Önceki ayet· 17:78Sonraki ayet· 17:80

İsrâ Suresi 79. Ayet· 17:79

↗ İsrâ suresi
Mekki
وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَتَهَجَّدۡ بِهِۦ نَافِلَةٗ لَّكَ عَسَىٰٓ أَن يَبۡعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامٗا مَّحۡمُودٗا
Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni övülecek makama yükseltir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni övülecek makama yükseltir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur'ân ile teheccüd namazı kıl, Rabbinin seni bir makamı mahmuda (şefaat makamına) göndermesi kesindir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sana özgü bir davranış olarak, gecenin bir kısmında, o Kur'an'la meşgul olmak üzere uyanık ol/uykudan uyan. Böylece Rabbinin seni övgüye layık bir konuma ulaştırması umulur.
Süleyman Ateş
Ayrıca sana özgü olarak gecenin bir kısmında da Kur'an oku(yup namaz kıl)mak üzere uyan! Rabbinin seni güzel bir makama ulaştırması umulur.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.2%
İngilizce
And from [part of] the night, pray with it as additional [worship] for you; it is expected that your Lord will resurrect you to a praised station
Fransızca
Et de la nuit consacre une partie [avant l'aube] pour des Salât surérogatoires: afin que ton Seigneur te ressuscite en une position de gloire
İspanyolca
También levántate parte de la noche a realizar oraciones voluntarias, para que tu Señor te conceda un rango digno de alabanza
Rusça
Бодрствуй часть ночи, читая Коран во время дополнительных намазов. Быть может, Господь твой возведет тебя на Достохвальное место
Endonezce
Dan pada sebagian malam, lakukanlah salat tahajud (sebagai suatu ibadah) tambahan bagimu: mudah-mudahan Tuhanmu mengangkatmu ke tempat yang terpuji
Bengalce
রাত্রির কিছু অংশ কোরআন পাঠ সহ জাগ্রত থাকুন। এটা আপনার জন্যে অতিরিক্ত। হয়ত বা আপনার পালনকর্তা আপনাকে মোকামে মাহমুদে পৌঁছাবেন।
Çince
在夜里的一段时间,你应当谨守你所当守的附加的拜功,你的主或许把你提升到一个值得称颂的地位。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Gecenin bir kısmında uykudan kalk da sana mahsus dereceni yükselten bir namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni kıyamet gününde insanların çok korkunç sıkıntılar çektikleri o günde insanlara şefaatçi olarak diriltir. Ve öncekilerin ve sonrakilerin övdüğü büyük şefaat makamı senin için olur.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
78- Güneşin (batıya) kaymasından gecenin kararmasına kadar (olan vakitlerde) namazı dosdoğru kıl! Bir de sabah Kur’an’ını/namazını... Çünkü sabah Kur’an’ı/namazı şahitlidir. 79- Gecenin bir kısmında da sana mahsus fazladan Kur'ân’la teheccüd kıl! Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama çıkarır. 80- Ve de ki:“Rabbim, beni gireceğim yere doğrulukla girdir, çıkacağım yerden de doğrulukla çıkar ve tarafından bana destekleyici bir delil ver.” 81- De ki:“Hak geldi, batıl yok olup gitti. Çünkü batıl, yok olmaya mahkumdur.” 78. Yüce Allah, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e şöyle emretmektedir:“Güneşin (batıya) kaymasından” yani tam tepeye gelmesinden sonra batıya doğru kaymasından... bunun kapsamına öğle ve ikindi namazları girer. “Gecenin kararmasına kadar” bunun da kapsamına akşam ve yatsı namazları girer “namazı dosdoğru kıl” zahiren ve batınen, vakitleri içerisinde, eksiksiz ve dosdoğru kıl. “Bir de sabah Kur’an’ını/namazını” yani sabah namazını, onun “Kur’an” diye adlandırılması, bu namazda diğerlerine göre daha uzun miktarda Kur’an okumanın meşru oluşu ve bu namazdaki kıraatin fazileti dolayısıyladır. Çünkü Yüce Allah, bu namazda gece ve gündüz meleklerini hazır bulundurur ve onlarda buna şahit olurlar. Bu âyet-i kerimede farz olan beş vakit namazın vakitleri söz konusu edildiği gibi bu vakitlerdeki namazların da farz olduklarını göstermektedir. Çünkü namazların özellikle bu vakitlerde kılınması emredilmiştir. Ayrıca vaktin, namazın sıhhati/kabulü