Kadın devlet yönetebilir mi? — Neml’deki Sebe melikesi
Kur’an, bir kadın hükümdarı yirmi beş ayet boyunca anlatır — ve ona yönelttiği tek eleştiri yönetimiyle ilgili değildir. Haberi bir kuş getirir: Süleyman’ın ordusundaki hüdhüd, uzak bir ülkeden dönüp orayı bir kadının yönettiğini söyler. Cümlesinde bir tuhaflık kaydı yoktur; kuş bunu bir gariplik olarak değil, bir bilgi olarak aktarır. Şaşkınlık metinde değil, bugünün okurundadır. Neml 27:23
إِنِّي وَجَدتُّ ٱمۡرَأَةٗ تَمۡلِكُهُمۡ وَأُوتِيَتۡ مِن كُلِّ شَيۡءٖ وَلَهَا عَرۡشٌ عَظِيمٞ
“Ben onlara hükümdarlık eden bir kadın buldum, kendisine her şey verilmiş ve büyük bir tahtı var.”
Kıssa, Kur’an’ın 27. bölümü olan Neml suresinin 20-44. ayetlerinde geçer. Hem peygamber hem kral olan Süleyman, kuşun haberi üzerine Sebe ülkesine bir mektup yollar; melike — yani kadın hükümdar; sonraki gelenek ona Belkıs adını verir, ayetler ad vermez — meclisini toplar, hediyeyle karşılık verir, sonunda gelir ve Süleyman’ın Tanrısına inanır. İki kaydı baştan koyalım. Bu bir anlatıdır, hüküm cümlesi değildir: metin ‘kadın yönetebilir’ diye bir kural koymaz, bir vakayı anlatır. Yazının iddiası da bu yüzden ‘Kur’an izin veriyor’ değil; metnin olumsuz bir hüküm vermediği ve anlattığı yönetimi olumladığıdır. İkinci kayıt: klasik fıkhın kadını devlet başkanlığından dışlayan görüşü bir ayete değil, bir rivayete dayanır; rivayetin sıhhati hadis usulünün işidir ve bu yazının kapsamı dışındadır — buradaki hiçbir cümle bir rivayete dayanmadığı için o tartışmanın sonucuyla da çürümez.
Metnin eleştirdiği şey yönetimi değil
Hüdhüdün raporu art arda iki bilgi verir. İlki yönetimle ilgilidir: ülkeyi bir kadın yönetmektedir, kendisine her şey verilmiştir, büyük bir tahtı vardır. İkincisi inançla: “Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm.” Neml 27:24 Eleştiri yalnız ikincisine gelir; ayetin devamı bunu doğru yoldan çevrilme sayar. Karşımızdaki bir sessizlik değil, bir ayrımdır: aynı iki ayet hem yönetimi hem inancı anar ve yalnız birine itiraz eder. Bir metnin neyi anmadığından sonuç çıkarmak zayıf bir akıl yürütmedir; ama neyi anıp da sorun etmediği, önceliklerini gösterir. Melikenin kadın olması hikâyenin hiçbir yerinde bir kusur, bir istisna ya da açıklama gerektiren bir durum olarak geçmez.
Kur’an’ın yönetim ölçütü, hikâyede onda örnekleniyor
Daha güçlü gözlem şu: Kur’an’ın kendi iyi yönetim değeri şûrâ, yani işleri danışarak görmek. Metin bir topluluğu överken “İşleri, aralarında danışma iledir.” der; Peygamber’e bile “iş hakkında onlara danış” buyurur. Âl-i İmrân 3:159 Danışmak, Kur’an’da iyi yöneticinin tarifidir — ve hikâyede bu tarifi en açık uygulayan kişi melikedir.
وَٱلَّذِينَ ٱسۡتَجَابُواْ لِرَبِّهِمۡ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَمۡرُهُمۡ شُورَىٰ بَيۡنَهُمۡ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ
“Rablerinin çağrısına gelirler, namazı kılarlar. İşleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar.”
