Önceki ayet· 19:3Sonraki ayet· 19:5

Meryem Suresi 4. Ayet· 19:4

↗ Meryem suresi
Mekki
قَالَ رَبِّ إِنِّي وَهَنَ ٱلۡعَظۡمُ مِنِّي وَٱشۡتَعَلَ ٱلرَّأۡسُ شَيۡبٗا وَلَمۡ أَكُنۢ بِدُعَآئِكَ رَبِّ شَقِيّٗا
Şöyle demişti: "Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim! Sana yalvarmakla şimdiye kadar bedbaht olup bir şeyden mahrum kalmadım
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Şöyle demişti: "Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim! Sana yalvarmakla şimdiye kadar bedbaht olup bir şeyden mahrum kalmadım
Elmalılı Hamdi Yazır
Şöyle demişti: "Ey Rabbim! Şüphesiz (artık öyle bir durumdayım ki) benim kemiğim zayıflayıp gevşedi ve başım(ın saçı) bembeyaz alev gibi tutuştu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, hiçbir zaman bedbaht olmadım."
Yaşar Nuri Öztürk
Şöyle demişti: "Rabbim, işte karşındayım. Kemik gevşedi bende. İhtiyarlıktan başım beyaz alevle tutuştu. Sana yakarma/senin için çağrı yapma konusunda ise Rabbim, hiç bedbaht/zorluk ve şiddet yanlısı olmadım."
Süleyman Ateşen ayrışan
Rabbim, demişti, ben, bende kemik gevşedi; baş, ihtiyarlk aleviyle tutuştu. Rabbim, sana du'a ile hiçbir zaman bahtsız olmadım (her du'a ettikçe kabul buyurdun, beni istediğimden mahrum etmedin).
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.9%
İngilizce
He said, "My Lord, indeed my bones have weakened, and my head has filled with white, and never have I been in my supplication to You, my Lord, unhappy
Fransızca
et dit: «O mon Seigneur, mes os sont affaiblis et ma tête s'est enflammée de cheveux blancs. [Cependant], je n'ai jamais été malheureux [déçu] en te priant, ô mon Seigneur
İspanyolca
Dijo: "¡Señor mío! Mis huesos se han debilitado y mi cabeza se ha llenado de canas. Mis ruegos nunca fueron rechazados
Rusça
и сказал: «Господи! Воистину, кости мои ослабели, а седина уже распространилась по моей голове. А ведь раньше благодаря молитвам к Тебе, Господи, я не был несчастен
Endonezce
Dia (Zakaria) berkata, "Ya Tuhanku, sungguh tulangku telah melemah dan kepalaku telah dipenuhi uban, sedang aku belum pernah kecewa dalam berdoa kepada-Mu, ya Tuhanku
Bengalce
সে বললঃ হে আমার পালনকর্তা আমার অস্থি বয়স-ভারাবনত হয়েছে; বার্ধক্যে মস্তক সুশুভ্র হয়েছে; হে আমার পালনকর্তা! আপনাকে ডেকে আমি কখনও বিফলমনোরথ হইনি।
Çince
“我的主啊!我的骨骼已软弱了,我已白发苍苍了,我的主啊!我没有为祈祷你而失望。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Dedi ki: "Ey Rabbim! Kemiklerim zayıfladı, saçlarımdaki beyazlıklar arttı. Sana yapmış olduğum duamda hiç hayal kırıklığına uğramadım. Bilakis sana her dua ettiğimde duama icabet ettin."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd. 2- (Bu), Rabbinin, kulu Zekeriya’ya olan rahmetinin beyanıdır. 3- Bir vakit o, Rabbine gizlice seslen(ip niyaz)mişti. 4- Demişti ki:“Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı ve ağaran saçım başımı alev gibi sardı. Rabbim! Sana ettiğim dua ile hiç mahrum olmadım.” 5- “Gerçekten ben, arkamdan gelecek olan yakınlarımdan endişedeyim. Hanımım da kısır. O nedenle bana katından bir yardımcı (oğul) bağışla!” 6- “Ki bana da Yakub ailesine de mirasçı olsun. Ve de ey Rabbim, onu kendisinden razı olunan birisi yap!” (Mekke’de inmiştir, 98 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 2. Bu, “Rabbinin kulu Zekeriya’ya olan rahmetinin beyanıdır.” Biz, bunu sana anlatacağız ve bu yapacağımız açıklama ile Rabbinin peygamberi Zekeriya’nın durumu, onun salih anıları ve güzel menkıbeleri bilinmiş olacaktır. Çünkü onun halinin anlatılmasında ibret alanlara ibret, uymak isteyenlere güzel bir örnek vardır. Zira Allah’ın dostlarına olan rahmetinin genişçe açıklanması ve bu rahmetin hangi sebeplerle bağışlandığının belirtilmesi, Yüce Allah’ı sevmeye, O’nu çokça anmaya, tanımaya ve O’na ulaştıran sebebi öğrenmeye iter. Yüce Allah, Zekeriya aleyhisselam’ı risaleti için beğenip seçmiş ve onu vahye mazhar kılmıştır. O da benzeri diğer peygamberler gibi bunun gereğini yerine getirmiş, kulları Rabbine davet etmiş, Allah’ın kendisine öğrettiklerini onlara öğretip kardeşleri olan diğer peygamberlerle onlara uyanlar gibi hayatında olsun, vefatından sonra olsun Allah’ın kullarının iyiliğini istemiştir. 