Önceki ayet· 15:41Sonraki ayet· 15:43

Hicr Suresi 42. Ayet· 15:42

↗ Hicr suresi
Mekki
إِنَّ عِبَادِي لَيۡسَ لَكَ عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡغَاوِينَ
Benim halis kullarıma karşı senin bir gücün yoktur. Ancak sana uyan azgınlar(ı azdırabilirsin).
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Benim halis kullarıma karşı senin bir gücün yoktur. Ancak sana uyan azgınlar(ı azdırabilirsin).
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
"Sana uyan azgınlardan başka, kullarımın üzerinde hiçbir nüfuzun yoktur."
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
"Benim kullarım aleyhine senin elinde hiçbir güç/kanıt olmayacak. Azgınların seni izleyenleri müstesna."
Süleyman Ateş
Benim halis kullarıma karşı senin bir gücün yoktur. Ancak sana uyan azgınlar(ı azdırabilirsin).
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.6%
İngilizce
Indeed, My servants - no authority will you have over them, except those who follow you of the deviators
Fransızca
Sur Mes serviteurs tu n'auras aucune autorité, excepté sur celui qui te suivra parmi les dévoyés
İspanyolca
No tendrás poder alguno sobre Mis siervos, salvo los que se extravíen siguiéndote
Rusça
Воистину, ты не властен над Моими рабами, за исключением заблудших, которые последуют за тобой»
Endonezce
Sesungguhnya kamu (Iblis) tidak kuasa atas hamba-hamba-Ku, kecuali mereka yang mengikutimu, yaitu orang yang sesat
Bengalce
যারা আমার বান্দা, তাদের উপর তোমার কোন ক্ষমতা নেই; কিন্তু পথভ্রান্তদের মধ্য থেকে যারা তোমার পথে চলে।
Çince
我的仆人,你对他们绝无权力,除非那些顺从你的迷误者。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz benim ihlaslı kullarım üzerinde senin hiçbir gücün yoktur. Sana tabi olmuş sapıkların dışında, yoldan çıkarmak için onlara musallat olamazsın.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
26- Andolsun ki biz, insanı balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan yarattık. 27- Cinleri de (bundan) daha önce dumansız ateşten yarattık. 28- Bir vakit Rabbin meleklere şöyle demişti:“Ben balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan bir beşer yaratacağım.” 29- “Ona tam bir şekil verip de içine ruhumdan üflediğim vakit derhal onun için secdeye kapanın.” 30- Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler. 31- Ancak İblis hariç; o, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı. 32- Allah buyurdu ki:“Ey İblis, sen ne diye secde edenlerle beraber olmadın?” 33- Dedi ki:“Benim, balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan yarattığın bir beşere secde etmem olacak şey değildir.” 34- Buyurdu ki:“O halde çık oradan. Çünkü sen (artık) kovulmuş birisin.” 35- “Ve lanet hesap gününe kadar da senin üzerinde olacaktır.” 36- Dedi ki:“Rabbim, öyle ise bana onların tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver.” 37- Buyurdu ki:“Sen mühlet verilenlerdensin;” 38- “Bilinen vaktin (geleceği) güne kadar.” 39- Dedi ki:“Rabbim, beni saptırmana karşılık yemin ederim ki ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve hepsini kesinlikle saptıracağım.” 40- “Ancak onlardan ihlâsa erdirilmiş kulların müstesnâ.” 41- Buyurdu ki:“İşte bana ulaştıran dosdoğru yol (apaçık ortada)!” 42- “Muhakkak ki benim kullarım üzerinde senin hiçbir otoriten yoktur, ancak azgınlardan sana uyanlar müstesnâ.” 43- “Şüphesiz onların hepsine vaad olunan yer de cehennemdir,” 44- “Onun yedi kapısı vardır ki her kapıya onlardan ayrılmış belli bir pay vardır.” 26. “Andolsun ki biz insanı” yani Âdem aleyhisselam’ı “balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan yarattık.” Yani kurumuş ve tıpkı çömlek gibi ses çıkaracak hale gelmiş bir çamurdan yarattık. “Balçık” ise uzun süre kaldığından dolayı rengi ve kokusu değişmiş çamur demektir. 27. “Cinleri de” yani cinlerin atası olan İblis’i de “(bundan) daha önce” yani Âdem’in yaratılışından önce “dumansız ateşten” yani son derece sıcak ateşten “yarattık.” 28-29. Allah Adem’i yaratmayı dileyince meleklere şöyle dedi:“Ben balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan bir beşer yaratacağım. Ona tam bir şekil verip” yani tam bir beden haline getirip “de içine ruhumdan üflediğim vakit derhal” Rabbinizin emrine uyarak “onun için secdeye kapanın.” 30. “Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.” Burada (hepsi ve toptan kelimeleri ile) te’kid üstüne te’kid/pekiştirme yapılmıştır ki meleklerden hiçbirinin secde etmekten geri kalmadığı anlaşılmış olsun. Bu secde, Allah’ın emrini ta’zim, Âdem aleyhisselam için de bir saygı idi. Zira Âdem, onların bilmedikleri şeyleri bilmişti. 