Önceki ayet· 33:58Sonraki ayet· 33:60

Ahzâb Suresi 59. Ayet· 33:59

↗ Ahzâb suresi
Medeni
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ قُل لِّأَزۡوَٰجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَآءِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ يُدۡنِينَ عَلَيۡهِنَّ مِن جَلَٰبِيبِهِنَّۚ ذَٰلِكَ أَدۡنَىٰٓ أَن يُعۡرَفۡنَ فَلَا يُؤۡذَيۡنَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورٗا رَّحِيمٗا
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha uygun bir yoldur. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Süleyman Ateş
Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle: (Bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine salsınlar; onların tanınıp incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.4%
İngilizce
O Prophet, tell your wives and your daughters and the women of the believers to bring down over themselves [part] of their outer garments. That is more suitable that they will be known and not be abused. And ever is Allah Forgiving and Merciful
Fransızca
O Prophète! Dis à tes épouses, à tes filles, et aux femmes des croyants, de ramener sur elles leurs grands voiles: elles en seront plus vite reconnues et éviteront d'être offensées. Allah est Pardonneur et Miséricordieux
İspanyolca
¡Oh, Profeta! Diles a tus mujeres, a tus hijas y a las mujeres de los creyentes, que se cubran con sus mantos; es mejor para que se las reconozca y no sean molestadas. Dios es Perdonador, Misericordioso
Rusça
О Пророк! Скажи твоим женам, твоим дочерям и женщинам верующих мужчин, чтобы они опускали на себя (или сближали на себе) свои покрывала. Так их будут легче узнавать (отличать от рабынь и блудниц) и не подвергнут оскорблениям. Аллах - Прощающий, Милосердный
Endonezce
(Wahai Nabi! Katakanlah kepada istri-istrimu, anak-anak perempuanmu dan istri-istri orang mukmin, "Hendaklah mereka menutupkan jilbabnya690) ke seluruh tubuh mereka." Yang demikian itu agar mereka lebih mudah untuk dikenali, sehingga mereka tidak diganggu. Dan Allah Maha Pengampun, Maha Penyayang
Bengalce
হে নবী! আপনি আপনার পত্নীগণকে ও কন্যাগণকে এবং মুমিনদের স্ত্রীগণকে বলুন, তারা যেন তাদের চাদরের কিয়দংশ নিজেদের উপর টেনে নেয়। এতে তাদেরকে চেনা সহজ হবে। ফলে তাদেরকে উত্যক্ত করা হবে না। আল্লাহ ক্ষমাশীল পরম দয়ালু।
Çince
先知啊!你应当对你的妻子、你的女儿和信士们的妇女说:她们应当用外衣蒙着自己的身体。这样做最容易使人认识她们,而不受侵犯。安拉是至赦的,是至慈的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve Müminlerin kadınlarına söyle! Dış örtülerini üzerlerinden sarkıtsınlar ki, yabancı erkeklerin önünde avret (görünmemesi gereken) yerleri açılıp görünmesin. Bu, onların hür kadınlar olduklarının anlaşılması için daha uygundur. Böylece onlar, cariyelerin uğradığı ezaya maruz kalmazlar. Allah, günahlarından tövbe eden kullarını çok bağışlayan ve onlara çok merhamet edendir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
59- Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle de cilbâblarını (başlarından aşağı) üzerlerine salsınlar. Bu, onların (hür ve iffetli olarak) tanınıp rahatsız edilmemeleri için daha uygundur. Allah çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir. 60- Eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve Medine’de yalan haber yayanlar (bu yaptıklarına) son vermezlerse andolsun seni (savaşmak üzere) onların üzerine göndeririz. Sonra orada seninle birlikte ancak çok az bir süre kalabilirler. 61- Lanete uğramışlar olarak (oradan sürülürler). Nerede ele geçirilirlerse yakalanır ve öldürülürler. 62- Daha önce geçenler hakkında Allah’ın sünneti/kanunu da budur. Sen Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. 59. Bu âyet, “hicab âyeti” diye adlandırılan âyettir. Yüce Allah peygamberine, genel olarak mü’minlerin hanımlarına bu hükmü emretmesini, bu arada bu husustaki emirler haklarında daha kesin olduğundan ve başkasına emir veren kimsenin, başkalarından önce bizzat kendi ailesinden başlaması gerektiğinden dolayı kendi hanımlarından ve kızlarından başlamasını emretmektedir. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler! Tutuşturucusu insanlarla taşlar olan o ateşten kendinizi ve ailelerinizi koruyun.”(et-Tahrîm, 66/6)“Cilbâblarını (başlarından aşağı) üzerlerine salsınlar.” Cilbab, elbise üstünden giyilen örtü, büyük baş örtüsü, tepeden tırnağa kadar örten elbise demektir. Yani sen onlara yüzlerini ve göğüslerini cilbablarının bir kısmı ile örtmelerini emret. Daha sonra Yüce Allah, bunun hikmetini şöylece söz konusu etmektedir:“Bu, onların (hür ve iffetli olarak) tanınıp rahatsız edilmemeleri için daha uygundur.” Bu, örtüye bürünmemeleri halinde rahatsız edileceklerini göstermektedir. Çünkü örtünmeyecek olurlarsa bunların iffetli kadınlar olmadıkları zannedilebilir ve o nedenle kalbinde hastalık bulunan kimselerin bunlara sataşıp eziyet etmeleri ihtimal dahilindedir. Hatta onlar hakir görülebilir ve cariye oldukları bile zannedilebilir. Böylece kötülük yapmak isteyenler de onları hafife alabilir. İşte örtüye bürünmek, bu hususta onlara tamah besleyenlerin bu gibi umutlarını ortadan kaldırır. “Allah çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Çünkü O, bundan önce aykırı davranışlarınızı bağışlamış, hükümleri açıklamakla, helâl ve haramı belirtmekle size merhamet buyurmuştur. Bu buyrukla kadınlar yönünden açılabilecek bir fitne kapısı kapatılmış olmaktadır. Kötülük ehli yönünden açılabilecek kapı da şu buyrukla onlara tehditte bulunularak kapatılmıştır. 60. “Eğer münafıklar, kalplerinde” şüphe yahut şehvet gibi bir “hastalık bulunanlar ve Medine’de yalan haber yayanlar” yani müminleri düşmanlar ile korkutup dehşete düşürmeye çalışan, onların çokluklarını, güçlüklerini müslümanların ise zayıf olduklarını dile getirenler “(bu yaptıklarına) son vermezlerse” Burada neye son vereceklerinin açıkça söz konusu edilmemesi, bu işi yapmaya kalkışanların hatırlarından geçirdikleri, akıllarına gelen her türlü vesvese, İslâm’a ve müslümanlara sövmeye kalkışma, müslümanlar arasında yalan haber yayıp güçlerini zayıflatma, mü’min hanımlara kötü maksatlarla dil uzatma, haklarında hayasızca konuşma vb. gibi bu tür kimselerden sadır olan türlü masiyetlerin tamamını kapsaması içindir. İşte böyleleri bu işlerinden vazgeçmeyecek olurlarsa; “andolsun seni (savaşmak üzere) onların üzerine göndeririz.” Onları cezalandırmanı, onlarla savaşmanı emreder, seni onlara başına musallat ederiz. Daha sonra da bunu yaptık mı onların sana karşı koyacak güçleri bulunmaz, kendilerini hiçbir şekilde koruyamazlar. O bakımdan şöyle buyurmaktadır:“Sonra orada seninle birlikte ancak çok az bir süre kalabilirler.” Yani sen, onları öldüreceğin yahut süreceğin için Medine’de sana ancak pek kısa bir süre komşuluk edebileceklerdir. Bu buyruk, müslümanlar arasında kalmaları halinde müslümanlara zarar verecek kötü kimselerin sürgüne gönderileceğine delildir. Çünkü böylesi, kötülüğün kökünü daha bir ortadan kaldırıcı ve kötü olanı daha bir uzaklaştırıcıdır. 