Önceki ayet· 98:7Sonraki ayet· 99:1

Beyyine Suresi 8. Ayet· 98:8

↗ Beyyine suresi
Medeni
جَزَآؤُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّـٰتُ عَدۡنٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدٗاۖ رَّضِيَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ وَرَضُواْ عَنۡهُۚ ذَٰلِكَ لِمَنۡ خَشِيَ رَبَّهُۥ
Onların Rableri katındaki mükafatı, içinde temelli ve sonsuz kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah'tan razıdır. Bu, Rabbinden korkan kimseyedir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Onların Rableri katındaki mükafatı, içinde temelli ve sonsuz kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah'tan razıdır. Bu, Rabbinden korkan kimseyedir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Rableri katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabbine saygı gösterene mahsustur.
Yaşar Nuri Öztürk
Onların, Rableri katındaki ödülleri, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri/temiz-bereketli bahçelerdir. Sürekli kalacaklardır orada. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu, içi ürpererek Rabbine saygı duyan kişi içindir.
Süleyman Ateş
Rableri katında onların mükafatı altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları, Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. Bu, Rabbine saygı gösterene mahsustur.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.3%
İngilizce
Their reward with Allah will be gardens of perpetual residence beneath which rivers flow, wherein they will abide forever, Allah being pleased with them and they with Him. That is for whoever has feared his Lord
Fransızca
Leur récompense auprès d'Allah sera les Jardins de séjour, sous lesquels coulent les ruisseaux, pour y demeurer éternellement. Allah les agrée et ils L'agréent. Telle sera [la récompense] de celui qui craint son Seigneur
İspanyolca
Ellos recibirán como recompensa de su Señor Jardines del Edén por donde corren ríos, en los que estarán eternamente. Dios estará complacido con ellos y ellos lo estarán con Él. Esto es lo que aguarda a quienes hayan tenido temor de Dios
Rusça
Их воздаянием у их Господа будут сады Эдема, в которых текут реки. Они пребудут в них вечно. Аллах доволен ими, и они довольны Им. Это уготовано для тех, кто боится своего Господа
Endonezce
Balasan mereka di sisi Tuhan mereka ialah surga 'Ādn yang mengalir di bawahnya sungai-sungai; mereka kekal di dalamnya selama-lamanya. Allah rida terhadap mereka dan mereka pun rida kepada-Nya. Yang demikian itu adalah (balasan) bagi orang yang takut kepada Tuhannya
Bengalce
তাদের পালনকর্তার কাছে রয়েছে তাদের প্রতিদান চিরকাল বসবাসের জান্নাত, যার তলদেশে নির্ঝরিণী প্রবাহিত। তারা সেখানে থাকবে অনন্তকাল। আল্লাহ তাদের প্রতি সন্তুষ্ট এবং তারা আল্লাহর প্রতি সন্তুষ্ট। এটা তার জন্যে, যে তার পালনকর্তাকে ভয় কর।
Çince
他们在他们的主那里的报酬是下临诸河的常住的乐园,他们将永居其中,安拉喜悦他们,他们喜悦安拉;这是畏惧安拉者所有的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onların mükâfatları Rableri -Subhanehu ve Teâlâ-‘nın katında, saraylarının ve ağaçlarının altından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada ebediyen kalacaklardır. Kendisine iman etmiş ve itaat etmiş olmaları sebebiyle Allah Teâlâ onlardan razı olmuş, onlar da nail oldukları rahmetinden ötürü Rablerinden razı olmuşlardır. Bu rahmete, emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Rabbinden korkanlar nail olur.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1,2,3- Kitap ehli olan kafirlerle müşrikler, kendilerine apaçık delil, yani Allah tarafından gönderilmiş ve içinde dosdoğru hükümlerin yazılı olduğu tertemiz sahifeleri okuyan bir Rasûl gelinceye kadar (küfürlerinden) ayrılacak değillerdi. 