Sura üfürüldüğü gün, Allah'ın diledikleri bir yana, göklerde olanlar da yerde olanlar da, korku içinde kalırlar. Hepsi Allah'a boyunları bükülmüş olarak gelirler
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Sura üfürüldüğü gün, Allah'ın diledikleri bir yana, göklerde olanlar da yerde olanlar da, korku içinde kalırlar. Hepsi Allah'a boyunları bükülmüş olarak gelirler
Elmalılı Hamdi Yazır
Sûr'a üfürüldüğü gün Allah'ın diledikleri müstesna göklerde ve yerde bulunanlar hep dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak O'na gelirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Sûra üfürüleceği gün, Allah'ın dilediği dışında herkes, göklerdekiler, yerdekiler dehşet içinde kalacaktır. Hepsi boynunu bükmüş bir halde O'nun huzuruna gelir.
Süleyman Ateş
Sur'a üfleneceği gün, Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde bulunan kimselerin hepsi, korku içinde kalır (bayılır). Hepsi boyun bükerek O'na gelirler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.6%
İngilizce
And [warn of] the Day the Horn will be blown, and whoever is in the heavens and whoever is on the earth will be terrified except whom Allah wills. And all will come to Him humbled
Fransızca
Et le jour où l'on soufflera dans la Trompe, tous ceux qui sont dans les cieux et ceux qui sont dans la terre seront effrayés, - sauf ceux qu'Allah a voulu [préserver]! - Et tous viendront à Lui en s'humiliant
İspanyolca
El día que se sople la trompeta se aterrorizarán todos aquellos que estén en los cielos y en la Tierra, salvo quienes Dios proteja. Todos se presentarán sumisos ante Él
Rusça
В тот день подуют в Рог, и перепугаются те, кто на небесах и на земле, кроме тех, кого Аллах пожелает выделить. Все предстанут перед Ним смиренными
Endonezce
Dan (ingatlah) pada hari (ketika) sangkakala ditiup, maka terkejutlah apa yang ada di langit dan apa yang ada di bumi, kecuali siapa yang dikehendaki Allah. Dan semua mereka datang menghadap-Nya dengan merendahkan diri
Bengalce
যেদিন সিঙ্গায় ফুৎকার দেওয়া হবে, অতঃপর আল্লাহ যাদেরকে ইচ্ছা করবেন, তারা ব্যতীত নভোমন্ডলে ও ভূমন্ডলে যারা আছে, তারা সবাই ভীতবিহ্বল হয়ে পড়বে এবং সকলেই তাঁর কাছে আসবে বিনীত অবস্থায়।
-Ey Peygamber!- Sûr'a üflemekle görevlendirilmiş meleğin ona ikinci defa üfleyeceği gün, ondan bir lütuf olarak Allah’ın korkmaktan müstesna kıldığı kimseler dışında, göklerde ve yeryüzünde bulunan herkesin dehşete kapılacağını hatırla. Bütün mahlukat o gün, Allah Teâlâ’ya itaat ederek ve boyun eğerek geleceklerdir.
87- O gün Sûra üfürülecek ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerde olanlar da yerde olanlar da dehşete kapılacaklardır. Hepsi de O’nun huzuruna zelil olarak geleceklerdir. 88- Sen dağları görürsün de onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar, bulutların geçip gitmesi gibi giderler. Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın yaratmasıdır. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan haberdardır. 89- Kim iyilikle gelirse ona ondan daha iyisi vardır. Hem onlar, o günün dehşetinden yana güven içinde olacaklardır. 90- Kim de kötülükle gelirse yüzleri üzere (süründürülerek) ateşe atılırlar. (Onlara şöyle denir:)“(Ne sandınız?) İşlediklerinizden başka bir karşılık mı görecektiniz?”
