Önceki ayet· 13:2Sonraki ayet· 13:4

Ra'd Suresi 3. Ayet· 13:3

↗ Ra'd suresi
Medeni
وَهُوَ ٱلَّذِي مَدَّ ٱلۡأَرۡضَ وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِيَ وَأَنۡهَٰرٗاۖ وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ جَعَلَ فِيهَا زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِۖ يُغۡشِي ٱلَّيۡلَ ٱلنَّهَارَۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يَتَفَكَّرُونَ
Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O'dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O'dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Yeryüzünü enine boyuna yayıp döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getiren ve yeryüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O'dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır. Düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Yeri uzatıp döşeyen ve onda oturaklı dağlar ve nehirler vücuda getiren O'dur. Bütün meyvelerden kendi içlerinde ikişer çift yaratmıştır O. Geceyi gündüze sarıp bürümektedir O. Bütün bunlarda derin derin düşünecek bir topluluk için elbette ayetler vardır.
Süleyman Ateş
O'dur ki arzı uzattı, orada sabit dağlar ve ırmaklar var etti, orada her meyvadan iki çift (erkek-dişi) yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örter. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ayetler vardır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.9%
İngilizce
And it is He who spread the earth and placed therein firmly set mountains and rivers; and from all of the fruits He made therein two mates; He causes the night to cover the day. Indeed in that are signs for a people who give thought
Fransızca
Et c'est Lui qui a étendu la terre et y a placé montagnes et fleuves. Et de chaque espèce de fruits Il y établit deux éléments de couple. Il fait que la nuit couvre le jour. Voilà bien là des preuves pour des gens qui réfléchissent
İspanyolca
Él fue quien extendió la tierra, dispuso en ella montañas firmes y ríos, a los frutos los creó en pares, [Dios] hace que la noche suceda al día. En esto hay señales para quienes recapacitan
Rusça
Он - Тот, Кто распростер землю, установил на ней незыблемые горы и реки, взрастил на ней из разных плодов по паре. Он покрывает день ночью. Воистину, в этом - знамения для людей размышляющих
Endonezce
Dan Dia yang menghamparkan bumi dan menjadikan gunung-gunung dan sungai-sungai di atasnya. Dan padanya Dia menjadikan semua buah-buahan berpasang-pasangan; Dia menutupkan malam kepada siang. Sungguh, pada yang demikian itu terdapat tanda-tanda (kebesaran Allah) bagi orang-orang yang berpikir
Bengalce
তিনিই ভুমন্ডলকে বিস্তৃত করেছেন এবং তাতে পাহাড় পর্বত ও নদ-নদী স্থাপন করেছেন এবং প্রত্যেক ফলের মধ্যে দু’দু প্রকার সৃষ্টি করে রেখেছেন। তিনি দিনকে রাত্রি দ্বারা আবৃত করেন। এতে তাদের জন্যে নিদর্শণ রয়েছে, যারা চিন্তা করে।
Çince
他展开大地,并在大地上安置许多山岳和河流,他把每种果实造成两性的,他以黑夜覆盖白昼。对于能思维的民众,此中确有许多迹象。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O -Subhânehû ve Teâlâ- yeryüzünü yayıp döşeyen, orada insanlar ileri geri sallanmasın/sendelemesin diye sabit dağlar yaratan, yeryüzünde insanları, hayvanlarını, ekinlerini sulamak için nehirler var eden, orada her türlü meyve ve hayvanlardan erkek ve dişi iki sınıf yaratan, geceyi gündüzün üstüne örten, ışık saçarken karanlığa gömendir. Şüphesiz ki bu zikredilen şeylerde Allah'ın yarattıklarını düşünüp tefekkür eden toplumlar için apaçık deliller vardır. İşte onlar bu apaçık delillerden istifade ederler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
