Önceki ayet· 2:85Sonraki ayet· 2:87

Bakara Suresi 86. Ayet· 2:86

↗ Bakara suresi
Medeni
أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشۡتَرَوُاْ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا بِٱلۡأٓخِرَةِۖ فَلَا يُخَفَّفُ عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابُ وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ
Onlar ahiret karşılığında dünya hayatını satın alan kimselerdir, bu yüzden azabları hafifletilmez, onlar yardım da görmezler
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Onlar ahiret karşılığında dünya hayatını satın alan kimselerdir, bu yüzden azabları hafifletilmez, onlar yardım da görmezler
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunlar ahireti, dünya hayatına satmış kimselerdir. Onun için bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yerden yardım da gelmez.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
İşte bunlar, âhiret karşılığında dünyayı satın alan kişilerdir. Azap, hafifletilmeyecektir onlardan. Hiçbir şekilde yardım da edilmeyecektir onlara.
Süleyman Ateş
İşte onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azab hiç hafifletilmez ve onlara hiç yardım edilmez.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
Those are the ones who have bought the life of this world [in exchange] for the Hereafter, so the punishment will not be lightened for them, nor will they be aided
Fransızca
Voilà ceux qui échangent la vie présente contre la vie future. Eh bien, leur châtiment ne sera pas diminué. Et ils ne seront point secourus
İspanyolca
Esos son quienes compraron la vida mundanal a cambio de la otra. A ellos no se les aliviará el castigo ni tendrán socorredores
Rusça
Они купили мирскую жизнь за Последнюю жизнь. Их мучения не будут облегчены, и им не будет оказана помощь
Endonezce
Mereka itulah orang-orang yang membeli kehidupan dunia dengan (kehidupan) akhirat. Maka tidak akan diringankan azabnya dan mereka tidak akan ditolong
Bengalce
এরাই পরকালের বিনিময়ে পার্থিব জীবন ক্রয় করেছে। অতএব এদের শাস্তি লঘু হবে না এবং এরা সাহায্যও পাবে না।
Çince
这等人,是以后世换取今世生活的,故他们所受的刑罚,不被减轻,他们也不被援助。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlar baki olanı fani olana tercih ederek, ahireti dünya hayatına değişmiş kimselerdir. Ahirette azap onlara hafifletilmeyecektir. Ve o gün onlara yardım eden bir yardımcıları da olmayacaktır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
84- Hani yine sizden:“Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız.” diye söz almıştık. Sonra siz bunu kabul etmiştiniz ve (verdiğiniz söze) şahit de olmuştunuz. 85- Sonra işte sizler, (hala) birbirinizi öldürüyor, içinizden bir kesimi yurtlarından çıkarıyor ve onlara karşı günah ve düşmanlıkla birleşip yardımlaşıyorsunuz. Eğer size esir olarak gelirlerse fidye verip onları kurtarıyorsunuz. Hâlbuki onların (yurtlarından) çıkarılması size haram kılınmıştır. Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden böyle yapanların cezası dünyada zilletten başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise böyleleri azabın en şiddetlisine itilirler. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir. 86- Onlar âhiret karşılığında dünya hayatını satın almış kimselerdir. Onun için azapları hafifletilmez ve onlara yardım da edilmez 84-85. Bu ayetlerde sözü geçen tutum, Medine’de vahyin indirildiği dönemde bulunanların tutumudur. Şöyle ki Ensar’ı oluşturan Evs ile Hazreçliler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamber olarak gönderilmesinden önce müşrik idiler ve cahiliye âdeti üzere birbirleri ile çarpışıyorlardı. İşte bu halde oldukları sırada Kurayza oğulları, Nadir oğulları ve Kaynuka oğulları diye bilinen üç yahudi grubu gelip onların bulundukları bölgeye yerleştiler. Ve onların her bir kesimi Medinelilerden bir kesimle antlaştılar. Birbirleri ile savaşacak olurlarsa yahudiler de o Araplarla savaşan kendi antlaşmalılarına, diğer Araplara karşı yardımcı oluyorlardı. Karşı taraftaki Araplara da bir başka yahudi kesimi yardımcı oluyordu. Böylelikle bir yahudi diğer bir yahudiyi öldürebiliyor ve herhangi