Mektup gelince melike önce meclisini toplar: “Ey ileri gelenler, bana çok önemli bir mektup bırakıldı.” Neml 27:29 Sonra ölçüyü kendisi koyar:
قَالَتۡ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ أَفۡتُونِي فِيٓ أَمۡرِي مَا كُنتُ قَاطِعَةً أَمۡرًا حَتَّىٰ تَشۡهَدُونِ
“Ey ileri gelenler! Vereceğim emir hakkında bana fikrinizi söyleyin; siz benim yanımda bulunmadıkça, bir iş hakkında kesin bir hüküm vermem" dedi”
Meclis savaşa hazır olduğunu söyler ama kararı ona bırakır: “emir senindir, sen emretmene bak” Neml 27:33 — yetki tartışmalı değildir; meclisin kendisi onu meşru yönetici sayar. Ardından siyasi muhakeme gelir: “Hükümdarlar bir ülkeye girdiler mi, orayı bozarlar, halkının şereflilerini alçaltırlar” Neml 27:34 der ve savaş yerine bir sınama seçer: “Ben onlara bir hediye göndereyim de bakayım elçiler ne ile dönecekler.” Neml 27:35 Süleyman hediyeyi reddeder Neml 27:36 — ama sınama işe yaramıştır: melike karşısındakinin malla susturulamayacak türden bir güç olduğunu öğrenir ve ordusunu savaşa sokmadan yola çıkar. Bir dürüstlük kaydı: 27:34’ün sonundaki “(evet) böyle yaparlar” ibaresinin melikenin sözünün devamı mı, yoksa metnin onu onaylaması mı olduğu tefsirde tartışmalıdır; bu yazı onu kesin bir onay saymıyor. Kadının karar ehliyetinin başka bir başlıkta nasıl tartışıldığını kadının şahitliği yazısında görmüştük.
Karşı-metin: Nisâ 34
Yasağı yine de bir ayete dayandırmak isteyenlerin gittiği yer Nisâ 34’tür: “erkekler kadınlar üzerine hakimdirler”. Nisâ 4:34 Dürüst okuma iki şeyi birden söylemek zorundadır. Ayetin kendi gerekçesi ve konusu evlilik içidir: cümlenin devamı nafakadan, karı-koca geçimsizliğinden söz eder, kamu görevinden değil. Dolayısıyla bu cümleden devlet başkanlığına gitmek bir yorum adımıdır; ayetin kendi cümlesinde durmaz. Ama bu, ‘ayet kesinlikle bunu demiyor’ diye kestirip atmak da değildir — söylenebilecek olan şudur: aile içi bir hükmü kamu hukukuna uzatan halka, metnin kendisi değil, okuyanın eklediği bir halkadır. Ayeti bütün tartışmasıyla Nisâ 34 yazısında okumuştuk.
Hikâyenin sonunda melike Süleyman’ın sarayına gelir; camdan yapılmış salonu derin bir su sanıp eteğini çeker ve “Süleyman'la beraber, Alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum” der. Neml 27:44 Burada bir itiraz kurulabilir: madem son cümle budur, kıssa yönetimle değil, melikenin iman etmesiyle ilgilidir. Evet — varış noktası odur. Ama metnin 27:24’te açtığı tek dosya zaten inançtı ve son ayet o dosyayı kapatır; yönetimine dair açılmış bir dosya yoktur ki kapansın. Yirmi beş ayetlik portre boyunca bir kez bile ‘kadın olduğu hâlde’ denmez. Metin onun tahtını, muhakemesini, kararlarını anlatır; cinsiyetini bir kez, kuşun ağzından, bir bilgi olarak verir ve bir daha dönüp ona bakmaz.
Neml 32’yi beş ayrı Türkçe mealin karşılaştırmasıyla ayet sayfasından okuyabilirsiniz. Akraba başlıklar aynı yöntemle yazıldı: kadının şahitliği ve Nisâ 34.