Önceki ayet· 34:43Sonraki ayet· 34:45

Sebe' Suresi 44. Ayet· 34:44

↗ Sebe' suresi
Mekki
وَمَآ ءَاتَيۡنَٰهُم مِّن كُتُبٖ يَدۡرُسُونَهَاۖ وَمَآ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهِمۡ قَبۡلَكَ مِن نَّذِيرٖ
Oysa Biz, onlara okuyacakları bir kitap vermemiş ve senden önce de onlara bir uyarıcı göndermemiştik
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Oysa Biz, onlara okuyacakları bir kitap vermemiş ve senden önce de onlara bir uyarıcı göndermemiştik
Elmalılı Hamdi Yazır
Halbuki biz onlara öyle ders alacakları kitaplar göndermedik. Kendilerine senden önce bir uyarıcı da göndermedik.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Oysaki biz onlara, araştırıp ders alacakları kitaplar vermemiştik; daha önce kendilerine bir uyarıcı da göndermemiştik.
Süleyman Ateş
Halbuki biz onlara okuyacakları bir Kitap vermemiştik ve senden önce onlara bir uyarıcı göndermemiştik.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.5%
İngilizce
And We had not given them any scriptures which they could study, and We had not sent to them before you, [O Muhammad], any warner
Fransızca
[Pourtant] Nous ne leur avons pas donné de livres à étudier. Et Nous ne leur avons envoyé avant toi aucun avertisseur
İspanyolca
No les concedí [a los paganos de La Meca] libros en que se basaran [y fundamentaran su idolatría], ni les envié a ningún amonestador antes de ti
Rusça
Мы не даровали им Писаний, которые они могли бы изучить, и не посылали к ним до тебя предостерегающего увещевателя
Endonezce
Dan Kami tidak pernah memberikan kepada mereka kitab-kitab yang mereka baca dan Kami tidak pernah mengutus seorang pemberi peringatan kepada mereka sebelum engkau (Muhammad)
Bengalce
আমি তাদেরকে কোন কিতাব দেইনি, যা তারা অধ্যয়ন করবে এবং আপনার পূর্বে তাদের কাছে কোন সতর্ককারী প্রেরণ করিনি।
Çince
我没有把他们所能诵习的任何经典赏赐他们,在你之前,我没有派遣任何警告者去教化他们。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlara Kur'an'dan önce okudukları bir kitap indirmedik ki bu kitap; Kur'an'ın Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- tarafından uydurulduğuna dair onları uyarsın. Ey Resul! Yine onlara, seni göndermeden önce kendilerini azap ile korkutan bir peygamber de göndermedik.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
43- Âyetlerimiz onlara apaçık deliller halinde okunduğunda dediler ki:“Bu, ancak atalarınızın ibadet edegeldiği şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır.” Yine dediler ki: “Bu (Kur'ân) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir.” Kâfir olanlar hak kendilerine geldiğinde onun için: “Bu, ancak apaçık bir büyüdür” dediler. 44- Halbuki biz, (Kur'ân’dan önce) onlara okuyacakları bir kitap vermemiştik. Senden önce onlara bir uyarıcı da göndermemiştik. 45- Onlardan öncekiler de yalanlamıştı ki bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardır. Onlar peygamberlerimi yalanlamışlardı. Peki, benim (yalanlamalarına verdiğim) cevap nasılmış!? 43. Yüce Allah, kendisinin apaçık âyetleri müşriklere okunduğunda onların takındıkları halleri bize haber vermektedir. Şöyle ki her türlü hayrı gösteren, her türlü kötülükten alıkoyan, kendilerine ulaşan nimetlerin en büyüğü, ilâhî lütufların en üstünü olan, iman ve tasdik ile karşılanmaları, itaat ve teslimiyet ile kabul edilmeleri gereken kat’i delil ve belgeler geldiğinde onlar, gerekenin tam aksi ile karşılık verdiler ve bunları kendilerine getireni yalanlayarak şöyle dediler:“Bu, ancak atalarınızın ibadet edegeldiği şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır.” Onun sizlere dininizi Allah’a halis kılmanızı emretmekten güttüğü maksadı, kendilerini tazim ettiğiniz ve izlerinden gittiğiniz atalarınızın âdetlerini terk etmenizdir. Böylece onlar, sapık kimselerin söyledikleri sözlere dayanarak hakkı reddettiler. Bu konuda herhangi bir delil ya da delile benzer bir şey dahi sunamadılar. Zira peygamberler sapıklara hakka tâbi olmayı emrettikleri vakit onların, arkalarından gittikleri atalarının bu yol üzere olduklarını ileri sürmelerinin delil olabilecek tarafı neresi!? Bu, akılsızlık ve sapıkların görüşlerine dayanarak hakkın reddedilmesidir. Nitekim reddedilen bütün hak hususlar üzerinde düşündüğün takdirde onların bu yolla reddedildiğini görürüz. Hak ancak müşrik, her türlü etkinliği zamanın eseri kabul eden filozof, sabiî, Allah’ın dinini inkâr edip onun dışına çıkan sapıkların sözlerine dayanılarak rededilegelmiştir. Böyle kimseler, kıyamet gününe kadar hakkı reddeden herkesin uyduğu birer örnektir. Atalarının yaptıklarını delil gösterip onların fiillerini, peygamberlerin getirdikleri hakkı reddetmek için gerekçe göstermelerinin ardından bir de hakka dil uzattılar ve:“Bu (Kur'ân), uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir” dediler. Yani bu, bunu bize getiren adamın uydurduğu bir yalandan ibarettir. “Kâfir olanlar hak kendilerine geldiğinde onun için: “Bu, ancak apaçık bir büyüdür” dediler.” Hakkı yalanlamak ve akılsızlara yollarının doğruluğunu göstermek maksadı ile: Bu, herkes tarafından açıkça görülebilecek bir sihirdir, dediler. 