Puta tapanlar senden, iyilikten önce kötülük isterler, oysa onlardan önce nice ibret alınacak cezalar verilmiştir. Doğrusu Rabbinin, insanların zulümlerine rağmen onlara mağfireti vardır. Rabbinin cezalandırması çetindir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Puta tapanlar senden, iyilikten önce kötülük isterler, oysa onlardan önce nice ibret alınacak cezalar verilmiştir. Doğrusu Rabbinin, insanların zulümlerine rağmen onlara mağfireti vardır. Rabbinin cezalandırması çetindir
Elmalılı Hamdi Yazır
Ayrıca senden iyilikten önce hemen kötülüğü getirmeni isterler. Oysa daha önce onlara misal olacak cezalar gelip geçmiştir. Ve gerçekten Rabbin, zulümlerine karşılık insanlara mağfiret sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabı da cidden çok çetindir.
Yaşar Nuri Öztürk
Senden, güzellikten önce kötülük istemede acele ediyorlar. Halbuki önlerinden pek çok örnek gelip geçti. Şu da bir gerçek ki, Rabbin insanlara karşı, zulümlerine rağmen af sahibidir. Ve Rabbinin azabı elbette çok şiddetlidir.
Süleyman Ateş
Senden, iyilikten önce kötülüğü acele istiyorlar. Oysa onlardan önce benzerleri(ne nice cezalar) gelip geçti. (Niçin onlardan ibret almazlar?) Şüphesiz Rabbin, o(insa)nların zulümlerine karşı mağfiret sahibidir, fakat Rabbinin azabı da pek çetindir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.1%
İngilizce
They impatiently urge you to bring about evil before good, while there has already occurred before them similar punishments [to what they demand]. And indeed, your Lord is full of forgiveness for the people despite their wrongdoing, and indeed, your Lord is severe in penalty
Fransızca
Et ils te demandent de hâter [la venue] du malheur plutôt que celle du bonheur. Certes, il s'est produit avant eux des châtiments exemplaires. Ton Seigneur est Détenteur du pardon pour les gens, malgré leurs méfaits. Et ton Seigneur est assurément dur en punition
İspanyolca
Te desafían a que les adelantes el castigo en vez de pedirte ser agraciados por la misericordia divina, siendo que antes de ellos otros pueblos semejantes [en su incredulidad] fueron castigados. Es tu Señor Quien perdona a la gente a pesar de sus injusticias, pero también es severo en el castigo
Rusça
Они торопят тебя со злом прежде добра, но ведь до них уже были примеры поучительного наказания. Воистину, твой Господь прощает людей, несмотря на их несправедливость. Воистину, твой Господь суров в наказании
Endonezce
Dan mereka meminta kepadamu agar dipercepat (datangnya) siksaan, sebelum (mereka meminta) kebaikan, padahal telah terjadi bermacam-macam contoh siksaan sebelum mereka. Sungguh, Tuhanmu benar-benar memiliki ampunan bagi manusia atas kezaliman mereka, dan sungguh, Tuhanmu sangat keras siksaan-Nya
Bengalce
এরা আপনার কাছে মঙ্গলের পরিবর্তে দ্রুত অমঙ্গল কামনা করে। তাদের পূর্বে অনুরূপ অনেক শাস্তিপ্রাপ্ত জনগোষ্ঠী অতিক্রান্ত হয়েছে। আপনার পালনকর্তা মানুষকে তাদের অন্যায় সত্বেও ক্ষমা করেন এবং আপনার পালনকর্তা কঠিন শাস্তিদাতা ও বটে।
-Ey Resul- Müşrikler senden azabın gelmesi için acele etmeni istiyorlar. Allah'ın kendilerine takdir ettiği nimetlerin tamamlanmasından önce azabın inmesini yavaş buluyorlar. Hâlbuki daha önceden onların emsali olan inkârcı topluluklar için nice azaplar gelip geçmiştir. Neden bundan ibret almazlar? -Ey Resul!- Şüphesiz senin Rabbin zulümlerine rağmen insanları bağışlayandır. Allah'a tövbe etmeleri için insanlara azap etmekte acele etmez. Eğer tövbe etmezlerse küfürlerinde ısrar edenler için de azabı pek çetindir.
