Önceki ayet· 88:5Sonraki ayet· 88:7

Gâşiye Suresi 6. Ayet· 88:6

↗ Gâşiye suresi
Mekki
لَّيۡسَ لَهُمۡ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٖ
Onlar için kuru dikenden başka yiyecek de yoktur.
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Onlar için kuru dikenden başka yiyecek de yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.
Yaşar Nuri Öztürk
Yırtıcı bir dikenden başka yemek yoktur onlar için.
Süleyman Ateş
Onlar için kuru dikenden başka yiyecek de yoktur.
Diller arası (7 dil)ıraksama 15.6%
İngilizce
For them there will be no food except from a poisonous, thorny plant
Fransızca
Il n'y aura pour eux d'autre nourriture que des plantes épineuses [darî]
İspanyolca
No tendrán otra comida más que espinas
Rusça
и кормить только ядовитыми колючками
Endonezce
Tidak ada makanan bagi mereka selain dari pohon yang berduri
Bengalce
কন্টকপূর্ণ ঝাড় ব্যতীত তাদের জন্যে কোন খাদ্য নেই।
Çince
他们没有食物,但有荆棘,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlara, en pis yemekler ve kuruduğu zaman zehirli bir hal alan Şibrik adında çok kötü kokulu bitkilerden başka bir yemek verilmeyecektir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- (Dehşeti her yanı) saran (Kıyametin) haberi geldi sana geldi mi? 2- O gün birtakım yüzler vardır, zilletten yere eğilmiştir. 3- Çalışmışlar, yorulup bitkin düşmüşlerdir. 4- Kızgın bir ateşe gireceklerdir. 5- Son derece sıcak bir pınardan içirileceklerdir. 6- Onlar için kuru dikenden başka bir yiyecek yoktur. 7- O ise ne besler, ne de açlığı giderir. 8- O gün birtakım yüzler de vardır, parıl parıldır. 9- Amellerin(in karşılığını almış olmaktan) dolayı hoşnutturlar, 10- Yüksek bir cennettedirler. 11- Orada boş bir söz işitmezler. 12- Orada akan pınarlar vardır. 13- Orada yüksek tahtlar vardır. 14- (Önlerine) konmuş bardaklar, 15- Sıra sıra dizili minderler, 16- Ve serilmiş son derece kıymetli halılar vardır. (Mekke’de inmiştir. 26 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1. Yüce Allah, Kıyamet gününün hallerini, o gündeki musibet ve dehşetleri zikretmekte, onun zorluk ve sıkıntıları ile bütün yaratıkları örtüp bürüyeceğini, kendisinin de amellerin karşılıklarını vereceğini ve insanların, kimisi cennette kimisi de cehennemde olmak üzere iki kısma ayrılacaklarını zikretmektedir. Her iki kesimin de niteliklerini haber vermekte ve şöyle buyurmaktadır: 2-3. Cehennemliklerin nitelikleri hakkında şöyle buyrulmaktadır:“O gün birtakım yüzler vardır” yani Kıyamet gününde zilletten, rezillik ve rüsvaylıktan dolayı “yere eğilmiştir. Çalışmışlar, yorulup bitkin düşmüşlerdir.” Azapta bitkin düşmüşlerdir. Yüzleri üzere sürükleneceklerdir ve ateş onların yüzlerini kaplayacaktır. Yüce Allah’ın:“O gün birtakım yüzler vardır, zilletten yere eğilmiştir; çalışmışlar, yorulup bitkin düşmüşlerdir” buyruğu ile kastedilenlerin, dünyada söz konusu olma ihtimali de vardır. Şöyle ki onlar, dünyada iken çeşitli ibadetler ve amellerde bulunurlardı. Ancak bunların kabul şartı olan iman bulunmadığından dolayı, Kıyamet gününde bu yaptıkları toz duman gibi olacak, boşa gidecektir. Böyle bir ihtimal, mana açısından doğru olmakla birlikte, ifadelerin akışı (siyâk) buna delâlet etmemektedir. Aksine kesin doğru, birinci anlamdır. Çünkü Yüce Allah, bunu (o gün) zaman zarfı ile kayıtlamış bulunmaktadır ki, bu da Kıyamet günüdür. Zira burada maksat, genel olarak cehennem ehlinin söz konusu edilmesi ve onlara dair açıklamalarda bulunulmasıdır ki cehennem ehli açısından böyle bir durum (dünyada amel ve ibadet sahibi olmak), oldukça az bir durumdur. Diğer taraftan ifadeler, Kıyamet’in, dheşetiyle her yanı sarması esnasında insanların halini açıklama sadedindedir. Yani onların dünyadaki hallerine değinilmemektedir. 