44. Allah, hakkı nasıl reddettiklerini, sözlerinin delil olmak şöyle dursun şüphe uyandırabilecek derecede bile olmadığını açıkladıktan sonra onların -bir kimse lehlerine delil getirmek isteyecek olsa bile- hiçbir dayanaklarının bulunmadığını, kesinlikle esas alacakları bir temelin bulunmadığını beyan etmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Halbuki biz, (Kur'ân’dan önce) onlara” kendilerine dayanak olsun diye “okuyacakları bir kitap vermemiştik. Senden önce onlara bir uyarıcı da göndermemiştik.” ki o uyarıcının söz ve davranışlarından sahip oldukları bilgilere dayanarak senin kendilerine getirmiş olduğun bu hakkı reddedeler. Yanlarında bilgi de yoktur, bilgiden bir kırıntı da yoktur. 45. Daha sonra Yüce Allah, kendilerinden önce gelip de peygamberleri yalanlayan ümmetlerin başlarına geleni hatırlatarak onları uyarmakta ve şöyle buyurmaktadır:“Onlardan öncekiler de yalanlamıştı ki bunlar” yani şu muhataplar “onlara” kendilerinden önceki ümmetlere “verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardır. Onlar peygamberlerimi yalanlamışlardı. Peki, benim (yalanlamalarına verdiğim) cevap nasılmış?” Yani onların bu yaptıklarını reddedişim, cezalandırışım nasılmış? Allah önceki ümmetlere nasıl ibretlik cezalar verdiğini bize bildirmiş bulunmaktadır. Nitekim kimisini suda boğmuştur, kimisini kısır rüzgarla, kimisini çığlıkla, kimisini sarsıntı ile, kimisini yerin dibine geçirmekle, kimisinin üzerine de gökten ufak taşlar yağdıran fırtınalar göndermekle helâk etmiştir. O halde ey yalanlayıcılar! Yalanlamayı sürdürmekten sakının. Yoksa sizden öncekileri azap yakaladığı gibi sizi de yakalar ve onların başına gelen musibet sizin de başınıza gelir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kur’an’ın ilk muhatapları olan Mekke müşriklerine yakın zamanlarda gönderilmiş bir kitap ve peygamber yoktu; dolayısıyla onların Hz. Muhammed’in bildirdiklerine karşı direnmeleri ve peygamberliğini kabul etmeyip onu sihirbazlık vb. sıfatlarla itham etmeleri, ilâhî dinlerden kaynaklanan hiçbir sağlam kanıta dayanmamaktaydı (Taberî, XXII, 103; Râzî, XXV, 267; “Senden önce onlara uyarıcı da göndermemiştik” ifadesinin açıklaması için bk. Secde 32/3). 45. âyetin, “Onlardan öncekiler de (ilâhî bildirimleri) yalan say­mışlardı. Bunlar (şimdikiler) onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen onlar peygamberlerimi yalancılıkla itham etmişlerdi. Ben de bilseniz onları nasıl cezalandırdım!” şeklinde çevirdiğimiz kısmına müfessirlerin genel kanaatine göre mâna verilmiştir. Bunun izahı şöyledir: Şu müşrikler öncekilerin sahip olduğu güç, nimet ve uzun ömrün onda birine bile erişemediler; Allah onları cezalan­dırdı­ğına ve sahip oldukları imkânlar kendilerine bir yarar sağlayama­dığına göre şu zayıf kişilerin hali nice olur! Râzî bu yaygın yoruma yer verdikten sonra kendisinin âyeti başka bir yoruma açık gördüğünü belirtir. Onun yorumu şöyledir: Öncekiler Hz. Muhammed’in kavmine gösterilen açık kanıtların ve yapılan açıklamaların onda birine bile sahip değillerdi ve peygamberleri yalanlamalarından ötürü cezalan­dırılmışlardı; böyle olunca Hz. Muhammed’i yalancılıkla itham edenler nasıl cezalandırılmaz! 44. âyetin ifadesi de bu yorumu destekleyici niteliktedir (XXV, 267). Aynı yorum daha özet biçimde İbn Atıyye’nin tefsirinde de yer almaktadır. Ayrıca o, buradaki zamirlerin her ikisinin önceki top­lum­ların yerini tuttuğunu kabul eden üçüncü bir yoruma da değinir. Buna göre mâna, “Önceki toplumlar kendilerine verdiğimiz nimetlerin onda birinin bile şükrünü eda edebilmiş değillerdi” şeklinde olmaktadır (IV, 424).
Sebe' Suresi 44. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlara Kur'an'dan önce okudukları bir kitap indirmedik ki bu kitap; Kur'an'ın Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- tarafından uydurulduğuna dair onları uyarsın. Ey Resul! Yine onlara, seni göndermeden önce kendilerini azap ile korkutan bir peygamber de göndermedik.