Önceki ayet· 8:61Sonraki ayet· 8:63

Enfâl Suresi 62. Ayet· 8:62

↗ Enfâl suresi
Medeni
وَإِن يُرِيدُوٓاْ أَن يَخۡدَعُوكَ فَإِنَّ حَسۡبَكَ ٱللَّهُۚ هُوَ ٱلَّذِيٓ أَيَّدَكَ بِنَصۡرِهِۦ وَبِٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Eğer sana hile yapmak isterlerse (korkma) Allah sana yeter. O ki, yardımıyle seni ve mü'minleri destekledi.
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Eğer sana hile yapmak isterlerse (korkma) Allah sana yeter. O ki, yardımıyle seni ve mü'minleri destekledi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter. Seni yardımıyla ve müminlerle güçlendirecek olan O'dur.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Eğer sana hile-oyun yapmak isterlerse Allah sana yeter. Yardımıyla ve müminlerle seni destekleyen O'dur.
Süleyman Ateş
Eğer sana hile yapmak isterlerse (korkma) Allah sana yeter. O ki, yardımıyle seni ve mü'minleri destekledi.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.6%
İngilizce
But if they intend to deceive you - then sufficient for you is Allah. It is He who supported you with His help and with the believers
Fransızca
Et s'ils veulent te tromper, alors Allah te suffira. C'est Lui qui t'a soutenu par Son secours, ainsi que par (l'assistance) des croyants
İspanyolca
Pero si quieren engañarte, sabe que la protección de Dios es suficiente. Él es Quien te ha fortalecido con Su auxilio y con los creyentes
Rusça
Если же они захотят обмануть тебя, то тебе достаточно Аллаха. Он поддержал тебя Своей помощью и верующими
Endonezce
Dan jika mereka hendak menipumu, maka sesungguhnya cukuplah Allah (menjadi pelindung) bagimu. Dialah yang memberikan kekuatan kepadamu dengan pertolongan-Nya dan dengan (dukungan) orang-orang mukmin
Bengalce
পক্ষান্তরে তারা যদি তোমাকে প্রতারণা করতে চায়, তবে তোমার জন্য আল্লাহই যথেষ্ট, তিনিই তোমাকে শক্তি যুগিয়েছেন স্বীয় সাহায্যে ও মুসলমানদের মাধ্যমে।
Çince
如果他们想欺骗你,那么,安拉必定使你满足,他将以他的援助和信士们辅助你。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Eğer sana karşı savaşmak niyeti ile hazırlık yaparak seni aldatmak için barışa ve seninle savaşmamaya yönelecek olurlarsa onların tuzaklarına ve aldatmalarına karşı Yüce Allah sana yeter. O, yardımı ile seni destekledi. Muhacir ve ensardan olan Müminlerin yardımı ile de seni destekleyendir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
61- Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah’a güvenip dayan. Çünkü O, her şeyi işitendir, bilendir. 62- Eğer seni aldatmak isterlerse hiç şüphesiz Allah sana yeter. Zira seni yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen O’dur. 63- (Müminlerin) kalplerini birleştiren de O’dur. Sen yeryüzünde ne varsa hepsini harcasaydın yine de onların kalplerini birleştiremezdin. Fakat Allah, onların kalplerini birleştirdi. Çünkü O; Azizdir, Hakimdir. 64- Ey Peygamber! Sana da sana uyan mü’minlere de Allah yeter. 61. “Eğer onlar” yani savaşan kâfirler “barışa” yani savaşı terk edip barış yapmaya “yanaşırlarsa” meyledecek olurlarsa “sen de yanaş ve Allah’a güvenip dayan.” Yani onların isteklerini Rabbine tevekkül ederek kabul et. Çünkü bunda pekçok faydalar vardır: 1. Afiyet ve esenlik her zaman için insanın isteği olan şeylerdir. Bir de buna yanaşanlar ilk onlar olursa onların bu isteklerini kabul etmek daha da uygun olur. 2. Sizler bu sayede gücünüzü toparlar ve artırırsınız. Bir başka zamanda gerek duyulacak olursa onlarla savaşmak için hazırlanmış olursunuz. 