6- Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı? 7- Dağları da birer kazık? 8- Sizi de çift çift yarattık. 9- Uykunuzu bir istirahat yaptık. 10- Geceyi bir elbise yaptık. 11- Gündüzü de geçim zamanı kıldık. 12- Üstünüzde sapasağlam yedi (gök) bina ettik. 13- (Orada) alev alev yanan bir kandil (ısı ve ışık kaynağı) yarattık. 14- Yağmur yüklü bulutlardan sağanak sağanak yağan bir su indirdik. 15, 16- Ki onunla tahıl, bitki ve ağaçları sarmaş dolaş olmuş bahçeler çıkaralım diye.
6. Biz, sizlere pek üstün ve değerli nimetler ihsan ederek sizin için “yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?” Yani orası size boyun eğmiş, hazırlanmış, ekin ekmek, meskenler yapmak ve yollar açmak gibi maslahatlarınız için hazır hale getirilmiştir. 7. “Dağları da” sizi çalkalamasın ve sallayıp durmasın diye yeryüzünü sağlamlaştıran “birer kazık” kıldık. 8. “Sizi de çift çift” aynı cinsten erkek ve dişiler olarak “yarattık.” Böylelikle onların birinin diğeri ile sükûn bulmasını, aralarında sevgi ve merhametin oluşmasını, bu çiftten zürriyetin meydana gelmesini sağladık. Bu lütfun kapsamı içerisinde eşlerin birbirleri ile nikâhlanmaları ve bu yolla lezzet almaları da vardır. 9-11. Uykuyu sizin için rahatlayacağınız ve işlerinize ara vereceğiniz bir hâl kıldık. Çünkü çalışma zamanınız sürekli devam edecek olursa bedenlerinize zarar verir. Yüce Allah, gece ve uyku ile insanları bürüyerek, gündüzün devam eden yorucu hareketlerinin sükûn bulmasını ve faydalı bir şekilde dinlenmelerini sağlamıştır. 12. “Üstünüzde sapasağlam” son derece güçlü ve dayanıklı “yedi” gök “bina ettik.” Yüce Allah, bu gökleri kudreti ile ayakta tutmuş ve onları yeryüzüne bir tavan yapmıştır. Göklerin pek çok faydaları vardır. Bundan dolayı Yüce Allah, bunun faydalı unsurlarından birisi olarak güneşi söz konusu edip şöyle buyurmaktadır: 13. “(Orada) alev alev yanan (ısı ve ışık yayan) bir kandil yarattık.”“Kandil” ifadesiyle Allah, insanlar için zorunlu bir ihtiyaç olan güneşin ışık nimetine dikkat çekmektedir. “Alev alev yanan” ifadesi ile de onun yaydığı ısının mahsulleri olgunlaştırma ve benzeri başka faydalarına dikkat çekmektedir. 14. “Yağmur yüklü bulutlardan sağanak sağanak” oldukça çok miktarda “yağan bir su indirdik.” 15-16. “Ki onunla” buğday, arpa, darı, pirinç ve buna benzer Âdemoğlunun yediği “tahıl, bitki” bu da Yüce Allah’ın, hayvanlara gıda olarak yarattığı tüm bitkileri kapsar “ve ağaçları sarmaş dolaş olmuş” birbiri üzerine sarılmış ve lezzetli bütün meyve türlerinden bulunan “bahçeler çıkaralım diye.” Değeri ölçülemeyen ve sayılamayacak kadar çok olan bu üstün nimetleri ihsan edeni nasıl inkâr edersiniz? O’nun size haber verdiği öldükten sonra dirilişi ve amellerinizin karşılıklarının görülmesini nasıl yalanlarsınız? Yahut nasıl olur da O’nun nimetlerini O’na isyan yolunda kullanırsınız ve bunca nimetlere nankörlük edersiniz?
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnsanlığın yaşamasına uygun bir duruma getirilmiş olan yerküresi, üstünde insanların oturup kalkmasına, yatıp uyumasına elverişli olan döşeğe benzetilirken dağlar da arzı dengede tutmak için çakılmış kazıklara benzetilmiştir. Çünkü dağlar yer yuvarlağının dengesini sağlamaktadır. (bk. Kur’an Yolu, Nahl 16/15). Dağların, içinde madenlerin bulunması, suların birikmesi, üstünde çeşitli bitki ve ormanların oluşması vb. sayılamayacak kadar çok jeolojik, biyolojik ve hayatî faydaları vardır. Allah Teâlâ, dağlarla dengesini sağladığı bu yeryüzünde insanların huzur ve sükûn içerisinde mutlu bir şekilde yaşamaları ve nesillerini devam ettirmeleri için onları erkekli dişili çiftler olarak yaratmıştır; 8. âyet bunu ifade eder (krş. Rûm 30/21; Necm 53/45).
“Dinlenme vesilesi” diye çevirdiğimiz sübât kelimesi sözlük manaları yanında mecaz olarak “ölüm” anlamında da kullanılmaktadır. Uyku bir dereceye kadar hareket ve faaliyeti kestiği için ölüme benzetilerek ona da sübât denmiştir (Zemahşerî, IV, 207; Şevkânî, V, 421).