Önceki ayet· 78:3Sonraki ayet· 78:5

Nebe' Suresi 4. Ayet· 78:4

↗ Nebe' suresi
Mekki
كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ
Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir
Meal ihtilafı: 8% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır, ilerde bilecekler.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Hayır, sandıkları gibi değil! Yakında bilecekler.
Süleyman Ateş
Hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.8%
İngilizce
No! They are going to know
Fransızca
Eh bien non! Ils sauront bientôt
İspanyolca
Pero no es lo que piensan, ya verán [por desmentirla]
Rusça
Но нет, они узнают
Endonezce
(Tidak!892) Kelak mereka akan mengetahui
Bengalce
না, সত্ত্বরই তারা জানতে পারবে
Çince
绝不然!他们将来就知道了。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu durum hiç de onların iddia ettiği gibi değildir. Kur'an'ı yalanlayan o kimseler, yakında yalanlamalarının kötü akıbetini öğrenecekler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Birbirlerine neyi soruyorlar? 2, 3- Hakkında anlaşmazlığa düştükleri o büyük haberi 4- Asla (ihtilafa yer yok), onlar yakında bilecekler. 5- Yine asla! Onlar yakında anlayacaklar. (Mekke’de inmiştir. 40 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1-3. Yani şu Allah’ın âyetlerini yalanlayanlar, ne hakkında soruşturup duruyorlar? Daha sonra hakkında soruşturup durdukları hususu açıklayarak şöyle buyurmaktadır:“Hakkında anlaşmazlığa düştükleri o büyük haberi.” Yani yalanlamak ve uzak bir ihtimal görmek yönünde aralarında uzun boylu ihtilafa düştükleri ve anlaşmazıkların yaygınlık kazandığı o büyük haber hakkında birbirlerine soru sorup duruyorlar. Halbuki o, herhangi bir şüpheyi kabil olmayan ve herhangi bir tereddüdün yaklaşamayacağı bir haberdir. Ancak Rablerine kavuşacaklarını yalanlayanlar, can yakıcı azabı görmedikleri sürece kendilerine her türlü âyet, belge ve mucize gelecek olsa dahi iman etmezler. Bundan dolayı Allah, şöyle buyurmaktadır: 4-5. Azap tepelerine indiği vakit, cehenneme sürüklene sürüklene, itile kakıla götürülecekleri vakit yalanladıkları şeyin mahiyetini bileceklerdir. O vakit onlara şöyle denilecek:“İşte bu, sizin yalan saydığınız ateştir.”(et-Tûr, 52/14) Daha sonra Yüce Allah, peygamberlerin getirdiklerine delil teşkil eden belgeleri ve nimetleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Nebe’ “önemli haber” demektir. Burada ise “kıyamet haberi” anlamında kullanılmıştır. Kıyamet gününde evrendeki mevcut kozmik düzenin bozulması, Allah’tan başka var olan her şeyin yok olması, öldükten sonra yeniden dirilme, hesaba çekilme vb. önemli olaylar meydana geleceği için onunla ilgili bilgilere “büyük haber” denilmiştir. “Haberden maksat kıyamet olayları değil onu bildiren Kur’an’dır veya Hz. Muhammed’in peygamberliğidir” diyenler de vardır (Ateş, X, 286; krş. Sâd 38/67). Tefsirlerde anlatıldığına göre Hz. Peygamber müşriklere Allah’ın birliğinden ve öldükten sonra dirilmenin gerçekleşeceğinden bahsedip de onlara Kur’an âyetlerini okuyunca, “Muhammed ne getirdi? Neler anlatıyor?” diye birbirlerine sormaya başlamışlar, bunun üzerine açıklanan âyetler inmiştir (Şevkânî, V, 419-420).
Nebe' Suresi 4. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu durum hiç de onların iddia ettiği gibi değildir. Kur'an'ı yalanlayan o kimseler, yakında yalanlamalarının kötü akıbetini öğrenecekler.