Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki, O'na karşı gelmekten korunmuş olabilesiniz
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki, O'na karşı gelmekten korunmuş olabilesiniz
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki (Allah'ın) azabından korunasınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey insanlar! Sizi de sizden öncekileri de yaratan Rabbinize ibadet edin ki, korunabilesiniz.
Süleyman Ateşen ayrışan
Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, (azaptan) korunasınız.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.9%
İngilizce
O mankind, worship your Lord, who created you and those before you, that you may become righteous
Fransızca
O hommes! Adorez votre Seigneur, qui vous a créés vous et ceux qui vous ont précédés. Ainsi atteindriez-vous à la piété
İspanyolca
¡Oh, seres humanos! Adoren a su Señor que los creó a ustedes y a quienes los precedieron, para que así alcancen el temor devocional de Dios
Rusça
О люди! Поклоняйтесь вашему Господу, Который сотворил вас и тех, кто был до вас, - быть может, вы устрашитесь
Endonezce
Wahai manusia! Sembahlah Tuhanmu yang telah menciptakan kamu dan orang-orang yang sebelum kamu, agar kamu bertakwa
Bengalce
হে মানব সমাজ! তোমরা তোমাদের পালনকর্তার এবাদত কর, যিনি তোমাদিগকে এবং তোমাদের পূর্ববর্তীদিগকে সৃষ্টি করেছেন। তাতে আশা করা যায়, তোমরা পরহেযগারী অর্জন করতে পারবে।
Ey İnsanlar! Yalnızca Rabbinize ibadet ediniz. Çünkü sizi ve sizden önceki ümmetleri yaratan odur. Emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak ibadetlerinizi yalnızca O'na yapınız. Böylece bu davranışınız umulur ki, kendiniz ile Allah'ın azabı arasında bir koruma olur.
21- Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratmış olan Rabbinize ibadet edin ki takva sahibi olasınız. 22- O (Rabbiniz) ki yeryüzünü sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Sizin için gökten bir su indirdi de onunla size rızık olmak üzere türlü mahsuller çıkardı. Artık siz de bile bile Allah’a eşler koşmayın.
21-22. Bu bütün insanlara yönelik genel bir emirdir. Bu emir, Allah’ın bütün emirlerini yerine getirmeyi, yasaklarından kaçınmayı ve haber verdiği şeyleri tasdik etmeyi kapsayan ibadet emridir. Yüce Allah insanlara, ne için yaratılmışlarsa onu yerine getirmelerini emretmektedir. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır:“Ben cinleri de insanları da ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.”(ez-Zâriyât, 52/56) Daha sonra Yüce Allah yalnızca kendisine ibadet etmenin gerekliliğine dair kendisinin insanların Rabb’i oluşunu delil göstermektedir. O ki -ey insanlar-, sizleri çeşitli nimetlerle besleyip büyüttü. Yok iken sizi yaratıp var etti. Sizden öncekileri de yarattı. Üzerinize görünür görünmez nimetlerini ihsan etti. Bu kabilden olmak üzere yeryüzünü sizin için bir döşek yaptı ki bu sayede siz onun üzerinde yerleşir, bina yapar, ekip biçer ve bir yerden bir yere (rahatlıkla) gider ve bunun dışında daha pek çok şeyden istifade edersiniz. Semayı da sizin meskenleriniz için bir bina (tavan) kıldı. Orada sizin için ve ihtiyaçlarınızın görülmesi için zorunlu olan güneş, ay ve yıldızlar gibi faydalı pek çok şeyler var etti. “Sizin için gökten bir su indirdi de...” Gök (sema) insanın üstünde kalan her şeyin adıdır. O nedenle müfessirler buradaki “sema=gök”ten kastın bulutlar olduğunu söylemişlerdir. Yüce Allah işte bu bulutlardan bir su indirip “onunla size rızık olmak üzere türlü mahsuller çıkardı.” Tahıl, hurma, meyveler, ekinler ve bunun dışında birçok mahsuller çıkardı. Bunlar sizin için bir rızıktır. Onlar sayesinde rızkınızı sağlamakta, yaşam sürmekte ve onlardan yararlanmaktasınız. “Artık siz de… Allah’a eşler koşmayın.” Yani O’na yarattıkları arasından benzerler ve ortaklar edinip de Allah’a ibadet ettiğiniz gibi onlara da ibadet etmeyin. O’nu sevdiğiniz gibi onları da sevmeye kalkışmayın. Çünkü onlar da sizin gibi yaratılmışlardır. Onların rızkı da idaresi de Allah’ın elindedir. Yerde olsun, gökte olsun, zerre ağırlığı kadar bir şeye dahi sahip değildirler. Size de ne faydaları dokunur, ne de size zarar