Önceki ayet· 36:82Sonraki ayet· 37:1

Yâsîn Suresi 83. Ayet· 36:83

↗ Yâsîn suresi
Mekki
فَسُبۡحَٰنَ ٱلَّذِي بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءٖ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
Her şeyin hükümranlığı elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah münezzehtir
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Her şeyin hükümranlığı elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah münezzehtir
Elmalılı Hamdi Yazır
O halde her şeyin mülkü ve tasarrufu (hükümranlığı) elinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir. Siz de yalnız O'na döndürüleceksiniz.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Her şeyin kaynağı/egemenliği elinde olan o yaratıcının şanı çok yücedir! Sonunda O'na döndürüleceksiniz.
Süleyman Ateş
Yücedir O ki, her şeyin hükümranlığı O'nun elindedir ve siz O'na döndürüleceksiniz.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.7%
İngilizce
So exalted is He in whose hand is the realm of all things, and to Him you will be returned
Fransızca
Louange donc, à Celui qui détient en Sa main la royauté sur toute chose! Et c'est vers Lui que vous serez ramenés
İspanyolca
Glorificado sea Aquel en Cuya mano está la soberanía de todas las cosas, y ante Él retornarán [para ser juzgados]
Rusça
Пречист Тот, в Чьей Руке власть над всякой вещью! К Нему вы будете возвращены
Endonezce
Maka Mahasuci (Allah) yang ditangan-Nya kekuasaan atas segala sesuatu dan kepada-Nya kamu dikembalikan
Bengalce
অতএব পবিত্র তিনি, যাঁর হাতে সবকিছুর রাজত্ব এবং তাঁরই দিকে তোমরা প্রত্যাবর্তিত হবে।
Çince
赞颂安拉,超绝万物!一切事物的主权都掌握在他的手中,你们只被召归于他。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah, müşriklerin kendisine nispet ettiği acizlikten münezzehtir. Her şeyin mülkü O'nundur ve dilediği şekilde mülkünde tasarrufta bulunur. Her şeyin anahtarı O'nun elindedir. Ahirette siz yalnız O'na döndürüleceksiniz ve sizin yapmış olduğunuz amellerinizin karşılığını verecektir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
77- İnsan, bizim kendisini bir nutfeden yarattığımıza hiç mi bakmaz ki kalkıp (bize) apaçık bir hasım kesiliyor? 78- Kendi yaratılışını unutuyor da bize misal getiriyor ve:“Çürümüş haldeki kemikleri kim diriltecek?” diyor. 79- De ki:“Onları ilk defa kim yarattıysa O diriltecektir. O, her türlü yaratmayı/yaratılmışı çok iyi bilendir.” 80- O, sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkarandır. İşte siz, ondan ateş tutuşturuyorsunuz. 81- Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerini (tekrar) yaratmaya kadir değil midir? Elbette (kadirdir). O, (her şeyi) yaratandır, her şeyi bilendir. 82- O, bir şeyi (var etmeyi) diledi mi sadece ona: “Ol” der, o da hemen oluverir. 83- Her şeyin hükümranlığı elinde bulunan (Allah, her türlü eksiklikten) münezzehtir! Sizler, yalnız O’na döndürüleceksiniz. 77. Öldükten sonra dirilişi inkâr eden yahut da bu hususta şüphesi olan “insan bizim kendisini” önce “bir nutfeden yarattığımıza” sonra onu büyüyünceye, gençleşinceye, aklı olgunlaşıp kemale erinceye kadar aşamadan aşamaya geçirmek sureti ile yetiştirdiğimize “hiç mi bakmaz ki kalkıp” önceleri nutfeden yaratılmış olduğu halde “apaçık bir hasım kesiliyor?” Haydi bu iki hal arasındaki farka baksın ve kendisini yoktan var edenin, onu çürüyüp parçalandıktan sonra tekrar diriltmeye ve yeniden yaratmaya öncelikle kadir olduğunu düşünüp anlasın. 78. “Kendi yaratılışını unutuyor da bize misal getiriyor” Ki hiç kimsenin böyle bir misal getirmesi yerinde değildir. Çünkü bu misalle Yaratanın kudreti yaratılmışın kudretine kıyas edilmekte ve yaratılmışın kudreti için uzak olan bir husus, Yaratıcının kudreti için de uzak görülmektedir. Bu misal şu buyrukla açıklanmaktadır: Bu insan “Çürümüş haldeki kemikleri kim diriltecek?” diyor” Yani bunu diriltecek kimse var mı? Bu soru, inkâr amaçlıdır. Yani bu kemikleri çürüyüp dağıldıktan sonra hiç kimse diriltemez, demektir. İşte misal ve şüphe budur. Ona göre böyle bir iş, alışılagelmiş insan kudreti açısından son derece uzak bir ihtimaldir. Ancak onun söylediği bu söz, onun gafletinin ve ilk yaratılışını unutuşunun bir sonucudur. Eğer o daha önce anılmaya değer bir şey olmadığı halde yaratılmış olduğuna dikkat etmiş olsa idi gerçeği açıkça görür ve böyle bir misal vermeye kalkışmazdı. Yüce Allah, böyle bir ihtimali uzak görmeye son derece yeterli ve tatmin edici bir cevap vererek şöyle buyurmaktadır: 79. Böyle bir gerçeği sadece