Önceki ayet· 25:57Sonraki ayet· 25:59

Furkân Suresi 58. Ayet· 25:58

↗ Furkân suresi
Mekki
وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡحَيِّ ٱلَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِهِۦۚ وَكَفَىٰ بِهِۦ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرًا
Ölümsüz, diri olan Allah'a güven, O'nu överek tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak kendisi yeter
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ölümsüz, diri olan Allah'a güven, O'nu överek tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak kendisi yeter
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Sen, ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter.
Yaşar Nuri Öztürk
O hiç ölmeyecek diriye, o Hayy olana dayanıp güven, O'nu överek tespih et! Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter!
Süleyman Ateşen ayrışan
Ve ölmeyen(diriy)e tevekkül et ve O'nu överek tesbih et. Kullarının günahlarını, O'nun bilmesi yeter.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.0%
İngilizce
And rely upon the Ever-Living who does not die, and exalt [Allah] with His praise. And sufficient is He to be, with the sins of His servants, Acquainted
Fransızca
Et place ta confiance en Le Vivant qui ne meurt jamais. Et par Sa louange, glorifie-Le. Il suffit comme Parfait Connaisseur des péchés de Ses serviteurs
İspanyolca
Encomiéndate al Viviente Inmortal, y glorifícalo con Sus alabanzas. Él basta como conocedor de los pecados de Sus siervos
Rusça
Уповай на Живого, Который не умирает, и прославляй Его хвалой. Довольно того, что Он ведает о грехах Своих рабов
Endonezce
Dan bertawakallah kepada Allah Yang Hidup, Yang tidak mati, dan bertasbihlah dengan memuji-Nya. Dan cukuplah Dia Maha Mengetahui dosa hamba-hamba-Nya
Bengalce
আপনি সেই চিরঞ্জীবের উপর ভরসা করুন, যার মৃত্যু নেই এবং তাঁর প্রশংসাসহ পবিত্রতা ঘোষণা করুন। তিনি বান্দার গোনাহ সম্পর্কে যথেষ্ট খবরদার।
Çince
你应当托靠永生不灭的主,你应当赞颂他超绝万物。他足以彻知自己仆民们的罪过。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Tüm işlerinde sadece Hayy/hiç ölmeyen, daima diri olan Yüce Allah'a tevekkül et! O -Subhanehu ve Teâlâ-'yı överek ve hamt ederek tespih et! Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter. Onların günahlarından hiçbir şey O'na gizli kalmaz. İşlemiş oldukları günahların karşılığını göreceklerdir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
56- Biz seni ancak bir müjdeliyici ve uyarıcı olarak gönderdik. 57- De ki:“O (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ancak Rabbine doğru yol tutan kimselerinki hariç.” 58- Sen, hiç ölmeyecek olan, sonsuz hayat sahibine tevekkül et ve O’nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberder olarak O yeter. 59- O, gökleri, yeri ve aralarında bulunanları altı günde yaratan sonra da Arş’a istivâ edendir. Rahmandır O. Sen O’nu her şeyden haberdar olana sor. 60- Onlara:“Rahman’a secde edin” denildiğinde onlar: “Rahman da neymiş! Sen bize emrettin diye secde mi edeceğiz?” dediler ve bu, (imandan) kaçışlarını arttırdı. 56. Allah bizlere, rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i insanlara bir zorba olarak göndermediğini, onu melek de kılmadığını, ona her şeyin hazinelerini de vermediğini, bunun yerine onu, sadece Allah’a itaat eden kimselerin dünya ve âhirette sevap ve mükâfat göreceklerini bildirmek üzere “bir müjdeci ve” Allah’a isyan eden kimseleri de dünya ve âhirette cezalar ile korkutan bir “uyarıcı olarak” gönderdiğini haber vermektedir. Bu ise müjde ve uyarmayı gerçekleştirmek için birtakım emir ve yasakların da açıklanmasını gerektirmektedir. 