Önceki ayet· 39:29Sonraki ayet· 39:31

Zümer Suresi 30. Ayet· 39:30

↗ Zümer suresi
Mekki
إِنَّكَ مَيِّتٞ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ
Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen elbette öleceksin, onlar da elbette öleceklerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Hiç kuşkusuz sen de öleceksin, onlar da ölecekler!
Süleyman Ateşen ayrışan
Sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.7%
İngilizce
Indeed, you are to die, and indeed, they are to die
Fransızca
En vérité tu mourras et ils mourront eux aussi
İspanyolca
Tú [¡oh, Mujámmad!] has de morir y ellos también han de morir [pues ningún ser creado es inmortal]
Rusça
Воистину, ты смертен, и они смертны
Endonezce
Sesungguhnya engkau (Muhammad) akan mati dan mereka akan mati (pula)
Bengalce
নিশ্চয় তোমারও মৃত্যু হবে এবং তাদেরও মৃত্যু হবে।
Çince
你确是要死的,他们也确是要死的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Resul! Şüphesiz sen öleceksin ve onlar da ölecekler bundan kaçış yok.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
27- Andolsun ki biz, bu Kur’ân’da düşünüp öğüt alsınlar diye insanlar için her türlü misali verdik. 28- Korkup sakınsınlar diye de (bu kitabı) hiçbir eğriliği olmayan, Arapça bir Kur’ân olarak (indirdik.) 29- Allah, birbirleriyle çekişip duran birkaç ortağın/efendinin sahip olduğu bir adam ile sadece bir efendiye ait olan bir başka adamı misal verir. Hiç bu ikisinin durumu eşit olur mu? Hamdolsun Allah’a! Fakat onların çoğu (bu gerçeği) bilmezler. 30- Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir. 31- Sonra da Kıyamet günü Rabbinizin huzurunda (toplanıp) muhakeme olacaksınız. 27. Yüce Allah, bu Kur’ân-ı Kerîm’de hayır ve şer ehline dair, tevhide ve şirke dair bütün misalleri verdiğini haber vermektedir ki bu misaller, eşyanın hakikatlerinin daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. Bundaki hikmete gelince bu, “düşünüp öğüt alsınlar diye”dir. Yani biz hakkı onlara açıkladığımız takdirde onu öğrenip gereğince amel etsinler diyedir. 28. “Korkup sakınsınlar diye de” Allah’tan gereği gibi korksunlar, takvalı olsunlar diye. Çünkü biz, onlar için gerek ilmî gerek amelî takvânın yollarını, bu her şeyi ile dosdoğru ve Allah’ın kendisinde her türlü misalden örnekler verdiği bu Arapça Kur’ân ile kolaylaştırmış bulunuyoruz. “Hiçbir eğriliği olmayan” bir Kitaptır bu. Yani bu Kitapta herhangi bir tutarsızlık, herhangi bir açıdan eksiklik yoktur. Ne lafızlarında ne manalarında. Bu, o Kitabın mükemmel derecede dengeli olmasını ve her şeyi ile dosdoğru olmasını ifade etmektedir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Hamd, kuluna Kitabı indiren ve onda hiçbir eğriliğe yer vermeyen Allah’adır ki O, dosdoğru bir kitaptır”(el-Kehf, 18/1-2)“Arapça bir Kur’ân olarak” özellikle Araplar için lafızları açık, manaları kolay, Arapça bir Kur’ân olarak indirilmiştir. 29. Yüce Allah, şirk ve tevhide dair bir misal vererek şöyle buyurmaktadır:“Allah birbirleriyle çekişip duran birkaç ortağın/efendinin sahip olduğu bir adam” yani bir köle “ile sadece bir efendiye ait olan bir başka adamı misal verir.” Birinci kölenin ortak efendileri pek çok olduğu gibi, herhangi bir hususta ve herhangi bir halde ittifak etmeleri söz konusu olmadığı için onun rahat etmesi mümkün değildir. Aksine onun hakkındaki isteklerinde çekişme ve anlaşmazlık içerisindedirler. Herkesin ayrı bir isteği vardır ve onun yerine getirilmesini ister. Onlardan biri, bir işi yapmasını isterken, öteki bir başkasını ister. Bu şekilde anlaşmazlık içerisinde ortakları bulunan böyle bir kimsenin hali acaba nasıl olur? Diğer taraftan ise ikinci kişinin sadece bir efendisi vardır. Ve o da efendisinin maksadını bilmektedir, bundan dolayı da tam bir rahat içerisindedir. “Hiç bu ikisinin” yani bu iki adamın “durumu eşit olur mu?” Asla olmaz. İşte müşrikin durumu da böyledir. Onun da birbirleri ile anlaşmazlık içerisinde bulunan ortakları vardır. Kimi zaman birisine dua eder, kimi zaman ötekine. Böyle bir kimsenin istikrarsız olduğu, kalbinin hiçbir noktada huzur ve sükûn bulmadığı görülür. Muvahhid ise ihlâsla Rabbine ibadet eder; sadece O’na bağlıdır. Allah onu başkasının ortaklığından kurtarmıştır. O bakımdan böyle bir kimse tam bir rahat içindedir, huzur ve sükunu da mükemmeldir. Şimdi “Hiç bu ikisinin durumu eşit olur mu?” Hakkı batıldan ayırt etmesi ve cahillere doğru yolu göstermesi dolayısı ile “Hamdolsun Allah’a! Fakat onların çoğu bilmezler.” 30. Hepiniz kaçınılmaz olarak öleceksiniz. Nitekim bir başka yerde şöyle buyurulmaktadır:“Senden önce hiçbir beşere ebedilik vermedik. Şimdi eğer sen ölürsen, onlar ebedi mi kalacaklar?”(el-Enbiyâ, 21/34) 31. “Sonra da kıyamet günü Rabbinizin huzurunda (toplanıp)” hakkında anlaşmazlık ettiğiniz hususlarda “muhakeme olacaksınız.” O da adaletli hükmü ile haklıyı haksızdan ayırt edecek ve herkese amelinin karşılığını verecektir. “Allah, onların yaptıklarını bir bir saymıştır, onlarsa O’nu unutmuşlardır.”(el-Mücâdele, 58/6)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Özellikle Mekke’nin ileri gelen Arap müşrikleri, daha çok maddî çıkarlarının ve toplumsal mevkilerinin sarsılacağı korkusuyla İslâm’ın iman esaslarına, ahlâkî ve toplumsal hayatla ilgili esaslarına karşı koymuşlardı; esasında inkârcı tavırların hepsinde bu tür psikolojik ve toplumsal sebeplerin etkisinden söz edilebilir. İşte bunun için âyetlerde peygamberinden en azılı inkârcısına kadar herkesin öleceği gerçeği hatırlatılmakta; yargılanmak üzere Allah’ın huzurunda toplandıkları zaman peygamberin de inkârcının da iddiasını ortaya koyacağı belirtilmektedir. Bu durumda her insan, Allah’ın huzurunda haksız çıkıp âhiret azabıyla cezalandırılması sonucunu doğuracak inanç ve davranışlardan kaçınmalı; bunun için de duyguları ve ihtiraslarıyla değil, aklı ve basiretiyle davranmalıdır.
Zümer Suresi 30. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Resul! Şüphesiz sen öleceksin ve onlar da ölecekler bundan kaçış yok.