Önceki ayet· 24:51Sonraki ayet· 24:53

Nûr Suresi 52. Ayet· 24:52

↗ Nûr suresi
Medeni
وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَخۡشَ ٱللَّهَ وَيَتَّقۡهِ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ
Allah'a ve Peygambere itaat eden, Allah'tan korkan ve O'ndan sakınan kimseler, işte onlar kurtulanlardır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah'a ve Peygambere itaat eden, Allah'tan korkan ve O'ndan sakınan kimseler, işte onlar kurtulanlardır
Elmalılı Hamdi Yazır
Her kim Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'a saygı duyar ve O'ndan sakınırsa, işte asıl bunlar bedbahtlıktan kurtulanlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'a ve O'nun resulüne itaat eden, Allah'a saygı duyan ve O'ndan korkan kişiler, zafere ulaşanların ta kendileridir.
Süleyman Ateş
Kim(ler) Allah'a ve Resulüne ita'at eder, Allah'tan korkar, O'(nun azabı)ndan korunursa işte kurtuluşa erenler onlardır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.0%
İngilizce
And whoever obeys Allah and His Messenger and fears Allah and is conscious of Him - it is those who are the attainers
Fransızca
Et quiconque obéit à Allah et à Son messager, et craint Allah et Le redoute... alors, voilà ceux qui récoltent le succès
İspanyolca
Quienes obedezcan a Dios y a Su Mensajero, tengan temor a Dios y sean piadosos, ellos serán los bienaventurados
Rusça
Те, которые повинуются Аллаху и Его Посланнику, боятся Аллаха и исповедуют богобоязненность, обрели успех
Endonezce
Dan barangsiapa taat kepada Allah dan Rasul-Nya serta takut kepada Allah dan bertakwa kepada-Nya, mereka itulah orang-orang yang mendapat kemenangan
Bengalce
যারা আল্লাহ ও তাঁর রসূলের আনুগত্য করে আল্লাহকে ভয় করে ও তাঁর শাস্তি থেকে বেঁচে থাকে তারাই কৃতকার্য।
Çince
凡顺从安拉和使者,而且敬畏安拉者,确是成功的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kim Allah'a ve resulüne itaat eder, ikisinin hükmüne teslim olur, günahların kendisini götüreceği şeylerden korkar ve emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'tan sakınırsa, işte dünya ve ahiretin hayırları ile kurtuluşa erenler sadece bunlardır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
51- Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Rasûlüne çağrıldıklarında mü’minlerin sözleri ancak:“İşittik ve itaat ettik” demektir. İşte bunlar felaha erenlerin ta kendileridir. 52- Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse, Allah’tan korkar ve O’na karşı takvalı olursa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. 51. “Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Rasûlüne çağrıldıklarında” bu hüküm ister arzularına uygun düşsün, ister aykırı olsun “mü’minlerin sözleri” yani imanlarını amelleriyle tasdik eden gerçek müminlerin söyleyecekleri söz, ancak:“İşittik ve itaat ettik, demektir.” Yani Allah ve Rasûlünün hükmünü işittik. Bizi bu hükme çağıranın çağrısını kabul ettik. Ve herhangi bir sıkıntı duymaktan alabildiğine uzak olan tam bir itaat ile itaat ettik. “İşte bunlar felaha erenlerin tâ kendileridir.” Felah, bunlara hastır. Çünkü felah, arzu edilen şeyi elde etmek ve hoşlanılmayan şeyden de kurtulmak demektir. Allah ve Rasûlü’nün hükmüne müraacat eden, Allah ve Rasûlü’ne itaat edenden başkaları için ise felâh söz konusu değildir. 