Diyanet İşlerien ayrışan
Rabbinizin yardımına sığınıyordunuz. O, "Ben size, birbiri peşinden bin melekle yardım ederim" diye cevap vermişti
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakit siz Rabbinizden yardım diliyordunuz. O da: "Ben işte ardarda bin melekle size yardım ediyorum" diye duanızı kabul buyurmuştu.
Yaşar Nuri Öztürk
Hani siz, Rabbinizden yardım ve destek diliyordunuz; O, sizin dileğinize şöyle cevap vermişti: "Hiç kuşkunuz olmasın, ben size, meleklerden birbiri ardınca bin tanesiyle yardım ulaştıracağım."
Süleyman Ateşen ayrışan
Siz Rabbinizden yardım istiyordunuz, O da: "Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım edeceğim," diye duanızı kabul buyurmuştu.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müminler! Bedir gününde Yüce Allah'tan düşmanınıza karşı yardım istediğiniz zamanı hatırlayın. Allah da size yardım edeceğine dair duanıza icabet etmişti. Bir de size peş peşe bin melekle yardım edeceğini bildirmişti.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
9- Hani siz Rabbinizden yardım istiyordunuz da O da duanıza:“Ben size birbiri ardınca gelen bin melek ile yardım edeceğim” diye karşılık vermişti. 10- Allah, bunu ancak bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa zafer, ancak Allah katındandır. Şüphe yok ki Allah Azizdir, Hakîmdir. 11- Hani O, kendi katından bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya büründürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz yapmak, sizden şeytanın pisliğini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve onunla ayaklarınıza sebat vermek için de üstünüze gökten bir su indiriyordu. 12- Hani Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu:“Şüphesiz ben sizinle beraberim, iman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Artık vurun onların boyunlarının üstüne, vurun onların her parmağına!” 13- Bunun sebebi, onların Allah’a ve Rasûlüne karşı gelmeleridir. Kim Allah’a ve Rasûlüne karşı gelirse hiç şüphe yok ki Allah, cezası çok şiddetli olandır. 14- İşte bu (şimdiki azabınız), tadın onu! Kâfirler için bir de ateş azabı var.
9. Yani Allah’ın üzerinizdeki şu nimetini hatırlayın: Düşmanınız ile karşılaşmanızın yakınlaştığı sırada Rabbinizden yardım dilemiş, size yardımcı olmasını ve sizi zafere kavuşturmasını istemiştiniz. O da duanızı kabul etmiş ve size birkaç yoldan yardım etmişti ki bunların biri, Yüce Allah’ın size “birbiri ardınca gelen bin melek ile” destek olmasıdır.
10. Yüce “Allah, bunu” yani meleklerin indirilişini “ancak bir müjde olsun” böylelikle de sevinesiniz “ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı.” Zira zafer, esasen Allah’ın elindedir. Yoksa sayı çokluğu ve teçhizat fazlalığı ile zafer gerçekleşmez. “Şüphe yok ki Allah Azizdir.” Hiçbir güç O’nu yenik düşüremez. Aksine sayıca istedikleri kadar çok, araç ve gereçleri de istedikleri kadar fazla olan nice kimseleri yardımsız bırakarak yenik düşüren O’dur. “Hakîmdir.” O, işler için bir takım sebepler takdir etmiş ve her bir şeyi yerli yerine koymuştur.
11. Allah’ın size yardımının ve dualarınızı kabulünün tecellilerinden birisi de size “bir güven”, yardımına, huzur ve sükûnetine de bir alâmet “olmak üzere sizi hafif bir uykuya büründürüyordu.” Yani böylelikle kalplerinizin korku ve telaşını gidermiş oluyordu. Diğer taraftan Yüce Allah, yardımının bir parçası olarak üzerinize gökten su indirmişti. Bu, sizi maddi ve manevi pislikten temizlemek, şeytanın vesveselerinden ve dürtülerinden arındırmak, “kalplerinizi pekiştirmek” yani kalplerinize sebat vermek içindi. Kalbin pekişip sebat etmesi, bedenin sebat göstermesinin esasıdır. “Ve onunla ayaklarınıza sebat vermek için” Çünkü bulundukları yer, sert değil, yumuşaktı. Üzerine yağmur yağınca sertleşti ve böylelikle ayaklar sağlam basar oldu.
