Önceki ayet· 19:20Sonraki ayet· 19:22

Meryem Suresi 21. Ayet· 19:21

↗ Meryem suresi
Mekki
قَالَ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٞۖ وَلِنَجۡعَلَهُۥٓ ءَايَةٗ لِّلنَّاسِ وَرَحۡمَةٗ مِّنَّاۚ وَكَانَ أَمۡرٗا مَّقۡضِيّٗا
Cebrail: "Bu böyledir, çünkü Rabbin, 'Bu bana kolaydır, onu insanlar için bir mucize ve katımızdan da bir rahmet kılacağız; hem bu önceden kararlaştırılmış bir iştir' diyor" dedi
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Cebrail: "Bu böyledir, çünkü Rabbin, 'Bu bana kolaydır, onu insanlar için bir mucize ve katımızdan da bir rahmet kılacağız; hem bu önceden kararlaştırılmış bir iştir' diyor" dedi
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Melek: "Bu, dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasız çocuk vermek), bana pek kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Hem, bu önceden (ezelde) kararlaştırılmış bir iştir." dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Dedi: "İşte böyle! Rabbin buyurdu ki: 'O benim için çok kolaydır. Böyle olması onu, insanlara bir mucize ve bizden bir rahmet yapmamız içindir. Hükme bağlanmış bir iştir bu."
Süleyman Ateşen ayrışan
(Ruh): "Öyledir, dedi, Rabbin: 'O bana kolaydır. Onu insanlara bir mu'cize ve bizden bir rahmet kılmak için (bunu yapacağız)' dedi" ve iş olup bitti.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
He said, "Thus [it will be]; your Lord says, 'It is easy for Me, and We will make him a sign to the people and a mercy from Us. And it is a matter [already] decreed
Fransızca
Il dit: «Ainsi sera-t-il! Cela M'est facile, a dit ton Seigneur! Et Nous ferons de lui un signe pour les gens, et une miséricorde de Notre part. C'est une affaire déjà décidée»
İspanyolca
Le dijo [el ángel]: "Así será, pues tu Señor dice: ‘Eso es fácil para Mí. Lo convertiré [a tu hijo] en un milagro y una misericordia para la humanidad. Es un asunto decidido’
Rusça
Он сказал: «Вот так! Господь твой сказал: «Это для Меня легко. Мы сделаем его знамением для людей и милостью от Нас. Это дело уже предрешено!»»
Endonezce
Dia (Jibril) berkata, "Demikanlah." Tuhanmu berfirman, "Hal itu mudah bagi-Ku, dan agar Kami menjadikannya suatu tanda (kebesaran Allah) bagi manusia dan sebagai rahmat dari Kami; dan hal itu adalah suatu urusan yang (sudah) diputuskan
Bengalce
সে বললঃ এমনিতেই হবে। তোমার পালনকর্তা বলেছেন, এটা আমার জন্যে সহজ সাধ্য এবং আমি তাকে মানুষের জন্যে একটি নিদর্শন ও আমার পক্ষ থেকে অনুগ্রহ স্বরূপ করতে চাই। এটা তো এক স্থিরীকৃত ব্যাপার।
Çince
他说:“事实是像这样的,你的主说:这对于我是容易的。我要以他为世人的迹象,为从我发出的恩惠,这是已经判决的事情。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Cebrail ona: "Evet böyle. Sana bir eş ya da başkası dokunmamıştır ve sen zinakâr biri de olmadın." dedi. Fakat Rabbin -Subhanehu ve Teâlâ- şöyle buyurdu: "Babasız bir çocuk yaratmak bana çok kolaydır. Sana bahşedilen bu çocuk Allah'ın kudretine dair insanlar için bir alamet, sana ve ona iman edenlere bir rahmet olacaktır. Senin çocuğunun yaratılması Allah tarafından takdir edilmiş ve Levh-i Mahfuz'da yazılmış bir husustur."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
16- Kitapta Meryem’i de an. Hani o, ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti. 17- Onlarla kendi arasına bir perde germişti. Derken ona ruhumuzu (Cebrail’i) gönderdik de o, ona kusursuz bir insan suretinde göründü. 18- “Senden Rahmân’a sığınırım, eğer Allah'tan korkan bir kimse isen (benden uzak dur), dedi. 19- O da dedi ki: “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir oğul vermek için gönderildim.” 20- Dedi ki:“Bana hiç erkek eli değmediği ve ben iffetsiz biri de olmadığım halde benim nasıl oğlum olabilir ki?” 21- Dedi ki:“Öyledir, Rabbin buyurdu ki: Bu, benim için pek kolaydır. Biz, onu insanlar için bir âyet ve tarafımızdan bir rahmet kılacağız. Bu, hükme bağlanmış bir iştir.” 