Biz o gün onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sura üflenince hepsini bir araya toplarız
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Biz o gün onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sura üflenince hepsini bir araya toplarız
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr'a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır.
Yaşar Nuri Öztürk
O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. Sûra da üflenmiştir; hepsini bir araya toplamışızdır.
Süleyman Ateşen ayrışan
Biz o gün (Ye'cuc ve Me'cuc'u) bırakmışızdır: Birbiri içinde dalgalanır(lar). Sur'a da üflenmiştir ve onları hep bir araya toplamışızdır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.5%
İngilizce
And We will leave them that day surging over each other, and [then] the Horn will be blown, and We will assemble them in [one] assembly
Fransızca
Nous les laisserons, ce jour-là, déferler comme les flots les uns sur les autres, et on soufflera dans la Trompe et Nous les rassemblerons tous
İspanyolca
Ese día dejaré que surjan [Gog y Magog] como oleadas chocando unas con otras [sembrando la corrupción y el exterminio], pero luego será tocada la trompeta y los congregaré a todos
Rusça
В тот день Мы позволим им (племенам Йаджудж и Маджудж) хлынуть друг на друга. И затрубят в Рог, и Мы соберем их (творения) всех вместе
Endonezce
Dan pada hari itu Kami biarkan mereka (Ya`jūj dan Ma`jūj) berbaur antara satu dengan yang lain, dan (apabila) sangkakala ditiup (lagi), akan Kami kumpulkan mereka semuanya
Bengalce
আমি সেদিন তাদেরকে দলে দলে তরঙ্গের আকারে ছেড়ে দেব এবং শিঙ্গায় ফুঁৎকার দেয়া হবে। অতঃপর আমি তাদের সবাইকে একত্রিত করে আনব।
Ahir zamanda onları bırakırız da (kalabalık olmalarından dolayı) diğerleri ile birbirlerine dalgalar halinde karışırlar. Sûr'a üflendiği zaman da bütün hepsini hesap ve karşılıklarını vermek için bir araya toplarız.
100- O gün cehennemi kâfirlere arz edip gösteririz. 101- O kafirler ki gözleri benim Zikrime karşı perdeli idi ve (nefretlerinden onu) dinleyemiyorlardı bile.
100. “O gün cehennemi kâfirlere arz edip gösteririz.” Yüce Allah bir başka yerde: “Cehennem daha da kızıştırıldığı zaman”(et-Tekvîr, 81/12) buyurmaktadır. Yani cehennem onların barınakları ve konakları olsun, cehennemdeki zincirlerle, bukağılarla, alevli ateşle, kaynar sularla ve zemherirle hemhal olsunlar; kalpleri hiçbir şey söyleyemez hale getiren, kulakları da sağırlaştıran o cezayı tatsınlar diye onlara arz edilecek ve gösterilecektir.
101. Bu, amellerinin bir sonucu ve yaptıklarının cezasıdır. Çünkü dünya hayatında onların “gözleri benim Zikrime karşı perdeli idi.” Hikmet dolu ilâhi öğütten yani Kur’an-ı Kerim’den yüz çeviren kimselerdi. Onlar:“Bizi davet edegeldiğin şeye karşı kalplerimiz örtüler içindedir”(Fusillet, 41/5) demişlerdi. Gözleri üzerinde de Allah’ın kendilerine fayda sağlayacak âyetlerini görmelerine engel teşkil edecek perdeler vardır. Nitekim Yüce Allah:“Gözleri üzerinde de perdeler vardır”(el-Bakara, 2/7) buyurmaktadır. “ve (onu nefretlerinden) dinleyemiyorlardı bile.” Yani onlar, Kur’an’a ve Rasûl’e olan nefretlerinden dolayı kendilerini imana ulaştıracak olan Allah’ın âyetlerini işitmeye tahammül edemezlerdi. Çünkü nefret eden bir kimse, nefret ettiği kimsenin sözünü dinlemez, ona kulak veremez. İşte ilim ve hayır yolları onlar için perdelenince artık bunların ne gözleri, ne kulakları ne fayda verecek akılları kalmamıştır. Onlar Allah’ı inkar etmiş, âyetlerini bile bile reddetmiş ve peygamberlerini de yalanlamışlar, ve böylece de cehennemi hak etmişlerdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu iki âyette anlatılan “seddin bozulması, Ye’cûc ve Me’cûc’ün kalabalığı ve sûrun üflenmesi üzerine toplanmaları” iki şekilde yorumlanmıştır: 1. Kıyamet yaklaşınca (kıyamet alâmeti olarak) seddin açılması (Enbiyâ 21/96), Ye’cûc Me’cûc’ün yayılması, sonra birinci sûr ile kıyametin başlaması, haşir ve hesap. 2. Birinci sûrda bütün dağlar gibi o seddin bulunduğu yerin de büyük değişime uğraması, ikinci surda diğerleri gibi Ye’cûc Me’cûc’ün de diriltilerek, birbirine girmiş büyük kalabalıklar halinde haşredilme ve hesaba çekilmeleri. Ye’cûc Me’cûc hakkında başka rivayetler de vardır. Ancak bilginin gerçeklik değeri konusundaki İslâmî kurallara göre bunlara dayanarak kesin bir bilgiye ulaşmak mümkün değildir.
Yukarıda özetlenen yorumlara ilaveten 83-99. âyetlerde anlatılan kıssada geçen bazı isim ve kavramlarla ilgili şöyle bir te’vil de yapılmıştır: Zülkarneyn Hz. Muhammed’i, Zülkarneyn’in set yaparak aralarını kapattığı iki dağ Mekke ile Medine’yi, set de Mekke’nin fethi ile sağlanmış olan İslâm birliğini, Ye’cûc ve Me’cûc ise inkârcıları temsil etmektedir. Bu inkârcılar kıyamete kadar İslâm birliğini bozamayacaklar; kıyamet (şaşmaz sözün gerçekleşmesi) yaklaştığında ise inkârcılar dalgalar halinde birbirlerine karışacaklardır (bk. Orhan Kuntman, s. 295-302, 328).
Ahir zamanda onları bırakırız da (kalabalık olmalarından dolayı) diğerleri ile birbirlerine dalgalar halinde karışırlar. Sûr'a üflendiği zaman da bütün hepsini hesap ve karşılıklarını vermek için bir araya toplarız.