3. Ayrıca sizler sulh yaparak birbirinizden yana emin olursanız ve her iki taraf diğerinin dinini ve yolunu öğrenme imkanı elde ederse hiç şüphe yok ki İslâm daima üstün gelir, ona üstün gelecek hiçbir şey yoktur. O nedenle insaf sahibi olmak şartıyla akıl ve basiret sahibi olan herkesin İslâm’ı diğer dinlere tercih etmesi kaçınılmaz hale gelir. Çünkü İslâm emir ve yasakları yönünden güzel olduğu gibi insanlara muamelesi ve aralarında adil davranması yönünden de güzeldir. Onda herhangi bir haksızlık ve hiçbir şekilde zulüm de yoktur. İşte bunlar öğrenilince İslâm’ı arzu edenler ve ona uyanlar çoğalır. Böylece barış, kâfirlere karşı Müslümanların lehine bir yardım ve destek olmuş olur. 62-63. Barışta tek bir şeyden korkulur, o da kâfirlerin bu barış ile müslümanları aldatmak ve onlara karşı bir fırsat kollamak istemeleridir. İşte Yüce Allah, onların aldatmalarına karşı kendisinin mü’minlere yeteceğini, onları koruyacağını, böyle bir kötü niyetin zararının da kâfirlere döneceğini haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Eğer seni aldatmak isterlerse hiç şüphesiz Allah sana yeter.” Sana eziyet verecek şeylere karşı O sana kâfidir. Senin işlerini ve yararına olan şeyleri gerçekleştiren O’dur. Zaten bu konuda önceden beri O’nun sana yeterli ve yardımcı olduğuna dair kalbini rahatlatacak pek çok şey görmüşsündür. “Zira seni yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen O’dur.” Yani sana semavî bir yardım ile destek verendir ki bu yardım, hiçbir şeyin karşısında duramayacağı ilâhî zaferdir. Ayrıca O, mü’minleri senin yardımına amade kılmakla da sana yardımcı olmuştur. “(Müminlerin) kalplerini birleştiren de O’dur.” O, mü’minlerin kalplerini sevgi ile birleştirdiği için onlar bir araya gelmiş, birbiri ile kaynaşmış ve böylece güçleri artmıştır. Bu ise Yüce Allah’ın kudreti dışında hiçbir kimsenin çalışma ve gücü ile meydana gelmiş değildir. Şüphesiz ki “sen yeryüzünde ne varsa hepsini” altın, gümüş ve onların dışındaki değerli malları, aralarındaki mevcut nefret ve ileri derecedeki ayrılığı giderip kalplerini birbiri ile ısındırmak için “harcasaydın yine de kalplerini birleştiremezdin.” Çünkü kalpleri evirip çevirme kudreti yalnızca Allah’ındır. “Fakat Allah, onların kalplerini birleştirdi. Çünkü O, Azizdir, Hakîmdir.” İzzetinin bir tecellisi olarak da onların kalplerini birbirine kaynaştırdı ve önceleri ayrılık içerisinde iken onları bir araya getirdi. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Allah’ın üzerinizdeki nimetini de hatırlayın. Hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti ile kardeş olmuştunuz. Yine siz ateşten bir çukurun kenarında idiniz de sizi oradan O kurtardı.”(Âl-i İmran, 3/103) Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 64. Bu, Yüce Allah’ın, Rasûlüne uyan mü’min kullarına, onlara yeteceğine ve düşmanlarına karşı onlara yardımcı olup zafer vereceğine dair bir vaadidir. Onlar da iman ve Rasûle tâbi olmaktan ibaret olan bu yeterli oluşun ve yardımın sebeplerini yerine getirecek olurlarsa hiç şüphesiz din ve dünya işlerinde kendilerini endişelendiren hususlarda Allah onlara yeterli gelecektir. Bu yeterli gelişin gecikmesi, ancak bunun şartının bulunmamasından dolayıdır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Düşmanın iyi niyetli ve samimi olmaması, bir oyun, bir taktik olarak barış istemesi de mümkündür. Buna rağmen şartlar uygun düştüğünde barışa yanaşmak, oyun ihtimali karşısında da Allah’a güvenmek gerekmektedir. Burada Allah’a güvenmek, bilerek oyuna gelmek mânasını içermiyor, şartlar gerekli ve faydalı kıldığında barışa karar verirken zayıf olan, vehim derecesinde kalan olumsuz ihtimallere kulak asmadan Allah’ın izin ve emrine dayanıp güvenmeyi ifade ediyor. Bu güven duygusunu geliştirmek üzere de iki ilâhî lutuf hatırlatılıyor: a) Allah’ın hicret esnasında, Bedir’de vb. durumlarda vâki mûcizevî yardımları; b) Medine’de yaşayan ve daha önce birbirine düşman olan Evs ve Hazrec kabileleri müslüman olunca onların gönüllerindeki düşmanlık, kin ve intikam duygularının yerine giderek sevgi, dayanışma ve kardeşlik duygularını ikame etmesi.
Enfâl Suresi 62. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Eğer sana karşı savaşmak niyeti ile hazırlık yaparak seni aldatmak için barışa ve seninle savaşmamaya yönelecek olurlarsa onların tuzaklarına ve aldatmalarına karşı Yüce Allah sana yeter. O, yardımı ile seni destekledi. Muhacir ve ensardan olan Müminlerin yardımı ile de seni destekleyendir.