Her ümmetten bir şahit çıkarır ve "kesin delilinizi ortaya koyun" deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Her ümmetten bir şahit çıkarır ve "kesin delilinizi ortaya koyun" deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar
Elmalılı Hamdi Yazır
(O gün) her ümmetten bir şahit çıkarır, "Haydin, kesin delilinizi getirin!" deriz. O zaman bilirler ki, hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri şeyler (putlar) de kendilerinden ayrılıp kaybolmuşlardır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Her ümmetten bir tanık çıkarmış da şöyle demişizdir: "Getirin susturucu kanıtınızı!" Bunun üzerine onlar hakkın Allah'a ait olduğunu bilmişlerdir. O iftira aracı yaptıkları şeyler de onları yüzüstü koyup kaybolmuşlardır.
Süleyman Ateş
Her ümmetten bir şahid çıkarırız: "Delilinizi getirin!" deriz. Gerçeğin Allah'a aidolduğunu bilirler ve uydurdukları şeyler kendilerinden sapıp gider.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.4%
İngilizce
And We will extract from every nation a witness and say, "Produce your proof," and they will know that the truth belongs to Allah, and lost from them is that which they used to invent
Fransızca
Cependant, Nous ferons sortir de chaque communauté un témoin, puis Nous dirons: «Apportez votre preuve décisive». Ils sauront alors que la Vérité est à Allah; et que ce qu'ils avaient inventé les a abandonnés
İspanyolca
Cuando extraiga de cada pueblo un testigo y les diga: "Presenten los fundamentos [de su idolatría]". Entonces, sabrán que la Verdad solo pertenece a Dios, y todo aquello que inventaron desaparecerá
Rusça
Из каждой общины Мы выберем свидетеля и скажем: «Приведите ваше доказательство!». Тогда они узнают, что истина - с Аллахом. И покинет их (или исчезнет) то, что они измышляли
Endonezce
(Dan Kami datangkan dari setiap umat seorang saksi,614) lalu Kami katakan, "Kemukakanlah bukti kebenaranmu," maka tahulah mereka bahwa yang hak (kebenaran) itu milik Allah dan lenyaplah dari mereka apa yang dahulu mereka ada-adakan
Bengalce
প্রত্যেক সম্প্রদায় থেকে আমি একজন সাক্ষী আলাদা করব; অতঃপর বলব, তোমাদের প্রমাণ আন। তখন তারা জানতে পারবে যে, সত্য আল্লাহর এবং তারা যা গড়ত, তা তাদের কাছ থেকে উধাও হয়ে যাবে।
Her ümmetten, üzerlerinde bulundukları küfür ve yalanlamaya şahitlik eden bir peygamber getirir ve o ümmetlerden yalanlayanlara şöyle deriz: “Üzerine olduğunuz küfür ve yalanlamanın kanıtlarını ve delillerini getirin bakalım.” Böylece onların hüccetleri kopuverir ve hiçbir şüphenin olmadığı hakkın yalnız Allah’a ait olduğunu çok net olarak bilirler. Üzerinde anlaşmazlığa düşerek Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'ya ortak kıldıkları onlardan yok olup gider.
74- O gün onlara seslenecek ve şöyle buyuracak:“Hani (benimle beraber ilah olduğunu) iddia ettiğiniz ortaklarım nerede?” 75- (O gün) her ümmetten bir şahit çıkartacağız ve: “Haydi, delilinizi getirin!” diyeceğiz. Böylece onlar hakkın, Allah’ın olduğunu bilecekler ve uydurdukları şeyler de kaybolup gidecektir.