4- Ne var ki kendilerine Kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ihtilafa düştüler. 5- Halbuki onlara dini O’na has kılan hanîfler olarak Allah’a ibadet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından ve zekâtı vermelerinden başkası emredilmemişti. Zaten dosdoğru din de budur. 6- Gerçek şu ki ister Kitap ehli, ister müşrik olsun tüm kâfirler, cehennem ateşindedirler ve orada ebediyen kalacaklardır. Yaratılmışların en kötüleri de işte onlardır. 7- İman edip salih ameller işleyenlere gelince işte onlar da yaratılmışların en iyileridir. 8- Onların Rableri katındaki mükâfatları, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar orada ebediyen kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan hoşnut olmuşlardır. İşte bu (mükafat), Rabbinden korkan kimseler içindir. (Mekke’de inmiştir. 8 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1-3. “Kitap ehlinden” yani hristiyanlar ile yahudilerden “kâfir olanlar ve” sair ümmetler arasındaki çeşitli “müşrikler, kendilerine apaçık delil… gelinceye kadar” üzerinde bulundukları küfür ve sapıklıklarından “ayrılacak değillerdi.” Azgınlık ve sapıklıklarına devam edecekler, geçen zaman onların küfürlerinden başka bir şeylerini artırmayacaktı. Bu durumlarına da apaçık delil ve gözleri kamaştıracak belge gelinceye kadar devam edeceklerdi. Arkasından bu belgenin mahiyetini beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“...yani Allah tarafından gönderilmiş… bir rasûldür.” Allah, bu rasûlü insanları hakka davet etmek için göndermiştir. Ona insanlara hikmeti öğretmek, onları tertemiz edip arındırmak ve karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için de okuyacağı bir Kitap indirmiştir. Bundan dolayı o, “…tertemiz sahifeleri okuyan” yani şeytanın yaklaşmasına karşı korunmuş, ancak tertemiz kimselerin dokunabildiği sahifeleri okuyup durur. Çünkü bu sahifeler, en yüce sözün ifadesidir. Bundan dolayı bunlar hakkında şöyle buyurulmaktadır:“İçinde” yani bu sahifelerde “dosdoğru hükümler” gerçek haberler, hakka ve dosdoğru yola ileten adaletli emirler vardır. İşte bunlara bu apaçık delil gelince, o vakit kimin hakka talip olduğu, hakkı aradığı, kimin de hakkı aramak gibi bir maksadının olmadığı açıkça ortaya çıkmış oldu. Helâk olan, apaçık bir delil üzere helâk oldu; hayatta kalan da apaçık bir delil üzere hayatta kalmış oldu. 4. Kitap ehlinin bu peygambere iman etmeyerek ona itaatle boyun eğmemiş olmaları, daha önce benzeri görülmedik bir sapıklık ve inat örneği değildir. Çünkü onların bu şekilde tefrikaya ayrılığa düşmeleri ve gruplaşmaları “ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra” olmuştur. Oysa bu apaçık delil, o delile tabi olanların bir araya gelip toplanmalarını ve ittifak etmelerini gerektirir. Ancak onlar, değersiz ve bayağı kimseler olduklarından dolayı hidâyet, onların sapıklıklarını; basiret de onların körlüklerini artırmaktan başka bir işe yaramadı. Oysa bütün Kitaplar, aynı esası getirmiş, aynı dini bildirmişlerdir: 5. “Halbuki onlara” diğer şeriatlerde “dini O’na has kılan” gizli ve açık bütün ibadetlerinde yalnız Allah rızasını ve O’nun nezdinde yakın olmaya çalışan; “hanîfler” tevhide aykırı bütün dinlerden uzaklaşıp yüz çevirenler “olarak Allah’a ibadet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından ve zekâtı vermelerinden başkası emredilmemişti.” Namaz ve zekât, ihlâsla Allah’a ibadetin kapsamı içerisinde olmakla birlikte faziletleri ve şerefleri dolayısı ile ayrıca zikredilmişlerdir. Zira bu iki ibadeti yerine getiren kimsenin bu durumu, dinin diğer bütün şer’î hükümlerini de yerine getirmesine delil sayılır. "Zaten dosdoğru din de budur.” Yani Allah’ın nimet dolu cennetlerine ulaştıran dosdoğru din, tevhid ve dinde ihlâslı olmak budur. Onun dışındaki yollar ise cehenneme ulaştırır. 