Nuh milletini de, peygamberleri yalanladıkları zaman suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret kıldık. Zalimlere can yakıcı azap hazırlamışızdır
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Nuh milletini de, peygamberleri yalanladıkları zaman suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret kıldık. Zalimlere can yakıcı azap hazırlamışızdır
Elmalılı Hamdi Yazır
Nuh kavmine gelince, Peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde, onları suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. Biz zalimler için acıklı bir azab hazırlamışızdır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ve Nûh kavmi... Resulleri yalanladıklarında hepsini boğup, insanlara bir ibret yaptık. Zalimler için acıklı bir azap hazırladık.
Süleyman Ateş
Nuh kavmi de peygamberleri yalanladıkları vakit- onları da boğduk ve onları insanlara bir ibret yaptık. Zalimlere acı bir azab hazırladık.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.7%
İngilizce
And the people of Noah - when they denied the messengers, We drowned them, and We made them for mankind a sign. And We have prepared for the wrongdoers a painful punishment
Fransızca
Et le peuple de Noé, quand ils eurent démenti les messagers, Nous les noyâmes et en fîmes pour les gens un signe d'avertissement. Et Nous avons préparé pour les injustes un châtiment douloureux
İspanyolca
Al pueblo de Noé, cuando desmintieron a los Profetas, los ahogué e hice de ellos un Signo para la gente. Tengo reservado para los injustos un castigo doloroso
Rusça
Мы потопили народ Нуха (Ноя), когда они сочли лжецами посланников, и сделали их знамением для людей. Мы приготовили беззаконникам мучительные страдания
Endonezce
Dan (telah Kami binasakan) kaum Nuh ketika mereka mendustakan para rasul. Kami tenggelamkam mereka dan Kami jadikan (cerita) mereka itu pelajaran bagi manusia. Dan Kami telah sediakan bagi orang-orang zalim azab yang pedih
Bengalce
নূহের সম্প্রদায় যখন রসূলগণের প্রতি মিথ্যারোপ করল, তখন আমি তাদেরকে নিমজ্জত করলাম এবং তাদেরকে মানবমন্ডলীর জন্যে নিদর্শন করে দিলাম। জালেমদের জন্যে আমি যন্ত্রণাদায়ক শাস্তি প্রস্তুত করে রেখেছি।
Nûh -aleyhisselam-'ın kavmi resulleri yalanlayınca onları suda boğduk. Zalimleri yok etmemizi onları köklerinden yok ederek bitirme kudretimize delil kıldık. Kıyamet gününde zalimler için acıklı bir azap hazırladık.
35- Andolsun ki biz Mûsâ’ya Kitabı verdik. Onunla beraber kardeşi Hârûn’u da (ona) yardımcı yaptık. 36- (İkisine:)“Âyetlerimizi yalanlayan o kavme gidin” dedik. Sonunda onları tümden helâk ettik. 37- Nûh kavmini de peygamberleri yalanlayınca suda boğduk ve onları insanlar için bir ibret kıldık. Biz zalimler için can yakıcı bir azap hazırlamışızdır. 38- Âd, Semûd, Ashab-ı Res ve bunlar arsında daha çok kavimleri (de helâk ettik). 39- Her birine misaller verdik ve hepsini tümüyle helâk ettik. 40- Andolsun ki bunlar feci bir yağmura tutulan o şehre uğradılar. Peki, orayı görmediler mi? Elbette (gördüler; ama) onlar, dirilmeyi ummamaktadırlar.
35-40. Yüce Allah, daha önce başka âyet-i kerimelerde genişce açıklamış olduğu birtakım kıssalara burada kısaca işaret etmektedir. Bu yolla peygamberlerini yalanlamaya devam eden muhatapları sakındırmak ve böylelikle geçmiş bu ümmetlere isabet eden azabın onlara da isabet etmesine karşı onları uyarmaktadır. Çünkü bu ümmetler, onlara yakın yerlerde idiler. Onların kıssalarını yaygınlığı ve onlar hakkında meşhur olan bilgilerden biliyorlardı. Nitkeim bu kavimlerin kimilerinden geriye kalanları gözleriyle görmekteydiler. Hicr’de Salih kavminin kalıntıları, pişirilmiş çamurdan taşlarla feci bir yağmura tutulan (Lut kavminin) şehri vb. gibi. Bunların yanından yolculuklarında geceleyin de gündüzün de geçip giderlerdi. İşte o ümmetler bunlardan daha kötü olmadıkları gibi onlara gönderilen rasûller de bunlara gönderilen rasûlden daha üstün değildi:“Sizin kâfirleriniz bunlardan hayırlı mıdır? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraat mı var?”(el-Kamer 54/43) Fakat bunları, gördükleri o kadar âyet ve delillere rağmen iman etmekten alıkoyan şey, onların öldükten sonra diriltileceklerini ümit etmeyişleridir. Rablerine kavuşacaklarını ummuyorlar, O’nun ibretli cezasından korkmuyorlardı. Bundan dolayı da inatları devam edip gitti. Yoksa bunlara da en ufak bir şüphe, tereddüt, açıklanamayacak bir durum, şüpheyi gerektirecek bir hal kalmayacak şekilde âyetler ve belgeler gönderilmişti.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İsimleri anılan peygamberlerle ashâb-ı Res (Res halkı) dışındaki topluluklar hakkında başka sûrelerde geniş bilgiler yer aldığı için burada, sadece peygamberlerine karşı çıkıp onlarla mücadeleye kalkışan bu toplulukların âkıbetleri kısaca hatırlatılarak Kur’an’ın muhataplarının bunlardan ibret almaları amaçlanmıştır.
Ashâb-ı Res, konumuz olan 35. âyetin dışında bir de Kaf sûresinde (50/12) peygamberlerini yalancılıkla suçlamış bir topluluk olarak anılmakta, başka bilgi verilmemektedir. Tarih ve tefsir kaynaklarında verilen sınırlı bilgilere göre Res, Orta Arabistan’daki Yemâme’de bulunan bir kasaba, vadi veya kuyu adıdır. Ashâb-ı Ress’in, Yâsîn sûresinde geçen (36/13) ashâb-ı Karye veya Hz. Şuayb’ın kavmi yahut Semûd’un bir kolu olduğu gibi farklı görüşler ileri sürülmekle birlikte, Râzî’nin de belirttiği üzere (XXIV, 83) bu bilgilerin hiçbiri ne Kur’an’a ne de sahih bir rivayete dayanmaktadır; bilinen tek şey, bunların inkârları yüzünden helâk edildikleridir.
Nûh -aleyhisselam-'ın kavmi resulleri yalanlayınca onları suda boğduk. Zalimleri yok etmemizi onları köklerinden yok ederek bitirme kudretimize delil kıldık. Kıyamet gününde zalimler için acıklı bir azap hazırladık.