Önceki ayet· 10:62Sonraki ayet· 10:64

Yûnus Suresi 63. Ayet· 10:63

↗ Yûnus suresi
Mekki
ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ
Onlar Allah'a inanmış ve O'na karşı gelmekten sakınmışlardır
Meal ihtilafı: 8% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Onlar Allah'a inanmış ve O'na karşı gelmekten sakınmışlardır
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar ki, iman etmişler ve Allah'a karşı gelmekten sakınmışlardır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Onlar inanmış, takvaya sarılmışlardır.
Süleyman Ateş
Onlar ki, inandılar ve korunurlardı.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.4%
İngilizce
Those who believed and were fearing Allah
Fransızca
ceux qui croient et qui craignent [Allah]
İspanyolca
porque creyeron y fueron piadosos
Rusça
Они уверовали и были богобоязненны
Endonezce
(Yaitu) orang-orang yang beriman dan senantiasa bertakwa
Bengalce
যারা ঈমান এনেছে এবং ভয় করতে রয়েছে।
Çince
他们就是信道而敬畏的人。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İşte Allah’a ve resulüne -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmekle vasıflanan bu veli kullar, emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmak sureti ile Allah’tan sakınırlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
62- Haberiniz olsun ki Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur ve onlar üzülecek de değildirler. 63- Onlar, iman edip takvâlı olanlardır. 64- Müjde, dünya hayatında da âhirette de onlar içindir. Allah’ın sözlerinde asla değişiklik olmaz. İşte en büyük kurtuluş, budur. 62. Şanı Yüce Allah, gerçek dostlarından ve gerçek sevenlerinden haber vermekte, onların amellerini, niteliklerini ve mükâfatlarını da şöylece bildirmektedir:“Haberiniz olsun ki Allah’ın dostlarına” ileride karşılaşılacak korku ve dehşetli hallerden yana onlara “hiçbir korku yoktur ve onlar” geride bıraktıkları için “üzülecek de değildirler.” Çünkü onlar, geride salih amellerden başka bir şey bırakmamışlardır. Onlar hakkında korku söz konusu olmayacağına ve üzülmeyeceklerine göre onlar için güvenlik, mutluluk ve Yüce Allah’tan başka hiçbir kimsenin bilmediği pek çok hayırlar söz konusu olacaktır. Daha sonra Yüce Allah, onların niteliklerini zikrederek şöyle buyurmaktadır: 63. “Onlar” Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, hayrı ve şerri ile kadere “iman edip takvâlı olanlardır.” Emirleri yerine getirmek, yasaklardan kaçınmak sureti ile takvalı davranarak imanlarını tasdik edenlerdir. Buna göre takvalı olan her mü’min, Yüce Allah’ın velisi/dostudur. 64. İşte bu bakımdan “Müjde, dünya hayatında da âhirette de onlar içindir.” Dünyadaki müjde; güzel övgü, mü’minlerin kalplerindeki sevgi ve salih (doğru çıkan) rüyalardır; kulun, Allah’tan gördüğü lütuflar, en güzel amellere, en güzel ahlaka sahip olmasının kolaylaştırılması ve kötü ahlaktan alıkonulmasıdır. Âhiretteki müjdeye gelince bunun ilki, ruhlarının kabzedilmeleri esnasındaki müjdedir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Muhakkak: Rabbim Allah’tır, deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler: Korkmayın, üzülmeyin ve size vaadolunan cennetle sevinin, diyerek inerler.”