6. Daha sonra Yüce Allah, kâfirlerin kendilerine apaçık delil geldikten sonraki amellerinin karşılığını ve cezasını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Gerçek şu ki ister Kitap ehli, ister müşrik olsun tüm kâfirler, cehennem ateşindedirler.” Ateş azabı onları çepeçevre kuşatacak ve bu cezaları çok ağır olacaktır. “orada ebediyen kalacaklardır.” Bu azapları hafifletilmez ve onlar orada ümitlerini kesmiş olacaklardır. "Yaratılmışların en kötüleri de işte onlardır.” Çünkü bunlar hakkı bildikten sonra terk ettiler, böylelikle dünya ve âhireti kaybettiler. 7. “İman edip salih ameller işleyenlere gelince işte onlar da yaratılmışların en iyileridir.” Çünkü onlar, Allah’a ibadet etmiş ve O’nu tanımışlardır. Böylelikle dünya ve âhiret nimetlerine kavuşarak umduklarını elde etmişlerdir. 8. “Onların Rableri katındaki mükâfatları, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir.” Yani orada konaklayacaklardır. Başka yere taşınmak, göç etmek söz konusu değildir. Ondan daha ötesini talep etmek de mümkün değildir. “Onlar orada ebediyen kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan hoşnut olmuşlardır.” Dünyada iken işlemiş oldukları, Allah’ı razı edecek işlerden dolayı O, onlardan razı olduğu gibi onlar da O’nun kendilerine hazırlamış olduğu pek bol lütuf ve ihsanlar dolayısı ile O’ndan hoşnut olacaklardır. "İşte bu” güzel mükâfat “Rabbinden korkan” böylelikle O’na isyandan kaçınan ve kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getiren “kimseler içindir.” Beyyine Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Allah'a hamdolsun. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu sûrenin indiği Medine ve çevresindeki yahudiler ve hıristiyanlar, son peygamber Hz. Muhammed’in risâleti hakkında bilgi sahibi oldukları halde, o hak peygamberi ve Kur’an’ı inkâr ettikleri; putperestler ise ayrıca bir olan Allah’a ortak koştukları için halkın en kötüsü olarak nitelendirilmişlerdir. Onlara ibadet etmeleri ve namaz kılıp zekât vermelerinin emredilmesi İslâm dinini kabul etmeye çağrıldıklarını ifade eder. Sonuç olarak, inkârcılar yeryüzünün en kötüleri olarak uhrevî cezayı, inanıp iyi işler yapanlar ise yeryüzünün en iyileri olarak uhrevî mutluluğu hak etmişlerdir. Bu ikincilerin kavuşacakları en büyük mutluluk ise yüce Allah’ın rızasına nâil olmalarıdır. Zira bir hadîs-i kudsîde belirtildiği üzere onlara gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insan aklının tasavvur edemeyeceği derecede güzel bir ödül hazırlanmıştır (Buhârî, “Tevhîd”, 35; Müslim, “Îmân”, 312). Bundan dolayı 8. âyette onların da Allah’a karşı hoşnutluk ve memnuniyet hissiyle dolacakları bildirilmektedir. Sûrenin sonunda bütün bu nimet ve lütufların, müminin yüce rabbine karşı duyduğu derin saygı ve korkunun sonucu olduğu ifade edilmiştir.
Beyyine Suresi 8. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onların mükâfatları Rableri -Subhanehu ve Teâlâ-‘nın katında, saraylarının ve ağaçlarının altından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada ebediyen kalacaklardır. Kendisine iman etmiş ve itaat etmiş olmaları sebebiyle Allah Teâlâ onlardan razı olmuş, onlar da nail oldukları rahmetinden ötürü Rablerinden razı olmuşlardır. Bu rahmete, emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Rabbinden korkanlar nail olur.