Önceki ayet· 22:62Sonraki ayet· 22:64

Hac Suresi 63. Ayet· 22:63

↗ Hac suresi
Medeni
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَتُصۡبِحُ ٱلۡأَرۡضُ مُخۡضَرَّةًۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٞ
Allah'ın gökten indirdiği su ile yerin yemyeşil olduğunu görmez misin? Doğrusu Allah Latif'dir, haberdardır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah'ın gökten indirdiği su ile yerin yemyeşil olduğunu görmez misin? Doğrusu Allah Latif'dir, haberdardır
Elmalılı Hamdi Yazır
Görmedin mi Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzü (nasıl) yemyeşil oluyor? Gerçekten Allah çok lütufkârdır, her şeyden haberdardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Görmedin mi, Allah gökten bir su indirdi de, onun sayesinde yer, yemyeşil hale geliyor. Allah Latîf'tir, Habîr'dir.
Süleyman Ateş
Görmedin mi Allah gökten bir su indirdi de yer yeşeriyor. Doğrusu Allah latiftir (bilgisi veya lutfu en ince ve nazik şeylere kadar varır), habirdir (her türlü tedbiri bilir, her şeyi haber alır).
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
Do you not see that Allah has sent down rain from the sky and the earth becomes green? Indeed, Allah is Subtle and Acquainted
Fransızca
N'as-tu pas vu qu'Allah fait descendre l'eau du ciel, et la terre devient alors verte? Allah est Plein de bonté et Parfaitement Connaisseur
İspanyolca
¿Acaso no ves que Dios envía agua del cielo y con ella la tierra se reverdece? Dios es Sutil, Conocedor
Rusça
Неужели ты не видишь, как Аллах ниспосылает с неба воду, после чего земля зеленеет? Воистину, Аллах - Проницательный (или Добрый), Ведающий
Endonezce
Tidakkah engkau memperhatikan bahwa Allah menurunkan air (hujan) dari langit, sehingga bumi menjadi hijau? Sungguh, Allah Mahahalus, Maha Mengetahui
Bengalce
তুমি কি দেখ না যে, আল্লাহ আকাশ থেকে পানি বর্ষণ করেন, অতঃপর ভূপৃষ্ট সবুজ-শ্যামল হয়ে উঠে। নিশ্চয় আল্লাহ সুক্ষদর্শী, সর্ববিষয়ে খবরদার।
Çince
难道你不知道吗?安拉从天上降下雨水,地面就变成苍翠的。安拉确是仁爱的,确是彻知的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Şüphesiz Yüce Allah'ın gökten yağmuru indirdiğini görmedin mi? Böylece yağmur indikten sonra bitkilerin bitmesi ile yeryüzü yemyeşil oldu. Yüce Allah yağmuru indirerek ve yeryüzünden bitkiyi bitirerek kullarına karşı lütufta bulunan, onların faydalarını en iyi bilendir. Bunlardan hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
63- Görmez misin ki Allah gökten bir su indirir de yeryüzü yemyeşil oluverir? Şüphesiz Allah Latiftir, her şeyden haberdardır. 64- Göklerde olanlar da yerde olanlar da yalnız O’nundur. Hiç şüphesiz Ğaniy ve Hamid olan Allah'tır. 63. Bu buyruk ile Yüce Allah, vahdâniyetine ve kemaline delil olan ilâhî belgelere dikkatle bakmaya teşvikte bulunmaktır. “Görmez misin” Gözünle ve basiretinle tanık olmadın mı “ki Allah gökten bir su indirir” yağmuru, kupkuru, sakin, her tarafı toz toprak haline gelmiş, ağaçları ve bitkileri kurumuş bir halde bulunan toprağa indirir “de yeryüzü yemyeşil oluverir.” Değerli her çift bitkiye bürünmüş ve böylelikle yeryüzü göz kamaştırıcı bir manzara almış olur. İşte ölümünden ve hareketsizliğinden sonra orayı dirilten, hiç şüphesiz çürümüş kemik haline geldikten sonra ölüleri de diriltecek olandır. “Şüphesiz Allah Latiftir.” Latif; eşyanın iç yüzünü, gizli saklı hallerini ve bütün incelikleri bilen, kulların fark edemeyecekleri, onlar için saklı kalan oldukça inceliklere sahip çeşitli yollarla hayır ve nimetler ulaştıran ve onlardan şerri uzaklaştıran demektir. Kuluna intikamındaki gücünü ve buna tam muktedir olduğunu gösterdikten sonra kul, helâk olacak noktaya geldiğinde lütfunu açığa çıkartması da O’nun lütfunun bir tecellisidir. Yağmur damlalarının yeryüzünün nerelerine düştüğünü ve yerin içinde saklı bulunan tohumları bilmesi ve bütün insanların bilemediği bir husus olan tohumların oldukları yere bu suyu/yağmuru sürüklemesi, oraya yağdırması ve ondan çeşitli bitkiler bitirmesi de O’nun lütfundandır. “Her şeyden haberdardır” işlerin sırlarını, kalplerin gizlediklerini, her bir şeyin örtülü ve saklı olanını bilendir, onlardan haberdardır. 