Önceki ayet· 3:60Sonraki ayet· 3:62

Âl-i İmrân Suresi 61. Ayet· 3:61

↗ Âl-i İmrân suresi
Medeni
فَمَنۡ حَآجَّكَ فِيهِ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلۡعِلۡمِ فَقُلۡ تَعَالَوۡاْ نَدۡعُ أَبۡنَآءَنَا وَأَبۡنَآءَكُمۡ وَنِسَآءَنَا وَنِسَآءَكُمۡ وَأَنفُسَنَا وَأَنفُسَكُمۡ ثُمَّ نَبۡتَهِلۡ فَنَجۡعَل لَّعۡنَتَ ٱللَّهِ عَلَى ٱلۡكَٰذِبِينَ
Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra lanetleşelim de, Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra lanetleşelim de, Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim
Elmalılı Hamdi Yazır
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da lanetleşelim; Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim".
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sana ilimden bir nasip geldikten sonra, hak konusunda seninle tartışana de ki: "Gelin; oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, öz benliklerimizi ve öz benliklerinizi çağıralım, mübâhele edelim de Allah'ın lanetini yalancılar üzerine salalım."
Süleyman Ateş
Kim sana gelen ilimden sonra seninle tartışmaya kalkarsa, de ki: "Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra gönülden la'netle du'a edelim de, Allah'ın la'netini yalancıların üstüne atalım!"
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.1%
İngilizce
Then whoever argues with you about it after [this] knowledge has come to you - say, "Come, let us call our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves, then supplicate earnestly [together] and invoke the curse of Allah upon the liars [among us]
Fransızca
A ceux qui te contredisent à son propos, maintenant que tu en es bien informé, tu n'as qu'à dire: «Venez, appelons nos fils et les vôtres, nos femmes et les vôtres, nos propres personnes et les vôtres, puis proférons exécration réciproque en appelant la malédiction d'Allah sur les menteurs
İspanyolca
Si te disputan acerca de esta verdad [la historia de Jesús] después de haberte llegado el conocimiento, diles: "¡Vengan! Convoquemos a nuestros hijos y a los suyos, a nuestras mujeres y a las suyas, y presentémonos todos. Luego invoquemos que la maldición de Dios caiga sobre los que mienten
Rusça
Тому, кто станет препираться с тобой относительно него после того, что к тебе явилось из знания, скажи: «Давайте призовем наших сыновей и ваших, наших женщин и ваших, нас самих и вас самих, а затем помолимся и призовем проклятие Аллаха на лжецов!»
Endonezce
Siapa yang membantahmu dalam hal ini setelah engkau memperoleh ilmu, katakanlah (Muhammad), "Marilah kita panggil anak-anak kami dan anak-anak kamu, istri-istri kami dan istri-istrimu, kami sendiri dan diri kamu, kemudian marilah kita ber-mubahalah 121) agar laknat Allah ditimpakan kepada orang-orang yang dusta (di antara kita)
Bengalce
অতঃপর তোমার নিকট সত্য সংবাদ এসে যাওয়ার পর যদি এই কাহিনী সম্পর্কে তোমার সাথে কেউ বিবাদ করে, তাহলে বল-এসো, আমরা ডেকে নেই আমাদের পুত্রদের এবং তোমাদের পুত্রদের এবং আমাদের স্ত্রীদের ও তোমাদের স্ত্রীদের এবং আমাদের নিজেদের ও তোমাদের নিজেদের আর তারপর চল আমরা সবাই মিলে প্রার্থনা করি এবং তাদের প্রতি আল্লাহর অভিসম্পাত করি যারা মিথ্যাবাদী।
Çince
在知识降临你之后,凡与你争论此事的人,你都可以对他们说:你们来吧!让我们召集我们各自的孩子,我们的妇女和你们的妇女,我们的自身和你们的自身,然后让我们祈祷安拉弃绝说谎的人。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Necrân Hristiyanlarından her kim sana gelen doğru ilimden sonra İsa -aleyhisselam- hakkında, Allah'ın kulu olmadığı iddiası ile seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve sizleri çağıralım ve hepimiz toplanalım. Sonra da dua ederek sizden ve bizden olan yalancılara lanetini indirmesi için Allah'a yalvaralım."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