87. Allah kullarını ileride karşılaşacakları Kıyamet günü, o gündeki türlü sıkıntılar ve kalpleri dehşete düşüren haller ile uyararak şöyle buyurmaktadır:“O gün Sûra üfürülecek ve Allah’ın dilediği kimseler dışında” Allah’ın kendilerine lütufta bulunup da sebat vereceği, korku ve dehşetten yana koruyacağı “kimseler dışında” Sûra üfürülmüş olacağından ötürü “göklerde olanlar da yerde olanlar da dehşete kapılacaklardır.” Dehşetin etkisiyle ve daha sonra başlarına geleceklerin korkusuyla çalkalanırlar. “Hepsi de” Sûra üfürüldüğünde bütün yaratılmışlar “zelil olarak” boyun eğmiş bir halde “geleceklerdir.” Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Göklerde ve yerde kim varsa hepsi Rahman’ın huzuruna ancak kul olarak gelecektir.”(Meryem, 19/93) İşte o gün bütün mülkün mutlak malikinin huzurunda zillet ve itaatle boyun eğecekler ve bu konuda yöneticiler de yönetilenler de birbirine eşit olacaktır.
88. O günün büyük dehşetinden ötürü “sen dağları görürsün de onları hareketsiz sanırsın.” Bütün dağların olduğu gibi durduklarını ve alışılagelen hallerinde olduklarını sanırsın. Halbuki dağlar bile en ileri derecede dehşete ve korkuya kapılacak, paramparça olup dağılacak, sonra da büsbütün yok olacaklar ve etrafa saçıp savrulacaklar. Bundan dolayı Yüce Allah:“Halbuki onlar bulutların geçip gitmesi gibi giderler” diye buyurmaktadır. Hafifliklerinden ve bu aşırı derecedeki korkularından dolayı böyle olacaklardır. Bu ise “her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın yaratması” olduğundan dolayıdır. “Şüphesiz O, yaptıklarınızdan haberdardır.” ve size amellerinizin karşılığını verecektir. Daha sonra Allah, amellere nasıl karşılık vereceğini beyan ederek şöyle buyurmaktadır:
89. “Kim” ister sözlü, ister fiilî, ister kalbî hangi türden olursa olsun bir “iyilikle gelirse ona ondan daha iyisi vardır.” Yani onun on misli mükafat vardır ki bu da mükâfatın en asgari miktarıdır. “Hem onlar o günün dehşetinden yana güven içinde olacaklardır.” Yani her ne kadar onlarla birlikte korku ve dehşete kapılsalar da herkesin, kendisi sebebiyle dehşete kapıldıkları sebepten yana güvende olacaklardır.
90. “Kim de kötülükle” ki bu bütün kötülükleri kapsar “gelirse yüzleri üzere (süründürülerek) ateşe atılırlar.” Yani yüz üstü ateşe dökülürler ve onlara: “(Ne sandınız?) İşlediklerinizden başka bir karşılık mı görecektiniz?” denilir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Sözlüklerde “üflendiğinde ses çıkaran boynuz biçiminde bir boru” diye açıklanan sûr, geleneksel İslâmî inanca göre dört büyük melekten biri olan İsrâfil’in kıyamet gününde biri bütün canlıların ölmesi, diğeri ise tekrar dirilip kabirlerden kalkması için iki defa üfleyeceği çok güçlü ve alışılmadık bir ses çıkaran borudur. Sûrun iki defa üfleneceği kanaatinde olan müfessirlere göre bu âyette haber verilen üfleme birinci, yani bütün canlıların ölmesini sağlayacak olan üflemedir. Üç defa üfleneceği kanaatinde olanlara göre ise bu üfleme, korkutma üflemesidir; bundan sonra öldürme üflemesi, onun ardından da yeniden diriltme üflemesi gelecektir (krş. Zümer 39/68; Elmalılı, V, 3708; sûr ve kıyamet sahneleri hakkında bilgi için ayrıca bk. En‘âm 6/73).
-Ey Peygamber!- Sûr'a üflemekle görevlendirilmiş meleğin ona ikinci defa üfleyeceği gün, ondan bir lütuf olarak Allah’ın korkmaktan müstesna kıldığı kimseler dışında, göklerde ve yeryüzünde bulunan herkesin dehşete kapılacağını hatırla. Bütün mahlukat o gün, Allah Teâlâ’ya itaat ederek ve boyun eğerek geleceklerdir.