2- Allah, gökleri gördüğünüz şekilde direksiz yükselten, sonra Arş üzerine istivâ eden ve güneşle ayı (sizin hizmetinize) boyun eğdirendir ki her biri (kendi yörüngesinde) belirli bir süreye kadar akıp gider. O, bütün işleri idare eder. Âyetleri de genişçe açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. 3- Yeri uzatıp yayan, orada sabit dağlar ve ırmaklar var eden, meyvelerin hepsinden de çiftler halinde yaratan O’dur. O, geceyi gündüze bürür. Şüphesiz bunlarda iyi düşünen kimseler için deliller vardır. 4- Yeryüzünde birbirine bitişik (farklı özellikte) toprak parçaları, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurma ağaçları vardır ki hepsi de aynı su ile sulanırlar. Ama biz onlardan bir kısmını yemiş yönünden bir kısmından üstün kılarız. Şüphesiz bunlarda aklını kullananlar için deliller vardır. 2. Yüce Allah yaratanın, idare edenin, azamet ve egemenlik sahibi olanın sadece kendisi olduğunu ve bunun da yegane mabud oluşuna ve O’ndan başka hiçbir kimseye ibadet etmemek gerektiğine delâlet ettiğini haber vermektedir:“Allah, gökleri” büyüklüklerine ve genişliklerine rağmen o muazzam kudreti ile “gördüğünüz şekilde direksiz yükselten” Yani bu göklerin altında herhangi bir direk bulunmamaktadır. Çünkü göklerin direkleri bulunsaydı sizin onları görmeniz gerekirdi. Gökleri ve yeri böylece yarattıktan “sonra” tüm yaratılmışların üstünde, en yukarda bulunan o muazzam “Arş üzerine” celâline yakışan ve kemaline layık bir surette “istivâ eden ve güneşle ayı” kulların menfaati, hem onların hem hayvanlarının hem de mahsullerinin faydası için “(sizin hizmetinize) boyun eğdirendir ki her biri” yani güneş ve ayın her biri her şeye muktedir ve her şeyi bilen Allah'ın idaresi ile “(kendi yörüngesinde) belirli bir süreye kadar” oldukça düzenli bir şekilde “akıp gider.” Onlar, bu akıp gidişlerine ara vermezler. Araya fasıla girmez ve bu, “belirli bir süreye kadar” böyle devam edecektir. Bu süre ise Yüce Allah’ın bu kâinatı katlayıp dürmesi ve mahlukatı ebedi kalış yurdu olan âhiret yurduna taşıması, yani kıyamettir. Bu süre geldi mi Yüce Allah, gökleri ve yeri katlayıp dürecek ve yeri başka bir yerle değiştirecektir. Güneş ve ay dürülecek ve bir araya getirilecekler. Sonra da onlara ibadet edenler, bunların ibadet edilmeye layık olmadıklarını görsünler diye ateşe atılacaklardır. İşte o vakit onlara ibadet edenler, son derece pişmanlık duyacaklar ve o kâfirler bu iddialarında yalancı olduklarını anlayacaklardır. “O, bütün işleri idare eder. Âyetleri de genişçe açıklar” Burada hem yaratma hem de emir ve idare bir arada ifade edilmiştir. Yani azamet sahibi Allah, Arş’a yani hükümdarlık tahtına istivâ etmiştir. Gerek ulvi gerek süfli alemdeki bütün işleri idare eder. Yaratır, rızık verir, zengin kılar, fakir bırakır, kimi kavimleri yükseltirken başkalarını alçaltır, aziz eder, zelil kılar, küçük düşürür, yükseltir, yüceltir, yanılmaları telafi etme fırsatını verir, sıkıntıları açar… kısaca ezelden beri bilip de kaleminin kaydettiği takdirleri vakti gelince gerçekleştirir. Şerefli