52. Yüce Allah, özel olarak verdikleri hükümlerde Allah ve Rasûlüne itaat etmenin faziletini söz konusu ettikten sonra genel olarak bütün hallerde onlara itaatin faziletini dile getirerek şöyle buyurmaktadır:“Kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse” Onların verdikleri haberleri tasdik eder, emirlerine uyarsa “Allah’tan korkar” yani O’nu bilip tanımakla birlikte O’ndan korkup yasaklarını terk eder ve nefsini hevâsından alıkoyacak olursa “ve O’na karşı takvalı olursa” yasak kılınan şeyleri terk etmek sûretiyle takvâlı hareket ederse… Çünkü takvâ, mutlak olarak zikredildiği takdirde kapsamına hem emrolunan şeyi yapmak hem de yasaklanan şeyleri terk etmek girer. Burada olduğu gibi iyilik yahut itaat ile birlikte söz konusu edildiği takdirde ise takvâ, masiyetleri terk etmek sûretiyle Allah’ın azabından korunmak ve sakınmak şeklinde tefsir edilir. “İşte onlar” Yani hem Allah'a itaat eden, hem Rasûlüne itaat eden, hem Allah’tan korkan hem de takvalı olan kimseler, azaba götüren sebebleri terk ettikleri için azaptan kurtulmakla, mükâfata ulaştıran sebepleri işleyerek de mükâfatı elde etmekle “kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Kurtuluş bunlara münhasırdır. Onların niteliklerine sahip olmayanlara gelince bu gibi kimseler, bu övülmeye değer sıfatlara sahip olmaktaki kusurları oranında kurtuluşu elden kaçırırlar. u âyet-i kerime, Allah ve Rasûlü arasında müşterek olan bir hakkı dile getirmektedir. Bu da imanın ayrılmaz bir parçası olan itaattir. Aynı şekilde sadece Allah'a has olan hakkı da zikretmektedir. Bu da korkmak ve takvâ sahibi olmaktır. Geriye Allah Rasûlüne has üçüncü bir hak kalmaktadır ki o da Allah Rasûlüne gereken saygı ve tazimi göstermektedir. Nitekim Fetih Sûresinde Yüce Allah’ın şu buyruğu bu üç hakkı bir arada zikretmektedir:“Allah’a ve Rasûlüne iman edesiniz, ona yardım edesiniz, onu büyük tanıyasınız, sabah akşam O’nu (Allah’ı) tesbih edesiniz diye.”(el-Feth, 48/9)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Peygamber Medine’de duruma hâkim olunca bazı şahıslar ve gruplar, işlerini yürütmek, müslümanlara mahsus menfaatlerden yararlanmak, birtakım tehlikelerden uzak kalmak için inanmış görünmeyi tercih ettiler. Bilindiği gibi bunlara “münafık” denilmektedir. Bazı şahıslar da İslâm’a inanmışlardı, fakat imanları henüz zayıf bulunuyordu, tefekkür ve dinî tecrübe yoluyla güçlenmemiş, davranış ve kararlarına hâkim hale gelmemişti. Üçüncü bir grup açıkça inançsız, veya başka din ve inanışlara bağlıydı. Gittikçe çoğalan bir grup ise hakkıyla inanmış kimselerden oluşuyordu. Bu âyetlerde, inancın samimi ve güçlü olup olmamasına bağlı olarak grupların davranışları, Allah ve resulüne itaatleri, teslimiyetleri, ilâhî hüküm ve adalete rızâları mukayeseli bir şekilde anlatılmaktadır. Allah’ın, vahiy yoluyla bildirdiği hükümlerin bir kısmı apaçık olup yoruma ihtiyaç yoktur, diğer bir kısmı naslarla hakkında vahiy açıklaması bulunmayan konulardır; bunlar için yorum ve ictihad gerekir. Vahyin belirlediği hükme, Allah’ın buyruğuna uymak gerekir; bildiği halde buna uymayanlar ya inançsız yahut da inancı zayıf kimselerdir. Zayıf da olsa imanın fayda vereceğine dair rivayetler vardır. Ancak dünya ve âhirette asıl kazançlı çıkacak ve kurtuluşa erecek olanlar, sağlam imana, bu imandan kaynaklanan, bu inancın motive ettiği ibadetlere, güzel davranışlara, hayırlı ve faydalı işlere, eserlere sahip olanlardır.
Nûr Suresi 52. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kim Allah'a ve resulüne itaat eder, ikisinin hükmüne teslim olur, günahların kendisini götüreceği şeylerden korkar ve emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'tan sakınırsa, işte dünya ve ahiretin hayırları ile kurtuluşa erenler sadece bunlardır.