Önceki ayet· 16:28Sonraki ayet· 16:30

Nahl Suresi 29. Ayet· 16:29

↗ Nahl suresi
Mekki
فَٱدۡخُلُوٓاْ أَبۡوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَاۖ فَلَبِئۡسَ مَثۡوَى ٱلۡمُتَكَبِّرِينَ
Temelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür
Meal ihtilafı: 8% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Temelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür
Elmalılı Hamdi Yazır
"O halde içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin" denir. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!
Yaşar Nuri Öztürk
Hadi, girin cehennem kapılarından; sürekli kalacaksınız orada. Gerçekten kötü yermiş kibre sapanların barınağı.
Süleyman Ateş
Onun için, içinde sürekli kalmak üzere cehennemin kapılarına girin. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.5%
İngilizce
So enter the gates of Hell to abide eternally therein, and how wretched is the residence of the arrogant
Fransızca
Entrez donc par les portes de l'Enfer pour y demeurer éternellement. Combien est mauvaise la demeure des orgueilleux
İspanyolca
Ingresen por las puertas del Infierno, allí permanecerán eternamente. ¡Qué pésima morada la que tendrán los soberbios
Rusça
Войдите во врата Геенны и пребудьте там вечно. Как же скверна обитель возгордившихся!»
Endonezce
Maka masukilah pintu-pintu neraka Jahanam, kamu kekal di dalamnya. Pasti itu seburuk-buruk tempat orang yang menyombongkan diri
Bengalce
অতএব, জাহান্নামের দরজসমূহে প্রবেশ কর, এতেই অনন্তকাল বাস কর। আর অহংকারীদের আবাসস্থল কতই নিকৃষ্ট।
Çince
他们被押进火狱而永居其中。自大者的住处真恶劣!
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlara denir ki: "Yaptığınız amellere göre sonsuza kadar kalacağınız cehennemin kapılarından girin! Orası Allah’a iman etmekten ve bir tek O'na ibadet etmekten kibirlenen kimseler için ne kadar da kötü bir ikamet yurdudur.''
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
24- Onlara:“Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman: “Eskilerin efsaneleri” derler. 25- (Bu nedenle) kıyamet gününde kendi (günah) yüklerini eksiksiz yüklendikleri gibi bilgisizce saptırdıkları kimselerin yüklerinden bir kısmını da yükleneceklerdir. Haberiniz olsun, yüklendikleri, ne kötüdür! 26- Kendilerinden öncekiler de (peygamberlere) tuzak kurmuşlardı. Nihayet Allah, binalarına temellerinden geldi de üstlerindeki tavan başlarına çöktü ve azap onlara hiç farkında olmadıkları yerden geldi. 27- Sonra kıyamet gününde Allah, onları rüsvay edecek ve:“Hani nerede uğruna çekiştiğiniz ortaklarım?!” diyecek. Kendilerine ilim verilenler de diyecekler ki:“Hiç şüphesiz bugün zillet ve azap, kâfirlerin üzerinedir.” 28- O (kafirler) ki nefislerine zulmeder bir halde iken melekler, onların ruhlarını aldığı sırada:“Biz hiçbir kötülük işlemezdik” diyerek teslim olurlar. “Elbette (işliyordunuz), Allah yaptıklarınızı çok iyi bilir.” 29- “O nedenle içinde ebediyen kalmak üzere girin cehennemin kapılarından! Büyüklenenlerin yeri ne kötüdür!” 24. Allah müşriklerin Allah’ın âyetlerini aşırı derecedeki yalanlayışlarını da haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Onlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiği zaman” yani onlara Allah’ın kullara ihsan etmiş olduğu en büyük nimet olan Kur’an ve vahye dair soru sorulduğunda ve bu konuda kanaatiniz nedir, sizler acaba bu nimete şükredip itiraf mı ediyorsunuz, yoksa bunu inkâr edip ona karşı inatla direniyor musunuz, denildiğinde onların verdikleri cevap, cevapların en çirkini ve en aşağısı olur:“Eskilerin efsaneleri” yani Muhammed’in sallalahu aleyhi ve sellem uydurup Allah’a isnat ettiği bir yalandır. O, ancak insanların nesilden nesile, birbirinden nakledegeldikleri, kimisi doğru, kimisi yalan olan geçmişlere ait hikayelerden ibarettir “derler.” 