için şart olduğu ve namazın farz olmasının sebebi olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Yüce Allah, bu vakitlerin girişi sebebiyle namazın kılınmasını emretmektedir. Aynı şekilde özür halinde öğle ile ikindi namazlarının, akşam ve yatsı namazlarının cem edileceğini (bir arada kılınacağını) da göstermektedir. Çünkü Yüce Allah, bu namazların vakitlerini bir arada zikretmiştir. Yine sabah namazının ve bu namazda uzunca Kur’an okumanın fazileti ayrıca namazda Kur’an kıraatinin bir rükün olduğu da bu ayetten anlaşılmaktadır. Çünkü bir ibadet, onun bölümlerinin birisinin adını alacak olursa bu, o bölümün farz olduğuna delildir. 79. “Gecenin bir kısmında da” yani gecenin diğer vakitlerinde de “sana mahsus fazladan Kur'ân’la teheccüd kıl!” Böylelikle gece namazı -diğerlerinden farklı olarak- senin kadrinin ve derecelerinin daha çok yükselmesine sebep olsun. Başkaları içinse böyle bir namaz, günahlarına kefarettir. Bu buyruğun şu anlamda olma ihtimali de vardır: Beş vakit namaz, sana da mü’minlere de farzdır. Gece namazı ise böyle değildir. Bu, sadece özel olarak sana farzdır. Senin Allah nezdindeki değerin dolayısıyla, sevabının çoğalması ve böylece Makam-ı Mahmud’a ulaşman için Yüce Allah senin vazifelerini daha da artırmıştır. Makam-ı Mahmud ise büyük şefaat makamı olan, evvelkilerin de sonrakilerin de kendisi dolayısıyla senden övgüyle söz edecekleri bir makamdır. Çünkü o sırada insanlar, önce Âdem’den, daha sonra da sırasıyla Nûh, İbrahim, Mûsâ ve İsâ’dan -hepsine selâm olsun- şefaat etmelerini isteyecekler, onların her biri bunu yapamayacağını söyleyerek özür beyan edip bu isteği geri çevirecektir. Nihâyet bütün insanlar, Âdemoğullarının efendisinin şefaat etmesini isteyecekler ki Yüce Allah, o konumun dehşet ve sıkıntılarından kendilerine merhamet etsin. Peygamber de Rabbi nezdinde şefaatçı olacak, Allah onun şefaatını kabul edecek ve öncekilerin de sonrakilerin de imrenecekleri bir konuma onu yükseltecektir. Böylelikle Peygamber’in bütün insanlara büyük bir iyiliği ve lütfu olacaktır. 80. “Ve de ki: “Rabbim, beni gireceğim yere doğrulukla girdir, çıkacağım yerden de doğrulukla çıkar.” Yani benim bütün giriş ve çıkışlarım senin itaatine ve rızana uygun olsun. Bu, onların ihlâsı ve emre uygunluğunu da içerir. “Tarafından bana destekleyici bir delil ver.” Yani yaptığım ve yapmadığım her şeye dair açık, kesin ve kati bir delilim olsun. Bu, Allah’ın kulunu yükselttiği en üstün haldir. Böylesinin bütün halleri hayır olur ve bütün halleri onu Rabbine yakınlaştırır. Her bir durumda o durumuna dair açık bir delili bulunur. Bu da faydalı ilmi, salih ameli, bütün meseleleri ve bunlara dair delilleri bilmeyi içerir. 81. “De ki: Hak geldi, batıl yok olup gitti.” Hak, Yüce Allah’ın Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e vahyettiği her şeydir. İşte alla ona şunu ilan etmesini emretmektedir: Artık karşısında hiçbir şeyin duramayacağı hak gelmiş, batıl ise yok olup gitmiş, sona ermiştir. “Çünkü batıl, yok olmaya mahkumdur.” Batılın sıfatı, niteliği budur. Fakat bazen hak, onun karşısına çıkmayınca batılın bir gücü olur ve o rağbet görür. Ancak hak geldi mi batıl yok olup gider ve onun kıpırdamaya bile mecali kalmaz. Bundan dolayı batıl, ancak Allah’ın âyet ve delillerinin bilinmediği zaman ve mekânlarda revaç bulur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Kalkıp namaz kıl” diye çevirdiğimiz tehecced fiilinin masdarı olan teheccüd kelimesi, yerine göre hem “uyumak” hem de “uyanmak” anlamına gelmektedir. Kelime, sözlüklerde bu âyetteki kullanımından hareketle “geceleyin uykudan kalkıp namaz kılmak” şeklinde açık­lanmaktadır (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “hcd” md.). Fıkıh kitap­larında yatsı, vitir ve teravih namazları dışında geceyi ihya etmek, ibadet etmek için kılınan nâfile namazlara teheccüd namazı denmektedir. Âyetin ilgili kısmındaki