16. Allah Teala, hayret verici mucizelerden olan Zekeriyâ ve Yahya kıssasını söz konusu ettikten sonra ondan daha hayret verici olana -aşağı basamaktan yukarısına tedrici olarak intikal eden bir üslup ile- geçerek şöyle buyurmaktadır: Kerim olan o “Kitapta Meryem’i” -selâm olsun ona- “de an.” Yeryüzünün doğusunda ve batısında bütün müslümanların okudukları o yüce Kitapta adının anılması, o faziletli ameline ve mükemmel işlerine mükafat olarak en güzel şekilde ve övgüyle anılması, onun için en büyük faziletlerdendir. Yani Kitapta Meryem’i şu güzel haliyle an ki o, aile halkından uzaklaşıp onların doğu yanlarına düşen “doğu tarafında bir yere çekilmişti.” 17. “Onlarla kendi arasına bir perde germişti.” Yani kendisini onlara karşı örtecek bir örtü, bir engel koymuştu. Meryem’in bu şekilde ailesinden uzaklaşıp bir perde germesi, kendi başına Rabbine ibadet edip uzlete çekilmek maksadına yönelikti. Tam bir ihlâs ve alçak gönüllülükle itaat, Yüce Allah’ın önünde tam bir zillet ile ibadet etmek için bunu yapmıştı. Bu şekilde davranması, Allah’ın şu buyruğuna uymak içindi:“Bir vakit melekler: Ey Meryem, şüphesiz ki Allah seni seçti, seni arındırdı ve seni âlemlerin kadınlarından üstün tuttu, demişlerdi. Ey Meryem, Rabbine itaat et, secdeye kapan ve rükû edenlerle beraber rükû et!”(Âli İmran, 3/42-43)“Derken biz ona ruhumuzu” bu, Cebrail aleyhisselam’dır “gönderdik de o, ona kusursuz bir insan” yani oldukça güzel görünümlü, hiçbir eksiği ve kusuru olmayan bir erkek “suretinde göründü.” Çünkü Meryem, Cebrail’i gerçek suretinde görmeye tahammül edemezdi. 18. İnsanlardan uzakta ve tek başına, kendisi için insanların en değerlileri olan aile halkından ayrı ve onlara karşı bile kendisini perdelemiş vaziyette iken Cebrail’i (bir erkek suretinde) görünce onun kendisine kötülük yapmak isteyen ve bu maksatla gelen bir adam olmasından korktu. Rabbine dayanıp ondan Allah’a sığınarak:“Senden Rahmân’a sığınırım” yani senin bana bir kötülük yapmandan O’na sığınır ve O’nun rahmetine iltica ederim, dedi. “Eğer Allah'tan korkan bir kimse isen (benden uzak dur)” yani Allah’tan korkan, O’nun takvâsı gereğince amel eden bir kişi isen bana ilişmekten uzak dur. Böylelikle hem Rabbine sığındı, hem de onu uyararak takvâya bağlı kalmasını emretti. Meryem tek başına, genç halde ve insanlardan uzakta bulunmasına rağmen, ona görünen adam da bunca güzellik ve mükemmel bir yaratılışa sahip olması rağmen, üstelik Meryem’le konuşmamış ve ona herhangi bir kötülüğe yeltenmemişken Meryem’in ondan çekinmesi, hiç şüphesiz iffetin en ileri derecesi, kötülükten ve kötülüğe götüren yollardan uzaklığın en ileri aşamasıdır. İffet, özellikle ona aykırı bir iş yapmayı gerektiren unsurlar hazır olduğu ve hiçbir engelin de bulunmadığı böyle bir halde iffetli olmak, amellerin en faziletlisidir. Bundan dolayı Allah, kendisinden övgüyle söz ederek şöyle buyurmaktadır:“Ve namusunu sapasağlam koruyan İmran kızı Meryem’i de… Biz ona ruhumuzdan üfürmüştük.”(et-Tahrîm, 66/12); “Irzını koruyan o (Meryem’i) de (an). Biz, O’na ruhumuzdan üfledik. Onu ve oğlunu âlemlere bir ayet (ibret ve delil) kıldık.”(el-Enbiya, 21/91) İffeti sayesinde Yüce Allah, âyetlerinden bir âyet ve peygamberlerinden bir peygamber olan bir evlât ile ödüllendirdi. 19. Cebrail aleyhisselam onun korkup endişelendiğini görünce:“dedi ki: Ben, ancak Rabbinin elçisiyim.” Yani benim görevim, benim işim, Rabbimin senin ile ilgili olarak bana vermiş olduğu elçiliği yerine getirmekten ibarettir. “Sana tertemiz bir oğul vermek için gönderildim.” Bu, ondan doğacak oğula ve onun tertemiz olacağına dair çok büyük bir müjdedir. Çünkü tertemiz olması, onun yerilmeyi gerektiren hasletlerden uzak, buna karşılık övülmeye değer hasletlere sahip olmasını gerektirir. 20. Meryem ise babasız evladın var olmasına hayret ederek:“Bana hiç erkek eli değmediği ve ben iffetsiz biri de olmadığım halde benim nasıl oğlum olabilir ki?” Zira çocuk ancak bu yollarla olabilir. 