Önceki ayet· 33:28Sonraki ayet· 33:30

Ahzâb Suresi 29. Ayet· 33:29

↗ Ahzâb suresi
Medeni
وَإِن كُنتُنَّ تُرِدۡنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلدَّارَ ٱلۡأٓخِرَةَ فَإِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلۡمُحۡسِنَٰتِ مِنكُنَّ أَجۡرًا عَظِيمٗا
Eğer Allah'ı, Peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Eğer Allah'ı, Peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır
Elmalılı Hamdi Yazır
Yok eğer Allah ve Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, haberiniz olsun ki, Allah içinizden güzellik edenlere pek büyük bir ecir hazırlamıştır.
Yaşar Nuri Öztürk
"Yok eğer Allah'ı, resulünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah sizin güzel düşünüp güzel hareket edenlerinize büyük bir ödül hazırlamıştır.
Süleyman Ateşen ayrışan
Eğer siz, Allah'ı, Eçisini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, (biliniz ki) Allah, sizden güzel hareket edenlere büyük bir mükafat hazırlamıştır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.9%
İngilizce
But if you should desire Allah and His Messenger and the home of the Hereafter - then indeed, Allah has prepared for the doers of good among you a great reward
Fransızca
Mais si c'est Allah que vous voulez et Son messager ainsi que la Demeure dernière, Allah a préparé pour les bienfaisantes parmi vous une énorme récompense
İspanyolca
Pero si prefieren a Dios y a Su Mensajero, y la morada que les aguarda en la otra vida, Dios tiene una magnífica recompensa para quienes de ustedes hagan el bien
Rusça
Но если вы желаете Аллаха, Его Посланника и Последнюю жизнь, то Аллах приготовил творящим добро среди вас великую награду»
Endonezce
Dan jika kamu menginginkan Allah dan Rasul-Nya dan negeri akhirat, maka sesungguhnya Allah menyediakan pahala yang besar bagi siapa yang berbuat baik diantara kamu
Bengalce
পক্ষান্তরে যদি তোমরা আল্লাহ, তাঁর রসূল ও পরকাল কামনা কর, তবে তোমাদের সৎকর্মপরায়ণদের জন্য আল্লাহ মহা পুরস্কার প্রস্তুত করে রেখেছেন।
Çince
如果你们欲得真主及其使者的喜悦,与后世的安宅,那么安拉确已为你们中的行善者,预备了重大的报酬。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Eğer Allah'ın ve resulünün rızasını ve ahirette cennet yurdunu istiyorsanız halinize sabredin. Şüphesiz Allah, içinizden sabırla ihsanda bulunanlara ve iyi geçinenlere büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
28- Ey Peygamber! Hanımlarına de ki:“Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size (dünya malından) vereyim ve sizi güzel bir şekilde bırakayım/boşayayım.” 29- “Yok, eğer Allah’ı, Rasûlünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız (şunu bilin ki) Allah, içinizden ihsan/iyilik sahiplerine büyük bir mükâfat hazırlamıştır. 28. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımları kıskançlık hususunda bir araya gelip ondan her zaman için güç yetiremeyeceği nafakalar istediler. Bu isteklerini ısrarla sürmeleri, Allah Rasûlü’ne ağır gelmeye başladı. Nihâyet onlara yaklaşmamak üzere bir ay süre ile yemin (îlâ) etti. Yüce Allah, işi Rasûlünün lehine kolaylaştırmak, hanımlarının derecelerini yükseltmek, ecirlerini eksilten her bir hususu onlardan uzaklaştırmak istediğinden, Rasûlüne hanımlarına şu haberi vermesini emir buyurdu:“Ey Peygamber! Hanımlarına de ki: Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız” Bundan başka bir şey istemiyorsanız, artık dünyalığın varlığı sizi hoşnut ediyor ve dünyalığa sahip olmamak da sizi kızdırıyor ise -bu durumda kalmaya devam ettiğiniz sürece- benim sizlere ihtiyacım yoktur. O nedenle “gelin size” yanımdaki dünyalıktan bir şeyler “vereyim ve sizi” kızmaksızın, incitmeksizin “güzellikle serbest bırakayım” rahat bir kalple ve gönül hoşluğu ile durum istenmeyen noktaya varmadan önce sizi boşayayım. 