bir sürgün ve talan söz konusu olduğu takdirde onu yurdundan çıkarabiliyordu. Daha sonra savaş sona erdiğinde eğer iki kesim arasında birtakım kimseler esir düşmüş ise fidye vererek biri diğerini esaretten kurtarıyordu. Hâlbuki şu üç husus onlara emredilmiş ve farz kılınmıştı: Biri diğerinin kanını dökmeyecekti, biri diğerini yurdundan çıkarmayacaktı ve onlardan birisinin esir olduğu görülecek olursa fidye vererek onu kurtaracaklardır. Onlar son emri yerine getirdiler. İlk iki emri ise terk ettiler. İşte Yüce Allah bu hususa işaret ederek ve onların bu yaptıklarını reddederek şöyle buyurmaktadır:“Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıyorsunuz da” bu fidye vererek esirleri kurtarmaktır; “bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” Bu da (dindaşlarını) öldürmeleri ve yurtlarından çıkarmalarıdır. Bu buyrukta imanın verilen emirleri yerine getirmeyi, yasaklardan da kaçınmayı gerektirdiğine ve emir olarak verilen buyrukların imandan olduğuna dair delil vardır. Daha sonra Yüce Allah bu şekilde davrananlar hakkında şöyle buyurmaktadır:“İçinizden böyle yapanların cezası dünya hayatında zilletten başka bir şey değildir.” Nitekim bu gerçekleşmiş ve Yüce Allah onları hor ve hakir düşürmüş, Rasûlü’nü onlara galip getirmiş, O da kimilerini öldürmüş, kimilerini esir etmiş, kimilerini de yurtlarından sürgüne göndermiştir. “Kıyamet gününde ise böyleleri azabın en şiddetlisine” en büyüğüne “itilirler. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.” Daha sonra Yüce Allah onların Kitab’ın bir bölümünü inkar edip bir bölümüne iman etmelerine sebep olan şeyi şöylece haber vermektedir: 86. “Onlar âhiret karşılığında dünya hayatını satın almış kimselerdir.” Yani onlar antlaşmalıları olan (Arap kabilelerine) yardım etmeyecek olurlarsa, bunun kendileri için utanılacak bir iş olacağını vehmettiler ve o bakımdan ateşe girmeyi utanmaya tercih ettiler. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onun için azapları hafifletilmez” Aksine azapları ağırlık ve şiddeti ile devam edecek ve hiçbir vakit rahat yüzü göremeyecekler. “Onlara yardım da edilmez.” Hoşlarına gitmeyen hiçbir şey kaldırılmaz, bertaraf edilmez.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Vaktiyle İsrâiloğulları’ndan birbirinin kanını dökmemek, kendi yurttaşlarını vatanlarından, ülkelerinden kovmamak hususunda da söz alınmış olmasına rağmen Hz. Peygamber dönemindeki yahudilerin bu sözlerinden de döndükleri bildirilmektedir. Nitekim Yesrib (Medine) yahudilerinden Nadîr ve Kureyzaoğulları, aynı şekilde birbirine düşman olan iki büyük Arap kabilesinden Evs ile Kaynukaoğulları da diğer büyük Arap kabilesi Hazrec ile ittifak kurmuşlardı. Daha sonra Evs ve Hazrec kabileleri arasındaki sürekli ihtilâf ve çatışmalara bu yahudi kabileleri de katılmak zorunda kaldılar. Bu çatışmalarda yahudiler, kutsal kitaplarının yasaklamasına rağmen, kendi dindaşları ve ırkdaşlarını öldürüyor veya esir alıyor; savaş bitince de kitaplarının hükmü uyarınca aralarında yardım toplayarak esir yahudileri fidye karşılığında kurtarıyorlardı (İbn Atıyye, I, 177). İşte âyetlerde onların bu çelişkili tutumları “kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmek” şeklinde değerlendirilmekte; söz konusu Arap kabileleriyle çeşitli dünya menfaatlerine dayalı ilişkiler kurup kendi aralarında bölünerek birbirleriyle savaşmaları, kardeşlerini esir alıp fidye karşılığında serbest bırakmaları kınanmakta ve bu tutumları yüzünden dünyada perişan olacakları, âhirette de azap görecekleri haber verilmektedir. 85. âyette geçen ve “rezil rüsvâ olmak” diye çevrilen hizyden maksat insanlara zulmeden, özellikle onların din ve inanç özgürlüğünü kısıtlayan fert ve grupların kamu vicdanı tarafından mahkûm edilmeleri, nefretle karşılanmaları, kötü amaçlarında uzun vadede başarılı olamamalarıdır.
Bakara Suresi 86. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlar baki olanı fani olana tercih ederek, ahireti dünya hayatına değişmiş kimselerdir. Ahirette azap onlara hafifletilmeyecektir. Ve o gün onlara yardım eden bir yardımcıları da olmayacaktır.