tasavvur etmekle bile en ufak bir şüphe söz konusu olmaksızın bunları ilk olarak yaratanın, ikinci bir defa daha yaratmaya kadir olduğu kesinlikle bilinir. Ayrıca bir kimse bunu düşünecek olursa, ilâhî kudrete göre bunun çok daha kolay olduğunu da anlar. “O, her türlü yaratmayı/yaratılmışı çok iyi bilendir.” Bu, Yüce Allah’ın sıfatlarından ikinci bir delildir. O da Yüce Allah’ın bütün yaratılmışları, bütün halleri ile ve bütün zamanları ile bildiğini ve bilgisi ile onları kuşattığını ortaya koymaktadır. Yerin ölenlerin cesetlerinden neleri eksilttiğini, geriye nelerin kaldığını bildiği gibi gizlileri de açıkları da bilir. Kul, Yüce Allah’ın bu uçsuz bucaksız ilmini ikrar ve kabul ettiği taktirde bunun, Allah’ın ölüleri kabirlerinden diriltmesinden daha büyük ve daha üstün olduğunu da bilir. Daha sonra Yüce Allah, üçüncü bir delili daha zikrederek şöyle buyurmaktadır: 80. Kuru olan ateşi son derece yaş ve nemli olan yeşil ağaçtan -ikisinin birbirine zıt olmasına, birbirlerine tamamen aykırı olmalarına rağmen- çıkartan Yüce Allah’ın, ölüleri kabirlerinden çıkartması da böyle de kolaydır. Daha sonra dördüncü bir delili söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: 81. “Gökleri ve yeri” genişliklerine ve büyüklüklerine rağmen “yaratan, hiç onlar gibisini yaratmaya” yani onları diriltmeye “kadir değil midir? Elbette” buna kadirdir. Çünkü göklerin ve yerin yaratılması insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. “O, (her şeyi) yaratandır, her şeyi bilendir.” Bu da beşinci delildir. Çünkü Yüce Allah, öncekileri ile sonrakileri ile küçükleri ile büyükleri ile bütün mahlukatın yaratıcısıdır. Bunların hepsi O’nun yaratmasının ve kudretinin eserleridir. O, bir şeyi yaratmak istedi mi o, hiçbir şekilde ona güç gelmez. Yüce Allah’ın ölüleri yeniden yaratması, aslında O’nun yaratmasının eserlerinden sadece bir tanesidir. Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır: 82. “O, bir şeyi” bu ifade -şarttan sonra nekire/belirtisiz isim geldiğinden dolayı- her bir şeyi kapsar; “(var etmeyi) diledi mi sadece ona: “Ol” der, o da hemen oluverir.” Derhal ve hiçbir karşı koyma olmaksızın var olur. 83. “Her şeyin hükümranlığı elinde bulunan (Allah, her türlü eksiklikten) münezzehtir” Bu da altıncı delildir. Yüce Allah, her şeyin mutlak sahibi ve hükümranıdır. Ulvi alemde olsun, süfli alemde olsun var olan her bir şey O’nun mülküdür. Hepsi O’nun emrindeki kullardır, O’nun tarafından işleri çekilip çevrilmektedir. Son derece hikmetli kaderi ile, şer’î hükümleri ile ve cezaî hükümleri ile onlar üzerinde O tasarrufta bulunur. Cezaî hükümlerinin haklarında uygulamaya konması için ölümlerinden sonra tekrar onları diriltmesi de hükümranlığının kemalindendir. Bundan dolayı:“Sizler yalnız O’na döndürüleceksiniz” buyurmaktadır. Bunda en ufak bir şüphe ve tereddüt yoktur. Çünkü buna dair kati deliller ve apaçık belgeler sayılamayacak kadar çoktur. Kelâmında hidâyet, şifa ve nur bulunan Yüce Allah’ın şanı ne yücedir! Yasin suresinin tefsiri burada sona ermektedir. Celâline yakışan şekli ile hamdolsun Yüce Allah’a! Kemaline yakışan şekli ile övgülerimiz O’nadır. Azametinin ve Kibriyâ’sının gerektirdiği şekilde şan ve şeref O’nundur. Allah’ın salât ve selâmı Muhammed’in üzerine olsun! ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Sûre, yüce Allah’ın mutlak ilâh ve rab olduğunun en veciz ifadesi olan bir âyetle son bulmaktadır. “Egemenlik” diye çevirdiğimiz melekût kelimesi mülkiyette mübalağayı ifade eder; bununla, Allah Teâlâ’nın her şeyin sahibi ve mâliki olduğu, onlar üzerinde dilediği gibi ve hikmetine uygun olarak tasarruf gücünün bulunduğu anlatılmaktadır (Zemahşerî, III, 294). Sonunda herkesin Allah’a döndürülmesi, genellikle, mahşer günü verilecek hesap için bütün insanların O’nun huzuruna çıkarılması şeklinde açıklanır. Bazı müfessirler bu dönüşün izahı sadedinde, iman sahiplerinin 20. âyette zikri geçen mümin kişi gibi koşarak ve kendi istekleriyle Allah’a yöneleceklerini, ilâhî bağış ve ikrama erişmek istemeyen münkirlerin ise zorla O’nun huzuruna sevkedileceklerini belirtirler.
Yâsîn Suresi 83. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah, müşriklerin kendisine nispet ettiği acizlikten münezzehtir. Her şeyin mülkü O'nundur ve dilediği şekilde mülkünde tasarrufta bulunur. Her şeyin anahtarı O'nun elindedir. Ahirette siz yalnız O'na döndürüleceksiniz ve sizin yapmış olduğunuz amellerinizin karşılığını verecektir.