üslûptan hareketle bu namazın Hz. Peygamber’e farz olduğu ileri sürüldüğü gibi, bunun gerek Hz. Peygamber’e gerekse diğer müslümanlara nâfile olduğu kanaatini taşıyanlar da vardır. Bu son görüşü savunanlara göre âyette, “sana mahsus bir nâfile...” denilerek Hz. Peygamber’in bu namazdan daha çok sevap kazanacağına işaret edilmişse de, aynı ibadete farklı sevap verilmesi ancak o ibadeti yapan kişinin ihlâs, huşû gibi mânevî durumuyla ilgili olabilir. Teheccüd namazının sekiz, dört veya iki rek‘at kılınabileceği yönünde görüşler vardır (bilgi için bk. Beşir Gözübenli, “Nafile Namazlar”, İFAV Ans., III, 408-409). Bize göre teheccüd namazının ya farz olması veya derecesini yükseltmesi gibi Hz. Peygamber’e mahsus yönü bulunmakla birlikte, bunun bereketinden yararlansınlar diye ümmetine de tavsiye edilmiştir. Ayrıca teheccüd namazı nâfileler grubuna girdiği için kesin bir rek‘at sayısı ileri sürerek bundan daha az veya daha fazla kılınamayacağını iddia etmek doğru değildir. Müfessirler “övülmüş bir makam” diye çevrilen makamen mahmû­den ifadesini, Hz. Peygamber’in kıyametteki şefaat makamı, yine kıya­mette kendisine “hamd bayrağı” verilmesi gibi değişik şekillerde yorumlamışlardır. Bunun belirli bir makam olmayıp çeşitli mazhariyetleri içerdiği de belirtilir. Her ne kadar Şevkânî (III, 284) gibi bazı müfessirler âyette özel bir makamın kastedildiğini ileri sürmüşlerse de bize göre Zemahşerî’nin de benimsediği (II, 372) son görüş daha mâkuldür. Ancak bu “övülen makam”ın dünyevî bir makam olduğunu düşünmek de mümkündür. Gerçekten Allah, resulünü daha dünyada üstün bir makama yüceltmiş; her şeyden önce onu “hâtemü’l-enbiyâ” (peygamberlerin sonuncusu) ve âlemlere rahmet yapmış; kendisine, zorlukları aşarak hiçbir peygambere nasip olmayan başarılar elde etme, Câhiliye denilen bir devirden kısa sürede dünyaya yayılan bir uygarlık dönemine geçişin yolunu açma onurunu ve mutluluğunu yaşatmıştır. Şevkânî, “makamen mahmûden” deyimini açıklarken Hz. Peygamber’i tanıyan herkesin onu övgüyle andıklarını belirtir. Gerçekten en yaman düşmanları olan Mekke putperestleri bile onu peygamber olmadan önceki döneminde “el-emîn” (güvenilir, dürüst kişi) diye anarlardı. Peygamber olduğu dönemlerde de ona bazı asılsız isnatlarda bulunsalar da dürüstlük ve saygınlığına gölge düşürecek iddialar ileri sürmeye cesaret edememişlerdir. Tarih boyunca bütün müslümanlar onu övgü ve saygıyla andıkları gibi, hayatını ve kişiliğini yeterince inceleme imkânı bulan pek çok yabancı ilim ve fikir adamı da ondan takdir ve hayranlıkla söz etmiştir. Meselâ müsteşrik W. Montgomery Watt şöyle der: “O, faaliyetinin dinî temelleri ve cesaret, gözü peklik, tarafsızlık, sertliğe kadar varan fakat gönül yüceliğinin yumuşattığı kararlılık gibi özellikleri sayesindedir ki insanların saygı ve güvenini kazanmıştı... Muhammed’in çağdaşları onda hiçbir ahlâkî kusur görememişlerdir... Mekke’de de Medine’de de Muhammed’in çağdaşları onu erdemli ve doğru bir insan olarak tanımışlardı. Tarih de onun şahsında ahlâkî ve sosyal değerlerin bir reformcusunu görmektedir... Muhammed’in dikkate değer bir uyumluluk taşıyan üstün vasıfları olmasaydı bir Arap istilâsı söz konusu bile olamazdı... Eğer onun peygamberlik, devlet adamlığı ve yöneticilik yeteneği, bütün bu yeteneklerin üstünde de Allah’a güveni ve kendisini Allah’ın göndermiş olduğuna sarsılmaz imanı olmasaydı insanlık tarihinin önemli bir bölümü hiçbir zaman yazılmamış olacaktı” (Muhammad Prophet and Statesman, s. 231-237).
İsrâ Suresi 79. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Gecenin bir kısmında uykudan kalk da sana mahsus dereceni yükselten bir namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni kıyamet gününde insanların çok korkunç sıkıntılar çektikleri o günde insanlara şefaatçi olarak diriltir. Ve öncekilerin ve sonrakilerin övdüğü büyük şefaat makamı senin için olur.