4-5. “Kızgın bir ateşe gireceklerdir.” Onlar, oldukça sıcak bir ateşe girecekler, bu ateş her bir yandan onları kuşatacakdır. “Son derece sıcak bir pınardan içirileceklerdir.” Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Eğer feryat edip yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile yardımlarına varılacaktır.”(el-Kehf, 18/29) İşte onların içecekleri budur. 6-7. Yiyeceklerine gelince “onlar için kuru dikenden başka bir yiyecek yoktur. O ise ne besler, ne de açlığı giderir.” Çünkü yemekten maksat, bu iki husustan birisidir. Ya kişinin açlığını giderip açlığın ızdırabını ortadan kaldırmasıdır yahut da zayıflamış olan bedenini besleyip şişmanlatmasıdır. Bu yiyecekte ise bu iki husustan hiçbirisi yoktur. Aksine o, son derece acı, kokuşmuş ve değersizdir. Allah’tan esenlik dileriz. 8. Hayır ehline gelince; Kıyamet gününde onların yüzleri hakkında şöyle buyurulmaktadır:“O gün birtakım yüzler de vardır, parıl parıldır.” Nimetlerin parlaklığı yüzlerinde görülür. Bedenleri de dipdiri, yüzleri nurlanmış ve son derece sevinmiş olacaklardır. 9. Dünyada iken işlemiş oldukları salih ameller ve Allah’ın kullarına yaptıkları iyiliklerden ötürü “hoşnutturlar.” Çünkü O’nun mükâfatının kendilerine kat kat fazlası ile hazırlanmış olduğunu görmüşlerdir. Böylece akıbetleri güzel olmuştur ve bütün temennilerini de elde etmişlerdir. 10. Çünkü bu yüzlerin sahipleri, bütün nimet türlerini içeren, yeri ve mevkisi oldukça “yüksek bir cennettedirler.” Bu cennet a’lây-ı iliyyîndedir. Oranın konakları, pek yüksektir. Üst üste bina edilmiş köşkleri vardır. Bu köşklerden Allah’ın kendilerine önceden hazırlamış olduğu lütufları seyrederler. "Onun toplanmaya hazır olgun meyveleri (onlara) yakındır” (el-Hâkka, 69/23) Yani oranın lezzetli, pek güzel mahsuller veren meyveleri pek çoktur. Bunların toplanması da gâyet kolaydır. Hangi halde olurlarsa olsunlar uzanıp alabilirler. Ağaca tırmanma ihtiyacını duymayacaklar yahut herhangi bir meyveyi almakta zorlanmayacaklardır. 11. “Orada” yani cennette “boş bir söz işitmezler.” Haram sözler şöyle dursun anlamsız ve boş bir söz dahi işitmezler. Onların sözleri, hep güzel ve faydalıdır. Konuşmaları, Allah’ın zikrini ve O’nun ardı arkası kesilmeyen nimetleri anmayı ihtiva eder. Aralarında kalplere sevinç veren ve gönülleri rahatlatıp huzura kavuşturacak şekilde güzel adaba riayet ederler. 12. “Orada akan pınarlar vardır.” Bu, bir cins/tür ismidir. Yani orada onların diledikleri gibi akıttıkları, diledikleri tarafa çevirdikleri, istedikleri gibi yönlendirdikleri akan pınarlar vardır. 13. “Orada yüksek tahtlar vardır.” Taht, yüksekçe oturma yerleridir. Ayrıca bunların üzerindeki oldukça yumuşak döşemelerle de yükseklikleri daha da artar. 14. “(Önlerine) konmuş bardaklar.” Yani lezzetli şarap çeşitleriyle dopdolu bardaklar, önlerinde konulmuş ve onlar için hazırlanmış olacaktır. Bunlar, isteklerine ve tercihlerine amadedir. Ebedi kılınmış genç hizmetçiler bunları onların etrafında dolaştırırlar. 