasarruflarında hikmetli olması da gerekir ki en uygun şekilde tasarrufta bulunsun ve onların işlerini idare etsin. Bütün bunlar olmaksızın tam bir vekillik söz konusu olamaz. Bunlardan ne kadarı eksik olursa, bu da vekillikte o kadar eksiklik var demektir. Açıkça bilinen gerçek şudur ki; Yüce Allah, bütün sıfatlarında herhangi bir eksiklikten münezzehtir. Kendisinin her şeye vekil olduğunu haber vermesi de bilgisinin her şeyi kuşattığını, kudretinin -bütün yaratıkları idaresi yönünde- kemal derecesinde olduğunu, tedbirinin de hikmetinin de kemal derecesinde olduğunu göstermektedir ki O, bu hikmeti gereğince her bir şeyi yerli yerince koyar. 63. “Göklerin ve yerin” bilgisinin ve idaresinin “anahtarları yalnız O’nundur.”“Allah'ın insanlara göndereceği herhangi bir rahmeti engelleyebilecek yoktur, O’nun engellediğini de salıverecek yoktur. O, Azîzdir, Hakîmdir.”(Fâtır, 35/2) Yüce Allah, kalpleri kendisine karşı tazim ile doldurmayı gerektirecek şekilde azametini açıkladıktan sonra, meseleyi tersyüz ederek Yüce Allah’ı hakkıyla takdir edemeyenlerin halini de dile getirip şöyle buyurmaktadır:“Allah’ın” kesin hakkı ve dosdoğru yolu gösteren “âyetlerini inkâr edenlere gelince onlar, zarara uğrayanların ta kendileridir.” Çünkü onlar, kalplerin kendileri ile salâh bulacağı Allah’ın ulûhiyetini kabul edip yalnız O’na ihlâsla yönelmeyi; dillerin kendisi ile salâh bulacağı Allah’ı zikirle meşgul olmayı, azaların kendileri ile salâh bulacağı Allah’a itaati yitirmiş, bunun yerine kalpleri ve bedenleri bozan her bir şeye yönelmiş, nimet dolu cennetleri yitirip onun yerine can yakıcı azabı tercih etmiş kimselerdir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Vekil kelimesi, “birinin adına onun işlerini yöneten, bu hususta kendisine güvenilen” demektir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “vkl” md.). Kelime Allah için kullanıldığında yerine göre, “Kulun kendisine dayanıp güvendiği, umduklarına ulaşıp korktuklarından emin olabilmesi için yardımına bel bağladığı üstün güç” veya –burada olduğu gibi– “varlıkları kendi tekelinde bulunduran, onları ortaksız ve rakipsiz olarak yöneten, koruyup gözeten” (Râzî, XXVII, 11) şeklinde kısmen iki farklı anlama gelir. “Anahtarlar” diye çevirdiğimiz 63. âyetin metnindeki mekālîd kelimesine “hazineler” anlamı da verilmiştir. Her iki durumda da âyet, Allah Teâlâ’nın evren üzerindeki mutlak hükümranlığını, yönetim ve gözetimini, sınırsız bilgisini ifade eder. Sonuçta bu iki âyette bütün varlıklar üzerinde en yüksek seviyede hâkimiyet ve yönetimin Allah’ a ait olduğu kesin bir dille ve özlü bir ifadeyle ortaya konmuştur. Râzî’ye göre 63. âyette geçen “Allah’ın âyetleri” ile bilhassa burada değinilen ilâhî hakikatler kastedilmiş, bu hakikatleri inkâr edenlerin hüsrana uğrayacakları bildirilmiştir (XXVII, 12).
Zümer Suresi 63. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Göklerdeki ve yerdeki hayrın hazinelerinin anahtarları yalnızca O'na aittir. Dilediğine bahşeder ve dilediğini de ondan men eder. Allah'ın ayetlerini inkâr edenler dünya hayatlarında imandan mahrum bırakıldıkları ve ahirette ise cehenneme girip orada ebedî kalacaklarından dolayı hüsrana uğrayanların ta kendileridir.