Önceki ayet· 39:50Sonraki ayet· 39:52

Zümer Suresi 51. Ayet· 39:51

↗ Zümer suresi
Mekki
فَأَصَابَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْۚ وَٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡ هَـٰٓؤُلَآءِ سَيُصِيبُهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْ وَمَا هُم بِمُعۡجِزِينَ
Bunun için, işledikleri kötülükler başlarına geldi. Bunlar içinde zulmedenlerin de kazandıkları kötülükler başlarına gelecektir. Bu hususta Allah'ı aciz bırakamazlar
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Bunun için, işledikleri kötülükler başlarına geldi. Bunlar içinde zulmedenlerin de kazandıkları kötülükler başlarına gelecektir. Bu hususta Allah'ı aciz bırakamazlar
Elmalılı Hamdi Yazır
Neticede kazandıklarının kötülükleri, başlarına geçti. Şunlardan o zulmedenlerin de kazandıkları kötülükleri başlarına geçecektir. Onlar da bunu atlatacak değillerdir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sonunda, kazanmış olduklarının çirkinlikleri yakalarına yapışmıştı. Şunların zulmedenlerine de kazandıklarının kötülükleri gelip çatacaktır. Ve onlar kimseyi âciz de bırakamayacaklar/onlar bunu etkisiz de bırakamazlar.
Süleyman Ateş
Kazandıklarının kötülükleri, sonunda başlarına geldi. Bunlardan zulmedenlere de yaptıklarının kötülükleri erişecektir. Onlar, buna engel olacak değillerdir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.2%
İngilizce
And the evil consequences of what they earned struck them. And those who have wronged of these [people] will be afflicted by the evil consequences of what they earned; and they will not cause failure
Fransızca
Ils furent donc atteints par les mauvaises conséquences de leurs acquis. Ceux de ces gens [les Mecquois] qui auront commis l'injustice seront atteints par les mauvaises conséquences de leurs acquis et ils ne pourront s'opposer à la puissance [d'Allah]
İspanyolca
Los azotó el castigo por lo que cometieron; los opresores serán castigados por sus malas obras, y no lo podrán evitar
Rusça
Их поразили злые деяния, которые они приобрели. Тех, которые поступали несправедливо, из этих также поразят злые деяния, которые они приобрели, и им не удастся спастись
Endonezce
Lalu mereka ditimpa (bencana) dari akibat buruk apa yang mereka perbuat. Dan orang-orang yang zalim di antara mereka juga akan ditimpa (bencana) dari akibat buruk apa yang mereka kerjakan dan mereka tidak dapat melepaskan diri
Bengalce
তাদের দুস্কর্ম তাদেরকে বিপদে ফেলেছে, এদের মধ্যেও যারা পাপী, তাদেরকেও অতি সত্ত্বর তাদের দুস্কর্ম বিপদে ফেলবে। তারা তা প্রতিহত করতে সক্ষম হবে না।
Çince
故他们已遭受自己所干的罪恶的果报。这些人中不义的人们,将遭受自己所干的罪恶的果报,他们绝不能逃避天谴。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlara şirk ve günahlardan kazandıkları kötülüklerin karşılığı isabet etti. İşte bunlardan kendi nefislerine şirk ve günahlarla zulmedenlere de geçmiştekiler gibi yapmış oldukları kötülüklerin karşılığı isabet edecektir. Allah'ın azabından kurtulamayacaklar ve O'na karşı galip gelemeyeceklerdir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
49- İnsanın başına herhangi bir sıkıntı geldiğinde bize yalvarır. Sonra biz ona tarafımızdan bir nimet lütfettiğimizde:“Bu, bana ancak bir bilgiye göre verilmiştir” der. Bilakis o, bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler. 50- Onlardan öncekiler de öyle demişlerdi. Ama onların kazandıkları şeyler, kendilerine bir fayda sağlamadı. 51- Sonunda kazandıkları kötülükler(in cezası) başlarına gelip çattı. Bunlardan zulmedenlerin başına da kazandıkları kötülükler, yakında gelip çatacak ve onlar kaçıp kurtulamayacaklardır. 52- Bilmezler mi ki Allah, rızkı dilediğine bol verir (dilediğine de) kısar. Şüphesiz bunda iman eden bir toplum için ibretler vardır. 49. Yüce Allah, insanın durumunu ve tabiatını bize haber vermektedir: Ona hastalık, sıkıntı veya darlık gibi bir zarar dokunduğunda “bize” başına gelen bu musibetin giderilmesi hususunda ısrarla “yalvarır.”“Sonra biz ona tarafımızdan bir nimet lütfettiğimizde” darlığını giderip sıkıntısını ortadan kaldıracak olursak, tekrar Rabbini inkâra döner, Rabbinin iyiliklerini inkâr edip bilmezlikten gelir ve:“Bu bana ancak bir bilgiye göre verilmiştir, der.” Yani Allah, benim bu işe layık olduğumu, benim bunu hak ettiğimi bilmektedir; çünkü ben Allah nezdinde değerli bir kişiyim. Ya da ben bu nimeti elde etme yollarını bildiğim için bunlar bana verilmiştir, der. Yüce Allah da buna karşılık:“Bilakis o, bir imtihandır” buyurmaktadır. Yani Yüce Allah, kendisine kimin şükrettiğini, kimin de nankörlük ettiğini ortaya çıkarmak için bununla kullarını sınar. “Fakat onların çoğu bilmezler.” Bundan dolayı onlar bu imtihanı bir bağış ve ihsan olarak değerlendirirler. Böylelikle katıksız hayır olan bir şey ile hayra ya da şerre sebep olabilen bir şeyi birbirine karıştırırlar. 