57. Şüphesiz ki sen ey Muhammed, onlara Kur’ân-ı Kerîm’i ve hidâyeti tebliğ etmen karşılığında kendilerinden herhangi bir ücret istemiyorsun ki bu, onların sana uymalarına engel teşkil etsin ve ağır bir borç yükü altına girmelerine sebep olsun. “Ancak Rabbine doğru yol tutan kimselerinki hariç.” Yani Rabbinin rızası için ve O’nun yolunda herhangi bir infakta bulunmak isteyen müstesnadır. Evet, ben size infak hususunda her ne kadar teşvikte bulunuyor isem de buna sizi mecbur etmiyorum. Ayrıca infaklarınız da benim sizden aldığım bir ücret değildir. Aksine onun faydası da size aittir ve sizleri Rabbinize ulaştıran yola ulaştırır. 58. Daha sonra Yüce Allah, peygamberine kendisine tevekül etmesini ve kendisinden yardım istemesini emrederek şöyle buyurmaktadır:“Hiç ölmeyecek olan, sonsuz hayat sahibine” kâmil ve mutlak hayat sahibine “tevekkül et ve O’nu hamd ile tesbih et.” Yani O’na ibadet et ve gerek senin ile ilgili hususlarda gerek insanları davet ile ilgili hususlarda yalnız O’na güvenip dayan. “Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter.” O, bu günahları bilir ve bunların karşılığını onlara O verecektir. Onların hidâyet bulup bulmamalarından dolayı sana düşen bir sorumluluk yoktur. Onların amellerinin bekçiliğini yapmak da sana ait değildir. Bütün bunlar Yüce Allah’ın elindedir. O’nun kudretindedir. 59. “O, gökleri, yeri ve aralarında bulunanları altı günde yaratan” bundan sonra “Arş’a istivâ edendir.” Arş ise bütün mahlukatın tavanı durumunda olup onların hepsinin en üstünde, hepsinden daha büyük, geniş ve daha güzelidir. “Rahmandır O.” O, gökleri ve yeri kuşatmış olan Arş’a rahmeti her şeyi kuşatan Rahman adı ile istivâ etmiştir. Böylece O, mahlukatın en genişi üzerine en kapsamlı sıfatıyla istivâ etmiştir. Yüce Allah, bu âyet-i kerime ile bütün mahlukatı kendisinin yaratmış olduğunu, gizli açık her şeylerini bilip haberdar olduğunu, Arş’ın üzerinde bulunduğunu ve bütün bu varlıklardan ayrı olduğunu beyan etmektedir. “Sen O’nu her şeyden haberdar olana sor.” Bununla Allah, kendi kerim zatını kasdetmektedir. Kendi vasıflarını, azamet ve celâlini bilen yalnızca O’dur. O, sizlere bunu haber verip bildirmiştir. Azametini sizin bilebileceğiniz, kavrayabileceğiniz şekilde açıklamış bulunmaktadır. Arifler buna bağlı olarak O’nu bilmiş, O’nun celâli önünde boyun eğmişlerdir. Kâfirler ise O’na ibadete karşı büyüklük taslamış ve bunu kendi gururlarına yedirememişlerdir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 60. “Onlara” Bu kadar nimeti size ihsan edip her türlü sıkıntıyı ve musibeti sizden uzaklaştıran “Rahman’a secde edin, denildiğinde onlar” küfür ve inat ile: “Rahman da neymiş... dediler.” Kendi bozuk iddialarına göre güya Rahman’ı bilip tanımıyorlarmış! Onlar, Allah Rasûlüne yönelik tenkitlerine şunları da kattılar: O, bize Allah ile birlikte başka ilâhlara ibadeti yasaklarken kendisi Allah ile birlikte başka bir ilâha (Rahman’a) dua ve ibadet etmekte, “Ey Rahman” vs. demektedir. Nitekim Yüce Allah, şu âyet-i kerimede buna işaret etmektedir: “De ki: İster Allah diye dua edin, ister Rahman diye dua edin. Hangisiyle dua ederseniz edin (fark etmez) en güzel isimler O’nundur.”