6- Senden iyilikten önce çarçabuk kötülük getirmeni isterler. Halbuki onlardan önce (azap) örnekleri gelip geçmiştir. Doğrusu Rabbin, zulümlerine rağmen insanlara karşı yine de mağfiret sahibidir. Şu da bir gerçek ki Rabbinin cezası çok şiddetlidir.
6. Yüce Allah, peygamberini yalanlayan ve kendisine ortak koşan müşriklerin cehaletlerini haber vermektedir. Bunlar, öğüt verildiği halde öğüt tutmayan, önlerine deliller konulduğu halde delillere boyun eğmeyen hatta daha da ileri giderek açıkça inkâra sapan, Kahhâr ve bir olan Allah’ın kendilerini günahları sebebi ile hemen cezalandırmayışını, hak üzere olduklarına delil sayan ve bundan dolayı da Allah Rasûlünden azabın çabucak gelmesini istemeye koyulan kimselerdir. Nitekim onlardan biri şöyle demişti:“Ey Allahım! Eğer bu (Kur'ân), gerçekten senin katından (indirilmiş) hak (bir kitap) ise artık bizim üzerimize gökten taş yağdır yahut bize can yakıcı bir azap gönder.”(el-Enfâl, 8/32)“Halbuki onlardan önce (azap) örnekleri gelip geçmiştir.” Yani yalanlayan ümmetler hakkında Allah’ın indirdiği azaplar ve o dehşet günleri gelip geçmiştir. Onların durumu hakkında düşünüp de bu cahilliklerini terk etmeyecekler mi? “Doğrusu Rabbin, zulümlerine rağmen insanlara karşı yine de mağfiret sahibidir.” Yani Allah’ın insanlara hayrı, ihsanı, iyiliği ve affı kullara inmeye devam edip durur. Onlar ise şirklerini sürdürürler ve O’na ancak isyan ederler. Oysa onlar isyan ederken O onları kendi kapısına çağırır. Onlar suç işlerlerken O, onları hayır ve ihsanından mahrum bırakmaz. Şâyet O’na tevbe edecek olurlarsa şüphesiz onları sever. Çünkü O, tevbe edenleri de temizlenenleri de sever. Tevbe etmeyecek olurlarsa onları iyileştirecek olan da yine O’dur. Şöyle ki O, onları kusurlardan arındırıp temizlemek için musibetlerle onları imtihan eder:“De ki: Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları mağfiret eder. Şüphesiz O, çok bağışlayıcı ve pek merhametlidir.”(ez-Zümer, 39/52)“Şu da bir gerçek ki Rabbinin cezası” günahlar üzerinde ısrar edip duran, tevbe edip mağfiret dilemeyi, Azîz ve Gaffar olana sığınmayı kabul etmeyen kimseler için “çok şiddetlidir.” Öyleyse kullar, O’nun günahkârlara vereceği cezalardan sakınsınlar. Çünkü O’nun yakalaması çok can yakıcı ve çok çetindir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müşrikler Hz. Muhammed’in peygamberliğine ve haber verdiği azabın geleceğine inanmadıkları için yaptığı uyarılara kulak asmamışlar, alaylı bir tavırla, geleceğini söylediği azabın çabucak gelmesini istemişlerdir; hatta Kur’an’ın Allah’tan gelmediğini ve dinin hak olmadığını ortaya çıkarmak için kendilerinin aleyhine olmak üzere Allah’a dua etmişlerdir; Allah Teâlâ da Hz. Peygamber aralarında bulunduğu veya onlar tövbe edip Allah’tan bağış diledikleri müddetçe onları cezalandırmayacağını haber vermiştir (Enfâl 8/32-33). Oysa önceki kavimler de bu tür sözler söyleyerek peygamberleriyle alay etmeye kalkışmışlar, sonunda inanmadıkları felâket başlarına inmiş, tarih sahnesinden silinip gitmişlerdi.
-Ey Resul- Müşrikler senden azabın gelmesi için acele etmeni istiyorlar. Allah'ın kendilerine takdir ettiği nimetlerin tamamlanmasından önce azabın inmesini yavaş buluyorlar. Hâlbuki daha önceden onların emsali olan inkârcı topluluklar için nice azaplar gelip geçmiştir. Neden bundan ibret almazlar? -Ey Resul!- Şüphesiz senin Rabbin zulümlerine rağmen insanları bağışlayandır. Allah'a tövbe etmeleri için insanlara azap etmekte acele etmez. Eğer tövbe etmezlerse küfürlerinde ısrar edenler için de azabı pek çetindir.