31. “Ancak İblis hariç; o, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.” Bu, onun Âdem’e ve onun soyundan gelecek olanlara yönelik ilk düşmanlığı idi. 32-33. Yüce Allah “buyurdu ki: “Ey İblis, sen ne diye secde edenlerle beraber olmadın?” Ded, ki:“Benim, balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan yarattığın bir beşer için secde etmem olacak şey değildir!” Böylelikle Allah’ın emrine karşı büyüklendi, Âdem’e ve onun soyundan gelecek olanlara düşmanlığını açığa vurdu, kendi yaratılış mayasını üstün görerek “Ben, Âdem’den hayırlıyım” dedi. 34-35. Yüce Allah da küfrüne ve büyüklenmesine karşılık bir ceza olmak üzere:“Buyurdu ki: “O halde çık oradan. Çünkü sen (artık) kovulmuş” yani her türlü hayırdan uzaklaştırılmış “birisin. Ve lanet” yani yergi, ayıplama ve Allah’ın rahmetinden uzak kalış “hesap gününe kadar da senin üzerinde olacaktır.” Bu ve benzeri ayetlerde onun, küfrü üzere devam edip gideceğine, hayırdan uzak kalışının sürekli olacağına delil vardır. 36. Bunun üzerine İblis “dedi ki: Rabbim, öyle ise bana onların tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver.” yani süre tanı. 37-38. “Buyurdu ki: Sen mühlet verilenlerdensin, bilinen vaktin (geleceği) güne kadar.” Allah’ın, İblis’in duasını kabul etmesi, ona olan bir lütufdan dolayı değildir. Bu, Allah tarafından hem onun, hem de kulların imtihan edilmesi için kabul edilmiştir. Böylelikle yüce Mevlasına itaat edenle düşmanına itaat eden, doğru ve samimi kimselerle böyle olmayanlar birbirlerinden ayırt edilsin. Yüce Allah, bu yüzden bizi ondan son derece sakındırmış ve onun bizden neler istediğini açıklamıştır. 39. “Dedi ki: Rabbim, beni saptırmana karşılık yemin ederim ki ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim” Onlara dünyayı süslü gösterip onu âhirete tercih etmeye çağıracağım ki her türlü günahın arkasından gitsinler. “ve hepsini kesinlikle saptıracağım.” Dosdoğru yoldan alıkoyup uzaklaştıracağım. 40. “Ancak onlardan ihlâsa erdirilmiş” ihlâsları imanları ve tevekkülleri dolayısı ile kendilerini ihlâsa erdirip seçtiğin “kulların müstesnâ.” 41. Bunun üzerine Allah “buyurdu ki: “İşte bana ulaştıran dosdoğru yol” Bana ulaştıran, benim lütuf ve ihsan yurduma götüren mutedil yol “(apaçık ortada)!” 42. “Muhakkak ki benim kullarım üzerinde senin hiçbir otoriten yoktur.” Yani kendisi ile onları dilediğin sapıklıklara meylettireceğin gücün yoktur. Buna sebep de onların, Rablerine kullukları ve emirlerine bağlılıklarıdır. Allah, bu halleri sebebi ile onları şeytandan korumuş ve onlara yardımcı olmuştur. “Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesnâ.” Rahman’a itaat edecek yerde seni dost bilip sana itaate razı olanlar müstesnâ. el-Ğâvî (mealde “azgın” diye karşılanmıştır) “râşid”(doğru yolda olan)’ın zıddı olup hakkı bilmekle birlikte terk eden kimse demektir. ed-Dâll (sapık) ise bilmeksizin hakkı terk eden kimse demektir. 43. “Şüphesiz onların hepsine” İblis’e ve askerlerine “vaadolunan yer de cehennemdir. 44. “Onun yedi kapısı vardır” ve her bir kapı ötekinden daha aşağıdadır “ki her kapıya onlardan” İblis’e tâbi olanlardan amellerine göre “ayrılmış belli bir pay vardır.” Yüce Allah bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “Onlar ve azgınlar, İblis’in orduları ile hep birlikte yüz üstü oraya atılırlar.”(eş-Şuarâ, 26/94-95) Allah azze ve celle kendi düşmanı ve kullarının düşmanı olan İblis’e uyanlara hazırlamış olduğu ibretli ve çetin azabı söz konusu ettikten sonra, gerçek dostlarına hazırlamış olduğu büyük lütfu ve ebedi nimetleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İblîs’in, emri yerine getirmediği gibi, yeniden dirilme gününe kadar yaşaması için dilekte bulunarak bu süre içinde insanları yoldan çıkarmaya ahdetmesinin, insanın sahip olduğu ayrıcalığı hazmedememesinden ve onu kıskanmasından, özellikle rahmetten kovulmasına Âdem’in yaratılışının sebep olduğu şeklindeki vehminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Halbuki aslında böyle bir cezaya çarptırılmasının asıl sebebi, kendi küstahlığı ve isyanı idi. Muhtemelen İblîs, içten içe kendi günahına yine kendisinin kulluktaki samimiyetsizliğinin sebep olduğunu da düşündüğü için, bu tecrübesinden hareketle samimi kullara zarar veremeyeceğini ifade etmektedir. Allah Teâlâ, insanlar hakkında dünya hayatını bir imtihan süreci kılmayı murat ettiği için İblîs’in dileğini kabul etmiş; bu arada kendisine varan doğru yolun, şeytanın tuzaklarına kapılmayacak olan ihlâslı kulların tutacağı yol olduğunu, bunlar üzerinde şeytanın hâkimiyet kuramayacağını, buna karşılık şeytana uyacakların buluşma yerinin cehennem olacağını bildirmek suretiyle dolaylı olarak insanlara da akıllarını başlarına alıp şeytana kapılmamaları, kendisine varan doğru yoldan şaşmamaları, cehennemden korunmaları gerektiği yolunda uyarıda bulunmuştur.
Hicr Suresi 42. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz benim ihlaslı kullarım üzerinde senin hiçbir gücün yoktur. Sana tabi olmuş sapıkların dışında, yoldan çıkarmak için onlara musallat olamazsın.