29. “Yok, eğer Allah’ı, Rasûlünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız” şâyet sizin maksadınız ve nihaî amacınız bunlar ise Allah’ın rızası, Rasûlünün hoşnutluğu ve cenneti elde etmeniz halinde dünyaların genişliğine veya darlığına, zorluğuna ve kolaylığına aldırmayacaksınız; Allah Rasûlünün kolaylıkla size verebileceği şeylere kanaat edip onu sıkıntıya sokacak isteklerde bulunmayacak iseniz “(şunu bilin ki) Allah, içinizden ihsan/iyilik sahiplerine büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” Onlara ihsan vasfına sahip olmaları dolayısı ile ecir verecektir. Çünkü ecri gerektiren sebep budur. Yoksa sırf Allah Rasûlünün hanımları oldukları için ecir sahibi olamazlar. Tek başına bu, ecir almak için yeterli değildir. Hatta ihsan bulunmaması halinde bunun hiçbir faydası olmaz. Allah Rasûlü, bu hususta onları istediklerini seçmekte serbest bıraktı. Biri bile hariç kalmadan hepsi de Allah’ı, Rasûlünü ve âhiret yurdunu seçtiler. Hiç kimse bu konuda farklı bir tavır almadı. Allah hepsinden razı olsun. Onların bu şekilde tercihte bulunmak üzere serbest bırakılmalarının bir çok faydaları vardır: 1. Hanımlarının dünyevî isteklerinin fazlalaşarak ona ağır gelmesinin istenmemesi sureti ile Allah Rasûlü’ne gösterilen önemin ve hassasiyetin ortaya konması. 2. Böyle bir tercihte bulunma serbestliği verilmek sureti ile hanımlarının haklarının yükünden ve sorumluluğundan kurtulması ve bu konuda tam bir hürriyete sahip olması, isterse verip isterse vermeme serbestisine sahip olması:“Allah’ın kendisine farz kıldığı şeylerde Peygamber için hiçbir vebal yoktur.”(el-Ahzâb, 33/22) 3. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımları arasında eğer dünyayı Allah’a, Rasûlüne ve âhiret yurduna tercih edenler bulunacak olsaydı, onun böylelerinden ve onlarla birlikte olmaktan kurtarılması. 4. Hanımlarının günahtan, Allah ve Rasûlünü gazaplandıran hususlardan yana selamette olmalarının sağlanması. Çünkü Yüce Allah, böyle bir tercihte bulunma imkânını vermekle onların, Allah Rasûlüne karşı tavır almalarının -ki bu da onun Rabbinin gazaplanmasına ve cezalandırmasına sebep teşkil eden bir husustur- sonunu getirmiştir. 5. Hanımlarının üstünlüklerinin ve derecelerinin yüceliğinin ortaya konması; Allah’ı, Rasûlü’nü ve âhiret yurdunu dünyaya ve dünyalıklara tercih ederek, bunları arzulayıp esas maksat olarak görmeleri dolayısı ile ne kadar yüce hedeflere doğru ilerlemeye gayret gösterdiklerinin açığa çıkarılması. 6. Böyle bir tercih ile cennetteki en üstün derecelere ulaşmak için tercih edilmesi gereken sebebi tercih edebilecek durumda olduklarının ve hem dünyada hem de âhirette Peygamber’in hanımı olmaya layık olduklarının ortaya çıkması. 7. Peygamber ile hanımları arasındaki yakınlığın ortaya çıkması. Şüphesiz Peygamber en mükemmel insandır. Yüce Allah, hanımlarının da kâmil, mükemmel, tertemiz ve ak-pak olmalarını murat etmiştir:“İyi ve temiz kadınlar iyi ve temiz erkeklere, iyi ve temiz erkekler de iyi ve temiz kadınlara yakışır.”