meleklerini, idare etmekle görevlendirdiği işlerini uygulamak üzere gönderir. İlahi kitapları peygamberlerine indirir, kulların gerek duyacakları şer’î hükümleri, emir ve yasakları beyan eder. Bunları en ileri derecede açıklar ve vuzuha kavuşturur “ki” size göstermiş olduğu hem afakî delillerle hem de üzerinize indirmiş olduğu bu Kur’an âyetleri ile “Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.” Çünkü delillerin çokluğu, bunların açık ve seçik olması, özellikle öldükten sonra diriliş, amel defterlerinin verilmesi, kabirlerden çıkartılış gibi büyük itikadi konularda olmak üzere bütün ilâhi buyruklar hakkında kesin bir bilginin, yakînin hasıl olmasının sebebleri arasında yer alır. Aynı şekilde Yüce Allah’ın hikmeti sonsuz olduğu, yaratıkları asla boşuna yaratmadığı ve onları başıboş bırakmayacağı da bilinen bir husustur. O, kullarına emir vermek ve birtakım yasaklar koymak üzere peygamberlerini gönderip kitaplarını indirdiğine göre insanları, amellerin karşılığını vereceği, iyilik yapanlara en güzel şekilde mükâfat verip kötülük yapanları da kötülüklerinin karşılığı ile cezalandıracağı bir yurda götürmesi de kaçınılmaz bir şeydir. 3. “Yeri uzatıp yayan” kullar için orayı yaratıp genişleten, orada bereketler var eden, orayı yayan ve orada kulların menfaatine olacak pek çok şey var eden, “orada sabit dağlar” yeryüzü, insanları çalkalamasın diye O, büyük dağlar yaratmıştır. Dağlar olmasaydı yeryüzü üzerindekilerle birlikte çalkalanıp dururdu. Çünkü yeryüzü adeta bir su akıntısı üzerinde gibidir. Onun sabit kalması ve karar kılması, ancak Allah’ın yer için sağlam birer kazık kıldığı büyük dağlar ile mümkündür. Orada hem insanların hem de hayvanlarının ve ekinlerinin su ihtiyacını karşılayan “ırmaklar var eden” bunlar ile de ağaçlardan, ekinlerden ve mahsüllerden pek büyük nimetler çıkartan “ve meyvelerin hepsinden de çiftler halinde yaratan O’dur.” Kulların ihtiyaç duyduğu şeylerden iki ayrı sınıf halinde yaratandır. “O, geceyi gündüze bürür.” Böylelikle her taraf karanlık olur, bütün canlılar barınaklarına çekilir, gündüzün yorgunluk ve bitkinliğinden yana dinlenmeye koyulurlar. Daha sonra uyku ihtiyaçlarını karşıladıklarında da bu sefer gündüzü geceye bürür. Böylelikle sabah olunca gündüz vakti işlerini ve faydalarına olan hususları yapmak üzere etrafa yayılırlar:“Geceyi ve gündüzü sizin için (birinde) sükûn bulasınız ve (diğerinde de) lütfundan arayasınız diye yaratmış olması, O’nun rahmetindendir. Olur ki şükredersiniz.”(el-Kasas, 28/73)“Şüphesiz bunda” bu ilâhi takdirlerde “iyi düşünenler için deliller vardır.” Bunlar üzerinde iyice düşünüp ibret nazarı ile bakanlar için bunların yaratıcısına, onları idare edene dair deliller vardır. Bu deliller, onları yaratanın kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan, kendisinin dışında hiçbir mabûd olmayan Allah olduğuna, O’nun gizli ve açık herşeyi bildiğine, Rahman ve Rahim olduğuna, her şeye kadir olduğuna, her hususta hikmeti sonsuz olduğuna, yaratıp emrettiği şeyler dolayısı ile hamde layık olduğuna açık birer işarettir. O, ne yücedir, ne mübarektir! 