14- Andolsun biz, Nûh’u kavmine gönderdik de o, onların arasında elli yıl eksik olmak üzere bin yıl kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tûfân onları yakaladı. 15- Biz de onu ve gemide olanları kurtardık ve onu âlemler için bir ibret kıldık.
14. Yüce Allah, peygamberleri yalanlayan ümmetleri cezalandırmasına dair hüküm ve hikmetini bildirmekte, kulu ve rasûlü Nûh aleyhisselam’ı kavmine, kendilerini tevhide, yalnızca Yüce Allah’a ibadet etmeye, O’na ortak koşulan eşlerden ve putlardan uzak kalmaya davet etmek üzere gönderdiğini haber vermektedir. “O, onların arasında” davetçi bir peygamber olarak “elli yıl eksik olmak üzere bin yıl kaldı.” Bu zaman zarfında onları davete ara vermedi. Onlara öğüt vermeyi bırakmadı. Gece gündüz, gizli açık onları davet edip durdu. Fakat onlar, doğru yola gelmediler, hidâyet bulmadılar. Aksine küfür ve tuğyanlarını sürdürüp gittiler. Sonunda peygamberleri Nûh -salât ve selâm olsun ona- ileri derecedeki sabır ve tahammülüne rağmen onlara:“Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden dönüp dolaşan tek bir kimse bırakma!”(Nûh, 71/26) diyerek beddua etti. “Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken” artık azabı hak edince “tûfân” gökten bol bol inen ve yerden şiddetlice kaynayan sel suları “onları yakaladı.”
15. “Biz de onu ve gemide olanları” onunla birlikte ona binen aile halkını ve ona iman edenleri “kurtardık ve onu” yani gemiyi ya da Nûh aleyhisselam’ın bu kıssasını “âlemler için bir ibret kıldık.” Bununla insanlar, peygamberleri yalanlayanların sonunda helâk olacaklarına, iman edenlere ise Yüce Allah’ın her bir sıkıntıdan bir kurtuluş, her bir darlıktan bir çıkış yolu ihsan edeceğine dair bir ibret sebebi kılmıştır. Ayrıca Yüce Allah, bu gemiyi -yani gemi türünü- de bütün âlemlere bir ibret kılmıştır. Bununla Rablerinin rahmetini ibretle düşünürler. Çünkü bu gemilere sahip olma imkanını yaratmış ve bu işi kendilerine kolaylaştırmıştır. Böylece bu gemiler kendilerini de eşyalarını da bir yerden başka bir yere, bir bölgeden bir başka bölgeye taşımaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Sûrenin 3. âyetinde önceki toplulukların da imtihandan geçirildikleri bildirilmişti. Buradan itibaren 43. âyete kadar bazı peygamberlerin tebliğlerinin özünü oluşturan konulardan ve kendi topluluklarının bu peygamberler karşısında sergiledikleri inkârcı tutumlardan, bu yüzden uğradıkları felâketlerden örnekler verilerek insanlık tarihinin din bağlamında ders alınmaya değer yönleri özetlenmekte; böylece bir yandan İslâm’ın muhatapları olanlar uyarılırken bir yandan da İslâm peygamberinin karşılaştığı inkârcı ve düşmanca davranışların benzerleriyle önceki peygamberlerin de karşılaştığı hatırlatılarak Resûlullah ve müminler teselli edilmektedir.
Kur’an-ı Kerîm’de kavmiyle giriştiği inanç mücadelesi hakkında bilgi verilen ilk peygamber Hz. Nûh’tur; ayrıca yine Kur’an’da kaç yıl yaşadığı bildirilen tek peygamber de odur. Tevrat’ta da Nûh’un 950 yıl yaşadığı bildirilmektedir (Tekvîn, 9/29). Ancak, bir tarih kitabı mahiyetinde olan Tevrat’ın Tekvîn bölümünde (5/28-9/29) Nûh’un hayatı nisbeten ayrıntılı olarak anlatılırken Kur’an’da daha çok onun hayatının ibret alınacak yönleri verilmiştir (Nûh tûfanı hakkında bilgi için bk. Hûd 11/36-49).