Önceki ayet· 2:189Sonraki ayet· 2:191

Bakara Suresi 190. Ayet· 2:190

↗ Bakara suresi
Medeni
وَقَٰتِلُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ يُقَٰتِلُونَكُمۡ وَلَا تَعۡتَدُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُعۡتَدِينَ
Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin; doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin; doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez
Elmalılı Hamdi Yazır
Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.
Yaşar Nuri Öztürk
Sizinle çarpışmaya girenlerle Allah yolunda siz de çarpışın. Ama haksız yere saldırmayın/çarpışmada zulme sapmayın. Çünkü Allah, sınır tanımaz azgınları sevmiyor.
Süleyman Ateşen ayrışan
Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın; fakat haksız yere saldırmayın, çünkü Allah, saldırganları sevmez.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.2%
İngilizce
Fight in the way of Allah those who fight you but do not transgress. Indeed. Allah does not like transgressors
Fransızca
Combattez dans le sentier d'Allah ceux qui vous combattent, et ne transgressez pas. Certes, Allah n'aime pas les transgresseurs
İspanyolca
Y combatan por la causa de Dios a quienes los agredan, pero no se excedan, porque Dios no ama a los agresores
Rusça
Сражайтесь на пути Аллаха с теми, кто сражается против вас, но не преступайте границы дозволенного. Воистину, Аллах не любит преступников
Endonezce
Dan perangilah di jalan Allah orang-orang yang memerangi kamu, tetapi jangan melampaui batas. Sungguh, Allah tidak menyukai orang-orang yang melampaui batas
Bengalce
আর লড়াই কর আল্লাহর ওয়াস্তে তাদের সাথে, যারা লড়াই করে তোমাদের সাথে। অবশ্য কারো প্রতি বাড়াবাড়ি করো না। নিশ্চয়ই আল্লাহ সীমালঙ্ঘনকারীদেরকে পছন্দ করেন না।
Çince
你们当为主道而抵抗进攻你们的人,你们不要过分,因为安拉必定不喜爱过分者。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sizi, Allah'ın dininden alıkoymak isteyerek sizlerle savaşan kâfirlerle -Allah'ın kelimesinin yükselmesini arzulayarak- siz de savaşın. Çocukları, kadınları ve yaşlıları öldürerek, cesetleri parçalayarak veya benzeri davranışlarda bulunarak Allah'ın sınırlarını aşmayın. Şüphesiz Allah, koyduğu kanun ve hükümlerde sınırlarını aşan kimseleri sevmez.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
190- Sizinle savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın. Aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez. 191- Onları nerede bulursanız öldürün, sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne katilden beterdir. Onlar sizinle Mescid-i Haram’da savaşmadıkça sakın siz de onlarla orada savaşmayın. Eğer sizinle savaşırlarsa onları öldürün. Kâfirlerin cezası işte böyledir. 192- Bununla beraber eğer (küfürden) vazgeçerlerse şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir. 193- Fitne kalmayıp din, yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse artık zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur. 190. Bu âyet-i kerimeler, Allah yolunda savaş emrini ihtiva etmektedir. Bu emir müslümanların Medine’ye hicret etmesinden sonra verilmişti. Daha önceleri savaştan ellerini çekmekle emrolundukları halde müslümanlar savaşacak gücü bulunca Allah da onlara savaşma emrini verdi. Savaşın “Allah yolunda” olmakla tahsis edilmesi cihadda ihlâsa bir teşviktir ve müslümanlar arasındaki fitnelerde savaşmayı yasaklamak içindir. “Sizinle savaşanlarla” yani sizinle savaşmaya hazır olanlarla demektir ki bunlar da mükellef erkeklerdir. Savaş hakkında görüş belirtemeyen ve savaşamayan yaşlılar bundan müstesnadır. “Aşırı gitmeyin.” Aşırı gitmenin yasaklanması kadın, deli, çocuk, rahib ve bunlara benzer savaşmayan kimselerin öldürülmesi, öldürülenlerin azalarının kesilmesi, hayvanların öldürülmesi, müslümanlar lehine maslahatı olmadıkça ağaç ve benzeri şeylerin kesilmesi gibi bütün haksızlık ve aşırı gitme türlerini kapsamaktadır. Cizye vermek istemeleri halinde istekleri kabul edilmesi gereken kimselerle savaşmak da aşırı gitmek ve haksızlık kabilindendir. Çünkü böyle bir şey caiz değildir. 