12. Yüce Allah’ın size yaptığı yardımlardan birisi de şuydu:“Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: Şüphesiz Ben” yardım, destek ve ihsan edeceğim zaferle “sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin” yani onların kalplerine düşmanlarına karşı cesaretli olmayı ilham edin, cihada teşvik edip onun fazileti hususundaki şevklerini artırın. “Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım.” İşte bu, sizin onlara karşı sahip olduğunuz en büyük güç ve ordudur. Çünkü Yüce Allah, mü’minlere sebat verip kâfirlerin kalplerine korku saldığı zaman kâfirler, mü’minlerin önünde bir varlık gösteremezler. Aksine Allah mü’minlere kâfirleri hezimete uğratma imkânını da vermiş olur. “Artık vurun onların boyunlarının üstüne, vurun onların her parmağına!” Bu, ya Yüce Allah’ın, kendilerine iman edenlere sebat vermelerini vahyettiği meleklere yönelik bir hitabıdır ki o zaman bu, meleklerin Bedir günü fiilen savaşa katılmış olduklarına delil olur. Ya da Yüce Allah’ın mü’minlerin kahramanlık duygularını artırmak üzere müşrikleri nasıl öldüreceklerine ve onlara merhamet göstermemeleri gerektiğine dair bir hitabıdır.
13. “Bunun sebebi, onların Allah’a ve Rasûlüne karşı gelmeleridir.” Onlara karşı savaş açmaları ve onlara düşmanlık etmeleridir. “Kim Allah’a ve Rasûlüne karşı gelirse hiç şüphe yok ki Allah, cezası çok şiddetli olandır.” Dostlarını, düşmanlarına musallat kılıp onları öldürmelerini sağlaması da O’nun bu cezasının bir parçasıdır.
14. “İşte bu” sözü geçen azap dünyadaki azabınızdır. Şimdi, ey Allah’a ve Rasûlü’ne karşı gelenler! Dünyevî bir azap olarak “tadın onu! Kâfirler için bir de ateş azabı vardır.” Bu (Bedir) kıssasında Yüce Allah’ın, Allah’ın hak peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiklerinin doğru olduğunu gösteren pek büyük deliller vardır: 1. Yüce Allah onlara vermiş olduğu sözü gerçekleştirmiştir. 2. Bir diğeri Yüce Allah’ın şu buyruğunda dile getirilmektedir:“Muhakkak karşılaşan iki toplulukta sizin için bir ibret vardır. Bir topluluk Allah yolunda savaşıyordu. Diğeri ise kâfirdi. Onlar öbürlerini gözleri ile kendilerinin iki katı görüyorlardı...”(Âli İmran, 3/13) XXXayetin tamamı konabilir????mana yarım kalıyorxXhocay sor 3. Yüce Allah mü’minlerin kendisinden yardım istemeleri üzerine onların dualarını kabul etmiş ve sözünü ettiği yollarla onlara yardım etmiştir. Bu da Yüce Allah'ın, mü’min kullarına ne kadar inâyet ettiğine, imanlarına sebat verecek ve ayaklarını sabit kılacak sebepleri hazırlamaya ne kadar önem verdiğine bir delildir. Bu yolla onların hoşlanmadıkları şeyler ve şeytani vesveseler de ortadan kalkmıştı. 