Önceki ayet· 25:60Sonraki ayet· 25:62

Furkân Suresi 61. Ayet· 25:61

↗ Furkân suresi
Mekki
تَبَارَكَ ٱلَّذِي جَعَلَ فِي ٱلسَّمَآءِ بُرُوجٗا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَٰجٗا وَقَمَرٗا مُّنِيرٗا
Gökte burçlar vareden, orada ışık saçan güneş ve aydınlatan ayı yaratan Allah, yücelerin yücesidir
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Gökte burçlar vareden, orada ışık saçan güneş ve aydınlatan ayı yaratan Allah, yücelerin yücesidir
Elmalılı Hamdi Yazır
Gökte burçları var eden, onların içinde bir kandil (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Şanı yücedir o kudretin ki; gökte burçlar yarattı, orada bir kandil ve ışık yansıtıcı bir ay oluşturdu.
Süleyman Ateş
Yücedir O ki gökte burçlar yaptı ve orada bir kandil ve aydınlatıcı bir ay var etti.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.2%
İngilizce
Blessed is He who has placed in the sky great stars and placed therein a [burning] lamp and luminous moon
Fransızca
Que soit béni Celui qui a placé au ciel des constellations et y a placé un luminaire (le soleil) et aussi une lune éclairante
İspanyolca
Bendito sea Quien creó en el cielo constelaciones, y puso en él [al Sol como] una fuente irradiante de luz, y una Luna luminosa
Rusça
Благословен Тот, Кто установил на небе созвездия Зодиака и установил на нем светильник и освещающую луну
Endonezce
Mahasuci Allah yang menjadikan di langit gugusan bintang-bintang dan Dia juga menjadikan padanya matahari dan bulan yang bersinar
Bengalce
কল্যাণময় তিনি, যিনি নভোমন্ডলে রাশিচক্র সৃষ্টি করেছেন এবং তাতে রেখেছেন সূর্য ও দীপ্তিময় চন্দ্র।
Çince
圣洁哉安拉!他把许多宫造在天上,又造明灯和灿烂的月亮。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Gökyüzünde hareket eden gezegenleri ve yıldızları yaratan, ışıkları yayan, Güneş'i ve Güneş'in ışıklarını yansıtıp yeri aydınlatan bir Ay var eden Allah çok yücedir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
61- Gökte burçlar var eden, orada bir kandil ve aydınlık saçan bir ay yaratan Allah ne yücedir! 62- Düşünüp öğüt almak veya şükretmek isteyenler için gece ve gündüzü birbiri ardınca getiren de O’dur. 61. üce Allah burada şöyle buyurmaktadır:“Gökte burçlar var eden...” Bunlar ya genel olarak bütün yıldızlardır. Yahut da güneşin ya da ayın çeşitli konaklarıdır. Bu konaklar, şehirlerin korunmasındaki kale ve burçlar mesabesindedir. Yıldızlar da korunmak amacıyla yapılan kale ve burçlara benzerler. Çünkü bu yıldızlar, şeytanlar için taşlama aracıdır. “Orada bir kandil” hem aydınlık hem de sıcaklık veren güneş “ve aydınlık saçan” ışığı olup sıcaklığı bulunmayan “bir ay yaratan Allah ne yücedir/ne mubarektir!” Bu, O’nun azametine ve ihsanlarının çokluğuna en açık delillerden birisidir. Çünkü bunların göz kamaştırıcı hilkatleri, çok düzenli bir şekilde işlerinin idare edilmesi, pek büyük güzellikleri, onları yaratanın bütün sıfatlarında ne kadar büyük ve azametli olduğuna delildir. Bunların bütün yaratıkların maslahatına pek çok faydalar ihtiva etmeleri de Yüce Allah’ın hayırlarının çokluğuna delildir. 62. “Düşünüp öğüt almak veya şükretmek isteyenler için gece ve gündüzü birbiri ardınca getiren de O’dur.” Biri gidince öbürü onun yerine gelir ve bu daima böyle devam eder gider. Hiçbir vakit bir araya gelmezler ve aynı anda ortadan kalkmazlar. Bunlar, onlardan öğüt ve ibret almak, bunları Cenab-ı Allah’ın pek çok maksadına delil görmek ve bunun için de Yüce Allah’a şükretmek isteyenler için böyle yaratılmıştır. Yüce Allah’ı anmak ve O’na şükretmek isteyenler gecenin yahut gündüzün çeşitli vakitlerinde mutat zikirlerini, şükürlerini yaparlar. Bunların herhangi birisinde yaptığı mutat zikir ve şükrünü kaçıran bir kimse diğerinde bunu telafi eder. ynı şekilde kalpler gece ile gündüzün değişik vakitlerinde eğrilip çevrilir, bir halden bir hale intikal ederler. Kimi zaman gayretle işe sarılacak haldedir, kimi zaman tembellik eder. Zikir ve gaflet, sıkıntı ve rahatlık, ibadete yönelmek ve buna dair istek duymamak gibi hallerle karşı karşıya kalırlar. İşte Yüce Allah, gece ile gündüzü kulların üzerine arka arkaya getirmekte ve tekrarlayıp durmaktadır ki bir başka vakitte kullar Allah’ı zikre, bu konuda gayrete ve şükre yeniden sarılsınlar diye. Çünkü ibadet vakitleri gece ile gündüzün tekrarlanmasıyla tekrarlanır. Vakitler tekrarlandıkça kulun da önceki vakitteki tembellikten kurtulup yeni bir gayret ve çabaya girdiği görülür. Böylelikle kulun zikri ve şükrü de artıp durur. Çeşitli itaat görevleri imanı besleyen bir su konumundadır. Eğer bu olmazsa hiç şüphesiz iman ağacı solar ve kurur. Bundan dolayı Allah’a en mükemmel ve en güzel hamd-u senâlar olsun. aha sonra Yüce Allah, salih kullarına olan lütuf ve ihsanları, onları kendilerine cennet köşklerinde yüksek mevkiler kazandıran salih amellere muvaffak kılması şeklindeki pek çok hayırların bir kısmını dile getirerek şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Yıldız kümeleri” diye çevirdiğimiz bürûc kelimesi, her ne kadar klasik tefsirlerde genellikle eski Grek astronomi-astrolojisinden gelen bilgiler ışığında yorumlanmışsa da (meselâ bk. Râzî, XXIV, 106; Kurtubî, X, 14; Şevkânî, III, 142; IV, 99), Kur’an’ın bu kavramını, modern astronominin verileri ışığında “yıldız kümeleri” veya “galaksiler” olarak anlamak gerekir. Eski tefsirlerde bürûc, “büyük yıldızlar” olarak da açıklanmıştır (bilgi için bk. Hicr 15/16. âyetin tefsiri). “Işık kaynağı” diye çevirdiğimiz sirâc kelimesi sözlükte “kandil, lamba” anlamına gelir; burada ise güneşi ifade etmek üzere kullanılmıştır. Yûnus sûresinde (10/5) güneş ziya (aydınlatıcı, ışık) kavramıyla nitelendirilmiştir. Buna göre Kur’an güneşin, gerek dünyamız gerekse güneş sistemindeki diğer gezegenler için bir ışık kaynağı olduğuna işaret etmektedir.
Furkân Suresi 61. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Gökyüzünde hareket eden gezegenleri ve yıldızları yaratan, ışıkları yayan, Güneş'i ve Güneş'in ışıklarını yansıtıp yeri aydınlatan bir Ay var eden Allah çok yücedir.