191-192. “Onları nerede bulursanız öldürün.” Bu, her zaman için nerede karşılaşılırsa karşılaşılsın ister savunma, ister hücum yoluyla onlarla savaşma emrini içermektedir. Daha sonra bu genel savaş emrinden “Mescid-i Haram’da” istisnası getirilmektedir. Mescid-i Haram’da onlar savaşa başlamadıkça onlarla savaş caiz değildir. Onlar başlayacak olurlarsa bu haksızlık ve saldırılarına mukabil onlarla savaşılır. Bu da her zaman için geçerli bir hükümdür. Tâ ki küfürlerinden vazgeçip müslüman oluncaya kadar. O vakit Allah da tevbelerini kabul eder. Bundan önce Allah’ı inkar etmiş ve Mescid-i Haram’da şirk koşmuş, Allah’ın Rasûlü’nü ve mü’minleri oraya girmekten alıkoymuş olsalar dahi böyledir. Bu da Allah’ın kullarına olan rahmet ve keremindendir. Mescid-i Haram civarında savaş, haram beldede fesat çıkarma ihtimalini de akıla getirdiğinden dolayı Yüce Allah Mescid-i Haram’da şirk koşup Allah’ın dininden alıkoyma fitnesinin öldürmenin zararından daha ağır olduğunu haber vermektedir. O halde ey müslümanlar; bu şartlar altında onlarla savaşmakta sizin için vebal söz konusu değildir. Bu âyet-i kerime şu ünlü kaideye delil gösterilebilir:“Daha büyük bir kötülüğü önlemek için iki kötülükten daha hafif olanı tercih edilir.” 193. Daha sonra Yüce Allah kendi yolunda savaşmanın maksadını söz konusu ederek, cihaddan maksadın, kâfirlerin kanlarını akıtmak ve mallarını almak olmadığını belirtmektedir. Aksine cihaddan maksad:“Din yalnız Allah’ın oluncaya kadar” hedefinin gerçekleştirilmesidir. Yani Yüce Allah’ın dininin diğer dinlere üstün gelmesi, onun karşıtı olan şirk ve benzeri her bir şeyin -ki buradaki “fitne” ile kastedilen de şirktir- bertaraf edilmesidir. İşte bu maksat gerçekleşecek olursa ne kimsenin öldürülmesi ne de savaş söz konusu olmaz. “Eğer” Mescid-i Haram civarında sizinle savaşmaktan “vazgeçerlerse artık zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur” yani siz onlara -aralarından zulmedenler müstesna- hiçbir şekilde saldırmayın, haksızlık etmeyin. Aralarından zulme yönelen kimse ise zulmü kadarı ile cezalandırılmayı hak eder.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Zemahşerî’nin açıklamasına göre (I, 118) “Allah yolunda savaşmak” deyimi, “Allah’ın ismini yüceltmek ve O’nun dinini güçlendirmek için cihad etmek” anlamına gelir. Hicretten önce, şartlar ne olursa olsun, müslümanların müşriklerle savaşmaları yasaklanmış, onlarla ilişkilerde barışçı yöntemlerin izlenmesi emredilmişti. Hicretten sonra müslümanlar kendi devletlerini kurup siyasal bağımsızlıklarına kavuşunca, zamanla ayrıntıları belirlenen bazı şartlara ve kurallara riayet etmeleri kaydıyla, savaşmalarına izin verilmiş ve gerektiğinde emredilmiştir. Bu iznin ilk kez Hac sûresinin 39. âyetiyle verildiği anlaşılmaktadır; ancak konumuz olan âyeti de bu çerçevede düşünmek mümkündür. Âyette özellikle savunma amaçlı savaşın emredildiği görülmektedir ve İbn Atıyye’ye göre (I, 262) bu, savaşı emreden ilk âyettir. Müfessirlerin çoğunun görüşüne göre âyetin “Aşırılığa sapmayın; Allah aşırılığa sapanları sevmez” meâlindeki bölümü hem haksız saldırıyı hem de başlanmış bir savaşta aşırı gitmeyi, gereksiz kan dökmeyi ve çevreye zarar vermeyi (Reşîd Rızâ, II, 208) yasaklamaktadır. Nitekim Zemahşerî, âyetin, savaşı başlatmayı yani savaş çıkarmayı yasakladığı gibi, başlamış bir savaşta kadınların, yaşlıların, çocukların ve benzerlerinin öldürülmesini, anlaşmalı bir topluluğa saldırılmasını, baskın saldırılar düzenlenmesini de yasakladığını ifade etmiştir. Taberî’nin aktardığı bazı rivayetlerde (II, 190) din adamları ve tek taraflı olarak ateş kesip barış teklifinde bulunanlar da öldürülmesi yasaklananlar içinde gösterilmiştir. Esasen âyetin “Sizinle savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın” şeklindeki ifadesinden, sadece fiilen savaşa katılanların ve savaşmayı sürdürenlerin öldürülebileceği açıkça anlaşılmaktadır.
Bakara Suresi 190. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sizi, Allah'ın dininden alıkoymak isteyerek sizlerle savaşan kâfirlerle -Allah'ın kelimesinin yükselmesini arzulayarak- siz de savaşın. Çocukları, kadınları ve yaşlıları öldürerek, cesetleri parçalayarak veya benzeri davranışlarda bulunarak Allah'ın sınırlarını aşmayın. Şüphesiz Allah, koyduğu kanun ve hükümlerde sınırlarını aşan kimseleri sevmez.