59- Doğrusu Allah katında İsa’nın durumu Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı, sonra ona: Ol, dedi, o da oluverdi. 60- Bu (anlatılanlar) Rabbinden gelen haktır. Öyle ise şüphe edenlerden olma. 61- Sana gelen ilimden sonra artık kim seninle onun hakkında çekişirse de ki: “Gelin, hem siz hem biz, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Sonra niyaz edelim de Allah’ın lanetinin yalan söyleyenlerin üzerine olmasını isteyelim. 62- İşte doğru olan kıssa budur. Allah’tan başka (hak) ilâh yoktur ve şüphesiz Allah Azîzdir, Hakîmdir. 63- Artık yüz çevirirlerse (bilsinler ki) şüphesiz Allah fesatçıları çok iyi bilendir. 59. Yüce Allah Meryem ile İsa’nın kıssasını ve onların gerçek haberlerini söz konusu edip İsa’nın Allah’ın kendisine nimet ihsan ettiği bir kulu olduğunu belirttikten sonra, İsa’nın ulûhiyetini iddia eden kimselerin, Allah’a karşı yalan ve iftira düzüp bütün peygamberleri ve İsa’yı yalanlamış olacağını zikretmiştir. Çünkü İsa’yı ilâh edinen kimselerin bu konudaki şüpheleri batıl bir şüphedir. Eğer bu şüphenin haklı bir yönü olsaydı Âdem, ilah olmaya ondan daha layık olurdu. Çünkü Adem hem annesiz, hem de babasız yaratılmıştır. Bununla birlikte bütün insanlar Âdem’in Allah’ın kullarından bir kul olduğunu ittifakla kabul etmektedirler. Dolayısı ile babasız ama bir anneden yaratılmış olduğuna dayanarak İsa’nın ilâhlığını iddia etmek, iddiaların en batıl olanlarındandır. 60. İşte hiçbir şüphe taşımayan hakkın ta kendisi, budur. İsa bizzat kendisinin de kendi hakkında söylediği gibi asla bir ilâh değildir:“Ben onlara bana emrettiğin (şu emirden) başkasını söylemedim: Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin...”(el-Maide, 5/17) 61-63. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına Necran hıristiyanlarından bir heyet gelmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onlara karşı İsa’nın Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna dair apaçık delilleri ortaya koymasına rağmen onlar batıl inançlarından taviz vermediler. Zira onlar İsa’nın ilâh olduğunu iddia etmişlerdi. Nihâyet her iki taraf da öyle bir noktaya geldiler ki, sonunda Yüce Allah, Peygamber’e onlarla mübahale yapmasını emretti. Çünkü onlar için hak açıklık kazanmış bulunmaktaydı. Fakat inat ve taassupları onları hakkı kabul etmekten alıkoymuştu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de onları mübahaleye davet etti. Şöyle ki kendisi, aile halkını ve çocuklarını getirecek onlar da kendi aile halkını ve çocuklarını getirecekler ve sonra hep birlikte Yüce Allah’a, yalan söyleyenlerin üzerine cezasını ve lanetini indirmesi için dua edeceklerdi. Bu isteği kabul etsinler mi diye kendi aralarında istişare ettiler. Nihâyet onun bu isteğini kabul etmemekte görüş birliğine vardılar. Çünkü onlar Peygamber’in Allah’ın gerçek peygamberi olduğunu anlamışlardır. Yine anlamışlardı ki eğer onunla mübahalede bulunacak olsalardı helâk olurlardı, hem kendileri hem de aile halkları ve çoluk çocukları. O nedenle onunla sulh yaptılar, ona cizye vermeyi kabul ettiler ve ondan iyi ilişkiler içinde olmayı istediler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de onların isteklerini kabul etti ve onları zora koşmadı. Çünkü maksat olan hakkın açığa çıkması tahakkuk etmişti ve onların inatları da ortaya çıkmıştı. Zira mübahaleyi kabul etmemeyi kararlaştırmışlardı. Bu ise onların zalim olduklarının apaçık delilidir. İşte bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:“İşte doğru olan kıssa budur” ve bu kıssada hiçbir şüphe yoktur. “Şüphesiz Allah Azîzdir” kudret ve kuvvetiyle bütün mevcudatı emrine boyun eğdirmiştir, yeryüzünün ve göklerin bütün sakinleri O’na itaat etmişlerdir. Bununla birlikte O “Hakîmdir” her şeyi yerli yerince koyandır ve olmaları gereken yerlere yerleştirendir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Resûlullah’tan, Hz. Îsâ hakkında anılan hakikatleri kabul etmemekte direnmeleri halinde karşı tarafı (Necran heyetindekileri) lânetleşmeye çağırması istendiğinden, bu âyet “mübâhele âyeti” diye anılır. Sûrenin başında “nüzûlü” kısmında açıklandığı üzere Necran heyetindekiler Hz. Îsâ ile ilgili inançlarının tutarsız olduğu ortaya konmasına rağmen demagoji yoluyla haklılık iddia etmeye devam edince, yüce Allah