Önceki ayet· 12:25Sonraki ayet· 12:27

Yûsuf Suresi 26. Ayet· 12:26

↗ Yûsuf suresi
Mekki
قَالَ هِيَ رَٰوَدَتۡنِي عَن نَّفۡسِيۚ وَشَهِدَ شَاهِدٞ مِّنۡ أَهۡلِهَآ إِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن قُبُلٖ فَصَدَقَتۡ وَهُوَ مِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ
(Yusuf): "O benden murad almak istedi!" dedi. Kadının ailesinden bir şahid de şöyle şahidlik etti: "Eğer Yusuf'un gömleği önden yırtılmışsa kadın doğrudur, o yalancılardandır."
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
(Yusuf): "O benden murad almak istedi!" dedi. Kadının ailesinden bir şahid de şöyle şahidlik etti: "Eğer Yusuf'un gömleği önden yırtılmışsa kadın doğrudur, o yalancılardandır."
Elmalılı Hamdi Yazır
Yusuf: "kendisi benden yararlanmak istedi" dedi. Hanımın akrabasından biri de şöyle şahitlik etti: "Eğer gömleği önden yırtılmış ise hanım doğru söylemiştir, o zaman bu, yalancılardandır."
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Yûsuf dedi ki: "O, gönlünü eğlendirmek için beni kullanmak istedi." Kadının ailesinden bir tanık da şu yolda tanıklık etti: "Eğer erkeğin gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylüyor, bu durumda erkek yalancılardandır.
Süleyman Ateş
(Yusuf): "O benden murad almak istedi!" dedi. Kadının ailesinden bir şahid de şöyle şahidlik etti: "Eğer Yusuf'un gömleği önden yırtılmışsa kadın doğrudur, o yalancılardandır."
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.7%
İngilizce
[Joseph] said, "It was she who sought to seduce me." And a witness from her family testified. "If his shirt is torn from the front, then she has told the truth, and he is of the liars
Fransızca
[Joseph] dit: «C'est elle qui a voulu me séduire». Et un témoin, de la famille de celle-ci témoigna: «Si sa tunique [à lui] est déchirée par devant, alors c'est elle qui dit la vérité, tandis qu'il est du nombre des menteurs
İspanyolca
Dijo José: "Fue ella quien intentó seducirme". Entonces un testigo de la familia de ella dijo: "Si su camisa fue rasgada por delante, ella ha dicho la verdad y él es quien miente
Rusça
Он сказал: «Это она пыталась соблазнить меня». А свидетель из ее семьи сказал: «Если его рубаха разорвана спереди, то она говорит правду, а он - один из тех, кто лжет
Endonezce
Dia (Yusuf) berkata, "Dia yang menggodaku dan merayu diriku." seorang saksi dari keluarga perempuan itu memberikan kesaksian, "Jika baju gamisnya koyak di bagian depan, maka peerempuan itu benar, dan dia (Yusuf) termasuk orang yang dusta
Bengalce
ইউসুফ (আঃ) বললেন, সেই আমাকে আত্মসংবরণ না করতে ফুসলিয়েছে। মহিলার পরিবারে জনৈক সাক্ষী দিল যে, যদি তার জামা সামনের দিক থেকে ছিন্ন থাকে, তবে মহিলা সত্যবাদিনী এবং সে মিথ্যাবাদি।
Çince
他说:“是她勾引我。”她家里的一个人作证说:“如果他的衬衣是从前面撕破的,那她说的是实话,而他是说谎的;
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yûsuf -aleyhisselam- şöyle dedi: O, benden (kendisi ile) zina etmemi istedi. Ben ise ondan bunu istemedim. Kadının ailesinden bir şahit şu sözleri ile buna şahitlik etti: Eğer Yûsuf -aleyhisselam-'ın gömleği ön taraftan yırtılmış ise bu durum kadının doğru söylediğinin delilidir. Çünkü bu durumda kadın Yûsuf'u kendisinden uzaklaştırmak istemiştir. Yûsuf ise yalancıdır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
23- Evinde bulunduğu kadın, ona sahip olmak istedi. Kapıları sımsıkı kapadı ve:“Haydi gel yanıma!” dedi. O ise:“Allah’a sığınırım. Üstelik o (kocan da) benim efendimdir, bana değer verip iyi bakmıştır. Gerçek şu ki zalimler iflah olmazlar” dedi. 24- Andolsun ki kadın ona meyletmişti. O da o kadına meyletmişti. Eğer Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı... İşte ondan kötülüğü ve hayasızlığı giderelim diye böyle yaptık. Şüphesiz o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandır. 25- İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın onun gömleğini arkadan boylu boyunca yırttı. Kapının yanında da kadının efendisine rastgeldiler. Kadın dedi ki:“Hanımına kötü bir iş yapmak isteyenin cezası zindana atılmaktan yahut da can yakıcı bir cezadan başka ne olabilir ki?” 26- Yusuf:“Asıl o bana sahip olmak istedi” dedi. Kadının yakınlarından biri şöyle şahitlik etti:“Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiştir, o ise yalancılardandır.” 27- “Yok, eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, o ise doğru söyleyenlerdendir” dedi. 28- Kocası, gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce (ona): “Şüphe yok ki bu, siz (kadınların) tuzaklarındandır. Doğrusu sizin tuzağınız pek büyüktür.” dedi. 29- “Yusuf, sen bundan vazgeç! Sen de (ey kadın) günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen gerçekten günahkârlardan oldun.” 23-24. Şöyle ki Yusuf aleyhisselam Aziz’in evinde izzet ve ikram içerisinde kaldı. Kendisi oldukça güzel, mükemmel ve alımlı bir kişilik idi. Onun bu durumu dolayısıyla “evinde bulunduğu kadın, ona sahip olmak istedi.” Yusuf, onun kölesi ve onun idaresi altında bulunuyordu. Kaldıkları mesken birdi. Böyle bir yerde hiçbir kimse fark etmeksizin, hiçbir insan duymaksızın o hoş olmayan işi yapabilme imkânı vardı. “Kapıları sımsıkı kapadı” ve musibet bir kat daha ağırlaştı. Artık bulundukları yer tenha idi ve kapılar kapalı olduğu için bulundukları yere herhangi bir kimsenin girmesi söz konusu değildi. Bu nedenle kadın, yanına gelmesini isteyerek:“Haydi gel yanıma, dedi.” O hoş olmayan işi yapmak için bana doğru gel. Yusuf yabancı bir kimse idi. Böyle bir kimse, vatanında ve kendisini tanıyanlar arasında bulunan kimsenin yapmaktan utanacağı işleri rahatlıkla yapabilirdi. Üstelik o, bu kadının idaresi altında bir esirdi. Kadın da efendisi idi. Diğer taraftan onu, bu işi yapmaya sevkedecek bir güzelliği vardı. Yusuf da genç ve bekardı. Ayrıca Azizin karısı, eğer ona emrettiği işi yapmayacak olursa hapse atmak yahut da oldukça ağır işkencelere uğratmakla onu tehdit etmişti. Ancak Yusuf, bu işi yapmasını gerektiren güçlü etkenlerin varlığına rağmen Allah’a isyan etmeyip sabretti. Çünkü o, kadına meyledip içinden böyle bir işi yapmayı geçirdiyse de Allah rızası için onu terk etti. Allah’ın isteğini kötülüğü emreden nefsinin isteğinden öne geçirdi. “Rabbinin burhanını” görmesi sayesinde, yani Rabbi tarafından, her türlü haramı terk etmesini gerektiren ilim ve iman sayesinde bu büyük masiyetten uzak durdu ve:“Allah’a sığınırım” dedi. Yani, bu çirkin işi yapmaktan Allah’a sığınırım. Çünkü bu iş, Allah’ın gazabını gerektirir ve beni Allah’tan uzaklaştırır. Diğer taraftan bu, beni güzel bir şekilde barındıran efendime de bir hainlik olur. Onun iyiliklerine, hanımı ile en çirkin bir işi işleyerek çok kötü bir karşılıkta bulunmam bana yakışmaz. Çünkü bu, zulmün en büyüğüdür:“Gerçek şu ki zalimler iflah olmazlar.” Özetle Yusuf aleyhisselam Yüce Allah’ın korkusunu/takvayı, kendisine iyilikte bulunan efendisinin hakkına riâyet etmeyi ve kendisini zulümden -ki onu işleyen iflah olmaz- korumak isteğini, bu işi işlemesinin engelleri olarak ortaya koymuştur. Aynı şekilde Allah’ın ona lütfetmiş olduğu ve ilâhi emirlere uyup yasaklardan kaçınmayı gerektiren kalbî iman burhanını da bu engeller arasında saymıştır. Bütün bunları içinde barındıransa Yüce Allah’ın “ondan kötülüğü ve hayasızlığı” uzaklaştırmış olmasıdır. Çünkü o, Yüce Allah’ın ihlasa erdirip seçtiği, kendisinin has kulları arasına kattığı, üzerlerine Allah’ın hayırlı kullarından olmasını sağlayacak nimetleri ihsan edip hoş olmayan şeyleri onlardan uzaklaştırdığı “ihlâsa erdirilmiş” kullarındandı. 