(en-Nur, 24/26) 8. Böyle bir tercih hakkı tanınmasının, kalbi huzura kavuşturan, gönlü rahatlatan, onların hırs ve tamahlarını gideren, kalbin huzursuzlanıp kederlere ve üzüntülere boğulmasını gerektiren razı olmayışı ortadan kaldırarak kanaat sahibi olmayı sağlaması. 9. Onların böyle bir tercihte bulunmaları, ecirlerinin artıp kat kat çoğalmasına ve onların hiçbir kadının ulaşamayacağı bir mertebeye ulaşmalarına vesiledir. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Peygamber’in örnekliğinden söz edilince onun ailesinin nasıl olması gerektiğine dair bir açıklık getirilmesi de gerekli bulunmuştur. Eğitim, yönetim, denetim gibi işleri yüklenmiş kişilerin fert ve aile olarak örnek olmaları, söyledikleriyle yaptıklarının tutarlı bulunması birinci şarttır. Peygamber aleyhisselâm birçok yönden bozulmuş, gerilemiş, yaratılış amacından sapmış insanlara, ezelî mesajı bir daha hatırlatmak ve öncekilerin yaptığı ıslahatı, ahlâk eğitimini tamamlamak üzere gönderilmiştir. Onun asıl amacı ve konumu aynı zamanda toplumuna lider olması sonucunu da getirmiştir. Bu sebeple muhatabı olan insanların gözü ona ve onun ailesine çevrilmiştir; her yaptıkları konuşulmakta, örnek alınmakta, duruma göre soru işaretleri oluşturulmaktadır. Sayfanın bir yüzü böyle olmakla beraber öteki yüzü itibariyle Peygamber hanımları da birer insandır, kadındır; onların da diğer kadınlar gibi duyguları, arzuları, içinde bulundukları durum ve sosyal statü gereği beklentileri vardır. Hz. Peygamber, ümmetin eğitimi için gerekli görerek zühdü yani sade yaşamayı seçtiğine göre eşleri de ya buna razı olacaklardı veya ondan ayrılıp dünyaya ait güzellikleri, nimetleri, lüksü ve refahı sağlayacak kimselerle beraber olacaklardı. Âyet, Peygamber eşlerini yol ayırımına getirmekte ve onlardan birini seçmelerini istemektedir. İsteyemeyecekleri şey hem Peygamber eşleri olmak hem de dünya nimetlerinden diğer kadınlar gibi yararlanmak, ziynet ve refah içinde yaşamaktır. Tefsircilere göre bu âyetin geliş sebebi, Hz. Peygamber’in eşleri­nin ondan, lüks, ziynet kabilinden bazı şeyler istemek, birbirlerini kıskanmak suretiyle kendisini üzmeleri, bunun üzerine Hz. Peygamber’in bir ay onlara yaklaşmamak üzere yemin edip (îlâ) ayrı yaşamaya karar vermesidir. Ay dolunca, “eşlerine seçme hakkı verildiği” için bu mânada “tahyîr” adıyla anılan âyet nâzil olmuştur. Âyet gelince Hz. Peygamber, o gün nikâhı altında bulunan eşlerini toplamış ve kendilerine seçim imkânı tanımıştır (tahyîrde bulunmuştur). Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, genellikle tefsircilerin kaydettikleri dokuz isimden oluşan listeye haklı olarak itiraz etmiş, tahyîr olayında buna muhatap olacak durumdaki eşlerin Âişe, Hafsa, Ümmü Seleme ve Sevde’den ibaret olduğunu kaydetmiştir (III, 1524). Eşleri bu durum karşısında heyecanlanmış, Hz. Peygamber kendilerini boşamadığı için sevinç göz yaşları dökerek “Allah ve resulünü tercih ettiklerini” ifade etmişlerdir (Buhârî, “Tefsîr”, 33/4-5; Müslim, “Talâk”, 30-35; Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1517 vd.).
Ahzâb Suresi 29. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Eğer Allah'ın ve resulünün rızasını ve ahirette cennet yurdunu istiyorsanız halinize sabredin. Şüphesiz Allah, içinizden sabırla ihsanda bulunanlara ve iyi geçinenlere büyük bir mükâfat hazırlamıştır.