25. Bu iddiada bulunmakla kalmayıp kendilerine tâbi olanları da buna çağırırlar. O nedenle onların günahlarını da kıyamet gününe kadar onlara uyacakların günahlarının bir kısmını da yüklenirler:“Bilgisizce saptırdıkları kimselerin yüklerinden bir kısmını da yükleneceklerdir” yani onların, kendilerine yaptığı davet dışında hiçbir bilgisi bulunmayan ve sadece onları taklit eden kimselerin günahlarının da bir kısmını, yani onları davet etmelerinin günahını yüklenirler. Ne yaptıklarını bilenlere gelince herkes, bağımsız olarak kendi suç ve günahından sorumlu olacaktır. Çünkü o da kendisini çağıranların bildiği şeyleri bilmektedir. “Haberiniz olsun, yüklendikleri, ne kötüdür!” Yani hem kendilerinin hem de saptırdıkları kimselerin günahlarından oluşan ve sırtlarına oldukça ağır gelen o günah yükü, pek kötü bir yük olacaktır. 26. “Kendilerinden öncekiler de” peygamberlerine “tuzak kurmuşlardı.” Onların getirdikleri gerçeği reddetmek için çeşitli hileli yollara baş vurmuşlardı. Bu tuzaklarının bir parçası olarak da dehşet verici saraylar bina etmişlerdi de “Nihâyet Allah, binalarına temellerinden geldi de” Yani Yüce Allah’ın emri bunlara temellerinden ve esaslarından geldi ve “üstlerindeki tavan başlarına çöktü.” Böylelikle kurdukları binalar, kendisi ile cezalandırıldıkları bir azap oldu. “Azap onlara hiç farkında olmadıkları yerden geldi.” Çünkü onlar, inşa ettikleri binaların kendilerine fayda vereceğini, azaba karşı kendilerini koruyacağını sanıyorlardı. Ama azap, bizzat yaptıkları binaların ve temellerini sağlamlaştırdıkları yapıların içinde başlarına geldi. u, Yüce Allah’ın, düşmanlarının hile ve tuzaklarını boşa çıkarmasına dair en güzel örneklerden birisidir. Şöyle ki onlar, peygamberleri yalanlamaya koyulunca düşündüler, ölçüp biçtiler. Kendileri için batıldan hareketle başvuracakları ve kendisi vasıtası ile peygamberlerin getirdiklerini reddedecekleri birtakım esaslar ve ilkeler ortaya attılar. Aynı şekilde peygamberlere ve onlara tabi olanlara kötülük yapmak ve onlara zarar vermek için de çeşitli hilelere başvurdular. Sonunda onların hile ve tuzakları aleyhlerine bir vebal oldu. Onların aldıkları tedbirler yıkımlarına sebep oldu. Çünkü onların giriştikleri hile ve tuzaklar, kötü amaçlı idi. “Kötü düzen ise ancak sahiplerini kuşatır.”(Fatır, 35/43) Bu, onların dünyadaki azabıdır. Âhiret azabı ise elbetteki daha rezil edicidir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Sonra kıyamet gününde de onları rüsvay edecek” yani bütün insanların gözü önünde onları rezil edecek, Allah’a karşı iftiralarını ve yalanlarını herkesin önünde açıklayacak “ve: Hani nerede uğruna çekiştiğiniz ortaklarım? diyecek.” Yani kendileri için Allah’a ve O’nun tarafında olanlara karşı savaş açıp düşmanlık ettiğiniz ve “Allah’ın ortakları” olduğunu iddia ettiğiniz ortaklar? Onlara bu soru sorulacağı vakit kendi sapıklıklarını itiraf etmekten ve bilerek inat ettiklerini kabul etmekten başka verecek bir cevapları olmayacak, o nedenle de:“Onlar bizi terk edip kayboldular, diyecekler ve kendi aleyhlerine kâfir olduklarına dair şahitlik edeceklerdir.”(el-Araf, 7/37)“Kendilerine ilim verilenler” yani Rabbanî âlimler de “diyecekler ki: Hiç şüphesiz bugün” yani kıyamet günü “zillet ve azap kâfirlerin üzerinedir.” Bu buyruk, ilim ehlinin üstünlüğüne, onların bu dünyada da şahitlerin ayağa kalkacağı günde de hak ile konuşup doğruyu söyleyeceklerine, söyleyecekleri sözlerin gerek Allah nezdinde, gerek insanlar nezdinde muteber olduğuna bir delildir. 