25. Yusuf, Aziz’in hanımının oldukça ileri derecedeki ısrarına rağmen isteğini kabul etmeyip ondan kaçmaya ve bu fitneden kurtulmak maksadı ile de kapıdan bir an önce çıkmaya koyuldu. Kadın da arkasından koştu ve elbisesinden yakaladı. Gömleğini arkadan yırttı. Bu halde kapıya ulaştıklarında kadının efendisine yani kocasına rastgeldiler. Kocası kendisi için ağır bir durumla karşılaştı. O nedenle kadın hemen yalana sığındı ve kendisine kötülük yapmaya kalkışanın Yusuf olduğunu iddia ederek:“Hanımına kötü bir iş yapmak isteyenin cezası zindana atılmaktan yahut da can yakıcı bir cezadan başka ne olabilir ki?” dedi. O, bu ifadesinde kendisinin de Yusuf’un da böyle bir fiili işlemediğini belirtmek kastı ile “Hanımına kötü bir iş yapmak isteyen” demiş “Hanımına kötü bir iş yapan” dememiştir. Yani cezayı gerektiren şeyin, kötülük yapma kastı ve isteği olduğuna dikkat çekip buna kalkışanın cezasının da hapse atılmaktan yahut can yakıcı bir cezaya çarptırılmaktan başka bir şey olmayacağını ifade etmişti. 26. Yusuf, Azizin karısının kendisine yapmış olduğu iftiradan uzak olduğunu belirterek:“Asıl o bana sahip olmak istedi, dedi.” Bu durumda her birisinin de doğru söylemiş olma ihtimali doğdu. Ancak doğru söyleyenin hangisi olduğu belli değildi. Yüce Allah ise doğruluğun ve hakkın birtakım alametlerini, buna delil olacak emareleri takdir etmiştir. Kullar bunları kimi zaman bilebilir, kimi zaman da bilemeyebilirler. İşte Yüce Allah, bu meselede de peygamberi ve seçkin kulu Yusuf aleyhisselam’ı temize çıkarmak üzere aralarından kimin doğru söylediğini bilme imkânını lütfetmiştir. Bunun üzerine kadının aile halkı arasından belli bir karineye dayanarak tanıklık edecek kimseyi gönderdi. Bu karine kimin üzerinde ise doğru söyleyenin o olduğu ortaya çıkacaktı. Dedi ki:“Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiştir, o ise yalancılardandır.” Çünkü bu, kadının üzerine gidenin, ona kötülük yapmak isteyenin ve buna kalkışanın o olduğuna, buna karşılık kadının da onu kendisinden uzaklaştırmak isteği ile ön taraftan gömleğini yırtmış olduğuna delildir. 27. “Yok, eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, o ise doğru söyleyenlerdendir.” Çünkü bu da onun kadından kaçtığına, arkasından koşanın kadın olduğuna ve gömleğini de bu şekilde arkadan yırttığına delil teşkil eder. 28. “Kocası gömleğinin arkasından yırtılmış olduğunu görünce” Yusuf’un doğru söylediğini ve suçsuz olduğunu, yalan söyleyenin ise kadın olduğunu anladı. O nedenle de kocası karısına:“Şüphe yok ki bu, siz (kadınların) tuzaklarındandır. Doğrusu sizin tuzağınız pek büyüktür, dedi.” Kadının bu tuzağından daha büyük tuzak olabilir mi? Zira o, kötülük yapmak isteyen kendisi olduğu halde kendisini temize çıkarmaya çalışıp suçu Allah’ın peygamberi Yusuf aleyhisselam’a atıp iftira edecek kadar ileri gitmişti. 29. Daha sonra efendisi, işin gerçeğini anlayıca Yusuf’a ve karısına hitaben şöyle dedi:“Yusuf, sen bundan vazgeç.” Yani bu konuda bir şey söyleme ve onu unut. Kimseye bu olaydan söz etme. Bununla hanımının halini gizlemek istemişti. Ey kadın, “sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen gerçekten günahkârlardan oldun.” Böylelikle Yusuf’a bu işi unutmasını, karısına da günahının bağışlanmasını dileyip tevbe etmesini emretti.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yûsuf’un kendisini savunması üzerine, kadının ailesinden olup kuvvetli ihtimalle Aziz ile birlikte eve gelmekte olan, tecrübeli bir kişi kanaatini şöyle ifade etti: Gömlek önden yırtılmışsa kadın, arkadan yırtılmışsa Yûsuf haklıdır. Mevdûdî bu zatın yargıç olma ihtimalinden söz eder (II, 454). Yargıç olup olmadığı kesin olarak bilinmemekle birlikte âdil olduğu anlaşılmaktadır, zira kadının ailesinden olduğu halde taraf tutmamış, adaletten ayrılmamıştır.
Yûsuf Suresi 26. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yûsuf -aleyhisselam- şöyle dedi: O, benden (kendisi ile) zina etmemi istedi. Ben ise ondan bunu istemedim. Kadının ailesinden bir şahit şu sözleri ile buna şahitlik etti: Eğer Yûsuf -aleyhisselam-'ın gömleği ön taraftan yırtılmış ise bu durum kadının doğru söylediğinin delilidir. Çünkü bu durumda kadın Yûsuf'u kendisinden uzaklaştırmak istemiştir. Yûsuf ise yalancıdır.