Firavun ve ondan önce gelmiş bazı milletler alt üst edilerek azap olundular. Onlar Lut'un kavmiydi. Şirk ve günahlardan oluşan çok yanlış ameller işlediler.
9- Firavun da ondan öncekiler de ve (Lut’un) altı üstüne getirilen şehirleri de hep (aynı) günahı işlediler. 10- Hepsi de Rablerinin rasûllerine isyan ettiler. O da onları çok şiddetli bir (azapla ansızın) yakalayıverdi. 11- Su sınırı aşıp (her yeri kapladığı) zaman sizleri akıp giden o gemide biz taşıdık. 12- Onu sizin için bir ibret kılalım ve belleyen kulaklar da onu bellesin diye.
9. Yani azgın iki ümmet olan Âd ve Semûd’un dışında azgın ve haddi aşan başka ümmetler de gelmiştir. Yüce Allah’ın kendilerine rasûlü İmran oğlu Mûsâ’yı -salât ve selâm olsun ona- peygamber olarak gönderdiği Mısır Firavun’u bunlara bir örnektir. O, onlara apaçık belgeler ve mucizeler göstermişti. Bunlar sayesinde hakka kesin olarak inandıkları halde sırf zalimlik ederek ve büyüklük taslayarak bile bile inkâr ettiler, küfre saptılar. Onlardan önce daha başka yalanlayıcılar da gelmişti. “(Lut’un) altı üstüne getirilen şehirleri” bunlar Lût kavminin şehirleri idi. İşte bu sayılanların hepsi de “hep (aynı) günahı işlediler.” Yani haddi aşan işler yaptılar ki bunlar da küfür, yalanlama, zulüm, inatlaşma ve bunlara ek olarak türlü masiyetler ve fasıklıklar idi. 10. “Hepsi de Rablerinin rasûllerine isyan ettiler.” Yani bunların hepsi, Allah’ın kendilerine gönderdiği peygamberi yalanladılar. "O da onları” hepsini “çok şiddetli” helâkleri ile sonuçlanan, bilinen sınırın ve miktarın çok üstünde “bir (azapla ansızın) yakalayıverdi.”
11. Helak olanlar arasında Nûh kavmi de vardır. Allah, tufan ile onları suda boğmuştu:“Su sınırı aşıp (her yeri kapladığı) zaman” yeryüzünü kaplayıp oranın en yüksek yerlerinin de üstüne çıktığında “sizleri akıp giden o gemide biz taşıdık” Yüce Allah, onlardan sonra yarattığı insanlara olan lütfunu zikretmekte “sizleri” diyerek Allah’ın boğulmaktan kurtardığı baba ve annelerinin sulblerinde oldukları sırada gemide onları taşıyanın kendisi olduğunu hatırlatmaktadır. O bakımdan Allah’a hamdedin. Azgınları helâk ettiğinde sizi kurtarana şükredin. O’nun birliğine/tevhide delil olan âyet ve belgelerinden ibret alın. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 12. “Onu” yani o gemiyi -ki maksat gemi türüdür- “sizin için” yapılmış ilk gemiyi size hatırlatan “bir ibret kılalım... diye.” Bu geminin kıssası nedir? Allah kendisine iman edenleri ve rasûlüne uyanları bu gemi ile nasıl kurtardı? Yeryüzünde bulunanların hepsini nasıl helâk etti? İşte bunları hatırlayasınız diye yaptı. Çünkü bir şeyin cinsinden olan, o cinsin ilkini/aslını hatırlatır. “Ve belleyen kulaklar onu bellesin diye.” Akıl sahipleri bunu akılları ile kavrasın, bundan maksadın ne olduğunu ve hangi yönü ile belge ve mucize olduğunu bilsinler diye. Yüz çeviren ve gaflette olanlarla ahmak ve kavrayışsızlar ise böyle değildir. Onlar, Allah’ın âyetlerinden gereği gibi yararlanmazlar. Çünkü Allah’tan gelen hükümleri bellemez, O’nun âyetleri üzerinde düşünmezler.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Firavun’dan maksat, Hz. Mûsâ zamanındaki Mısır kralıdır (İbn Âşûr, XXIX, 120; Firavun ve kavmi hakkında bilgi için bk. A‘râf 7/103 vd.). “Ondan öncekiler” tamlaması ise genel bir ifade olup Firavun’a kadar gelmiş geçmiş ve isyanları sebebiyle helâk olmuş kavimleri kapsamaktadır. Yukarıda geçen Âd ve Semûd kavimleri de bu grubun içinde yer alır. Altı üstüne getirilen şehirler ise Lût aleyhisselâmın peygamber olarak gönderildiği Sodom ve Gomore olarak yorumlanmıştır (bk. A‘râf 7/80-84; Hûd 11/77-83). İşte bu kavimlerin her biri kendi peygamberine isyan edip onu yalancılıkla itham ettikleri için ayrı ayrı şiddetli cezalara mâruz kalmışlardır. 10. âyetteki “resul” kelimesinin tekil olması her bir kavme gönderilmiş olan ayrı bir peygamberi ifade eder (İbn Âşûr, XXIX, 122).
11. âyette değinilen olay, Hz. Nûh zamanında meydana gelmiş olan tûfandır. Nûh kavmi peygambere isyan etmelerinin cezasını tufanda boğularak çekmişler, Nûh’a inanıp onun gemisine binenler ise kurtulmuşlardır. İşte, “Sular coştuğu vakit sizi gemide biz taşıdık” meâlindeki cümle o gün Nûh’un gemisinde bulunup da Allah’ın lutfuyla kurtuluşa eren, sular çekildikten sonra da karaya çıkan ve sonrakilerin ataları, dedeleri durumunda bulunan müminlere işaret eder. Yukarıda kısaca değinilen olaylarda inkârcıların cezalandırılmış, inananların ise kurtarılmış olduğu bildirilerek olayların nesilden nesile aktarılması ve duyan herkesin bundan ibret alması amaçlanmıştır. Nitekim bu husus 12. âyette açıkça ifade edilmiştir (Nûh kavmi ve tûfanı hakkında bilgi için bk. A‘râf 7/59-64; Hûd 11/25-49).
Firavun ve ondan önce gelmiş bazı milletler alt üst edilerek azap olundular. Onlar Lut'un kavmiydi. Şirk ve günahlardan oluşan çok yanlış ameller işlediler.