50. “Onlardan öncekiler de öyle demişlerdi” onların söyledikleri: “Bu bana ancak bir bilgiye göre verilmiştir” sözünü söylemişlerdi. Bu sözleri, inkarcılar birbirlerinden miras olarak alagelmektedirler. Rablerinin, nimetini ikrar ve itiraf etmezler, bu konuda Rablerinin, üzerlerinde herhangi bir hakkı olduğunu da kabul etmezler. Helâk edilecekleri vakte kadar onların alışkanlıkları ve âdetleri hep budur. “Ama” azap kendilerine geldiği vakit “onların kazandıkları şeyler kendilerine bir fayda sağlamadı.” 51. “Sonunda kazandıkları kötülükler(in cezası) başlarına gelip çattı.” Burada “kötülükler”den kasıt, onların uğratıldıkları cezalardır. Çünkü bu cezalar, insana kötülük gibidir ve onu üzer. “Bunlardan zulmedenlerin başına da kazandıkları kötülükler, yakında gelip çatacak.” Çünkü bunlar, öncekilerden daha hayırlı değildirler. Yine bunlara önceki kitaplarda kötülüklerine rağmen azaptan kurtulacaklarına dair bir beraat da yazılmış değildir. 52. Onlar; mala aldandıkları ve cahilliklerinden dolayı bu mala sahip oluşun, o mal sahibinin halinin güzelliğine delil olduğunu iddia ettiklerinden dolayı Yüce Allah, vermiş olduğu rızkın, bu iddialarının delili olamayacağını haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Bilmezler mi ki Allah, rızkı” kulları arasından ister salih olsun, ister olmasın “dilediğine bol verir (dilediğine de) kısar.” Yani ister salih olsun ister olmasın dilediği kimsenin de rızkını daraltır. Allah, bütün valıklara rızık verir, ama iman ve salih ameli insanlar arasından özel olarak iyilere ihsan eder. “Şüphesiz bunda” yani rızkın bol oluşunda ve kısılmasında “iman eden bir toplum için ibretler vardır.” Çünkü onlar, bunun ilâhî hikmet ve rahmet ile ilgili olduğunu bilirler; Allah’ın, kullarının durumunu çok iyi bildiğine inanırlar. O, kimi zaman bir lütuf olmak üzere onlaırn rızıklarını daraltabilir, çünkü geniş bol verecek olursa yeryüzünde azgınlık edebilirler. Yüce Allah, bu hususta onların mutluluk ve kurtuluşlarının kaynağını oluşturan dinlerinin salâhına göre bunu yapmış olur. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kötülüğü Allah’a nisbet ederken nimeti, iyiliği kendinden bilme tarzındaki yanlış telakki eleştirilmekte; gerek eski inkârcı toplulukların gerekse 51. âyette “bunlar” şeklinde kendilerine işaret edilen putperest Araplar’ın bu telakkiye göre davrandıkları; sonuçta öncekiler gibi bunların da kendi kazanımları olan kötülüklerinin cezasını çekecekleri açıklanmaktadır. 52. âyette rızık örneğinden hareketle bolluğun da sıkıntının da Allah’ın irade ve takdirine bağlı olduğu ortaya konmuştur. Kötülüğün Allah’tan geldiğini kabul ederken iyi durumları kendinden bilen, bunları kendi bilgisinin, yetenek ve deneyiminin sonucu olarak gören anlayışı Kur’an-ı Kerîm reddeder. Aslında Allah’ın izni ve iradesi olmadan evrende hiçbir olay gerçekleşmediği gibi insanlar da herhangi bir iyi veya kötü durumla karşılaşmazlar. Bu açıdan iyilik de kötülük de Allah’tandır (bk. en-Nisâ 4/78). Öte yandan insanın kendi niyet ve seçiminin etkili olduğu iyilik veya kötülükler –her üç âyette geçen deyimiyle– onun kendi kesbi (kazanımı) olup sonuçları da etkisinin derecesine göre kendisine aittir; sorumluluğu oranında kötülüğün cezasını görür, iyiliğin ödülünü alır. Bu bakımdan Kur’an-ı Kerîm’de insanlarla ilgili eylemler, iyilik veya kötülük, nimet veya sıkıntı türünden olgular, yerine göre Allah’a da insanlara da nisbet edilmiştir. 49. âyete göre nimetin verilmesi bir imtihandır; onu Allah’ın rızasına ve hükümlerine uygun olarak değerlendirenler imtihanı kazanmış, aksine hareket edenler de kaybetmiştir.
Zümer Suresi 51. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlara şirk ve günahlardan kazandıkları kötülüklerin karşılığı isabet etti. İşte bunlardan kendi nefislerine şirk ve günahlarla zulmedenlere de geçmiştekiler gibi yapmış oldukları kötülüklerin karşılığı isabet edecektir. Allah'ın azabından kurtulamayacaklar ve O'na karşı galip gelemeyeceklerdir.