Önceki ayet· 15:38Sonraki ayet· 15:40

Hicr Suresi 39. Ayet· 15:39

↗ Hicr suresi
Mekki
قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغۡوَيۡتَنِي لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَأُغۡوِيَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ
(İblis): "Rabbim, dedi, beni azdırmandan ötürü andolsun ki, ben de yer yüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım.
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
(İblis): "Rabbim, dedi, beni azdırmandan ötürü andolsun ki, ben de yer yüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım.
Elmalılı Hamdi Yazır
İblis şöyle dedi: "Rabbim! Beni saptırdığın için, mutlaka ben de yeryüzünde onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!"
Yaşar Nuri Öztürk
Dedi: "Rabbim! Beni azdırmana yemin ederim ki, yeryüzünde onlar için mutlaka süslemeler yapacağım ve onların tümünü kesinlikle azdıracağım."
Süleyman Ateş
(İblis): "Rabbim, dedi, beni azdırmandan ötürü andolsun ki, ben de yer yüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.8%
İngilizce
[Iblees] said, "My Lord, because You have put me in error, I will surely make [disobedience] attractive to them on earth, and I will mislead them all
Fransızca
Il dit: «O mon Seigneur, parce que Tu m'as induit en erreur, eh bien je leur enjoliverai la vie sur terre et les égarerai tous
İspanyolca
Dijo: "¡Oh, Señor mío! Por haber dejado que me extravíe, los seduciré y descarriaré a todos
Rusça
Иблис сказал: «Господи! За то, что Ты ввел меня в заблуждение, я приукрашу для них земное и непременно совращу их всех
Endonezce
Ia (Iblis) berkata, "Tuhanku, oleh karena Engkau telah memutuskan bahwa aku sesat, aku pasti akan jadikan (kejahatan) tampak indah bagi mereka di bumi, dan aku akan menyesatkan mereka semuanya
Bengalce
সে বললঃ হে আমার পলনকর্তা, আপনি যেমন আমাকে পথ ভ্রষ্ট করেছেন, আমিও তাদের সবাইকে পৃথিবীতে নানা সৌন্দর্যে আকৃষ্ট করব এবং তাদের সবাইকে পথ ভ্রষ্ঠ করে দেব।
Çince
他说:“我的主啊!你已判定我是迷误的,所以我誓必在大地上以罪恶诱惑他们,我必定要使他们一同迷误。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İblis de şöyle dedi: "Ey Rabbim! Beni saptırman sebebiyle, ben de yeryüzünde günahları onlara güzel göstereceğim ve onların hepsini doğru yoldan saptıracağım."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
26- Andolsun ki biz, insanı balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan yarattık. 27- Cinleri de (bundan) daha önce dumansız ateşten yarattık. 28- Bir vakit Rabbin meleklere şöyle demişti:“Ben balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan bir beşer yaratacağım.” 29- “Ona tam bir şekil verip de içine ruhumdan üflediğim vakit derhal onun için secdeye kapanın.” 30- Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler. 31- Ancak İblis hariç; o, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı. 32- Allah buyurdu ki:“Ey İblis, sen ne diye secde edenlerle beraber olmadın?” 33- Dedi ki:“Benim, balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan yarattığın bir beşere secde etmem olacak şey değildir.” 34- Buyurdu ki:“O halde çık oradan. Çünkü sen (artık) kovulmuş birisin.” 35- “Ve lanet hesap gününe kadar da senin üzerinde olacaktır.” 36- Dedi ki:“Rabbim, öyle ise bana onların tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver.” 37- Buyurdu ki:“Sen mühlet verilenlerdensin;” 38- “Bilinen vaktin (geleceği) güne kadar.” 