Diyanet İşlerien ayrışan
Yok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Biz hiçbir memleketi (Allah katında) bilinen bir zamanı olmaksızın helak etmedik.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz hiçbir yurt ve medeniyeti, belirlenmiş bir yazgısı olmaksızın ortadan kaldırmadık.
Süleyman Ateş
Biz hiçbir kenti yok etmedik ki, onun mutlaka bilinen bir yazısı olmasın (helak ettiğimiz her ülkenin yazılmış, tesbit edilmiş bir süresi vardır. O süre dolunca onları yok etmişizdir).
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Biz, zalim ülkelerden hiçbir ülkeyi Allah’ın ilminde öne alınmayan ve ertelenmeyecek belli bir eceli olmadan helak etmedik.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar, Kitab’ın ve apaçık Kur’an’ın âyetleridir. 2- Bir zaman gelir kafirler, keşke müslüman olsaymışlar diye temenni ederler. 3- Bırak onları, yesinler, faydalansınlar ve (dünyevi) emeller onları oyalayadursun. Zira yakında bilecekler. 4- Biz, hiçbir kasabayı belli bir yazısı/vadesi olmaksızın helâk etmedik. 5- Hiçbir ümmet ne ecelinin önüne geçebilir, ne de onu geciktirebilir.
(Mekke’de inmiştir, 99 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1. Yüce Allah Kitâb-ı Kerîm’ini tazim ederek ve överek şöyle buyurmaktadır:“İşte bunlar, Kitab’ın ve apaçık Kur’an’ın âyetleridir.” Bunlar, gerçekleri en güzel ve açık ifadelerle, maksada en açık delil teşkil eden buyruklarla, en güzel anlamlara ve en üstün gayelere delalet eden apaçık Kur’an’ın âyetleridir.
2. Bu da insanların bu Kitab-ı Kerîm’e itaatle bağlanmalarını, onun hükmüne teslimiyet gösterip onu sevinç ve neşe ile kabul etmelerini gerektirir. Bu büyük nimete inkar ve küfür ile karşılık verenlere gelince onlar yalanlayıcı ve sapık kimselerdir. Bu yalanlayıcı ve sapık kimselerin “keşke müslüman olsaymışlar”, yani onun hükmüne uysaymışlar diye temenni edecekleri bir zaman gelecektir. Bu, perdenin açılacağı ve âhiretin ilk aşamalarının görülüp ölümün belirtilerinin ortaya çıkacağı vakit olacaktır. Yine onlar, bütün âhiret hallerinde keşke müslüman olsaymışlar, diye temenni edeceklerdir. Fakat böyle bir temenninin gerçekleşmesi artık imkansızdır. Yine de onlar bu dünya hayatında bir aldanış içerisindedirler.
3. O nedenle “Bırak onları, yesinler” zevk aldıkları şeylerle “faydalansınlar ve (dünyevi) emeller onları oyalayadursun.” Onlar dünya hayatında ebedi kalacaklarının hayalini kuruyorlar ve bu da onları âhiretle ilgilenmekten alıkoyup oyalıyor. “Zira yakında” izledikleri yolun bâtıl olduğunu ve amellerinin aleyhlerinde hüsrana dönüştüğünü “bilecekler.” Allah’ın onlara mühlet verişine de aldanmasınlar. Çünkü bu, O’nun geçmiş ümmetlere uygulayageldiği sünneti/kanunudur.
4. “Biz” azabı hak etmiş “hiçbir kasabayı” helâk edilmesi için takdir olunmuş “belli bir yazısı/vadesi olmaksızın helâk etmedik.”
5. “Hiçbir ümmet, ne ecelinin önüne geçebilir, ne de geciktirebilir.” Yani geç kalmış gibi görünse dahi günahların sonuçları mutlaka ortaya çıkar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Özel olarak Hz. Peygamber dönemindeki Mekke müşrikleri, genel olarak benzer inançlar benimseyen, benzer tutum ve davranışlar sergileyen topluluklar için yeni bir uyarı anlamı taşıyan bu âyetlerde bireyler gibi bütün uygarlıkların, dinî, etnik vb. toplulukların da sonlu olduğu, her bir uygarlık ve topluluğun, Allah tarafından bilinen belirli bir ömrünün, bir sonunun bulunduğu, bunun ilâhî bir yasa olduğu hatırlatılarak toplumsal hayatı, bu gerçek ışığında tam bir dikkat ve sorumluluk bilinciyle düzenlemek ve sürdürmek gerektiği ima edilmektedir (bu konuda bilgi için bk. En‘âm 6/2).