Önceki ayet· 32:23Sonraki ayet· 32:25

Secde Suresi 24. Ayet· 32:24

↗ Secde suresi
Mekki
وَجَعَلۡنَا مِنۡهُمۡ أَئِمَّةٗ يَهۡدُونَ بِأَمۡرِنَا لَمَّا صَبَرُواْۖ وَكَانُواْ بِـَٔايَٰتِنَا يُوقِنُونَ
Sabredip ayetlerimize kesin olarak inanmalarından ötürü, aralarından, onları buyruğumuzla doğru yola götüren önderler yaptık
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sabredip ayetlerimize kesin olarak inanmalarından ötürü, aralarından, onları buyruğumuzla doğru yola götüren önderler yaptık
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Onların içinden, sabrettikleri zaman bizim emrimizle doğru yola ileten önderler yetiştirmiştik. Onlar, bizim âyetlerimize kesin bir şekilde inanıyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Sabrettikleri zaman içlerinden, bizim emrimizle doğru yola ileten önderler çıkarmıştık. Onlar bizim ayetlerimize gereğince inanıyorlardı.
Süleyman Ateş
Sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten önderler yetiştirmiştik.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.7%
İngilizce
And We made from among them leaders guiding by Our command when they were patient and [when] they were certain of Our signs
Fransızca
Et Nous avons désigné parmi eux des dirigeants qui guidaient (les gens) par Notre ordre aussi longtemps qu'ils enduraient et croyaient fermement en Nos versets
İspanyolca
Hice de algunos de ellos líderes ejemplares para guiar [a la gente] por Mi voluntad, siempre que sean pacientes y tengan certeza de Mis signos
Rusça
Мы создали среди них предводителей, которые вели остальных по Нашему повелению прямым путем, поскольку они были терпеливы и убежденно верили в Наши знамения
Endonezce
(Dan Kami jadikan diantara mereka itu pemimpin-pemimpin yang memberi petunjuk dengan perintah Kami selama mereka sabar.661) Mereka meyakini ayat-ayat Kami
Bengalce
তারা সবর করত বিধায় আমি তাদের মধ্য থেকে নেতা মনোনীত করেছিলাম, যারা আমার আদেশে পথ প্রদর্শন করত। তারা আমার আয়াতসমূহে দৃঢ় বিশ্বাসী ছিল।
Çince
我曾以他们中的一部分人为表率,当他们忍受艰难,确信我的迹象的时候,奉我的命令去引导众人。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İsrailoğulları'ndan, hak yolda insanların kendilerini örnek aldıkları, bizim kendilerine izin verdiğimiz ve onları güçlendirdiğimiz hak yolu gösteren önderler tayin ettik. Allah'ın emirlerini yerine getirmede, yasaklarından sakınmada ve davet yolunda başa gelen eziyetlerde sabrettikleri için onları hak yola iletiyorlardı. Onlar, rasûllerine indirilmiş olan Allah Teâlâ'nın ayetlerine kesin bir şekilde iman ediyorlardı.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
23- Andolsun ki Biz Musa’ya da kitap verdik -o nedenle sen ona kavuşmaktan şüphe etme- ve onu İsrailoğulları için rehber kıldık. 24- Onlardan sabrettikleri zaman emrimiz uyarınca hidâyete ileten önderler çıkardık. Onlar âyetlerimize kesin olarak inanıyorlardı. 25- Şüphesiz Rabbin anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında Kıyamet günü aralarında bizzat hüküm verecektir. 23. Yüce Allah, kullarına kendisi ile öğüt vermiş olduğu âyetleri yani Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e indirdiği Kur’ân-ı Kerîm’i söz konusu ettikten sonra bu Kur’ân-ı Kerîm’in daha önceleri benzeri olmayan bir kitap, onu getirenin de kendisinden önce benzeri gelmedik bir peygamber olmadığını hatırlatmaktadır:“Andolsun ki Biz Musa’ya da kitap verdik.” Bu ise Kur’ân-ı Kerîm’i tasdik eden Tevrat’tır. Kur’ân da onu tasdik etmiştir. O bakımdan her ikisinin ihtiva ettiği hak hususlar birbirine mutabıktır, her ikisinin delilleri de kesindir. “O nedenle sen ona kavuşmaktan şüphe etme.” Çünkü hakkın delilleri ile apaçık belgeleri ardı arkasına gelmiştir. Dolayısı ile şüphe ve terettüde yer kalmamıştır. “Ve onu” yani Musa’ya vermiş olduğumuz kitabı “İsrailoğulları için” dinlerinin gerek itikat gerek fürua ait hususlarında hidâyet bulacakları bir “rehber kıldık.” Onun şer’î hükümleri, İsrailoğulları arasında o zamana uygun idi. Bu Kur’ân-ı Kerîm’i ise Allah, bütün insanlar için bir rehber kılmıştır. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm, Kıyamet gününe kadar gelecek bütün insanların din ve dünyalarında hidâyet yolunun göstericisidir. Bu ise Kur’ân-ı Kerîm’in mükemmelliği ve yüceliği dolayısıyladır:“Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta çok yücedir, çok hakimdir (pek büyük hikmetlerle doludur.)”(ez-Zuhruf, 43/4) 24. “Onlardan” İsrailoğullarından “sabrettikleri zaman emrimiz uyarınca hidâyete ileten önderler çıkardık.” Yani şeriatın hidâyet yollarını bilen, hem kendileri hidâyet üzere bulunan, hem de bu hidâyet ile başkalarını hidâyete ileten kimseler çıkardık. Üzerlerine indirilen kitap, hidâyetin kendisidir. Aralarından bu kitaba iman edenler de iki kısım idiler: Bir kısmı, Allah’ın emri ile hidâyete ileten önderlerdi, diğer kısmı ise onlar vasıtası ile hidâyet bulan ve onlara uyan kimselerdi. Birinci kısım nübüvvet ve risalet derecesinden sonra en üstün derecededir. Bu da sıddîklar derecesidir. Onlar, bu üstün dereceye ancak “sabrettikleri zaman” ulaşabilmişlerdir. Yani öğrenmeye, öğretmeye, Allah yoluna davete, O’nun yolunda eziyetlere katlanmaya devam edip nefislerini masiyetlere ve şehvetlere dalmaktan dizginledikleri için layık olabilmişlerdir. Bir de “onlar âyetlerimize kesin olarak inanıyorlardı.” Allah’ın âyetlerine imanları, yakîn derecesine ulaşmıştı. Yakîn ise ameli gerektiren hal ve eksiksiz ilim demektir. Onlar, yakîn derecesine ancak sağlıklı bir bilgi sahibi oldukları için ve öğrendikleri meselelerin yakîn ifade eden delillerine dayanarak öğrendikleri için ulaşabilmişlerdir. Bu nedenle meseleleri öğrenmeye ve pek çok delillerle onları delillendirmeye devam ettiler ta ki bu dereceye ulaştılar. O halde dinde önderlik makamına sabır ve yakîn ile nail olunur. 25. Diğer taraftan İsrailoğullarının hakkında anlaşmazlığa düştükleri birtakım meseleler de vardır. Onlardan kimisi bu hususlarda hakkı bulmuş, kimisi de yanılarak ya da kasten haktan sapmış ve hataya düşmüştür. Yüce Allah bu hususta da şöyle buyurmaktadır:“Anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında bizzat hüküm verecek” olan Allah’tır. Bu Kur’ân, İsrailoğullarına hakkında anlaşmazlığa düştükleri bazı hususları anlatmaktadır. Aralarında meydana gelen her bir ihtilaftaki iki görüşten doğru olanı, Kur’ân-ı Kerîm’de doğru olduğu belirtilendir. Bunun dışında kalıp da ona muhalif olan ise batıldır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kur’an’ın birçok yerinde İsrâiloğulları’na verilen nimetlerden ve kendilerine sağlanan üstünlükten söz edilir. Fakat burada da vurgulandığı üzere içlerinden doğru yolu gösteren rehber ve önderler çıkarılması şeklinde tezahür eden büyük nimet, onların sağlam bir imana sahip olmaları ve Allah’ın buyruklarına uyma hususunda güçlüklere karşı direnmeleri, inançlarını muhafazada azim ve sebat göstermeleri şartına bağlanmıştır. Bu niteliklerini kaybettiklerinde nimeti ve ilâhî desteği de hak etmez duruma düşmüşlerdir. Onların bu konudaki zaaflarına da Kur’an’da değişik vesilelerle değinilmiştir. Âyetin “lemmâ saberû” şeklindeki kısmı “limâ saberû” şeklinde de okunmuştur; bu sebeple belirtilen kısma birinci kıraate göre, “iman edip sabrettikleri zaman, sürece” mânası verilebileceği gibi ikinci kıraate göre “iman edip sabrettikleri için” anlamı da verilebilir (Taberî, XXI, 112-113; sabır hakkında bk. Bakara 2/45; İsrâiloğulları hakkında bk. Bakara 2/40; Nisâ 4/153-161; A‘râf 7/138-171).
Secde Suresi 24. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İsrailoğulları'ndan, hak yolda insanların kendilerini örnek aldıkları, bizim kendilerine izin verdiğimiz ve onları güçlendirdiğimiz hak yolu gösteren önderler tayin ettik. Allah'ın emirlerini yerine getirmede, yasaklarından sakınmada ve davet yolunda başa gelen eziyetlerde sabrettikleri için onları hak yola iletiyorlardı. Onlar, rasûllerine indirilmiş olan Allah Teâlâ'nın ayetlerine kesin bir şekilde iman ediyorlardı.