28. Daha sonra Yüce Allah, ölümleri esnasında ve kıyamet gününde bu gibi zalimlere neler yapacağını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“O (kafirler) ki nefislerine zulmeder bir halde iken” yani zulüm ve azgınlıklarının ileri dereceye varmış olduğu ve artık zalimlerin karşı karşıya kalacakları çeşitli azapların, rezilliklerin ve zilletin anlaşıldığı o halde “melekler, onların ruhlarını aldığı sırada: “Biz hiçbir kötülük işlemezdik” diyerek teslim olurlar.” ve Allah’tan başka ibadet ettikleri varlıkları inkâr ederek bu sözleri söylerler. Bunun üzerine onlara:“Elbette (işliyordunuz)” sizler kötü işler yapıyordunuz, “Allah yaptıklarınızı çok iyi bilir.” Dolayısı ile yaptıklarınızı inkârın size hiçbir faydası olmayacaktır, denilecektir. Bu, kıyametin bir aşamasında olacaktır. Orada kendilerine fayda vereceği zannı ile dünyadaki hallerini inkâr edeceklerdir. Ancak azaları, aleyhlerine şahitlik edip izledikleri yol açıkça ortaya çıktığında itirafta bulunacaklardır. O nednele günahlarını itiraf etmedikçe cehennem ateşine girmeyeceklerdir. 29. “O nedenle içinde ebediyen kalmak üzere girin cehennemin kapılarından!” Cehennemin kapılarından girdiklerinde de belli amelleri işleyen herkes, kendi durumuna uygun olan kapıdan girecektir. “Büyüklenenlerin yeri” olan cehennem ateşi “ne kötüdür!” Çünkü orası pişmanlık duyulacak bir yerdir. Bedbahtlığın ve acının mekanıdır. Üzüntü ve kederlerin yurdudur. Hayy ve Kayyum olan Allah’ın gazab mahallidir. Üzerlerindeki azap hafifletilmeyecek, bir gün olsun o can yakıcı cezaları kaldırılmayacaktır. Çünkü artık Rahîm olan Rab onlardan yüz çevirmiş ve o büyük azabı onlara tattırmıştır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kur’an-ı Kerîm’de “kendine kötülük etme” ifadesi genellikle şirk ve inkârdan başlamak üzere her türlü yanlış inanç ve davranışların, öncelikle bunları işleyen kişinin kendisine karşı bir kötülük olduğu mantığına dayanmaktadır. İşte nefislerinin gurur ve kibrine kapılıp Peygamber’in davetine karşı bilgisiz ve bilinçsizce savaş verenler, bir önceki âyette geçen “Şüphesiz bugün rezillik ve kötülük kâfirlerin başına!” şeklindeki ifadeden de anlaşılacağı üzere, sonuçta kendilerine kötülük etmiş oluyorlardı. Fakat onlar, kanıtlar ortaya konduğu halde hakikati saklamaya çalışanların içine düştüğü psikoloji ile, veya yaptıklarının kendilerini bu hallere düşürdüğünün hâlâ farkına varmadıkları için, “Biz hiçbir kötülük yapmadık” diyecek; daha önce zorbalık taslayanlar onlar değilmiş gibi uysal bir tavır takınarak, boyun büküp teslim olacaklar veya müslüman olduklarını ifade edeceklerdir (Şevkânî, III, 180). İnkârcıların bu faydasız ikrar ve imanı, ne zaman dile getirecekleri hususunda iki farklı açıklama vardır. İbn Abbas’a nisbet edilen bir görüşe göre onlar, ölümleri yaklaşıp da artık öleceklerini anlayınca veya kıyamet gününde gerçeği apaçık görünce böyle bir tutum içine gireceklerdir (Râzî, XX, 21); müslümanlara karşı sergiledikleri kibirli ve düşmanca tavırlarının aksine bir davranış sergileyerek, “Biz hiçbir kötülük yapmadık” diyecekler; fakat melekler veya müminlerin âlimleri ya da bizzat Cenâb-ı Hak, “Hayır! Allah yaptıklarınızı çok iyi bilmektedir!” diyerek yalanlarını yüzlerine vuracak, sonuçta Allah’ın dinine ve peygamberine karşı büyüklük taslayanlar hak ettikleri cehenneme atılacaklardır. 29. âyetteki “İçinde ebedî olarak kalacağınız cehennemin kapılarından girin!” ifadesinde geçen, “cehennemin kapıları”yla kabirlerin kastedildiği de belirtilmektedir (Kurtubî, X, 105).
Nahl Suresi 29. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlara denir ki: "Yaptığınız amellere göre sonsuza kadar kalacağınız cehennemin kapılarından girin! Orası Allah’a iman etmekten ve bir tek O'na ibadet etmekten kibirlenen kimseler için ne kadar da kötü bir ikamet yurdudur.''