61. Bulundukları yerden sürülürler, onlar hiçbir şekilde kendilerini güven altında hissetmezler. Rahat ve huzur bulamazlar. Öldürülmekten, hapsedilmekten yahut cezalandırılmaktan korkarlar. 62. “Daha önce geçenler hakkında Allah’ın sünneti/kanunu da budur.” Yani isyanı devam ettirenler, eziyet verme cesaretini göstererek bundan vazgeçmeyenler, ağır bir şekilde cezaya uğratılırlar. “Sen Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.” Aksine O’nun sünneti/kanunu, belli sonuçları gerektiren sebepler ile birlikte cereyan eder.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İffeti koruma amacıyla güzelliklerin kapatılması mânasında örtünme emri daha önce Nûr sûresinin ilgili âyetlerinde geçmişti. Burada ise eza ve tâcizlerin engellenmesi gayesiyle dışarı çıkarken kadınların dış giysi kullanmaları istenmektedir. Hemen bütün tefsirlerin tarihe dayanarak verdiği ortak bilgiye göre Medine evleri dar ve tuvaletsiz idi. Kadınlar ihtiyaçlarını gidermek için geceleri evlerinden çıkar, biraz uzaklaşarak ihtiyaçlarını giderir ve dönerlerdi. Bu durumu fırsat bilen bazı münafıklar ve kendini bilmezler uygun yerlerde durur, kadınlara söz ve elle tâcizde bulunurlar, yakalandıkları zaman da “Biz onları câriye sandık” derlerdi. Bu mazereti ortadan kaldırmak üzere hür kadınların, dışarı çıkarken, cilbâb ismi verilen dış giysilerine bürünmeleri emredildi. Hz. Ömer, hür kadınları câriyelerden ayırarak asayişi korumak maksadıyla câriyelerin cilbâb kullanmalarını yasaklamıştı, daha sonraki dönemlerde bu yasak kalktı. Râgıb el-İsfahânî’nin el-Müfredat’ında (“clb” md.) cilbâb, “baş örtüsü ve entari” olarak açıklanmıştır. Başka kaynaklarda hımâr denilen baş örtüsünden büyük, vücudun üst kısmına giyilen ridâdan küçük dış örtü olarak tanımlanmıştır. Kelimeye çarşaf mânası verenler de olmuştur. Bu mânanın sözlükte dayanağı bulunmakla beraber cilbâb kelimesine yalnızca çarşaf demenin ilmî dayanağı yoktur. Konumuz olan Ahzâb sûresinden sonra inen Nûr sûresindeki örtünme, devamlı ve iffeti korumaya yönelik bir farzdır. Burada emredilen cilbâb giyme ise asayişi korumayı ve tacizi önlemeyi hedefleyen geçici bir tedbirdir. Toplum içinde câriye kalmayınca veya hür-câriye farkını ortaya koyacak başka bir işaret bulunduğunda ya da tâcizi engelleyecek farklı tedbirler alma imkânı hâsıl olunca dışarı çıkarken, usulüne göre tesettür (kapanması gereken yerlerin örtülmesi) yapıldıktan sonra bir de, hür kadın alâmeti olarak cilbâb vb. elbiseler giymek gerekli olmaktan çıkmıştır.
Ahzâb Suresi 59. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve Müminlerin kadınlarına söyle! Dış örtülerini üzerlerinden sarkıtsınlar ki, yabancı erkeklerin önünde avret (görünmemesi gereken) yerleri açılıp görünmesin. Bu, onların hür kadınlar olduklarının anlaşılması için daha uygundur. Böylece onlar, cariyelerin uğradığı ezaya maruz kalmazlar. Allah, günahlarından tövbe eden kullarını çok bağışlayan ve onlara çok merhamet edendir.