verebilirler. “bile bile” Yani Allah’ın ortağının olmadığını; ne yaratmada, ne rızık vermede, ne işleri çekip çevirmekte, ne uluhiyette, ne de kemal vasıflarda Allah’ın ortağı olmadığını bildiğiniz halde... Nasıl bunları bildiğiniz halde O’nunla beraber başka ilâhlara da ibadet edebilirsiniz? Şüphesiz ki bu, çok şaşırtıcı bir şeydir ve son derece büyük bir akılsızlıktır. Bu âyet-i kerime yalnızca Yüce Allah’a ibadet etme emri ile O’nun dışındaki varlıklara ibadet etme yasağını ihtiva ettiği gibi; O’na ibadet etmenin gereğine, O’ndan başkasına ibadetin de batıl olduğuna dair oldukça açık ve kesin bir delili de açıklamaktadır. Bu delil yalnızca tek başına yaratanın, rızık verenin, kâinatı idare edenin Allah olduğu gerçeğini ifade eden Rububiyet tevhididir. Herkes bu konuda Allah’ın hiçbir ortağının olmadığını kabul ettiğine göre, ibadette de O’nun ortağının olmadığını kabul ve itiraf etmelidir. İşte yüce yaratıcının vahdaniyetine ve şirkin batıl olduğuna dair en açık delil budur. “...ki takva sahibi olasınız.” Buyruğu iki anlama gelebilir. Birincisi: Bir tek Allah’a ibadet edecek olursanız, bununla O’nun gazabından ve azabından korunursunuz. Çünkü böylelikle sizler O’nun gazab ve azabını önleyen sebebe sarılmış olursunuz, şeklindedir. İkincisi: Allah’a ibadet ettiğiniz takdirde takvâ vasfına sahip muttaki kimselerden olursunuz. Her iki anlam da doğrudur ve biri diğerinden ayrılmaz. Zira eksiksiz bir şekilde ibadet eden bir kimse muttakilerden olur. Muttakilerden olan bir kimse ise Allah’ın azabından ve gazabından kurtulur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bundan önceki âyetlerde iman bakımından insanlar “mümin, kâfir, münafık” olarak çeşitlendirilmiş, her bir grubun özellikleri açıklanmıştı. Bu âyette inanç durumları ne olursa olsun bütün insanlara hitap edilerek hepsi birden Allah’a kul olmaya davet edilmekte ve bu çağrı İslâm’ın şu özelliklerini ortaya koymaktadır: a) Bu ilâhî çağrı (İslâm) din, dil, ırk, bölge, sınıf... farkı gözetmeksizin bütün insanlığa yöneltilmiştir. b) Bu çağrıya muhatap olmak ve Allah kulluğuna kabul edilmek için bir ön şart yoktur. Daha önce neler yapmış, ne kadar büyük suç ve günah işlemiş olursa olsun bir kimse gönülden benimseyerek “Allah’tan başka ilâh yoktur ve Muhammed O’nun elçisidir” dediği anda müslüman olmuş, Allah’a kulluğa ilk adımı atmış, geçmiş günahlarını silmiş olur. c) Kulluk edilecek varlığın yaratılmamış (varlığı zorunlu, kendinden, ebedî ve ezelî), yaratıcı ve eşyaya özelliklerini verici olması gerekir. Bu vasıfları taşıyan tek varlık kâinatın yaratıcısı ve rabbi olan Allah Teâlâ’dır. Bu sebeple O’ndan başkasına kulluk edilemez. d) Yukarıda verilen meâle göre “Allah’a kul olma” emri ile takvâ (sakınma) arasında bir sebep-sonuç ilişkisi kurulmuştur. Allah’a kulluk etmenin (İslâm’a özgü iman, ibadet, ahlâk ve diğer amellerin) hâsıl edeceği sonuç takvâdır. Sakınma kavramı, sakınılacak alan ve varlık ile sakınma iradesini gerektirir; bu da İslâm’ın tasarladığı insanın resmini çizer: Müslüman insan her istediğini yapmayan, önce durup düşünen, belli değer ölçüleri ve sınırlara göre ölçüp biçen, bu ölçülere uygun düşmediği takdirde nefsinin isteklerini ve arzularını frenleyen; akıllı, imanlı, iradeli varlıktır. Allah’a kulluk olmadan sakınma (takvâ) gerçekleşemez, sakınma olmadan da kâmil insan olunamaz.
Âyeti, “Sizi ve sizden öncekileri sakınsınlar diye yaratan Allah’a kulluk edin” şeklinde çevirmek de mümkündür. Buna göre de takvâ ile kulluk birbirini tamamlayan, biri bulunmadan diğeri bulunmayan, her ikisi bir bütün olarak yaratılışın amacını teşkil eden iki kavram olarak ortaya çıkmış olur; yani insanlar Allah’a kulluk edince yaratılış amaçlarını teşkil eden takvâyı gerçekleştirmiş, bunu gerçekleştirince de kulluğu yerine getirmiş olurlar (ayrıca bk. Bakara 2/197).
Ey İnsanlar! Yalnızca Rabbinize ibadet ediniz. Çünkü sizi ve sizden önceki ümmetleri yaratan odur. Emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak ibadetlerinizi yalnızca O'na yapınız. Böylece bu davranışınız umulur ki, kendiniz ile Allah'ın azabı arasında bir koruma olur.