(el-İsra, 17/110) Yüce Allah’ın isimleri pek çoktur. Çünkü O’nun sıfatları da pek çoktur. Kemali de bir o kadar büyüktür. O isimlerin her birisi ayrı bir kemal sıfatına delildir. “Sen bize emrettin diye secde mi edeceğiz?” Sadece sen bize emrediyorsun diye mi ona secde edeceğiz? Bu sözleri, Allah Rasûlünü yalanlamaları ve ona itaati gururlarına yedirememelerine binaen söylemişlerdi. “ve bu” yani onların Rahman olan Allah’a secde etmeye davet edilmeleri “kaçışlarını” haktan batıla doğru kaçmalarını, küfür ve bedbahtlıklarını daha da “artırdı.” Allah, bu sûreyi celilede “تَبَارَكَ : Ne yüce, ne mubarektir” buyruğunu üç defa tekrarlamaktadır. Çünkü bunun anlamı -önceden geçtiği gibi- yaratıcının azametine, vasıflarının çokluğuna, hayır ve ihsanlarının bolluğuna delildir. Bu sûrede de O’nun azametine, mülkünün genişliğine, meşîetinin dilediği gibi gerçekleştiğine, ilim ve kudretinin kapsamlılığına, gerek indirdiği ve emir olarak verdiği hükümlerinde gerekse de amellerin karşılığı olarak vereceği hükümlerinde hakimiyetinin her şeyi kuşattığına ve hikmetinin kemaline dair pek çok deliller vardır. Yine bu sûrede Cenab-ı Allah’ın rahmetinin genişliğine, cömertliğinin kapsamlılığına, dini ve dünyevi hayırlarının çokluğuna da deliller vardır. İşte bütün bunlar da bu güzel vasfın tekrarlanmasını gerektirmektedir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yüce Allah, türlü varlıkları kendilerine put edinme dalâletine düşmekten kurtulup davet edildikleri İslâm’ın kurtarıcı ilkelerini benimseyen, inanç ve yaşayışını bu ilkeler çerçevesinde düzenleyen müminler için resulü Muhammed’i bir müjdeci; bâtıl inançlara ve kirli bir hayata kendilerini kaptırıp gidenler için de uyarıcı olarak göndermiştir; Peygamber’in biricik görevi budur, bundan başka bir gayesi yoktur. O, davetine karşılık kişisel bir amaç, bir çıkar beklemez ve beklememiştir; tek beklediği şey, 57. âyetin ifadesine göre insanların özgür kararlarıyla Allah yolunu seçip bu yolda yürümeleridir. Nitekim Mekkeli putperestlerin ileri gelenleri çeşitli vesilelerle, bu davasından vazgeçmesi karşılığında kendisine dilediği kadar servet vermek, başlarına lider yapmak, en güzel kadınlarla evlendirmek gibi cazip tekliflerde bulunmuşlar; fakat o, bu teklifleri kesinlikle reddetmiş; 52. âyette geçen “İnkârcılara boyun eğme, onlara karşı bütün gücünle mücadeleni sürdür” buyruğu uyarınca tebliğ ve irşad görevini kararlılıkla sürdürmüş; 58. âyetteki buyruk uyarınca daima Allah’a dayanıp güvenmiş, O’ndan aldığı güçle tek başına giriştiği bu mücadeleyi, başladığı gündeki kararlılık ve cesaretiyle ömrünün sonuna kadar sürdürmüş; en sonunda Allah ona, vaad ettiği (Fetih 110/1-2) zaferleri, fetihleri nasip etmiş; insanların kitleler halinde Allah’ın dinine girdiği günleri kendisine göstermiştir. “Kullarının günahlarından haberdar olma konusunda O kendi kendine yeterlidir” cümlesi, Allah’ın, hiçbir bilgi vasıtasına ihtiyaç duymadan, diğer bütün varlık ve olaylar gibi insanların yapıp ettiklerinden de haberdar olduğunu, dolayısıyla insanların günahlarının da O’nun bilgisi dışında gerçekleşemeyeceğini ifade etmekte, böylece bu ifade insanlar için bir uyarı anlamı taşımaktadır.
Furkân Suresi 58. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Tüm işlerinde sadece Hayy/hiç ölmeyen, daima diri olan Yüce Allah'a tevekkül et! O -Subhanehu ve Teâlâ-'yı överek ve hamt ederek tespih et! Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter. Onların günahlarından hiçbir şey O'na gizli kalmaz. İşlemiş oldukları günahların karşılığını göreceklerdir.