Diyanet İşlerien ayrışan
Rahman çocuk edindi" dediler. Haşa; hayır, melekler şerefli kılınmış kullardır
Elmalılı Hamdi Yazır
Böyle iken dediler ki: "Rahmân çocuk edindi." Allah bundan münezzehtir. Doğrusu melekler (Allah'ın çocukları değil.) ikram olunmuş kullardır.
Yaşar Nuri Öztürk
"Rahman çocuk edindi" dediler. Hâşâ, bundan arınmıştır O! Onlar, lütuflandırılmış kullardır.
Süleyman Ateş
Rahman çocuk edindi. dediler. O, yücedir. Hayır (Rahman'ın çocukları sanılan melekler, O'nun) değerli kullar(ı)dır.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Müşrikler dediler ki: Yüce Allah melekleri (kendine) kızlar edindi. Allah -Subhânehu ve Teâlâ- söyledikleri bu yalandan uzak ve münezzehtir. Bilakis melekler, Allah Teâlâ tarafından ikram edilen kendisine yakın kılınan kullarıdır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
26- “Rahman evlat edindi” dediler. O, bundan münezzehtir. Bilakis onlar, şerefli kullardır. 27- Sözleri ile O’nun önüne geçmezler. Onlar, O’nun emri gereğince iş görürler. 28- O, onların önündekini de arkalarındakini de bilir. O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler. Onlar O’nun korkusundan titrerler. 29- Onlardan kim:“Ben O’nun yanı sıra bir ilâhım” derse, Biz böylesini cehennemle cezalandırırız. İşte zalimleri böyle cezalandırırız.
26. Yüce Allah, peygamberi yalanlayan müşriklerin kıt akıllılıklarını ve onların -kahrolasıcalar- Yüce Allah’ın evlat edindiğini iddia ederek: Melekler, Allah’ın kızlarıdır, dediklerini haber vermektedir. Allah, onların bu iddialarından yüce ve münezzehtir. Ayrıca Yüce Allah, meleklerin niteliklerini de bize haber vermekte ve onların Allah’ın kulları olduklarını, O’nu rab tanıdıklarının ve O’nun tarafından idare olunduklarını da haber vermektedir. Meleklerin yönetimde herhangi bir ortaklıkları ve payları yoktur. Onlar Allah katında şerefli ve üstün kılınmış varlıklardır. Allah, onları lütuf, ihsan ve rahmetinin bir tecellisi olarak bu şekilde şerefli kılınmış kullar haline getirmiştir. Çünkü Yüce Allah, onları pek çok faziletlerle donatıp kötülüklerden arındırmakla beraber birtakım özelliklere de sahip kılmıştır. O nedenle melekler Yüce Allah’a karşı edebe son derece riâyet ederler, O’nun bütün emirlerine de uyarlar.
27. “Sözleri ile O’nun önüne geçemezler.” Yüce Allah’ın mülkünün ve egemenliği altında bulunan varlıkların işlerinin idaresi ile ilgili olarak Yüce Allah bir söz söylemeden onlar bir şey söylemezler. Çünkü onların edebi kemal derecesindedir ve Yüce Allah’ın hikmet ve ilminin kemalini de bilmektedirler. “Onlar, O’nun emri gereğince iş görürler.” O, onlara ne emrederse onu ifa ederler. Onlara nasıl bir görev verirse onu yerine getirirler. Bir göz kırpacak an kadar dahi O’na isyan etmezler. Allah’ın emri olmaksızın kendi arzu ve isteklerine göre hiçbir iş yapmazlar.
28. Bununla birlikte Yüce Allah, onları bilgisi ile tamamen kuşatmıştır:“Onların önündekini de arkalarındakini de bilir.” Yani onların geçmiş ve gelecekteki bütün hallerini bilir. Onlar O’nun emir ve idaresinin dışına çıkamadıkları gibi herhangi bir şekilde O’nun bilgisi dışına da çıkamazlar. Onların niteliklerinin ayrıntıları arasında yer alan söz söylemede O’nun önüne geçmemelerinin bir gereği olarak O’nun izin ve rızası olmaksızın kimseye şefaat etmezler. Kendilerine izin verir ve hakkında şefaatçi olacakları kimseden razı olursa, o takdirde ona şefaat ederler. Ancak şanı Yüce Allah, yalnız kendisi için ihlâsla yapılmış ve Rasûlüne tâbi olunmuş söz ve amellerden razı olur, onları kabul eder. Bu âyet-i kerime şefaatin sabit olduğunun ve meleklerin de şefaat edeceğinin delilleri arasındadır. “Onlar O’nun korkusundan titrerler.” O’nun celal ve azametinin önünde boyun bükmüş, izzet ve cemali karşısında yüzleri itaat ve zilletle eğilmiştir.
29. Şanı Yüce Allah, sahip oldukları nitelikleri zikretmek suretiyle onların hiçbir şekilde ulûhiyette haklarının olmadığını ve herhangi bir şekilde kendilerine kulluğu hak etmediklerini zikrettikten sonra onlar arasından herhangi bir kimsenin sadece kuru bir iddia bile olsa uluhiyyette pay sahibi olmadığını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: Faraza “onlardan kim: Ben O’nun yanı sıra bir ilâhım, derse Biz böylesini cehennemle cezalandırırız. İşte zalimleri böyle cezalandırırız.” Eksik, bütün yönleri ile Yüce Allah’a muhtaç olan bir varlığın, uluhiyet ve rububiyetin özelliklerinde Allah’a ortak olduğunu iddia etmesinden daha büyük bir zulüm olabilir mi?
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnsanlar çoğu zaman bâtıl inançlara saplanmış, Allah’a ulûhiyyeti ile bağdaşmayan sıfatlar yakıştırıp O’na ortaklar koşmuşlardır. Hıristiyanlar Hz. Îsâ’nın Allah’ın oğlu olduğunu iddia ederken, bazı putperestler de meleklerin Allah’ın kızları olduğunu ileri sürmüşlerdir (Nahl 16/57; İsrâ 17/40; Zuhruf 43/15-20). Çocuk sahibi olmak veya evlât edinmek bir ihtiyaçtan kaynaklanır. Oysa Allah bundan münezzehtir, O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Onların evlât diye Allah’a yakıştırdıkları, Allah katında yüksek mevkide ve yüce makamda bulunan, Allah’a teslim olmuş kullarıdır; Hz. Îsâ da melekler de Allah’ın ilmini, kudretini ve yüceliğini bildikleri için O’nun emrine aykırı hareket etmekten sakınırlar (bk. en-Nisâ 4/172).
Melekleri Allah’ın kızları kabul edip onlara tapan müşrikler, meleklerin Allah katında kendilerine şefaat edeceğine inanıyorlardı. Oysa Allah kimin için şefaat edilmesine izin verirse ona şefaat edilecektir. Bunlar da dünya hayatında Allah’ın dinine rızâ göstermiş, günahları olsa bile iman yönünden O’nun rızâsını kazanmış kimselerdir (şefaat konusunda bilgi için bk. Bakara 2/48, 255).