Kabe'deki tapınmaları sadece ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. İnkarınıza karşılık artık azabı tadın
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Kabe'deki tapınmaları sadece ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. İnkarınıza karşılık artık azabı tadın
Elmalılı Hamdi Yazır
Kâbe huzurunda onların duaları ise ıslık çalıp el çırpmaktan başka birşey değildir. O halde inkârınızdan (ve nankörlüğünüzden) dolayı bu azabı tadın bakalım.
Yaşar Nuri Öztürk
Onların o evdeki namazı/duası; ıslık çalmak, el çırpmak/engel olmaktan başka bir şey değildir. O halde, inkâr etmekte olduğunuz için tadın azabı.
Süleyman Ateş
Onların Beyt(ullah) yanındaki namazları da, ıslık çalmadan ve el çırpmadan ibarettir. "O halde inkarınızdan dolayı azabı tadın!"
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.8%
İngilizce
And their prayer at the House was not except whistling and handclapping. So taste the punishment for what you disbelieved
Fransızca
Et leur prière, auprès de la Maison, n'est que sifflement et battements de mains: «Goûtez donc au châtiment, à cause de votre mécréance!»
İspanyolca
Su oración ante la Casa Sagrada [de La Meca] no era más que silbidos y aplausos. Sufran [¡oh, idólatras!] el castigo por su rechazo obstinado a la verdad
Rusça
Их молитва возле мечети была всего лишь свистом и хлопаньем в ладоши. Вкусите же мучения за то, что вы не верили
Endonezce
Dan salat mereka di sekitar Baitullah itu, tidak lain hanyalah siulan dan tepuk tangan. Maka rasakanlah azab disebabkan kekafiranmu itu
Bengalce
আর কা’বার নিকট তাদের নামায বলতে শিস দেয়া আর তালি বাজানো ছাড়া অন্য কোন কিছুই ছিল না। অতএব, এবার নিজেদের কৃত কুফরীর আযাবের স্বাদ গ্রহণ কর।
Müşriklerin Mescid-i Haram'daki namazları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Ey müşrikler! Allah'ı küfretmeniz ve resulünü yalanlamanız karşılığında Bedir savaşında öldürülerek ve esir alınarak haydi tadın azabı.
35- Onların, Beytullah’ın yanındaki namazları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse (ey müşrikler) küfrünüzden dolayı azabı tadın!
35. Yüce Allah Beyt-i Haram’ı, orada dininin emirleri dosdoğru uygulansın ve yalnızca O’na ihlasla ibadet edilsin diye var etmiştir. Bu emri yerine getirenler ise mü’minlerdir. Bu Mescidden insanları alıkoyan şu müşriklere gelince, onların oradaki namazları -ki o ibadet türlerinin en büyüğüdür- sadece “ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan” ibaretti. Bu ise kalplerinde Rablerini tazimden eser bulunmayan, O’nun haklarını tanımayan, en faziletli ve en şerefli o bölgenin saygınlığını bilmeyen cahil ve ahkamakların işidir. Onların oradaki dua ve namazları bu şekilde olursa ya diğer ibadetlerine ne demeli? O halde onlar, hangi sebepten ve hangi özellikleri dolayısı ile bu Beyt’e mü’minlerden daha layık olabilirlerdi? O müminler ki namazlarında Rablerinin huzurunda huşu içinde dururlar, boş işlerden yüz çevirirler ve Yüce Allah’ın kendilerini nitelediği daha nice güzel sıfatlara, doğru fiil ve davranışlara sahiptirler. Hiç şüphesiz Yüce Allah, Beyt-i Haram’ını o mü’minlere miras vermiş ve onları orada iktidar sahibi kılmıştır. Zira O, Beyt-i Haram üzerindeki iktidarı mü’minlere ihsan ettikten sonra şöyle buyurmuştur:“Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra artık onlar Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar.”(et-Tevbe, 9/26) Yüce Allah burada da: “Öyleyse (ey müşrikler) küfrünüzden dolayı azabı tadın!” buyurmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Mekke döneminde indiği de rivayet edilen bu iki âyette müşriklerin Kâbe ile ilişkileri, ibadetleri ve taassupları hakkında önemli açıklamalar yapılmaktadır. Çok eski zamanlardan beri var olan bu kutsal mekân ve bina, insanları hem dinî hem de ticarî sebeplerle kendine çekiyor, birçok insanî ilişkiye zemin teşkil ediyordu. Her şeyden önce bir mâbed olan Beytullah’ı ziyarete gelenler burada özel ibadetler yapıyorlar, müşrikler Kâbe’nin içine koydukları putlarına tapınıyorlar, adaklar adayıp bunu yerine getiriyorlardı. Hz. İbrâhim için olduğu kadar onun neslinden gelen Hz. Muhammed aleyhisselâm ve müslümanlar için de kutsal ve mübarek bir mekân olan Kâbe’de müslümanlar da namaz kılmak, dua etmek istediler. Müşrikler, bu durumun insanları etkileyeceğini, müslüman olmalarını teşvik ve telkin edeceğini düşünerek yasak koydular, Hz. Peygamber dahil birçok müslümana burada ibadet ediyor diye işkence ve hakaret ettiler. Kâbe’nin bakım ve yönetim sorumlusu (âyet metnindeki karşılığına göre velîsi) olmak büyük bir mazhariyet ve şerefti; ancak İslâm’a göre buna lâyık ve ehil olmanın şartı takvâ sahibi olmaktı; Allah’ın cezasından korkmak, O’nun kullarına eziyet etmemek ve O’nun evinde kendisine ibadet edenlere mani olmamaktı. Müşrikler Allah’tan korkmadan, O’nun rızâsını gözetmeden müminleri ibadetten menederek Kâbe’ye hizmet şerefine lâyık olmadıklarını ortaya koydular.
Müşrikler, Kâbe mescidinde özellikle Hz. Peygamber ve müminler ibadet ederken ıslık çalıp el çırparak Beytullah’ın çevresinde dolaşmaya başlıyorlar, kendileri de ibadet yapıyorlarmış görüntüsü vererek müminlerin ibadetlerini sabote edip huzurlarını bozuyorlardı. Benimsediğimiz bu yoruma göre onların yaptıkları ibadet değil, ibadet görüntüsü içinde bir engelleme hareketi idi (İbn Kesîr, III, 593-594).
Müşriklerin Mescid-i Haram'daki namazları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Ey müşrikler! Allah'ı küfretmeniz ve resulünü yalanlamanız karşılığında Bedir savaşında öldürülerek ve esir alınarak haydi tadın azabı.