39- Dedi ki:“Rabbim, beni saptırmana karşılık yemin ederim ki ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve hepsini kesinlikle saptıracağım.” 40- “Ancak onlardan ihlâsa erdirilmiş kulların müstesnâ.” 41- Buyurdu ki:“İşte bana ulaştıran dosdoğru yol (apaçık ortada)!” 42- “Muhakkak ki benim kullarım üzerinde senin hiçbir otoriten yoktur, ancak azgınlardan sana uyanlar müstesnâ.” 43- “Şüphesiz onların hepsine vaad olunan yer de cehennemdir,” 44- “Onun yedi kapısı vardır ki her kapıya onlardan ayrılmış belli bir pay vardır.” 26. “Andolsun ki biz insanı” yani Âdem aleyhisselam’ı “balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan yarattık.” Yani kurumuş ve tıpkı çömlek gibi ses çıkaracak hale gelmiş bir çamurdan yarattık. “Balçık” ise uzun süre kaldığından dolayı rengi ve kokusu değişmiş çamur demektir. 27. “Cinleri de” yani cinlerin atası olan İblis’i de “(bundan) daha önce” yani Âdem’in yaratılışından önce “dumansız ateşten” yani son derece sıcak ateşten “yarattık.” 28-29. Allah Adem’i yaratmayı dileyince meleklere şöyle dedi:“Ben balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan bir beşer yaratacağım. Ona tam bir şekil verip” yani tam bir beden haline getirip “de içine ruhumdan üflediğim vakit derhal” Rabbinizin emrine uyarak “onun için secdeye kapanın.” 30. “Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.” Burada (hepsi ve toptan kelimeleri ile) te’kid üstüne te’kid/pekiştirme yapılmıştır ki meleklerden hiçbirinin secde etmekten geri kalmadığı anlaşılmış olsun. Bu secde, Allah’ın emrini ta’zim, Âdem aleyhisselam için de bir saygı idi. Zira Âdem, onların bilmedikleri şeyleri bilmişti. 31. “Ancak İblis hariç; o, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.” Bu, onun Âdem’e ve onun soyundan gelecek olanlara yönelik ilk düşmanlığı idi. 32-33. Yüce Allah “buyurdu ki: “Ey İblis, sen ne diye secde edenlerle beraber olmadın?” Ded, ki:“Benim, balçık halindeyken kurumuş bir çamurdan yarattığın bir beşer için secde etmem olacak şey değildir!” Böylelikle Allah’ın emrine karşı büyüklendi, Âdem’e ve onun soyundan gelecek olanlara düşmanlığını açığa vurdu, kendi yaratılış mayasını üstün görerek “Ben, Âdem’den hayırlıyım” dedi. 34-35. Yüce Allah da küfrüne ve büyüklenmesine karşılık bir ceza olmak üzere:“Buyurdu ki: “O halde çık oradan. Çünkü sen (artık) kovulmuş” yani her türlü hayırdan uzaklaştırılmış “birisin. Ve lanet” yani yergi, ayıplama ve Allah’ın rahmetinden uzak kalış “hesap gününe kadar da senin üzerinde olacaktır.” Bu ve benzeri ayetlerde onun, küfrü üzere devam edip gideceğine, hayırdan uzak kalışının sürekli olacağına delil vardır. 36. Bunun üzerine İblis “dedi ki: Rabbim, öyle ise bana onların tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver.” yani süre tanı. 37-38. “Buyurdu ki: Sen mühlet verilenlerdensin, bilinen vaktin (geleceği) güne kadar.” Allah’ın, İblis’in duasını kabul etmesi, ona olan bir lütufdan dolayı değildir. Bu, Allah tarafından hem onun, hem de kulların imtihan edilmesi için kabul edilmiştir. Böylelikle yüce Mevlasına itaat edenle düşmanına itaat eden, doğru ve samimi kimselerle böyle olmayanlar birbirlerinden ayırt edilsin. Yüce Allah, bu yüzden bizi ondan son derece sakındırmış ve onun bizden neler istediğini açıklamıştır. 