3-4. Zekeriya, kendindeki zayıflığı görünce vefat edeceğinden ve insanları Rablerine davet etmek, onlara samimiyetle öğüt vermek hususunda yerine geçecek kimsenin bulunmamasından endişe duyarak içinde bulunduğu zahiri ve batıni güçsüzlüğü Rabbine şikâyet edip gizli bir seslenişle O’na niyaz etti. En mükemmel, en faziletli ve eksiksiz bir ihlâs ile dedi ki:“Rabbim, gerçekten kemiklerim zayıfladı.” Bedenin direği durumunda olan kemikler zayıfladı mı, vücudun diğer aksamı da zayıflar. “Ağaran saçım başımı alev gibi sardı.” Saçın ağarması, zayıflığa ve yaşlılığa bir delildir. Ölümün önden gelen habercisi ve uyarıcısıdır. İşte Zekeriya da Allah’a zayıflığı ve acizliği ile tevessül etti. Bu ise kendisi ile tevessül edilenlerin Allah’a en sevimli olanıdır. Çünkü bu ifadeler kişinin güç, kuvvet ve takat iddiasından uzaklaştığına, kalbin Allah’ın güç ve kudretine bağlandığına delildir. “Rabbim, sana ettiğim dua ile hiç mahrum olmadım.” Yani beni icabetten mahrum bırakmadın ve eli boş çevirmedin. Aksine bana karşı hep lütufkâr davrandın, duamı kabul buyurdun. Üzerimdeki lütufların, ardı arkasına geldi. İhsanın devamlı ulaşıp durdu. Bu da Allah’ın, üzerindeki nimetlerini zikrederek ve daha önceden dualarını kabul ettiğini açıklayarak yapılmış bir tevessüldür. Daha önce ihsanda bulunandan, bir hak iddia etmeden ihsanını tamamlamasını niyaz etmektedir. 5. “Gerçekten ben arkamdan gelecek yakınlarımdan endişedeyim.” Yani ben, ölümümden sonra İsrail oğullarının başına geçeceklerden endişe ediyorum. Onlar senin dinini hakkıyla uygulamaz, kullarını sana davet etmezler diye korkuyorum. Bu ifadenin zahirinden anlaşıldığına göre onların arasında dinde önderliğe layık bir kimse görmemişti. Bu duası ile Zekeriya’nın onlara ne kadar şefkatli ve onların iyiliğini ne kadar samimi bir şekilde istediği anlaşılmaktadır. Ayrıca onun çocuk istemesi, başkasının istemesi gibi sadece dünyevi menfaat kastı ile değildi. Onun maksadı dinin menfaati idi. Zira dinin kayboluşundan korkuyordu. Başkalarının bu işe elverişli olmadıklarını görmüştü. Onun mensup olduğu aile ise dinde meşhur olan bir aile idi. Risaletin kaynağı, hayır beklenen bir aile idi. Bundan dolayı Yüce Allah’a kendisinden sonra dini gereği gibi ayakta tutacak bir evlât ihsan etmesi için dua etti. Hanımının doğum yapamayan, kısır bir kadın olduğundan da müşteki oldu. Ayrıca kendisinin artık kolay kolay arzunun uyanamayacağı ve çocuk sahibi olmanın nadiren görüldüğü bir yaşa geldiğini ekledi. “Bundan dolayı bana katından bir yardımcı/veli (oğul) bağışla!” Buradaki velilik/velayet, din velâyeti, peygamberlik, ilim ve amel mirasçılığıdır. Onun için duasını şöyle sürdürdü: 6. “Ki bana da Yakub ailesine de mirasçı olsun. Ve de ey Rabbim, onu kendisinden razı olunan birisi yap!” Senin razı olduğun ve kullarına da sevdirdiğin salih bir kul eyle! Hasılı, Zekeriya Allah’tan ölümünden sonra kalacak, kendisinden sonra dini işleri üstlenecek, Allah nezdinde de kullar nezdinde de kendisinden razı olunacak ve peygamber olacak salih erkek bir evlât istedi. Bu ise evlâtların en üstünü ve değerlisidir. Yüce Allah’ın kuluna üstün ahlâki değerleri ve övülmeye değer sıfatları kendisinde toplayan salih bir evlât ihsan etmesi, ona rahmetinin bir tecellisidir. Rabbi de ona merhamet buyurarak duasını kabul etti ve şöyle buyurdu:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Zekeriyyâ aleyhisselâm, İsrâiloğulları’na gönderilmiş son peygamberlerden biridir. Ancak kendisine müstakil bir kitap verilmemiş, Hz. Mûsâ’nın şeriatıyla amel etmiştir. Kaynaklarda, Hz. Meryem’in teyzesinin kocası ve Beyt-i Makdis’in yöneticisi olduğu, Tevrat nüshalarını yazarak çoğalttığı bildirilmektedir (bilgi için bk. Âl-i İmrân 3/37-41). Duanın, emreder gibi ve yüksek sesle değil, mütevazı bir şekilde alçak sesle ve yalvarıp yakararak yapılması onun âdâbına daha uygun olduğu için alçak sesle dua ettiği belirtilen Hz. Zekeriyyâ, kendisinden sonra akrabalarının toplum önderi olma ve Allah’ın dinini yayma hususunda zaaf göstereceklerinden endişe etmiş; bu sebeple de duasında kendisine ve Ya‘kub (İsrâil) soyuna halef ve mirasçı olmak ve davetini sürdürmek üzere iyi ahlâklı, yetenekli ve âdil insan olacak bir halef lutfetmesini Allah’tan niyaz etmiştir. Zira o, bütün olumsuz şartlara rağmen Allah’tan ümit kesilmemesi gerektiğini biliyordu.
Meryem Suresi 4. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Dedi ki: "Ey Rabbim! Kemiklerim zayıfladı, saçlarımdaki beyazlıklar arttı. Sana yapmış olduğum duamda hiç hayal kırıklığına uğramadım. Bilakis sana her dua ettiğimde duama icabet ettin."