4. Yüce Allah’ın kudretinin kemaline ve O’nun harikulâde sanatına delil olan hususlardan bazıları da şunlardır “Yeryüzünde birbirine bitişik” arazi “parçaları” ve üzerinde de türlü ağaçlardan meydana gelen “üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurma ağaçları vardır” Yani kimi hurma ağaçları, aynı gövde üzerinde yükselen birkaç ağaç halindedir, kimisi de tek başına ayrı bir ağaç halindedir. “Ki hepsi de aynı su ile sulanırlar” Bunların arazileri de suyu da birdir, “ama biz onların bir kısmını yemiş yönünden bir kısmına üstün kılarız.” Rengi, tadı, faydası ve lezzetleri itibari ile biri diğerinden üstündür. İşte şu güzel arazide ot ve pek çok yeşillikler bitmekte, ağaçlar ve ekinler yetişmektedir. Ona bitişik şu arazide ise ne ot bitmekte ne de o, suyu tutmaktadır. Şu arazi ise suyu tutmakla birlikte ot bitirmemektedir. Diğeri ise ekin ve ağaç bitirmekle birlikte ot bitirmemektedir. Şu meyve tatlı, öbürü acı, diğeri ise bu ikisinin arasındadır. Acaba bu çeşitlilik, o toprağın kendinden ve tabiatından dolayı mıdır yoksa bu, Aziz ve Rahim olan Allah’ın takdiri midir? “Şüphesiz bunlarda aklını kullananlar için deliller vardır.” Kendilerini faydalarına olacak şeylere ileten ve kendisi vasıtası ile doğruyu bulacakları, Allah’tan gelen tavsiye, emir ve yasakları kavrayabilecekleri akıllara sahip bulunan kimseler için deliller ve ibretler vardır. Yüz çeviren ve akıllarını kullanmayanlara gelince; bunlar kendi karanlıkları içinde şaşkın şaşkın dolaşırlar, sapıklıkları içerisinde tereddüt içinde kalakalırlar. Rablerine giden yolu bulamazlar, onun herhangi bir sözünü kavrayamazlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bir önceki âyette Allah’ın varlığını, birliğini ve kudretini gösteren gökyüzündeki delillere değinilmişti. Burada da aynı konularla ilgili olarak yer küresindeki deliller ele alınmaktadır. Yeryüzünün enine boyuna uzatılmasından maksat, yer küresinin çeşitli jeolojik oluşumlar neticesinde bugünkü halini alması ve arazi yapısı itibariyle üzerinde dolaşmaya, barınmaya, korunmaya, ziraat yapmaya ve beşerî ihtiyaçların gereği olan başkaca faaliyetlerde bulunmaya, uygarlık kurmaya elverişli kılınması, kısaca gerek insan gerekse diğer canlıların hayatlarını sürdürmeleri için lüzumlu olan özellikleri taşır hale getirilmesidir. Allah Teâlâ’nın yeryüzünü yaşamaya elverişli olarak yaratmış olması, bunun için yer küresinin dengesini sağlayacak dağlar, tarım ve hayvancılığa elverişli ovalar, vadiler, yaylalar, nehirler, çeşit çeşit meyveler meydana getirmiş olması, O’nun büyüklüğünü ve kudretini gösteren delillerdir. Allah canlı varlıkları erkekli dişili yarattığı gibi bitkileri de erkekli dişili yaratmıştır. Bitkiler de erkek ve dişi tohumların birleşmesiyle ürün verir. Bazı türlerde erkek ve dişi organlar ayrı bitkilerde olduğu halde çoğunda aynı çiçekte olur. Bunlar Allah’ın kudretini gösteren delillerdir.
Ra'd Suresi 3. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O -Subhânehû ve Teâlâ- yeryüzünü yayıp döşeyen, orada insanlar ileri geri sallanmasın/sendelemesin diye sabit dağlar yaratan, yeryüzünde insanları, hayvanlarını, ekinlerini sulamak için nehirler var eden, orada her türlü meyve ve hayvanlardan erkek ve dişi iki sınıf yaratan, geceyi gündüzün üstüne örten, ışık saçarken karanlığa gömendir. Şüphesiz ki bu zikredilen şeylerde Allah'ın yarattıklarını düşünüp tefekkür eden toplumlar için apaçık deliller vardır. İşte onlar bu apaçık delillerden istifade ederler.