74. “O gün onlara” Yani kıyamet günü Yüce Allah, kendisine başkasını denk tutan, ortakları bulunduğunu iddia eden, bu ortakların ibadete hak sahibi olduklarını, fayda ve zarar verebildiklerini ileri süren müşriklere “seslenecek” onların bu batıl iddialarındaki cüretkârlıklarını, yalanlarını ve kendi kendilerini de yalanlayışlarını ortaya çıkaracak ve “şöyle buyuracak: “Hani (benimle beraber ilah olduğunu) iddia ettiğiniz ortaklarım nerede?” Yani onların bu iddialarının gerçekle bir ilgisi yoktur. Delilsiz, sırf kendi kanaatleri ile böyle bir iddiada bulunuyorlar. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Allah'ın dışında birtakım ortaklara yalvaranlar aslında onlara uymuyorlar. Onlar, ancak zanna uyuyorlar ve ancak yalan söylüyorlar.”(Yunus, 10/66) 75. Müşrikler ve koştukları ortaklar bir araya geldiklerinde Yüce Allah, yalanlayıcı ümmetler arasında bulunan “her ümmetten” dünyada cereyan eden şirklerine ve itikatlarına tanıklıkta bulunacak “bir şahit” çıkartacaktır. Bunlar, seçilmiş kimseler olacaklardır. ani Biz yalanlayanların ileri gelenleri arasından onlar namına davalarını sürdürecek ve yoldaşları adına mücadele edecek kimseleri -ki hepsi aynı yol üzere idiler- seçeriz. Muhakeme olunmak üzere ortaya çıkacakları vakit de “deriz ki: Haydi delilinizi getirin!” Yani koştuğunuz şirkin doğruluğuna dair delilinizi ve belgenizi ortaya koysun! Bunu size Biz mi emrettik? Peygamberlerim size böyle bir şeyi emretti mi? Siz bunu Benim kitaplarımdan herhangi birisinde mi buldunuz? Bunlar arasında uluhiyetin bir kısmını olsun hak eden herhangi bir kimse var mıdır? Uydurma ilâhların size bir faydası var mı? Yahut size gelecek Allah’ın azabını önleyebiliyorlar mı? Size sağlayacakları bir yarar var mı? Eğer böyle bir imkânları varsa hadi bunu yapsınlar, eğer buna güçleri yetiyorsa haydi size bunu göstersinler! şte o vakit sözlerinin batıl ve tutarsız olduğunu “böylece hakkın, Allah’ın olduğunu bilecekler.” Kendilerinin bu davada haksız olduklarını anlayacaklar, ileri sürecekleri bir delilleri kalmayacak, buna karşılık Allah’ın delili galip gelmiş olacaktır. “ve uydurdukları şeyler de kaybolup gidecektir.” Yalanları, uydurmaları yok olacak, mahvolup gidecektir. Yüce Allah’ın, haklarında adaletle hüküm verdiğini bileceklerdir. Çünkü O, sadece hak eden ve azaba müstehak olan kimseleri cezalandıracaktır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu soru, yukarıda 62. âyette geçen sorunun aynıdır (cevabı hakkında bilgi için bk. 62-64. âyetler). Sorunun burada tekrar edilmesi, günahkârların dünyadaki tutumlarını aklen hiçbir şekilde haklı gösterebilecek durumda olmadıklarını vurgulamak içindir. Nitekim bir sonraki âyette de bu hususa dikkat çekilmektedir.
Müfessirlere göre 75. âyette her ümmetten çıkarılacağı bildirilen şahitten maksat peygamberlerdir (Taberî, XX, 104; Şevkânî, IV, 178; İbn Âşûr, XX, 173). Yüce Allah, bütün insanları mahşerde bir araya topladığında her milletin peygamberini çağırıp kendisinden o millete vaktiyle Allah’ın emir ve yasaklarını tebliğ edip etmediğini, tebliğ ettiyse nasıl cevap verdiklerini soracak ve onlar hakkında tanıklık etmesini isteyecektir; Hz. Muhammed de kendi ümmeti hakkında tanıklık edecektir (bk. Nisâ 4/41).
Allah’tan başka tanrıların var olduğunu iddia edenlere, “Kesin delilinizi getirin!” denilerek iddialarını ispatlamaları istenecektir. Bunu ispatlamaları mümkün olmadığı için cevap veremeyeceklerdir. Dünyada iken bâtıl bir inançla kendilerine şefaat edeceğine inandıkları düzmece tanrıları da ortalıkta gözükmeyecek; nihayet “hakikatin Allah’a mahsus olduğu”, yani yalnız O’nun hakkında “gerçek var olandır” denebileceği, putperestlerin gerçek sayıp tanrı diye niteledikleri nesnelerin ise hakikatte uydurma şeylerden ibaret bulunduğu herkes için ayan beyan ortaya çıkacaktır.
Her ümmetten, üzerlerinde bulundukları küfür ve yalanlamaya şahitlik eden bir peygamber getirir ve o ümmetlerden yalanlayanlara şöyle deriz: “Üzerine olduğunuz küfür ve yalanlamanın kanıtlarını ve delillerini getirin bakalım.” Böylece onların hüccetleri kopuverir ve hiçbir şüphenin olmadığı hakkın yalnız Allah’a ait olduğunu çok net olarak bilirler. Üzerinde anlaşmazlığa düşerek Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'ya ortak kıldıkları onlardan yok olup gider.