21. “Dedi ki: Öyledir, Rabbin buyurdu ki: Bu, benim için pek kolaydır. Biz onu insanlar için” Yüce Allah’ın kudretine ve hiçbir sebebin bağımsız olarak etkili olmadığına, sebeplerin etkisinin ancak Allah’ın takdiri ile olduğuna delâlet edecek “bir âyet… kılacağız.” Böylelikle kullar, sıradan birtakım sebeplerdeki olağanüstülükleri görebilsinler de böylece sebeplere takılı kalmasınlar ve bu sebepleri takdir edeni ve onları sebep kılanı göz ardı etmesinler. “ve tarafımızdan bir rahmet kılacağız” Yani biz, onu tarafımızdan hem ona, hem annesine, hem de bütün insanlara bir rahmet kılacağız. Allah’ın ona olan rahmeti, vahiyde bulunması ve azim sahibi (ulu’l-azm) peygamberlere lütfedip ihsan ettiklerini ona da ihsan etmesidir. Annesine olan rahmeti, bu sebeple onun sahip olduğu büyük gurur, güzel övgü ve pek büyük faydalardır. İnsanlara olan rahmetine gelince onu onlara aralarından kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, onları arındırıp onlara Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir peygamber olarak göndermesidir. Bu, Allah’ın en büyük nimetidir. Ona iman ve itaat ederler, böylelikle de dünya ve âhiret mutluluğuna kavuşurlar. “Bu” İsa aleyhisselam’ın bu şekilde var olması “hükme bağlanmış bir iştir.” ezelde verilmiş bir hükümdür. O nedenle bu ilâhi takdir ve kazanın, yerine gelmesi kaçınılmaz bir şeydir. Bundan sonra Cebrail aleyhisselam Meryem’in elbisesinin yakasına üfledi.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Mûcizevî olaylarla dolu olan Meryem sûresinin başlangıcında bir giriş olarak Zekeriyyâ aleyhisselâm ile oğlu Yahyâ’nın kıssaları kısaca anlatıldıktan sonra, bu bölümde sûrenin asıl konusu olan Hz. Meryem’e geçilmektedir. Bu kıssa öncekinden daha ilginçtir. Çünkü öncekinde kısır ve ihtiyar bir kadının, yaşlı da olsa eşinden bir çocuk dünyaya getirmesi söz konusu idi. Burada ise bâkire bir kızın bir erkekle birleşmeden çocuk dünyaya getirmesi anlatılmaktadır. Daha ana rahminde iken annesi tarafından mâbede adanmış olan Hz. Meryem, çocukluğundan itibaren mâbedin doğu yönünde tenha bir köşede bulunuyor ve vaktini ibadetle geçiriyordu. İnsanlar tarafından rahatsız edilmeden kendini tam anlamıyla ibadet ve tefekküre verebilmesi için bulunduğu yeri bir perde ile ayırmıştı. 16. âyette ifade edilen doğu tarafından maksat Kudüs’teki Beyt-i Makdis’in doğu tarafıdır. Müfessirler 17. âyette Allah tarafından gönderildiği bildirilen “ruh”un Cebrâil olduğu kanaatindedirler (İbn Âşûr, XVI, 80). Hz. Meryem bu yalnızlık köşesinde mâbedde veya evinde bulunduğu bir sırada yüce Allah ona çocuk bağışlamak üzere Cebrâil’i göndermiş, Meryem’in meleği asıl şekliyle algılaması mümkün olmadığı için, onu eli yüzü düzgün bir insan kılığında göstermiştir. Bununla birlikte Meryem bu gelenin kendisine bir kötülük edeceğinden korktuğu için ondan Allah’a sığındığını ifade etmiştir. Daha sonra gelenin melek olduğunu ve kendisine Allah tarafından bir bebek bağışlamak üzere geldiğini anlayınca rahatlamış, bu defa bâkire ve iffetli olan bir kızın nasıl çocuğu olacağını merak ederek bunu sormuştur. Allah Teâlâ, insanlara kudretini gösteren bir mûcize (âyet) olmak üzere Hz. Îsâ’yı baba faktörü olmaksızın yaratmış ve insanlar için bir rahmet olsun diye onu peygamber olarak görevlendirmiştir. Babası olmaksızın bir çocuk yaratmak Allah için son derecede kolaydır. Çünkü O, bir şeyin olmasını istediği zaman ona ‘ol’ der, hemen oluverir (bu konuda bilgi için bk. Âl-i İmrân 3/45-47, 59).
Meryem Suresi 21. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Cebrail ona: "Evet böyle. Sana bir eş ya da başkası dokunmamıştır ve sen zinakâr biri de olmadın." dedi. Fakat Rabbin -Subhanehu ve Teâlâ- şöyle buyurdu: "Babasız bir çocuk yaratmak bana çok kolaydır. Sana bahşedilen bu çocuk Allah'ın kudretine dair insanlar için bir alamet, sana ve ona iman edenlere bir rahmet olacaktır. Senin çocuğunun yaratılması Allah tarafından takdir edilmiş ve Levh-i Mahfuz'da yazılmış bir husustur."