(Fussilet, 41/30) Kabirde de kişiye Yüce Allah’ın rızası ve ebedi kalıcı nimetlerin müjdesi verilir. Âhirette de nimet dolu cennetlere girmek ve can yakıcı azaptan kurtuluş ile tamamlanıp kemale erer. “Allah’ın sözlerinde asla değişiklik olmaz.” Aksine Allah’ın vaadi, gerçeğin ta kendisidir, onun değişikliğe uğramasına ve değiştirilmesine imkân yoktur. Çünkü O, sözü doğru olandır, kimse O’nun kader ve kazasında O’na muhalefet edebilme gücüne sahip değildir. “İşte en büyük kurtuluş, budur.” Çünkü bu, her türlü kötülükten kurtuluşu ve arzu edilen, istenen, sevilen her şeyi de elde etmeyi ihtiva etmektedir. Burada kurtuluşun sadece onlara hasredilmesi, kurtuluşun iman ve takvâ ehli olanlardan başkası için söz konusu olmadığından dolayıdır. Kısaca müjde, her türlü hayır ve mükâfatı kapsayan bir şeydir ve Allah, bu müjdeyi dünya ve âhiret hayatında iman ve takvâya bağlamıştır. Bundan dolayı Yüce Allah, onu mutlak olarak zikretmiş ve ayrıca bunun için bir kayıt getirmemiştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Dostlar” diye çevirdiğimiz 62. âyetteki evliyâ, “birine yakın olan, birini himayesinde bulunduran, koruyucu, dost, yardımcı” gibi mânalara gelen velî kelimesinin çoğuludur. Kur’an-ı Kerîm’de velî kelimesi, tekil veya çoğul olarak kırk sekiz âyette Allah’ın, kendisine inanıp buyruğunca yaşayan kullarına sevgisini, himaye ve yardımını, bu anlamda Allah ile insan arasındaki sevgi bağını ifade etmek üzere kullanılmıştır. Allah ile kendileri arasında böyle bir sevgi bağı gerçekleşmiş, bu mazhariyete ulaşmış olanlar kültürümüzde “Allah dostları” diye anıldığından 62. âyetteki evliyâullah deyimini bu şekilde çevirdik. Kur’an-ı Kerîm’de sadece bu âyette geçen evliyâullah kavramının kapsamı her ne kadar zamanla bilhassa tasavvuf geleneğinde oldukça daraltılmış, hatta giderek İslâm toplumlarında bu kavramla keramet arasında bir ilişki dahi kurulmuşsa da 63. âyette Allah dostlarının özelliği kısaca iman ve takvâ kelimeleriyle özetlenmektedir. Şu halde Allah’a iman eden ve takvâ (günah işlemekten sakınma, Allah’a saygı) bilinciyle yaşayan her müslüman Allah dostudur. Müfessirlerin kaydettiği bir hadiste evliyâullah, “görünüşleriyle Allah’ı hatırlatanlar” (tutum ve davranışlarıyla Allah’ın iradesine uygun bir yaşayışı yansıtanlar) şeklinde tanıtılmıştır (Taberî, XI, 131-163). Zemahşerî de, “Evliyâullah, Allah’a yakınlıklarını itaatleriyle gösterir, Allah da onlara yakınlığını lutuflarıyla gösterir” ifadesini kullanır (II, 195). Bu müfessire göre “Onlar ki, iman edip günah işlemekten sakınmışlardır” ifadesi, evliyâullahın Allah’a yaklaşmasını, “Onlara hem bu dünyada hem de âhirette müjdeler vardır” ifadesi de Allah’ın evliyâullaha yaklaşmasını dile getirmektedir. 64. âyetteki “Allah’ın sözlerinde değişme olmaz” ifadesi, bu âyetlerde Allah dostlarına verilen müjdelerle bağlantılı olarak açıklanmıştır. Buna göre Cenâb-ı Hakk’ın, bu kullarına verdiği müjdeler O’nun birer vaadidir ve O mutlaka vaadini yerine getirecektir. 64. âyetteki dünya hayatıyla ilgili müjdeyi “hayırlı (sâlih) rüya”, âhiret hayatıyla ilgili müjdeyi ise “cennet” olarak açıklayanlar olmuştur (Taberî, XI, 133-138). Ancak Râzî’nin de belirttiği gibi (XVII, 128), müjde kelimesi “insanın yüzünü güldürecek şekilde sevindiren haber” anlamına geldiğine göre insanı bu şekilde mutlu edecek olan her şey bu âyetin kapsamına girer. Allah dostlarının gerek dünya hayatında gerekse âhirette kendileri için müjde değeri taşıyan bütün iyi ve güzel şeyleri elde etmesi âyette “en büyük kazanç” şeklinde nitelenmiştir.
Yûnus Suresi 63. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İşte Allah’a ve resulüne -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmekle vasıflanan bu veli kullar, emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmak sureti ile Allah’tan sakınırlar.