resulünden onları lânetleşmeye çağırmasını istedi. Onlar bir peygamberle lânetleşmeye girmenin ağır sonuçları olacağını bildikleri ve Hz. Muhammed’in de Allah’ın elçisi olduğuna kanaat getirdikleri için bu yola girmeye yanaşmadılar, kendi çevrelerindeki itibarlarını ve bu yoldan sahip oldukları menfaatleri yitirmemek için de İslâmiyet’i kabul etmekten kaçındılar (Müsned, I, 414; Buhârî, “Megāzî”, 72-73). Siyer, hadis ve tefsir kaynaklarında Resûlullah’ın bu lânetleşme çağrısının ciddiyetini ortaya koymak üzere yanında kızı Hz. Fâtıma’yı, damadı Hz. Ali’yi ve torunları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i ve bazı müslümanları da hazır bulundurduğu kaydedilir. Bir kısım Şiîler buradan yola çıkarak âyet-i kerîmedeki “kendimiz” tamlamasının Hz. Ali’yi ifade için yer aldığını, bazıları da “kadınlarımız” kelimesiyle Hz. Fâtıma’nın kastedildiğini iddia edip birtakım zorlanmış yorumlar ortaya koymuşlardır (bk. Râzî, VIII, 80-81; Reşîd Rızâ, III, 322; Mevlânâ Şiblî, Asr-ı saâdet, II, 621-624). Tefsirlerde âyet-i kerîmedeki “nisâ” (kadınlar) ve “ebnâ” (oğullar, çocuklar) kelimeleri değişik şekillerde açıklandığı gibi, kimin kimi çağıracağı hususunda da farklı ihtimallere işaret edilmiştir. Öte yandan siyer, hadis ve tefsir kaynaklarındaki bilgiler Necran heyetinde bulunanların kimlikleri (kadınların ve çocukların bulunup bulunmadığı) hususunda kesin sonuçlara ulaşma imkânı vermemektedir. Mübâheleye davet vâki olmakla beraber karşılıklı lânetleşme gerçekleşmediği için Resûlullah’ın yanında hazır bulunanlarla ilgili bilgiler ancak bu işe hazırlık aşaması için ışık tutabilir. Dolayısıyla tarihî bilgiler âyet-i kerîmede yer alan kelimelerin kapsamlarını belirlemede yeterli delil teşkil edebilecek düzeyde değildir. Bununla birlikte, mevcut tarihî bilgiler, dil ve mantık kuralları, âyetin bağlamı ve Kur’an-ı Kerîm’in fikrî bütünlüğü dikkate alınarak burada mübâhele ile şunun kastedildiği söylenebilir: Lânetleşmeye giren tarafların –kendileri de dahil olmak üzere– en yakın aile fertlerini ve kalben en çok yakınlık duydukları kişileri (Zemahşerî, I, 193) bilfiil hazır bulundurarak veya onları da anarak, gerçek dışı iddiada bulunan taraftakilerin topluca Allah’ın lânetine uğramalarını ve bu sebeple başlarına gelecek musibetleri peşinen kabullenmeleri. Burada önemli olan “mübâhele” kelimesinin, ancak kendisinin hak üzere olduğuna emin olan kişinin girebileceği bir meydan okumayı ifade etmesi (İbn Âşûr, III, 266) ve böyle bir çağrıya muhatap olan kişinin Peygamberler’le mübâheleye girmenin çok ağır sonuçları beraberinde getireceği inancına sahip olmasıdır. Nitekim Necran heyetindekiler bu anlamı ve bu sonuçları bildikleri, Hz. Muhammed’in de son peygamber olduğunu anladıkları için bu çağrıya olumlu karşılık vermekten kaçınmışlardır (İbn Hişâm, es-Sîretü’n-nebeviyye, II, 232-233). Kâşânî peygamberle mübâhelenin önemli etkilere sahip oluşunu, peygamberlerin ruhlarının Rûhulkudüs’le desteklenmiş olmasıyla izah etmiş ve bu çerçevede karşı taraf üzerindeki psikolojik etkilerine dikkat çekmiştir (Kāsımî, IV, 859, 860). İbn Kayyim de olayı aktardıktan sonra bundan çıkartılabilecek fıkhî sonuçlar üzerinde durmuştur (Zâdü’l-meâd, III, 629-638, 638-646) M. Reşîd Rızâ bu âyette kadınların özel olarak zikredilmiş olmasından hareketle Kur’an-ı Kerîm’in toplumsal etkinliklerde kadınların da yer alması gerektiğine hükmettiğini belirtir ve İslâm dünyasında kadının durumunun İslâm’ın ana kaynaklarındaki anlayışla bağdaşmayan bir manzara arzettiğine değinir (bk. Reşîd Rızâ, IV, 323-324).
Âl-i İmrân Suresi 61. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Necrân Hristiyanlarından her kim sana gelen doğru ilimden sonra İsa -aleyhisselam- hakkında, Allah'ın kulu olmadığı iddiası ile seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve sizleri çağıralım ve hepimiz toplanalım. Sonra da dua ederek sizden ve bizden olan yalancılara lanetini indirmesi için Allah'a yalvaralım."