Onlar, Allah ve ayetlerine (iman etmeyip) küfre düşerek yaptıkları zulümlerinden ötürü azap gördüler. Konuşmaktan aciz ve kanıtlarının geçersiz olmasından dolayı kendilerini savunmak için ağızlarını açıp, konuşamazlar.
83- O gün her ümmetten ayetlerimizi yalanlayan bir topluluğu haşrediriz de onlar bir araya toplanıp beraberce (hesap yerine) sevkedilirler. 84- Nihâyet (hesap yerine) geldiklerinde (Allah) buyurur ki: “Benim âyetlerimi iyice anlayıp dinlemeden yalanladınız, öyle mi? Yoksa yaptığınız neydi?” 85- Zulmetmeleri sebebiyle (azap) sözü aleyhlerinde hak olmuştur. O nedenle konuşamazlar.
83. Allah, yalanlayıcıların Kıyamet günü mahşer meydanındaki halini bize haber vermektedir. Şöyle ki Yüce Allah, “her ümmetten ayetlerimizi yalanlayan bir topluluğu” bir araya getirip toplayacaktır. Sorgulama, azar ve kınamanın hepsini kapsaması için de öncekileri de sonrakileri de hep bir araya getirilecektir.
84. “Nihâyet geldiklerinde” ilahi huzura varacakları vakit Allah onları azarlayan bir üslupla onlara “buyurur ki: “Benim âyetlerimi iyice anlayıp dinlemeden yalanladınız, öyle mi?” Halbuki bu durumda sizin yapmanız gereken sizin için hak, açıklık kazanıncaya kadar durup beklemek ve ilme dayalı olmaksızın hiçbir şey söylememekti. eki, bilgisini kuşatamadığınız bir hususu nasıl yalanlayabildiniz? “Yoksa yaptığınız neydi?” Yani Yüce Allah, onlara ilimleri ve amelleri hakkında soru soracaktır. Böylece onların ilimlerinin hakkı yalanlamaktan ibaret olduğu, amellerinin de Allah’tan başkası için yapılmış şeyler yahut da rasûllerinin sünnetine aykırı olduğu ortaya çıkacaktır.
85. “Zulmetmeleri sebebiyle (azap) sözü aleyhlerinde hak olmuştur.” Sürekli işledikleri zulümlerinden ötürü aleyhlerine azap sözü gerçekleşmiş ve onlara karşı bağlayıcı delil ortaya konmuş olacaktır. “O nedenle konuşamazlar.” Çünkü ellerinde lehlerine hiçbir delil bulunmayacaktır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu ve devamındaki âyetlerde kıyamet hallerinden bir kesit verilmektedir. Bu âyetlere getirilen yorumlara göre kıyamet gününde mahlûkatın diriltilip mahşer yerinde toplandığında her ümmetin içinden dünyada peygamberleri yalancılıkla itham edip Allah’ın âyetlerini inkâr etmiş olanlar (veya bunların liderleri) çıkarılarak başka bir yerde toplanacak ve özel olarak hesaba çekileceklerdir. Dünyada Allah’ın kevnî ve vahyî âyetleri üzerinde düşünmeden O’na ortak koşmaları ve bunun sonucu olarak Allah’a ve kullarına karşı işlemiş oldukları haksızlıklar sebebiyle ağır bir şekilde cezaya çarptırılacaklardır (Râzî, XXIV, 218; Şevkânî, IV, 148; İbn Âşûr, XX, 42). Elmalılı Muhammed Hamdi ise bu âyetlerin dâbbetü’l-arz olayını anlatan âyetin hemen ardından geldiğini dikkate alarak bu olayın kıyâmet-i kübrâdan önce meydana gelecek küçük veya orta bir kıyamet olduğunu söylemektedir (V, 3705).
Onlar, Allah ve ayetlerine (iman etmeyip) küfre düşerek yaptıkları zulümlerinden ötürü azap gördüler. Konuşmaktan aciz ve kanıtlarının geçersiz olmasından dolayı kendilerini savunmak için ağızlarını açıp, konuşamazlar.