O gün azab, onları üstlerinden, ayaklarının altından örter ve (Allah onlara): "Yaptığınız işleri tadın!" der.
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
O gün azab, onları üstlerinden, ayaklarının altından örter ve (Allah onlara): "Yaptığınız işleri tadın!" der.
Elmalılı Hamdi Yazır
O günde azap, onları hem üstlerinden, hem ayaklarının altından saracak ve Allah (onlara), "Yaptıklarınızın cezasını tadın!" diyecektir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Gün olur, azap onları tepelerinden, ayaklarının altından sarıverir ve der: "Tadın bakalım, yapıp ettiklerinizi."
Süleyman Ateş
O gün azab, onları üstlerinden, ayaklarının altından örter ve (Allah onlara): "Yaptığınız işleri tadın!" der.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.3%
İngilizce
On the Day the punishment will cover them from above them and from below their feet and it is said, "Taste [the result of] what you used to do
Fransızca
Le jour où le châtiment les enveloppera d'en haut et sous leurs pieds. Il [leur] dira: «Goûtez à ce que vous faisiez!»
İspanyolca
El día que el castigo los envuelva por arriba y debajo de sus pies, [Dios] les dirá: "Sufran las consecuencias de sus propias obras
Rusça
В тот день мучения покроют их сверху и из-под ног. Он скажет: «Вкусите то, что вы совершали!»
Endonezce
Pada hari (ketika) azab menutup mereka dari atas dan dari bawah kaki mereka dan (Allah) berkata (kepada mereka), "Rasakanlah (balasan dari) apa yang telah kamu kerjakan
Bengalce
যেদিন আযাব তাদেরকে ঘেরাও করবে মাথার উপর থেকে এবং পায়ের নীচ থেকে। আল্লাহ বললেন, তোমরা যা করতে, তার স্বাদ গ্রহণ কর।
Azap onları üstlerinden bürüdüğü ve ayaklarının altından onları kapladığı gün Yüce Allah; azarlayarak onlara: "İşlemiş olduğunuz şirk ve günahlarınızın karşılığını tadın bakalım!" diyecektir.
53- Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Eğer belli bir vade olmasaydı elbette azap onlara gelirdi. Bununla beraber onlar hiç farkında değilken o azap, kendilerine ansızın gelecektir. 54- Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Halbuki cehennem, kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır. 55- O gün azap, onları hem üstlerinden hem de ayaklarının altından kaplayacak ve Allah onlara şöyle diyecektir:“Tadın yapmakta olduklarınızı!”
53. Yüce Allah, Peygamberi ve onun getirdiklerini yalanlayanların cehaletlerini ve onların azabın çabuk gelmesini isteyip yalanlamalarını daha da ileriye götürerek:“Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bu tehdidiniz ne zaman gerçekleşecek?”(el-Mülk, 67/25) dediklerini haber vermektedir. Buna karşılık Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer” bu azabın inmesi için tespit edilmiş ve henüz gelmemiş olan “belli bir vade olmasaydı” onların bu konuda bizi âciz bırakmak isteyişleri ve hakkı yalanlayışları sebebi ile “elbette azap onlara gelirdi.” Eğer biz cahillikleri sebebi ile onları hemen azapla yakalayacak olsaydık hiç şüphesiz onların sözleri, başlarına gelecek olan belâları ve cezaları daha da çabuklaştırırdı. Bununla birlikte azabın inişini geç bulmasınlar. Çünkü “onlar hiç farkında değilken o azap, kendilerine ansızın gelecektir.” Nitekim Yüce Allah’ın haber verdiği şekilde de olmuştur. Onlar Bedir’e şımarıkça ve böbürlene böbürlene gelip maksatlarını elde edeceklerini sandıkları bir sırada Allah onları zelil etti, onların ileri gelenlerini öldürdü. Bütün şerlileri de bu savaşta ölüp gitti. Bu musibetten payını almadık tek bir ev kalmadı. Azap onlara ummadıkları bir yerden geldi ve onların farkında olmadıkları bir sırada tepelerine indi.
54. Eğer onlara dünyada azap gelmezse hiç şüphesiz önlerinde onları bekleyen uhrevî bir azap vardır. Onlardan hiç kimse de bu azaptan kurtulamayacaktır. İster ona bu dünya azabı hemen verilmiş olsun, ister mühlet verilmiş olsun fark etmez, “cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.” Onlar, oradan ayrılıp başka bir yere gidemeyeceklerdir. Dört bir yandan cehennem onları kuşatmış olacaktır. Tıpkı büyük-küçük günahlarının, küfürlerinin kendilerini çepeçevre kuşatmış olduğu gibi. İşte en çetin azap da bu azaptır.
55. İşlemiş olduğunuz ameller şimdi azaba dönüşmüştür; küfür ve günahlar sizlerin her bir yanını kuşatmış olduğu gibi azap da her bir yandan sizi kuşatmış bulunmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnkârcıların Hz. Peygamber’den, tehdit edilip uyarıldıkları azabı çabuklaştırmasını istemeleri, gerçekten böyle bir azaba inandıkları ve ona razı oldukları anlamına gelmez; onlar, bu ifadeleriyle aksine azaba inanmadıklarını açıkça ortaya koyarak alaylı bir üslûpla Peygamber’e karşı meydan okuyorlardı. 53. âyete göre söz konusu azabın gerçekleşme zamanı ilâhî hikmet tarafından tayin edilmiş olup o zaman gelince, onlar farkında bile olmadan azap ansızın başlarına gelecektir. İnkârcıların cezasının hemen verilmeyip belli bir zamana ertelenmesinin, tuttukları yanlış yoldan dönmelerine fırsat vermek, Allah’ın ne kadar sabırlı ve merhametli olduğunu göstermek gibi hikmetleri vardır (İbn Âşûr, XXI, 19).
Tefsirlerde 53. âyetteki azapla putperestlerin, Bedir Savaşı’nda yaşadıkları büyük yenilgi ve kayıplarının kastedildiği yorumu da yapılmıştır. Nitekim müslümanlar karşısındaki ilk mağlûbiyetleri olan bu savaş onlar için sonun başlangıcı olmuştur. Böylece “Hadi bizi tehdit ettiğin azabı hemen şimdi getir!” diyerek meydan okuyanlar, daha dünyada iken cezalandırılmışlardır. 54-55. âyetler ise inkârcıların kendi yapıp ettikleri yüzünden âhirette uğrayacakları cezanın dehşetini, kaçınılmazlığını ve kuşatıcılığını özetlemektedir. Tarihsel bağlamda Kur’an’ın ilk muhatapları konumundaki putperest Araplar’ı uyaran bu âyetler, evrensel planda her devirde İslâmî inanç ve değerler karşısında benzer düşmanlıkları sergileyenleri ilgilendiren umumi bir ikaz anlamı da taşımaktadır.
Azap onları üstlerinden bürüdüğü ve ayaklarının altından onları kapladığı gün Yüce Allah; azarlayarak onlara: "İşlemiş olduğunuz şirk ve günahlarınızın karşılığını tadın bakalım!" diyecektir.