Önceki ayet· 8:20Sonraki ayet· 8:22

Enfâl Suresi 21. Ayet· 8:21

↗ Enfâl suresi
Medeni
وَلَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ قَالُواْ سَمِعۡنَا وَهُمۡ لَا يَسۡمَعُونَ
İşitmedikleri halde "İşittik" diyenler gibi olmayın.
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İşitmedikleri halde "İşittik" diyenler gibi olmayın.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve işitmedikleri halde "işittik" diyenler gibi olmayın!
Yaşar Nuri Öztürk
Hiç işitmedikleri halde, "İşittik!" diyenler gibi olmayın.
Süleyman Ateş
İşitmedikleri halde "İşittik" diyenler gibi olmayın.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.6%
İngilizce
And do not be like those who say, "We have heard," while they do not hear
Fransızca
Et ne soyez pas comme ceux qui disent: «Nous avons entendu», alors qu'ils n'entendent pas
İspanyolca
No sean como quienes dicen: "Oímos", pero no prestan atención
Rusça
Не уподобляйтесь тем, которые говорят: «Мы слышали», - а сами не слушают
Endonezce
dan janganlah kamu menjadi seperti orang-orang (munafik) yang berkata, "Kami men­dengarkan," padahal mereka tidak mendengarkan (karena hati mereka menging­ka­rinya)
Bengalce
আর তাদের অন্তর্ভুক্ত হয়ো না, যারা বলে যে, আমরা শুনেছি, অথচ তারা শোনেনা।
Çince
你们不要仿效那些人,他们说:“我们已听从了。”其实他们不听从。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müminler! Kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda; Kur'an'dan bize okunanı kulaklarımızla duyduk diyen münafık ve müşrikler gibi olmayınız. Onlar düşünüp öğüt alma kastıyla dinlemedikleri için duyduklarından istifade edemiyorlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
20- Ey iman edenler! Allah’a ve Rasûlüne itaat edin. Dinleyip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin. 21- Dinlemedikleri halde “Dinledik” diyenler gibi de olmayın! 20. Yüce Allah, kendisinin mü’minlerle birlikte olduğunu haber verdikten sonra O’nun beraberliğine mazhar olmak için imanın gereklerini yerine getirmelerini emrederek şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler, Allah’a ve Rasûlüne” emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak sureti ile “itaat edin.” Allah’ın Kitabından, emirlerinden, tavsiyelerinden, öğütlerinden sizlere okunanları “dinleyip durduğunuz halde ondan” yani Allah’a ve Rasûlüne itaat emrinden “yüz çevirmeyin.” Çünkü böyle bir durumda sizin yüz çevirmeniz, çok çirkin bir haldir. 21. “Dinlemedikleri halde ‘Dinledik’ diyenler gibi de olmayın!” Yani aslı olmayan, boş bir iddia ile yetinmeyin. Çünkü bu, Allah’ın da Rasûlünün de razı olmadığı bir haldir. Çünkü iman, boş temenniler ve hoş isteklerde bulunmaktan ibaret değildir. Aksine iman, kalbe yerleşen ve ameller ile doğrulanan şeydir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bedir Savaşı Allah ve resulüne itaat etmenin hayırlı sonuçlarını göstermişti. Bu vesile ile müminlere itaatin önemi hatırlatılmakta, bilindiği ve duyulduğu halde ilâhî emirlere uyulmamanın tehlikeli âkıbetine dikkat çekilmektedir. İnsan dışında, yeryüzünde hareket eden, dolaşan canlıların en aşağı derecede olanları sağır, dilsiz ve akılsız olanlarıdır. Gözlerinin gördüğü, kulaklarının işittiği gerçekler üzerinde akıl yormayan, yeterince düşünüp doğru kararlar ve davranışlar için bunlardan yararlanmayan kimselerin, özellikle müşrikler ile münafıkların durumu sağır, dilsiz ve akılsız olan hayvanların durumuna benzetilmiştir. Çünkü duyu organları ve aklı olmayanlarla bunlara sahip bulundukları halde amaca uygun bir şekilde kullanmayanlar arasında, elde edilen sonuç bakımından fark yoktur. Kulların karar ve fiilleri iki irade ve gücün birleşmesi sonucu vücuda gelmektedir: Biri Allah’ın mutlak, ezelî, ebedî iradesi ve gücü, diğeri ise O’nun, kullara bahşettiği, onları imtihana tâbi tutmak üzere diledikleri gibi kullanmalarına izin verdiği beşerî irade ve güç. Kul, kullanımı kendisine bırakılmış bulunan iradesiyle mümkün olan şıklardan birini tercih edince Allah da onu tercih (murat) etmekte; yaratıcı gücüyle, kulun gücünün etkisine imkân vermekte, fiilin meydana gelmesini sağlamaktadır. Allah zaman ve mekân sınırlamasına bağlı olmaksızın her şeyi bildiğine göre, zaman ve mekâna bağlı kulların bir gün gelip belli bir kararı alacaklarını ve kararlarını fiile çevireceklerini de bilmektedir. Ancak Allah’ın ezelde bilmesi, kullara mahsus zaman, mekân, bilgi ve irade sınırları içinde karar almalarını ve yapıp etmelerini belirlememekte, onları belli bir karara ve fiile mecbur kılmamaktadır. 23. âyeti bu iman ve vahiy bilgisi çerçevesinde yorumlamak gerekirse şu sonuca ulaşılabilir: Müşrikler, münafıklar ve diğer inkârcılar, kendi serbest iradeleriyle Allah’a ve resulüne muhalefet yolunu seçmişler, peygamberlerin Allah’tan alıp tebliğ ettikleri gerçeklere kulak vermemişler, bunları duydukları halde hiç duymamış gibi davranmışlardır. Allah da imtihan kuralının bir gereği olarak onları zorlamamış, neyi yapmak istiyorlarsa ona imkân ve izin vermiştir. “Onlarda bir hayır görseydi elbette kendilerine işittirirdi...” yani onlar iyi ve doğru olanı benimsemek ve yapmak isteselerdi elbette Allah bunu dileyecek, buna izin verecek, engellemeyecek ve üstelik bundan hoşnut da olacaktı. Fakat onlar şirki, inkârı ve zulmü tercih ettiler; Allah, iradelerine müdahale etmeden doğru ve iyi olanı işittirdiği halde böyle bir yolu seçtiler, peygambere karşı çıktılar, kendi bildiklerini okudular.
Enfâl Suresi 21. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müminler! Kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda; Kur'an'dan bize okunanı kulaklarımızla duyduk diyen münafık ve müşrikler gibi olmayınız. Onlar düşünüp öğüt alma kastıyla dinlemedikleri için duyduklarından istifade edemiyorlar.