4- Yüce Allah’ın, kuluna kendisine itaati kolaylaştırması, onu iç ve dış sebepler ile bunu kolaylıkla gerçekleştirilebilecek hale getirmesi Allah’ın kuluna olan lütuflarından birisidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bedir Savaşı’nda müslümanların hazırlık ve güçleri yetersizdi. Onlara nisbetle nicelik yönünden güçlü olan ve daha Mekke’den çıkarken savaşı göze almış bulunan müşrikler karşısında galip gelebilmek için ilâhî yardıma ve moral güce ihtiyaç vardı. Savaş kaçınılmaz hale gelince müminler iman ve tevekküllerinin gereği olarak Allah’a sığındılar, O’ndan yardım dilediler. O gün Hz. Peygamber’in rabbine nasıl yakardığını Hz. Ömer şöyle anlatıyor: “Bedir günü gelince Resûlullah, kendi arkadaşlarının 305, müşriklerin ise 1000 kişi kadar olduğunu görerek hemen kıbleye döndü, ellerini kaldırdı ve rabbine yalvarmaya başladı: ‘Allahım, bana olan sözünü yerine getir, vaad ettiğini ver! Allahım eğer şu bir avuç müslümanı helâk edersen yeryüzünde şirk koşmadan sana ibadet eden kimse kalmayacak!’ O, kıbleye dönük vaziyette ellerini her an biraz daha semaya doğru uzatarak durmadan rabbine yalvarıyordu; öyle ki sonunda abası omzundan sıyrılıp yere düştü, Ebû Bekir gelip abasını yerden alarak omzuna örttü, sonra onu kucakladı ve şöyle dedi: ‘Ey Allah’ın elçisi! Artık yeter, O sana vaad ettiğini kesin olarak verecektir!’ Bu hadise üzerine 9. âyet nâzil oldu” (Müslim, “Cihâd”, 58). Bu savaşta Allah’ın vaadinin ve Hz. Peygamber’in duasının neticesi hâsıl olmuş, yardıma gönderilen meleklerin bizzat savaşa katılarak düşmana karşı neler yaptıkları bazı sahâbîler tarafından görülerek nakledilmiştir (Müslim, “Cihâd”, 58).
Bedir Savaşı’nda meleklerin müslümanlara yardımı Âl-i İmrân sûresinin 124-125. âyetlerinde de zikredilmiştir. Orada önce 3000 melekle yardım edileceği, bu yetmezse 2000 melek daha gönderileceği, yardımcı melek sayısının 5000’e çıkarılacağı müjdelenmiştir. Açıklamakta olduğumuz 9. âyette ise yardıma gönderilen melek sayısı “peşi peşine gelen binlik kuvvetle” şeklinde ifade edilmiştir. Bu rakamlar arasında ilk bakışta bir uyumsuzluk var gibidir. Ancak Arapça’daki ifade özelliği veya olayın tarihî bağlamı ve konusu göz önüne alındığında bir uyumsuzluk bulunmadığı görülecektir. Araplar “birçok” yerine “bin, binlerce” kelimelerini de kullanmaktadırlar. Buna göre mâna “birçok melek ile...” demektir. Olaya tarihî tecrübe açısından bakıldığında görülecektir ki savaşlarda takviye güçleri toptan değil, ihtiyaca göre arka arkaya gönderilmekte, bu taktiğin düşman üzerindeki etkisi daha fazla olmaktadır.
Allah bir şeyin olmasını murat edince onun maddî plandaki sebebini de yaratır. Her şey O’nun iradesi ve kudreti ile hâsıl olur. Sünnetullah diye de ifade edilen ilâhî âdete, kural ve kanunlara göre sonuç, kulun irade ve fiiline de bağlanmışsa bu takdirde insan üzerine düşeni yapacaktır. Bedir Savaşı’nda müslümanlar kendilerine düşeni yapmışlardır, Allah vaad ve murat ettiği için zafer kazanılacaktır. Bazılarınca bunun hem kendileri hem de yardım konusunda etkileri görülen melekler gönderilerek yapılmasının hikmeti, “zaferin müjdesi olsun ve bu sayede kalpler yatışsın, sonuç hakkında güven oluşsun” diyedir.