64. “Göklerde olanlar da yerde olanlar da” hem yaratılma itibari ile hem de kul olma itibari ile “yalnız O’nundur.” O, onlar hakkında malikiyeti, hikmeti ve kemâl derecesindeki kudreti ile tasarrufta bulunur. O’nun dışında hiçbir kimsenin bu hususlarda en ufak bir hak ve yetkisi yoktur. “Hiç şüphesiz Ğaniy ve Hamid olan Allah'tır.” Bütün yönleri ile tam ve mutlak Ğanî (zengin olan, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan) O’dur. Yarattıklarından hiçbir kimseye muhtaç olmaması, herhangi bir düşkünlük dolayısı ile dost edinmemesi, azlık sebebi ile onlar ile varlığını çoğaltmaya muhtaç olmaması da O’nun Ğanî oluşundandır. Herhangi hiçbir eş ve evlat edinmemiş olması, yememesi, içmemesi, yaratılmışların muhtaç oldukları herhangi bir şeye hiçbir bakımdan muhtaç olmaması, başkasına yedirdiği halde kendisine yedirilmemesi, bütün yaratıkların var oluşlarında, yardıma mazhar oluşlarında, dinlerinde ve dünyalarında O’na muhtaç olmaları da O’nun Ğanî oluşundandır. Göklerde ve yerde bulunan her bir şey, canlı cansız bütün varlıklar, tek bir düzlükte toplanıp da onların her birisi temenni edebildiği her bir şeyi dilese ve O da herkese temenni ettiklerini kat kat fazlasıyla verecek olsa bu, O’nun mülkünden hiçbir şeyi eksiltmez. O, çok cömert olması, gece ve gündüz her türlü hayır ve bereketi kesintisiz olarak ihsan etmesi ve tüm canlılara lütuf ve ihsanlarının kesintisiz sürmesi, lütuf ve ihsan yurdu olan cennetinde hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir insanın hatırından geçirmediği nimet ve ihsanları hazırlamış olması... hep O’nun Ğani oluşunun tecellileridir. Hamid; zatı ve isimleri itibari ile kendisine hamd edilen, övülen demektir. Çünkü O’nun isimlerinin hepsi güzeldir. Sıfatları sebebi ile de övülendir; çünkü O’nun bütün sıfatları kemal sıfatıdır. Fiilleri dolayısı ile de övülendir; çünkü bütün fiilleri adalet, ihsan, rahmet ve hikmettir. Şeriatı dolayısı ile övülendir; çünkü O, ya katıksız maslahat olan bir hususu emreder yahut da maslahatı ağırlıklı olan bir emir verir. Yine O, bir şeyi yasaklamışsa ya katıksız fesattır ya da ağırlıklı olarak fesat içerir. Gökleri, yeri, her ikisi arasındakileri ve bunlardan sonra O’nun dilediği şeyleri dolduracak kadar hamd, yalnız O’nundur. Dahası O, kendi zatını nasıl övdü ise öyledir. Kullarının kendisine yapacakları övgü ve senâların çok çok üstündedir. O, kendisine tevhid ihsan ettiği kimselere tevfikinden dolayı hamde layık olandır. Kendilerine yardımını vermediği kimselere de bu yardımı vermemesi dolayısı ile hamd edilendir. O hamdinde Ğani, Ğaniliğinde Hamîd olandır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Gökten inen suyun yeryüzünü yeşertmesinden, insanlara pek çok kolaylıklar sağlayan deniz araçlarının hareketine ve olağan bir durum olarak algıladığımız yer-gök dengesine kadar evrendeki bütün yasaların, dengelerin ve oluşların hep Cenâb-ı Allah’ın dilemesine ve yaratmasına bağlı bulunduğuna dikkat çekilmekte; “görmüyor musun” sorusuyla, sıradan gibi düşündüğümüz bu durum ve olaylara, onların arkasındaki yüce kudreti farkeden bir bakış yapmamız istenmektedir. 66. âyette belirtildiği üzere, Allah’ın bu büyük nimetlerine ve engin merhametine rağmen insanoğlu nankör davranmakta ısrar eder. Başka âyetlerden de anlaşıldığı üzere, bütün insanlar nankör davranmaz, rabbine şükretmesini bilenler de vardır; fakat burada, basîret sahibi kimselerin ayan beyan görebilecekleri nimetleri görmezden gelme şeklindeki yaygın beşerî zaafa değinilmektedir (âyetlerde verilen örneklerin açıklaması için bk. Bakara 2/22, 29, 164; Ra‘d 13/2; İbrâhim 14/32-34; Nahl 16/10-11, 14-16, 65; İsrâ 17/66).
Hac Suresi 63. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Şüphesiz Yüce Allah'ın gökten yağmuru indirdiğini görmedin mi? Böylece yağmur indikten sonra bitkilerin bitmesi ile yeryüzü yemyeşil oldu. Yüce Allah yağmuru indirerek ve yeryüzünden bitkiyi bitirerek kullarına karşı lütufta bulunan, onların faydalarını en iyi bilendir. Bunlardan hiçbir şey O'na gizli kalmaz.