Önceki ayet· 29:5Sonraki ayet· 29:7

Ankebût Suresi 6. Ayet· 29:6

↗ Ankebût suresi
Mekki
وَمَن جَٰهَدَ فَإِنَّمَا يُجَٰهِدُ لِنَفۡسِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Hak uğrunda cihat eden, ancak kendisi için cihat etmiş olur. Doğrusu Allah, alemlerden müstağnidir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Hak uğrunda cihat eden, ancak kendisi için cihat etmiş olur. Doğrusu Allah, alemlerden müstağnidir
Elmalılı Hamdi Yazır
Cihad eden ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlerden müstağnidir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ve kim didinir, gayret sarfederse hiç kuşkusuz, kendi benliği lehine gayret sarfetmiş olur. Gerçek olan şu ki, Allah, âlemlere muhtaç olmaktan uzak, mutlak bir Ganî'dir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Kim cihad ederse ancak kendi yararına cihad eder. Allah, alemlerden zengindir. (Kimsenin cihadına muhtaç değildir. İnsanların cihad ve ibadetleri kendi menfaatleri içindir).
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.7%
İngilizce
And whoever strives only strives for [the benefit of] himself. Indeed, Allah is free from need of the worlds
Fransızca
Et quiconque lutte, ne lutte que pour lui-même, car Allah peut Se passer de tout l'univers
İspanyolca
Quien luche [contra sus pasiones] será en beneficio propio. Dios no tiene necesidad de las cosas creadas
Rusça
Тот, кто сражается, сражается во благо себе. Воистину, Аллах не нуждается в мирах
Endonezce
Dan barangsiapa berjihad, maka sesungguhnya jihadnya itu untuk dirinya sendiri. Sungguh, Allah Mahakaya (tidak memerlukan sesuatu) dari seluruh alam
Bengalce
যে কষ্ট স্বীকার করে, সে তো নিজের জন্যেই কষ্ট স্বীকার করে। আল্লাহ বিশ্ববাসী থেকে বে-পরওয়া।
Çince
谁奋斗,都只为自己而奋斗,安拉确是无求于众世界的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kim nefsiyle, onu itaat etmeye ve günahlardan uzaklaşmaya taşıyarak cihat eder ve Allah yolunda cihat ederse; şüphesiz o kendisi için çalışmış, çaba göstermiş olur. Çünkü bu yaptıklarının faydası ona dönecektir. Allah bütün mahlukatından müstağnidir. mahlukatının O'na itaat etmesi O'na bir şey kazandırmaz, günah işlemeleri de O'ndan bir şey eksiltmez.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
5- Kim Allah’a kavuşmayı ümit ediyorsa (bilsin ki) Allah’ın belirlediği vade muhakkak gelecektir. O, her şeyi işitendir, bilendir. 6- Kim cihad ederse ancak kendi yararına cihad eder. Çünkü Allah'ın hiç kimseye ihtiyacı yoktur. 5. Yani ey Rabbini seven, O’na yakın olmayı, O’na kavuşmayı özleyen, O’nun razı olacağı şeyleri yapmakta elini çabuk tutan kişi! Müjdeler olsun! Sevdiğine kavuşman pek yakındır, o mutlaka gelecektir. Gelecek olan her şey de yakındır. O halde O’na kavuşmak için azığını hazırla ve O’na kavuşacağın ümidi ile O’na doğru yürü! Ancak belli bir iddiada bulunan herkese iddia ettiği şeyler verilmez. Temennilerde bulunan herkese temenni ettiği şeyler bağışlanmaz. Şüphesiz Allah, tüm sesleri işiten ve niyetleri çok iyi bilendir. Bu konuda samimi olanı Yüce Allah umduklarına nail kılar. Yalan söyleyen bir kimseye ise asılsız iddialarının bir faydası olmaz. O, kimin kendi sevgisine mazhar olmaya elverişli olduğunu, kimin de elverişli olmadığını elbette bilir. 6. “Kim” nefsine, şeytanına ve kâfir düşmanına karşı “cihad ederse ancak kendi yararına cihad eder.” Çünkü bunun faydası kendisine gelecektir, bunun kazancını elde edecek olan kendisidir. “Çünkü Allah'ın hiç kimseye ihtiyacı yoktur.” Onlara böyle bir öğüt vermesi, bundan bir fayda sağlamak için değildir. Onlara birtakım şeyleri yasak kılması da onlara karşı cimriliğinden ötürü değildir. Aksine O, verdiği emirlere ve koyduğu yasaklara riâyet etmek için mükellef tuttuğu kimselerin, cihada gerek duyacağını bilir. Çünkü kişinin nefsi tabiatı itibarı ile hayra karşı işi ağırdan alır, şeytanı da kendisini bu emir ve yasaklara riâyet etmekten engeller. Kâfir düşmanı da dinini gereği gibi uygulamasına ve yaşamasına mani olur. Bütün bunlar ise cihadı, mücadeleleri ve çok büyük gayretleri gerekli kılan karşıt unsurlardır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Allah’a kavuşmayı arzu eden”den maksat, dünyada O’nun iradesine uygun olarak yaşayıp O’nun hükümlerini yerine getirenler ve bunun karşılığının kendilerine verileceğini umanlar, dolayısıyla âhiret hayatına inananlardır. “Allah’ın verdiği sürenin sonu” ifadesiyle de ölüm veya ölüm sonrasında insanların yaptıklarının karşılığını bulacakları âhiretteki yargılanma zamanı kastedilmiştir (Râzî, XXV, 31). Hayat geçicidir; sonunda varılacak yer Allah’ın huzurudur. Dünyada acılara katlanma pahasına, Allah’ın yüklediği görevleri yerine getirerek büyük sınavı başaranlar, “Allah’a kavuşmayı arzu edenler”dir. Bunlar, iyi olmak ve iyiliği hâkim kılmak için gayretler göstermişlerse kendi iyilikleri için yapmışlardır. Çünkü “Allah’ın hiçbir kimsenin hiçbir şeyine ihtiyacı yoktur.” İnsanların bütün iyi işleri er veya geç ama mutlaka kendi faydalarına sonuç verir; onun insanlıkta ve Müslümanlık’ta kemalini arttırır; Allah katındaki değerini ve derecesini yükseltir. Âyetten anlaşıldığına göre insanlar bir kere gönülden niyet edip karar vererek hayırlı işlere, üstün gayretlere giriştiler mi artık Allah’ın yardım ve desteği de onlarla olur ve bu sayede üstesinden gelemeyecekleri kadar ağır gibi görünen işleri bile başarabilirler, ulaşılamaz zannedilen hedeflere ulaşabilirler. Bu gerçeğe sûrenin son âyetinde de yer verilecektir.
Ankebût Suresi 6. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kim nefsiyle, onu itaat etmeye ve günahlardan uzaklaşmaya taşıyarak cihat eder ve Allah yolunda cihat ederse; şüphesiz o kendisi için çalışmış, çaba göstermiş olur. Çünkü bu yaptıklarının faydası ona dönecektir. Allah bütün mahlukatından müstağnidir. mahlukatının O'na itaat etmesi O'na bir şey kazandırmaz, günah işlemeleri de O'ndan bir şey eksiltmez.