Diyanet İşleri
Yoksa, daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya mı çekmek istiyorsunuz? İmanı inkarla değiştiren, şüphesiz doğru yoldan sapmış olur
Elmalılı Hamdi Yazır
Yoksa siz peygamberinizi, bundan önce Musa'ya sorulduğu gibi, sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Halbuki her kim imanı küfürle değiştirirse artık düz yolun ortasında sapıtmış olur.
Yaşar Nuri Öztürk
Yoksa siz de resulünüzden, daha önce Mûsa'dan istekte bulunulduğu gibi isteklerde bulunmak mı diliyorsunuz?! İmanı küfürle değiştirmeye kalkan, yolun dosdoğrusunu saptırmış olur.
Süleyman Ateşen ayrışan
Yoksa siz de Elçinizden, daha önce Musa'dan istendiği gibi bir takım isteklerde bulunmak mı istiyorsunuz? Kim imanı küfürle değiştirirse, şüphesiz (o), dümdüz yolu sapıtmıştır.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Müminler!- Peygamberinize -karşı çıkmak ve inat için- sormak sizin işiniz değildir. Daha önce Musa'nın kavmi, aynı şu sözlerinde olduğu gibi "Allah'ı bize açıkça göster" (Nisa Suresi: 153) diye peygamberlerini sorguya çektiler. Kim imanı küfür ile değiştirirse, dosdoğru olan orta yoldan sapmış olur.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
108- Yoksa siz de Peygamberinizden, önceden Mûsâ’dan isteklerde bulunulduğu gibi istekte bulunmak mı istiyorsunuz? Kim imanı küfürle değişirse doğru yoldan sapıtmış olur. 109- Ehl-i Kitap’tan birçoğu hak kendilerine besbelli olmuşken sırf içlerine yerleşmiş olan kıskançlıktan dolayı sizi imanınızdan sonra (tekrar) küfre döndürmeyi çok isterler. Artık Allah’ın emri gelinceye kadar affedip bağışlayın. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir. 110- Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Nefisleriniz için önden ne hayır gönderirseniz, Allah nezdinde onu bulacaksınız. Şüphesiz Allah ne yaptığınızı çok iyi görendir.
108. “Yoksa siz de Peygamberinizden, önceden Mûsâ’dan isteklerde bulunulduğu gibi istekte bulunmak mı istiyorsunuz?” Yüce Allah mü’minlere ya da yahudilere Rasullerinden Musa’dan istenenler türünden isteklerde bulunmalarını yasaklamaktadır. Bundan kasıt ise işi yokuşa sürmek ve itiraz etmek gayesi ile yapılan istekler ve sorulan sorulardır. Yüce Allah’ın şu buyruklarında işaret ettiği gibi:“Kitap ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Gerçekten Mûsâ’dan daha büyüğünü istemişlerdi de, Allah’ı bize apaçık göster, demişlerdi.”(en-Nisa, 4/153)“Ey iman edenler! Size açıklanınca üzüleceğiniz birtakım şeyleri sormayın.”(el-Maide, 5/101) İşte bu ve benzerleri, hakkında soru sorulması ve istekte bulunulması yasak kılınan hususlardandır. Doğrunun gösterilmesi ve öğrenmek kastı ile soru sormaya gelince, bu övülmüş bir husustur. Yüce Allah, şu buyruklarında olduğu gibi, bunu emretmektedir:“Eğer bilmiyor iseniz, zikir/ilim ehline sorun.”(en-Nahl, 16/43, el-Enbiyâ, 21/7). Yüce Allah onların soru sormalarını da takdir etmekte (reddetmemektedir), şu buyruklarda olduğu gibi:“Sana içki ve kumar hakkında sorarlar.”(el-Bakara, 2/219); “Sana yetimler hakkında soru sorarlar.”(el-Maide, 5/220) ve benzeri gibi. Yasak kılınmış soru sormalar ve istekler yerilmiş olduğundan ve kimi zaman bunların sahiplerini küfre kadar götürebildiğinden Yüce Allah:“Kim imanı küfürle değişirse doğru yoldan sapıtmış olur.” diye buyurmaktadır.
109. Daha sonra Yüce Allah, kitap ehlinin pek çoğunun kıskançlığını ve onların “sizi imanınızdan sonra (tekrar) küfre döndürmeyi çok isterler” şeklindeki çok şiddetli arzularını haber vermektedir. Bu uğurda çalışıp çabaladılar, türlü hile ve tuzaklar hazırladılar ama onların kurdukları tuzaklar hep aleyhlerine dönmüştür. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kitap Ehlinden bir zümre dedi ki: İman edenlere indirilene gündüzün başında iman edin, sonunda da küfredin. Olur ki dönerler.”(Ali İmran, 3/77) Bu da onların nefislerinden kaynaklanan kıskançlıklarından dolayıdır. Yüce Allah mü’minlere kendilerine kötülük yapanlara -Allah’ın emri gelinceye kadar- af ve hoşgörü ile karşılık vermelerini emretmektedir. Daha sonra Yüce Allah onlara cihad emrini verdi. Böylelikle Allah mü’minlerin yüreklerine soğuk su serpti ve onların kimilerini öldürdüler, kimilerini esir aldılar, kimilerini de sürgüne gönderdiler. “Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.”
110. “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin…” Daha sonra Yüce Allah hâli hazırdaki zamanda namazı dosdoğru kılma, zekâtı verme ve Allah’a yakınlaştırıcı her türlü fiili yapmakla vakit geçirmelerini emretmekte, hayır namına yaptıkları her bir şeyin Allah nezdinde asla kaybolmayacağını, boşa çıkmayacağını, aksine onu Allah katında tam manasıyla tespit edilmiş ve eksiksiz olarak bulacaklarını vaat etmektedir:“Şüphesiz Allah neler yaptığınızı çok iyi görendir.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Tefsirlerde nakledilen rivayetlere göre yahudilerin Hz. Mûsâ’ya, “Allah’ı bize açıkça göster” (Nisâ 4/153) demeleri gibi, müşrik Araplar da Resûlullah’tan buna benzer isteklerde bulunmuşlardı. İçlerinden, “Bizim için Safâ tepesini altın haline getir” şeklinde dünyevî isteklerde bulunanlar da vardı (Taberî, I, 483-484). Bütün bunlar İslâm’ı içlerine sindiremeyenlerin, inkârlarına sözde gerekçe hazırlama gayretlerinden ibaret olup asıl niyetleri Allah tarafından bilindiği için, âyette onların olur olmaz isteklerle Peygamber’i güç durumda bırakmaya kalkışmaları “imanı küfre değişmek” yani iman etmek yerine inkârcılıkta direnmek şeklinde değerlendirilmiş ve bu suretle gizli niyetleri ifşa edilmiştir.