Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ama O, istediğini saptırır, istediğini doğru yola eriştirir. İşlediklerinizden, and olsun ki, sorumlu tutulacaksınız
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ama O, istediğini saptırır, istediğini doğru yola eriştirir. İşlediklerinizden, and olsun ki, sorumlu tutulacaksınız
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah dilediğini saptırır ve dilediğine de hidayet verir. Şüphesiz ki, (kıyamet gününde) bütün yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah dileseydi, elbette ki sizi birtek ümmet yapardı. Ama O, dilediğini saptırıyor, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzluyor. Yapıp ettiklerinizden mutlaka sorgu-suale çekileceksiniz.
Süleyman Ateş
Allah dileseydi, hepinizi, bir tek ümmet yapardı, fakat (O), dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Ve siz, mutlaka yaptığınız şeylerden sorulacaksınız.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.5%
İngilizce
And if Allah had willed, He could have made you [of] one religion, but He causes to stray whom He wills and guides whom He wills. And you will surely be questioned about what you used to do
Fransızca
Si Allah avait voulu, Il aurait certes fait de vous une seule communauté. Mais Il laisse s'égarer qui Il veut et guide qui Il veut. Et vous serez certes, interrogés sur ce que vous faisiez
İspanyolca
Si Dios hubiera querido habría hecho de ustedes una sola nación [de creyentes]. Pero se descarría quien quiere y se guía quien quiere. Todos serán interrogados por cuanto hicieron
Rusça
Если бы Аллах пожелал, то Он сделал бы вас единой общиной. Однако Он вводит в заблуждение, кого пожелает, и ведет прямым путем, кого пожелает, и вы непременно будете спрошены о том, что вы совершали
Endonezce
Dan jika Allah menghendaki niscaya Dia menjadikan kamu satu umat (saja), tetapi Dia menyesatkan siapa yang Dia kehendaki dan memberi petunjuk kepada siapa yang Dia kehendaki. Tetapi kamu pasti akan ditanya tentang apa yang telah kamu kerjakan
Bengalce
আল্লাহ ইচ্ছা করলে তোমাদের সবাইকে এক জাতি করে দিতে পারতেন, কিন্তু তিনি যাকে ইচ্ছা বিপথগামী করেন এবং যাকে ইচ্ছা পথ প্রদর্শন করেন। তোমরা যা কর সে বিষয়ে অবশ্যই জিজ্ঞাসিত হবে।
Eğer Allah dileseydi, sizleri hak üzerine birleşmiş tek bir millet yapardı. Fakat O -Subhânehu ve Teâlâ- dilediğini haktan ve verdiği sözlere bağlılık göstermekten mahrum kılarak onu adaletiyle saptırır. Dilediğini de ihsanı ve keremiyle muvaffak kılar. Kıyamet günü dünyada yapmakta olduğunuz amellerden muhakkak hesaba çekileceksiniz.
93- Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O dilediğini saptırır, dilediğini de hidâyete erdirir. Yaptıklarınızdan muhakkak sorguya çekileceksiniz.
93. Yani “eğer Allah dileseydi” bütün insanları hidâyet üzerinde toplar da “sizi tek bir ümmet yapardı.” Fakat tek başına hidâyet ve dalâlet veren ve hidâyete iletmesi de saptırması da ilim ve hikmetine bağlı fiillerinden olan Yüce Allah, hidâyeti lütfu ile hak edene verir ve onu hak etmeyeni de adaletinin gereği olarak mahrum bırakır. Hayır ve şer bütün “yaptıklarınızdan muhakkak sorguya çekileceksiniz.” O da amellerinizin karşılığını en mükemmel ve en âdil şekilde verecektir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnsanların, dinî ve ahlâkî bakımdan farklı inanç ve davranışları benimseyip uygulayarak farklı gruplar oluşturacak şekilde yaratılmaları bir imtihan gereği olup hayat bu imtihanla anlam kazanmaktadır. Ama bu imtihanın sonunda da bir sorumluluk vardır. İnsanlar, diğer görevleri yanında ahde vefâ gösterip göstermedikleri, yeminlerini tutup tutmadıkları hususunda da yüce Allah tarafından mutlaka sorguya çekileceklerdir. Çünkü, ahdini ve yeminini bozmak, birey açısından bir ahlâk ve karakter bozukluğunu ifade ettiği gibi toplumsal hayat bakımından da bir güvensizlik ve istikrarsızlık ortamı doğurmakta, bu da hem mânevî hem de maddî bakımdan daha başka vahim sonuçlara yol açmaktadır. 94. âyetteki “...sapasağlam basmışken ayağınız kayar” ifadesinin bu istikrarsızlığa, “acı meyve”nin bundan doğan sosyal sıkıntılara, “ağır azab”ın âhiretteki cezaya işaret ettiği de düşünülebilir. Başta Zemahşerî olmak üzere birçok müfessire göre bu âyetin asıl gayesi, Hz. Peygamber’le biatleştikten sonra bu ahdini ve yeminini bozma temayülünde olanları uyarmaktır. Ancak bu durum, âyetin hükmünün genelliğini engellemez. Zemahşerî’ye göre (II, 343), bir kimsenin ahdini ve yeminini bozarak dürüstlükten sapması, bu konuda başkalarına kötü örnek olacağı için âyette bu tutum “insanları Allah yolundan saptırmak” olarak değerlendirilmiştir.
Eğer Allah dileseydi, sizleri hak üzerine birleşmiş tek bir millet yapardı. Fakat O -Subhânehu ve Teâlâ- dilediğini haktan ve verdiği sözlere bağlılık göstermekten mahrum kılarak onu adaletiyle saptırır. Dilediğini de ihsanı ve keremiyle muvaffak kılar. Kıyamet günü dünyada yapmakta olduğunuz amellerden muhakkak hesaba çekileceksiniz.