15. “Sıra sıra dizili minderler” İnce ve kalın ipekten ve Allah’tan başka kimsenin bilmediği başka şeylerden yapılmış minderler. Bunlar, üzerlerinde oturmak ve yaslanmak için dizilmiş olacaktır. Kendileri bu yastıkları yapmakla ve onları dizmekle yorulmayacaklardır. 16. “Ve serilmiş son derece kıymetli halılar vardır.” Oturacakları meclislerinin her tarafı bu tür gâyet güzel ve değerli halılarla döşeli olacaktır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kıyamet, dehşetiyle her şeyi kuşatıp sardığı için istiare yoluyla ona “kaplayan, bürüyen” anlamında gāşiye denmiştir (Zemahşerî, IV, 246). İbrâhim sûresinin 50. âyeti dikkate alınarak gāşiye kelimesinin “ateş” anlamına geldiği de söylenmiştir (Şevkânî, V, 499). Müfessirler 2 ve 3. âyetlerde, zillet kaplayacağı ve yorgun bitkin düşeceği bildirilen “yüzler”le inkârcıların kastedildiğini söylemişlerdir. Onlar dünya hayatında büyüklük taslayıp inkâr bataklığına saplandıkları, müminleri küçümsedikleri, peygamberin davetini kabul etmeyi ve müminlerle eşit konumda bulunmayı kendilerine yediremedikleri için kıyamet gününde yüzlerini korku bürüyeceği; çektikleri sıkıntı ve cezadan dolayı bitkin bir halde bulunacakları ifade edilmektedir. 4. âyet inkârcıların gireceği cehennemin son derece sıcak ve kızgın olduğunu, 5. âyet ise orada kendilerine serinletici içecek yerine aşırı derecede sıcak sıvılar verileceğini bildirmektedir. 6-7. âyetlerde inkârcılara verilecek yiyeceğin kuru dikenden ibaret olacağı, ihtiyacı karşılamayıp çektikleri elem ve ıstırabın artmasından başka bir şeye yaramayacağı haber verilmektedir. Cehennemliklerin yiyecek ve içecekleri burada anlatılanlardan ibaret değildir. Meselâ Sâffât sûresinin 62, 67. âyetlerinde yiyecek olarak “zakkum ağacı”ndan, içecek olarak kaynar su karışımı bir sıvıdan; Muhammed sûresinin 15. âyetinde bağırsakları parçalayıcı bir içecekten, Hâkka sûresinin 36. âyetinde cehennemde yananların bedenlerinden akan sıvıdan söz edilmiştir. Bu örneklerde de görüldüğü üzere Kur’an’da, genellikle insanlarda belirli bir çağrışım yapması ve sonuçta bir korku ve kaygı uyandırıp günahlardan uzaklaşmaya teşvik etmesi için cehennem ve oradaki şartlar dünya hayatında korku, acı, nefret, tiksinti vb. duygular veren bazı olaylar, durumlar, maddeler için kullanılan kelimelerle, isimlerle anılmış, bu yönde tasvirler yapılmıştır. Ancak yeri geldikçe ifade edildiği gibi (meselâ bk. Mutaffifîn 83/22-28) âhiret hayatı gayb âleminden olduğu için orayla ilgili tasvirlerden mutlaka kelime ve sözlerin ifade ettiği dış mânayı anlamak ve böylece oradaki nimet veya sıkıntıların da dünyadakilerin aynısı olduğu gibi bir sonuca varmak gerekmez. Müminler bunlara inanır, mahiyetini ise Allah’ın bilgisine havale ederler; mahiyeti ne şekilde olursa olsun, son derece ağır olacağında kuşku bulunmayan uhrevî cezanın her türlüsünden kendilerini koruyacak olan bir inanç, ibadet ve ahlâka sahip olmak için çalışırlar. Sonuç olarak, Kur’ân-ı Kerîm’deki bu gibi tasvirlerin asıl amacının insanlarda böyle bir dindarlık duyarlılığını geliştirmek olduğu göz ardı edilmemelidir.
Gâşiye Suresi 6. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlara, en pis yemekler ve kuruduğu zaman zehirli bir hal alan Şibrik adında çok kötü kokulu bitkilerden başka bir yemek verilmeyecektir.