39. “Dedi ki: Rabbim, beni saptırmana karşılık yemin ederim ki ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim” Onlara dünyayı süslü gösterip onu âhirete tercih etmeye çağıracağım ki her türlü günahın arkasından gitsinler. “ve hepsini kesinlikle saptıracağım.” Dosdoğru yoldan alıkoyup uzaklaştıracağım. 40. “Ancak onlardan ihlâsa erdirilmiş” ihlâsları imanları ve tevekkülleri dolayısı ile kendilerini ihlâsa erdirip seçtiğin “kulların müstesnâ.” 41. Bunun üzerine Allah “buyurdu ki: “İşte bana ulaştıran dosdoğru yol” Bana ulaştıran, benim lütuf ve ihsan yurduma götüren mutedil yol “(apaçık ortada)!” 42. “Muhakkak ki benim kullarım üzerinde senin hiçbir otoriten yoktur.” Yani kendisi ile onları dilediğin sapıklıklara meylettireceğin gücün yoktur. Buna sebep de onların, Rablerine kullukları ve emirlerine bağlılıklarıdır. Allah, bu halleri sebebi ile onları şeytandan korumuş ve onlara yardımcı olmuştur. “Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesnâ.” Rahman’a itaat edecek yerde seni dost bilip sana itaate razı olanlar müstesnâ. el-Ğâvî (mealde “azgın” diye karşılanmıştır) “râşid”(doğru yolda olan)’ın zıddı olup hakkı bilmekle birlikte terk eden kimse demektir. ed-Dâll (sapık) ise bilmeksizin hakkı terk eden kimse demektir. 43. “Şüphesiz onların hepsine” İblis’e ve askerlerine “vaadolunan yer de cehennemdir. 44. “Onun yedi kapısı vardır” ve her bir kapı ötekinden daha aşağıdadır “ki her kapıya onlardan” İblis’e tâbi olanlardan amellerine göre “ayrılmış belli bir pay vardır.” Yüce Allah bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “Onlar ve azgınlar, İblis’in orduları ile hep birlikte yüz üstü oraya atılırlar.”(eş-Şuarâ, 26/94-95) Allah azze ve celle kendi düşmanı ve kullarının düşmanı olan İblis’e uyanlara hazırlamış olduğu ibretli ve çetin azabı söz konusu ettikten sonra, gerçek dostlarına hazırlamış olduğu büyük lütfu ve ebedi nimetleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İblîs’in, emri yerine getirmediği gibi, yeniden dirilme gününe kadar yaşaması için dilekte bulunarak bu süre içinde insanları yoldan çıkarmaya ahdetmesinin, insanın sahip olduğu ayrıcalığı hazmedememesinden ve onu kıskanmasından, özellikle rahmetten kovulmasına Âdem’in yaratılışının sebep olduğu şeklindeki vehminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Halbuki aslında böyle bir cezaya çarptırılmasının asıl sebebi, kendi küstahlığı ve isyanı idi. Muhtemelen İblîs, içten içe kendi günahına yine kendisinin kulluktaki samimiyetsizliğinin sebep olduğunu da düşündüğü için, bu tecrübesinden hareketle samimi kullara zarar veremeyeceğini ifade etmektedir. Allah Teâlâ, insanlar hakkında dünya hayatını bir imtihan süreci kılmayı murat ettiği için İblîs’in dileğini kabul etmiş; bu arada kendisine varan doğru yolun, şeytanın tuzaklarına kapılmayacak olan ihlâslı kulların tutacağı yol olduğunu, bunlar üzerinde şeytanın hâkimiyet kuramayacağını, buna karşılık şeytana uyacakların buluşma yerinin cehennem olacağını bildirmek suretiyle dolaylı olarak insanlara da akıllarını başlarına alıp şeytana kapılmamaları, kendisine varan doğru yoldan şaşmamaları, cehennemden korunmaları gerektiği yolunda uyarıda bulunmuştur.
Hicr Suresi 39. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İblis de şöyle dedi: "Ey Rabbim! Beni saptırman sebebiyle, ben de yeryüzünde günahları onlara güzel göstereceğim ve onların hepsini doğru yoldan saptıracağım."